DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3639 E. , 2024/400 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3639 Karar No : 2024/400 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2019/143, K:2022/3312 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İli…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3639 E. , 2024/400 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3639 Karar No : 2024/400 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2019/143, K:2022/3312 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan maaş haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2019/143, K:2022/3312 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının istinaftan feragat nedeniyle 08/11/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesi ile davacının bu ifadeye karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadesinin, davacının FETÖ ile iltisakı ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevlendirilmesinin, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna ulaşıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği, Öte yandan, davacının üst aramasında 1 Amerikan Dolarının ele geçirilmiş olmasının, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, bireyselleştirme yapılmadığı, kararların gerekçeli olması ilkesinin, savunma hakkının, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, tanığın savcılıkta ve mahkeme aşamasında vermiş olduğu beyanların birbiriyle tutarsız ve çelişkili olduğu, savcılık beyanında 1998 yılında örgüte ait bir yurtta hukukçuların toplantı yaptığını belirttiği, o toplantıda gördüğü şahısların isimlerini belirtirken kendisinin de ismini verdiği, oysa 2001 yılında staj sırasında kendisiyle tanıştığı, daha önceden tanışmadıkları, nitekim mahkeme beyanında kendisiyle stajda tanıştığını söylediği, FETÖ'nün henüz bir örgüt olmayıp “cemaat” olarak tanımlandığı döneme ilişkin beyanlarının sırf bu yüzden dikkate alınmaması gerektiği, ayrıca tanık beyanının gerçek de olmadığı, somut tek bir beyanın bulunmadığı, tanıkla staj nedeniyle tanıştığı dönemde Bakırköy Adliyesinde staj yaptığı, tanığın iki yüze yakın isim verdiği ve bu verdiği isimlerin bir çoğunun tanığın beyanlarındaki çelişkiler nedeniyle beraat ettiği, mahkemelerin bu şahsın beyanlarına çelişkiler ve tutarsızlıklar nedeniyle itibar da etmedikleri, tanık beyanlarının aleyhe delil olarak kullanma yeterliliğini haiz olmadığı, unvanlı görev aldığı dönemin 2007 yılı yaz kararnamesi olduğu,o dönemde HSYK'da görev yapan üyelerden hiçbiri hakkında FETÖ üyelik veya iltisak, irtibat nedeniyle işlem yapılmadığı, 2011 yılında İnebolu Başsavcılığına atandığı, tayininin nisan ayı başında gerçekleştiği, bu dönemde yaşadığı sorunlar, dokuz bin nüfuslu bir ilçeden, memleketinden ve merkezi yerlere uzak, hiçbir artısı olmayan on bir bin nüfuslu bir ilçeye unvanlı göreve gönderilmiş olmanın artı bir değer olarak görülüp bu durumu örgüt iltisakına delil saymanın görev yaptığı ilçenin niteliğinin bilinmemesinden kaynaklandığı, ayrıca 2011 yılı kararnameye girip unvanlı görev alan birçok meslektaşının halen görevlerine devam ettiği, bu hususun aleyhe delil olarak değerlendirilemeyeceği, ceza infaz kurumuna girerken üzerinde bulunan 101 Dolar içinde yer alan 1 Doların aleyhine delil olarak kabul edilmesinin önyargılı bir bakış açısından kaynaklandığı, ceza mahkemesinin bu hususu araştırmaya gerek görmediği, bu dövizin bizzat kendi eliyle TL'ye çevrilmek üzere teslim ettiği bir para olduğu, YARSAV'a 2007 yılında üye olduğu, talimata istinaden üye olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu, meslekten çıkarma işleminin tesisi esnasında herhangi bir delilin bulunmadığı, hukukun genel prensiplerinin ihlal edildiği, örgütün talimatıyla ne şekilde hareket ettiği, kendine veya başkasına yarar sağlamak için nasıl bir hareketinin olduğu hususlarının açıklanmadığı, Anayasa Mahkemesi kararları ile de sabit olduğu üzere yeterli şüphe bile oluşturmayan bir delille kesin bir irtibat ve iltisak bağı kurulup meslekten ihraç edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaftan feragat nedeniyle 08/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/05/2022 tarih ve E:2019/143, K:2022/3312 kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından dava konusu işlemlerin iptali gerekmekte olup, aksi değerlendirme ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.