T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/125 - 2026/136 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/125 KARAR NO : 2026/136 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2023 NUMARASI : 2022/502 E. - 2023/584 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/125 - 2026/136 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/125 KARAR NO : 2026/136 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2023 NUMARASI : 2022/502 E. - 2023/584 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/09/2023 tarih ve 2022/502 E. - 2023/584 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin merkezinin Hollanda olduğunu, sektörde faaliyet gösteren ve kamu kurumları dahil çeşitli mekanlara, işletmelere kurulum yapan ve ürünlerini satan müvekkili şirketin, aerosol söndürücülerini söndürme ve yangın bastırma işlerinde kullanımını amaçlayıp bu alanda faaliyet gösterdiğini, bu ticari alanın kısıtlı müşteri potansiyelinin ticari sır niteliğinde bulunduğunu, davalının davacı şirkette 18/02/2017 tarihinde işe başlayıp 24/05/2018 tarihine kadar kurumsal satış sorumlusu olarak çalıştığını, davalının kendisine verilen görevde güveni kötüye kullanarak sadakat, sır saklama yükümlülüklerine aykırı davranıp iş sözleşmesi feshedilen ... ile sıkı irtibata geçerek müşteri bilgilerini sızdırmasından kaynaklı iş aktinin feshedildiğini, davalının işi gereği müvekkilinin ticari sır niteliğinde olan müşteri bilgilerine ve müşteri portföyüne erişim sağladığını ve çalıştığı süre boyunca bu bilgileri zilyedinde bulundurduğunu, iş sözleşmesinin feshinden sonra bu bilgileri ve yaklaşık 1000 kişiden oluşan müşteri portföyünü müevekkiline teslim etmediğini, davalının iş sözleşmesinin feshinden hemen sonra ... isimli eski çalışanla birlikte ortak şirket kurduğunu, davalının açıkca dürüstülük kuralına aykırı davranarak müvekkiline ait olan müşteri bilgilerinden faydalanarak gelir sağladığını, müvekkilinin bu nedenle satışlarının durma noktasına geldiğini ve ciddi bir kardan mahrum kaldığını, davalının müvekkilinin müşteri portföyünü kullanarak kurduğu şirket üzerinden müvekkilinin daha önce irtibat kurduğu ve iş yapmakta olduğu kurum ve kuruluşlarla müşteri portföyünü kullanarak iletişime geçtiğini, ayrıca davalının iş sözleşmesinin feshinin akabinde ... Üniversitesi ile yürütülen proje kapsamında müvekkilinin adı ve imkanlarını kullanarak 06/06/2018 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bir demo çalışması ve sunum yaptığını, davalı şahsın birlikte dava dışı şirketi kurduğu ... hakkında da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/173776 saylı dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin müşteri nezdinde zor durumda kaldığını, ticari itibarının zedelendiğini ve mağdur olduğunu, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gibi işçinin iş sözleşmesinden sonra da sır saklama yükümlüğünün düzenleyen TBK'nın 396/4 maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, men'ini, davalının haksız rekabeti ve TBK'nın 396/4 maddesine aykırı hareketi nedeniyle uğradıkları zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL maddi ve 5000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının da olmadığını, hizmet sözleşmesi sona eren davalının artık sır saklama veya rekabet yasağına aykırı hareketinden bahsedilemeyeceğini, kaldı ki böylesi haksız bir durumun da söz konusu olmadığını, davalının müvekkilinin SGK çıkışını iptal edip çalışıyor gibi göstermeye çalıştığını, müvekkilinin işçilik haklarından kaynaklı alacakları için Ankara 38.İş Mahkemesinin 2018/194 esas sayılı dava dosyasında dava açmasını takiben bu davanın haksız biçimde ikame edildiğini, ... isimli şahısla iş arkadaşlığının olup davacı şirkete de dışarıdan montaj desteğinin verdiğini, davacının müşteri portföyünü kaybettirecek derece ağır bir paylaşımın varlığı ve iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira davacının müşteri portföyünün kayıtlarında yer aldığını, müvekkilinin de çalıştığı süre boyunca müşteri bilgilerine davacı şirket kayıtlarından ulaştığını, müvekkilinin davacı şirkete ait hiçbir bilgiyi kullanmadığını, davacı şirketle iş ilişkisi bittikten sonra dava dışı şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin uzun çalışma hayatı boyunca edindiği bilgi ve tecrübenin ticari sır olarak değerlendirilemeyeceği, davacı şirketten ayrıldıktan sonra ortaklık kurmasının çalışma özgürlüğü kapsamında ele alınması gerektiğini, davacı müşterilerinin yeni kurulan şirket ile çalıştığının kanıtlanmasının zorunlu bulunduğunu, kazanılan bilgi ve tecrübenin kendi özel işinde kullanılmasının doğal olduğunu, manevi tazminat koşullarının bulunmadığını, mağdur olan tarafın müvekkili olup iş mahkemesindeki davanın incelenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar davacı tarafından davalının işten ayrılırken telefon rehberindeki ticari sır mahiyetindeki müşteri iletişim bilgilerini teslim etmediği, işten ayrıldıktan kısa süre sonra aynı iş kolunda bir şirket kurarak davacı bünyesinde edindiği bilgileri kullandığı ve şirketin imkanlarını kullanarak demo çalışması yaptığı ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabete ve sadakat yükümlülüğüne aykırılığa dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine dair eldeki dava ikame edilmiş ise de davacı tarafından iddianın ileri sürülüş şekline göre müşteri iletişim bilgilerinin tek başına sır olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi yapılan işin niteliği gereği müşteri telefonlarının bilinmesinin de tek başına başkasının müşteri listesinin kullanılması anlamına gelmeyeceği, haksız rekabet teşkil etmeyeceği, kaldı ki özellikle dinlenen davacı tanıklarının beyanı da nazara alındığında satış süreçlerinde ve bu bağlamda müşterilerle ilişkilerin yürütülmesinde davalının yegane görevli olmadığı, davacının bu konuda dışarıdan hizmet de aldığının anlaşıldığı, sonuç olarak, somut olayda tek başına müşteri iletişim bilgilerinin ticari sır olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davalının davacıya ait müşteri listesinden kendi kurduğu şirketin işleri için yetkisiz olarak yararlandığı iddiası bakımından ise öncelikle davalının bildiği bir işi yapmasının doğal hakkı olduğu, taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin bir sözleşme olmadığı, çalıştığı iş kolunda hangi firmaların iş yaptığını bilmemesi mümkün olmadığı gibi bu bilgilere ulaşmasının da zor olmayacağı, yine davalının davacı şirkette edindiği tecrübeleri davacı şirketten ayrıldıktan sonra kullanmasının da hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabulünün gerektiği, aksi durumda bir çalışanın belirli bir işyerinde çalıştıktan sonra ticaret hayatında faaliyet gösteren başka bir işletmede çalıştığı her ihtimalin haksız rekabet olarak değerlendirilmesine yol açacağı, bu durumun ise Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetini ihlal eder nitelikte olacağı, davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak davacının zararına hareket ettiği ve Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde yapıldığı iddia edilen demo çalışması dahil davacının imkanlarından faydalanmak suretiyle kendisine fayda sağladığı iddialarının ise tüm dosya kapsamı ile dinlenen tanık beyanlarından soyut mahiyette kaldığı, davacı tarafından iddia edilen davalı faaliyetlerinin haksız rekabete yol açtığına ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğuna dair dosyada kanıtlayıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının iş akdi devam ederken, sadakat, özen ve sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müvekkili ile haksız rekabete giriştiğini, TBK'nın 396. maddesi gereğince işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçinin, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlü bulunduğunu, her ne kadar ortada bir rekabet yasağı sözleşmesi olmasa da davalının sır saklama ve sadakat yükümlülüğünün devam ettiğini, durum böyle iken, davalının bu yükümlülüklere aykırı davrandığını, müvekkili iş vereninin sırlarını haksız bir şekilde alıkoyduğunu, ticari sır niteliğindeki bu bilgileri kendi menfaatine kullandığını, böyle bir durumda müvekkili şirketin zarara uğramadığından bahsedilmeyeceğini, müvekkili Şirket bünyesinde yaklaşık 14 aylık bir süre ile çalışan ve görevi "Kurumsal Satış Sorumlusu" olan davalıya 14 ay boyunca maaş, araba, telefon, yemek gibi bedeller ödendiğini, karşılığında müşteri portföyü oluşturulması istendiğini, ancak davalının oluşan müşteri portföyünün müvekkili şirkete ait olmasına rağmen vermediğini, ticari sır niteliğindeki bu bilgileri kendi menfaati için kullanmaya başladığını, hiç bir şekilde ticari ahlaka sığmayacak bir şekilde müşterileri ile irtibat kurduğunu, davalının eylemlerinin TTK'nın 54. maddesi gereğince haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabete ve TBK'nın 396/4 maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın yetkili ve görevli mahkemede görüldüğü, her ne kadar davacı tarafça, davacı şirkette kurumsal satış sorumlusu olarak çalışan davalının, iş akdinin feshinden sonra işi gereği kendisinde bulunan ve ticari sır niteliğinde olan yaklaşık 1.000 kişiden oluşan müşteri portföyünü teslim etmediği ve işten ayrıldıktan sonra yine davacının eski çalışanı olan dava dışı ... ile birlikte kuruduğu şirkette bu bilgileri kullanarak gelir elde ettiği, yine davalının davacının müşterileri irtibata geçerek müvekkilini kötülediği, davalının işten ayrıldıktan sonra ... Üniversitesi ile yürütülen bir proje kapsamında, davacının adı ve imkanları kullanılarak 06/06/2018 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bir demo çalışması ve sunum yaptığı, davalının davacı nezdinde çalıştığı sırada davacının bahsi geçen proje kapsamındaki fiyat teklifinin davalı tarafça hazırladığı, işten ayrıldıktan sonra davalının ticari sır niteliğindeki bu bilgileri kullanarak kendi adına satış yaptığı, yine ticari sır mahiyetinde olan ve davalının işi gereği vakıf olduğu davacının ihalelerde uyguladığı fiyat politikasını ve vereceği fiyat tekliflerini kullanarak kurucusu olduğu dava dışı şirket ile bayisi olduğu dava dışı şirketlere menfaat sağladığı ileri sürülerek eldeki dava açılmış ise de tüm dosya kapsamına göre davalının haksız rekabet teşkil eden ya da TBK'nın 396/4. maddesine aykırılık oluşturan bir eyleminin ispat edilemediği, ispat edilemeyen davanın reddine dair kurulan hükümde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.