5. Ceza Dairesi 2013/2924 E. , 2013/9043 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, irtikap HÜKÜM : İrtikap suçu görevi kötüye kullanma mahiyetinde kabul edilerek her iki suçtan mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/9-230 Esas ve 2008/23 sayılı Kararı uyarınca tayin olunan ceza miktarı nazara alınarak sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin …
**5. Ceza Dairesi 2013/2924 E. , 2013/9043 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, irtikap HÜKÜM : İrtikap suçu görevi kötüye kullanma mahiyetinde kabul edilerek her iki suçtan mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/9-230 Esas ve 2008/23 sayılı Kararı uyarınca tayin olunan ceza miktarı nazara alınarak sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere “icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahildir. Manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekir.” Dosya kapsamına göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş başmüfettişi olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'ın Afyon ilindeki işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden denetim yapmak üzere görevlendirildikleri, sanıklardan ...'ün daha önceden tanıdığı ve Antalya ili Serik ilçesinde çevre sağlığı teknisyeni olarak kamu görevi yürüten diğer sanık ...'yı arayıp Afyon'a çağırdığı, daha sonra sanıklar ... ve ...'in birlikte mağdurlara ait işyerlerine denetim için gittikleri, burada belirlenen eksikliklere ilişkin tutanaklar düzenlenerek imza altına alındığı, eksikliklerin kısa sürede giderilmesi için ...'nın yardımcı olabileceği sanıklar tarafından söylenerek telefon numarasının verildiği, bu aşamadan sonra devreye giren sanık ...'ın işyerlerine giderek eksiklikleri kısa süre içinde giderebileceğini, aksi halde işyerlerinin kapatılabileceği veya yüksek miktarlı idari para cezası uygulanabileceğini söyledikten sonra sahte biçimde ürettiği eksikliklerin giderildiğine ilişkin belgeleri mağdurlara vererek ifadelerde belirtilen miktarlarda paraları aldığı ve bu paraları diğer iki sanığa verdiği, sanıklar ... ve ...'in bu aşamadan sonra işyerlerinde eksiklik bulunduğuna ilişkin tutanakları imha ederek kayda değer bir eksiklik bulunmadığına ilişkin fiili ve gerçek duruma aykırı yeni tutanaklar tutarak mağdurların denetim dosyalarına koydurmaları şeklinde geliştiği anlaşılan olayda işyeri kapatma ve para cezası uygulamasının yasal yaptırımlar olması, mağdurların eksiklikleri bilmeleri ve baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip bulunmaları karşısında cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, ancak ... ve ...'in işyerlerindeki eksikliklere ilişkin tutanakları düzenleyip Kütahya bölge müdürlüğüne göndermeleri gerekirken bunu yapmamak için menfaat temin etmeleri biçimindeki davranışlarının suç tarihinde yürürlülükte bulunan TCK'nın 252/1. maddesine göre görevlerinin gereklerine aykırı olarak yapmaları gereken bir işi yapmamak suretiyle yarar sağlamayı düzenleyen rüşvet suçuna uyduğu, sanıklar ... ve ...'in zincirleme şekilde rüşvet alma, sanık ...'ın ise zincirleme şekilde rüşvet alma suçuna yardım etme fiilinden TCK'nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek eylemlerin ağırlığıyla orantılı biçimde cezalandırılmaları gerektiği nazara alınmadan dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirme ile görevi kötüye kullanma ve bu suça yardım etmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması, Kabule göre de; Her iki suçun TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen ceza zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca arttırılırken denetime imkan verecek şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sadece takdiren denilmek suretiyle 2/3 oranında arttırım uygulanması, Hükümden sonra yürürlüğe giren ve görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili ceza yaptırımını değiştiren 6086 sayılı Yasa hükümleri uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi lüzumu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.