Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/625 E. , 2024/5283 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/625 Karar No : 2024/5283 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 9 yaşındaki oğlu ...'i…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/625 E. , 2024/5283 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/625 Karar No : 2024/5283 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 9 yaşındaki oğlu ...'in 26/09/2015 tarihinde Osmaniye ili, Cevdetiye Beldesine düğüne gittikleri sırada bu beldede bulunan davalı idareye ait sulama kanalına düşerek hayatını kaybettiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu, kanal çevresinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının oğlu ...'in, Cevdetiye Beldesindeki sulama kanalına düşmesi nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olan olayın 26/09/2015 tarihinde meydana geldiği, dolayısıyla dava konusu tazminat talebinin dayanağı olan zarar ve olayın meydana geliş şekli yönünden, tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta haberdar olunduğu; dolayısıyla "zarar" ve "eylemin idariliği"nin 26/09/2015 tarihinde öğrenildiği, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen zorunlu idari başvurunun, "eylem, zarar ve eylemin idariliğinin" öğrenildiği 26/09/2015 tarihten itibaren 1 (bir) yıl içerisinde ve en geç 26/09/2016 tarihinde yapılması gerekirken, bu sürenin geçirilmesinden çok sonra, 04/12/2017 tarihli dilekçeyle yapılan başvuru üzerine açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, bir ve beş yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, idarenin tam kusurlu olduğu, olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasındaki tek tanık olan müteveffanın kardeşinin beyanında yumuşak toprağa basması sonucu toprağın kaydığını ve abisinin suya düştüğünü ifade ettiği, yargılama sonucu üçüncü kişinin beraat ettiği, idarenin kusurunun ceza yargılaması ile ortaya çıktığı, herhangi bir araştırma yapılmadan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı tarafından, 9 yaşındaki oğlu ...'in 26/09/2015 tarihinde Osmaniye ili, Cevdetiye Beldesine düğüne gittikleri sırada bu beldede bulunan davalı idareye ait sulama kanalına düşerek hayatını kaybettiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu, kanal çevresinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve ceza yargılaması sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Uyuşmazlıkta; dava konusu olaya ilişkin olarak suça süreklenen çocuk olan 3. kişi hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, müteveffanın parmaklık gerisinde spor ayakkabılarını çıkardığı, parmaklık arkasına tek başına geçtiği, olay yerinde kayma izi bulunduğu, müteveffanın itme sonucu değil ayağının kayması sonucu düşerek boğulması şeklinde olayın gerçekleştiği, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olup söz konusu karar istinaf ve Yargıtay incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir. Bakılan davada her ne kadar mahkemece; olayın meydana geldiği 26/09/2015 tarihinde "zarar" ve "eylemin idariliği"nin öğrenildiğinden bahisle bu tarihten itibaren 1 (bir) yıl içerisinde ve en geç 26/09/2016 tarihinde yapılması gereken başvurunun çok sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, dava konusu olaya ilişkin olarak yürütülen ve davacının katılan sıfatıyla yer aldığı ceza yargılamasına ait ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dava dosyası incelenerek, 26/09/2015 tarihinde gerçekleşen olayda zarara sebep olan eylemin idariliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda; bakılmakta olan davada anılan ceza yargılaması dikkate alınarak davanın süresinde olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.