11. Hukuk Dairesi 2012/15717 E. , 2013/13174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2011/45-2012/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutana
**11. Hukuk Dairesi 2012/15717 E. , 2013/13174 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2011/45-2012/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ... isimli kişinin sahibi bulunduğu ... Eğitim ve Rehabilitasyon merkezine 25 11 2009 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile %50 hisse oranında ortak olduğunu, ortaklık sözleşmesi ile işletmenin kurumlardan hak ve alacaklarının yatırıldığı davalı bankanın Pınarbaşı şubesindeki*** *** ****01 nolu hesapta da müşterek hesap sahibi olduğunu, sözleşmenin kurulmasından sonra ...’in müvekkili zararına eylemlerde bulunması nedeniyle sözleşmenin 11. Maddesine dayanarak 03/03/2010 noter ihtarı ile ...’e verilen temsil yetkisini kaldırılarak, sözleşmenin feshinin ihbar edildiğini ve dava dışı üçüncü kişinin müvekkilinin de sahibi olduğu Özel Gözde Rehabilitasyon Merkezi’nin ... ve ortağı ... adına bulunan*** *** ****01 nolu hesaptan tek imza ile istifade etmesine engel olunması amacıyla davalı bankaya ihtar gönderildiğini, buna rağmen dava dışı ...’in müvekkilinin de hesap sahibi sıfatını taşıdığı hesaptan 25/03/2010 tarihinde 17.000 TL ve 21/04/2010 tarihinde ise 19.352 TL tutarındaki meblağı tek imza ile çekerek müvekkilini zarara uğrattığını, davalı bankanın çekilen ihtara rağmen tek imza ile hesap hareketlerine onay vermesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 10.000,00 TL tazminatın davalı bankaca dava dışı 3. kişiye ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; BK 525 maddesine göre adi ortaklıkta her ortağın tek başınan ortaklığı yönetebileceğinin karara bağlandığını, haklı sebeplerin varlığı halinde diğer ortağın yetkilerinin kısıtlanabileceğini, ancak böyle bir durumun varlığı halinde diğer ortağın yetkisinin tek bir ortağın kararıyla değil, ortaklar kurulu kararı veya mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini, taraflar arasındaki sözleşmede de ortağın idare hakkının kaldırılmasına ilişkin hüküm bulunmadığını, müvekkili banka tarafından davacıya şirket ortağı ...’in temsil yetkisinin kaldırılması ile ilgili mahkemeden acilen karar alması ve öncelikle ilgili hesaptan adı geçene ödeme yapılmaması yönünde tedbir kararını bankaya ibraz etmesi gerektiği hususunun davacıya defalarca yazılı ve şifahi olarak bildirildiğini, ayrıca davacının diğer dava dışı ortak ...’e karşı açmış olduğu davada mahkemece yazılan müzekkere sonucu ortaklar adına açılan hesaba bloke konulduğunu, ancak daha sonra davacının blokenin kaldırılmasını talep etmesi üzerine hesap üzerindeki blokenin kaldırıldığını, sonrasında ise davacının da diğer dava dışı ortak ...’e karşı açmış olduğu davadan feragat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı T.C. Ziraat Bankasının aynı zamanda tacir sıfatı taşıması sebebiyle objektif özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalı bankanın davacının kendisine yaptığı ihtardan sonra dava dışı ...’e ödeme yapmasının usulsüz ödeme niteliğinde olduğu, usulsüz ödeme yapılması halinde usulsüz ödemeler toplamı kadar zararın var kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava alacak istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı hesapta bulunan paranın adi ortaklığa ait bir para olduğunu belirtmiş ve dosya içinde bulunan banka kayıt suretlerinden de hesabın gerçekten de adi ortaklığa ait olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince davanın bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerektiği nazara alınarak davaya diğer ortağın muvafakatının ve iştirakinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde temsilci tayin edilmesi için süre verilmesi, bu hususun sağlanamaması halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.