10. Hukuk Dairesi 2023/10528 E. , 2024/7907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2229 E., 2023/1134 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/478 E., 2022/238 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edi
**10. Hukuk Dairesi 2023/10528 E. , 2024/7907 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2229 E., 2023/1134 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/478 E., 2022/238 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 17.02.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Vakıf ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında yapılan protokol gereğince 5395 sayılı Kanun kapsamında koruma ve bakım altında bulunan 0-18 yaş aralığındaki çocuklara yönelik bakım hizmeti verdiklerini, davacının Bolluca köyünde bulunan aile evinden terlik ile çıkması nedeniyle bahçede kar ve soğuk sebebiyle oluşan kaygan zeminde tutanamayarak düşmesi şeklinde meydana gelen kazada müvekkiline yüklenebilecek kusur bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine davacının sebep olduğunu ve iddiaların doğru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüyle, 414.691,68 TL net maddi ve 50.000,00 TL net manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden fazlaya dair isteklerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların kusur oranlarının gerçek verilere dayanılarak hazırlanmadığını, davacının iş gücü kaybı oranının doğru şekilde hesaplanmadığını, SSYSK'nın raporuyla davacının iş gücü kaybı oranının %100 olarak belirlendiğini, davacının iş gücü kaybının SGK Yüksek Sağlık Kurulunun belirlediği %100 oranı üzerinden hesaplanması gerekir iken hiçbir yeni tetkik ve muayene yapılmadan ATK'nın %22.2 olarak belirlediği orana dayalı olarak oluşturulan karara itiraz ettiklerini, hesap raporunda aktif ve pasif dönem hesaplamasının, kadın erkek ayrımını gözetilmeden yapılmış olduğu, 2010 tarihli Erkek/Kadın PMF yaşam tablosuna göre davacının bakiye ömrünün 50 sene olarak görülmekte olduğu, oysa bilirkişi raporunda davacının bakiye ömrünün 38 sene olarak hesaplamış olduğunu, manevi tazminat miktarının, emsal içtihatlar değerlendirilmeden, uğranılan manevi kayıpla orantısız bir şekilde takdir edildiğini, gerekçeli kararda yargılama giderlerinin ödenmesi hususunda herhangi bir hükmün bulunmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusura ilişkin raporun esas uzmanlığının makine mühendisliği konusunda olan bilirkişi tarafından düzenlenmiş olmasının, itirazlarına rağmen Mahkeme tarafından teşkil edilecek bir bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmamış olmasının usuli bir eksiklik olup bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, salt afaki ve varsayımsal kusur oranlarına itibar edildiğini, davalı Vakfın birinci dereceden %60 kusurlu olarak atfedilmesinin hiçbir dayanağının bulunmadığını, dosyanın maluliyet oranı hesaplanması için Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesinin sebebinin iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi iken raporda değerlendirme yapılmadan, tespite varılmasının hatalı olduğunu, eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmaması ve çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasında yer alan 18.07.2012 tarihli SGK denetmen raporunda; kazanın kötü bir rastlantı sonucu oluştuğu, davacının kusurunun bulunmadığı, kaçınılmazlık ilkesi uygulandığından davalı işveren hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı kanaatinin belirtildiği, A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Makine Mühendisi tarafından hazırlanan 02.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda, iş yeri dahilindeki dış mekanlarda merdivenlerin ve yolların kardan ve buzdan temizlenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı işverenin %60, davacının ise karlı ve buzlu havada dolaşırken kaymaz tabanlı bir ayakkabı giymesi, merdivenlere çıkmadan önce buz tutup tutmadığını kontrol etmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı işçinin %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine yer verildiği, A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Makine Mühendisi tarafından hazırlanan 06.01.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda da önceki raporda olduğu gibi benzer gerekçelerle davalı işverenin %60, davacı işçinin ise %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, birbirini teyit eden ve iş güvenliği uzmanları tarafından hazırlanan kusura yönelik bilirkişi raporlarının oluşa ve dosya kapsamına uygun düştüğü, denetime elverişli şekilde hazırlandığı anlaşılmakla kusura yönelik mezkur bilirkişi raporlarına itibar edilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığının değerlendirildiği, dava dosyasında mevcut olan ve SGK bünyesinde alınan raporlarla tespit edilen sürekli iş göremezlik derecelerinin; Kocatepe SGM'nin 10.07.2013 tarihli ve 13771 sayılı raporuyla 12.2, İstanbul SGM Bölge Sağlık Kurulunun 10.08.2015 tarihli ve 3773 sayılı raporuyla 38.2 (Kontrol muayenesi gerekir), İstanbul SGM'nin 25.07.2017 tarihli ve 2683 sayılı raporuyla 48.2 (Kontrol gerekir), SSYSK'nın 12.03.2018 tarihli ve 20/4300 sayılı raporuyla %100 (Kontrol gerekmez) şeklinde olduğu, SSYSK'nın 12.03.2018 tarihli raporunun davalıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belge dava dosyasında bulunmadığı, bu bakımdan, davalı vekilinin söz konusu raporu 25.09.2018 tarihli duruşmada öğrendiği kabul edilerek duruşmadaki itiraz beyanı doğrultusunda itiraz prosedürünün işletilmesinin yerinde olduğu, öte yandan, ATK 3. İhtisas Dairesi ile ATK 2. Üst Kurulunun raporlarıyla davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %22.2 olarak belirlendiği ve 04.11.2021 tarihli duruşmada, davacı vekilince de %22.2 oranı üzerinden hesaplama yapılmasının talep edildiği dikkate alındığında, taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf itirazlarına itibar edilmediği, dava konusu kaza olayı nedeniyle davacının iş göremezlik derecesinin sürekli değiştiği, iş gücü kayıp oranının belirlenmesi işlemleri sırasında davacının defalarca muhtelif hastanelere gidip gelmek zorunda kaldığı, dosyada mevcut sağlık kurulu raporları ile özürlülük raporları ile dayanak belgelerindeki tespitler dikkate alındığında, davacı yararına 75.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf sebepleri kısmen yerinde olup, Mahkeme kararının kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu, ancak mevcut delil durumuna göre yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 414.691,68 TL net maddi ve 75.000,00 TL net manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,737 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacı vekilinin reddedilen maddi ve manevi tazminata, davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin reddedilen maddi ve manevi tazminata, davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.