7. Hukuk Dairesi 2011/6965 E. , 2012/5259 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 201 ada 47 parsel sayılı 68,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi hükmüne göre köy çeşmesi ve arsası niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... m…
**7. Hukuk Dairesi 2011/6965 E. , 2012/5259 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 201 ada 47 parsel sayılı 68,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi hükmüne göre köy çeşmesi ve arsası niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, gerekli koşulları içermediği; mahkeme heyetine verilecek ücretlerin kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmediği, tanıklar için tanıklık ücreti belirlenmediği, öte yandan davacı vekiline keşif avansını ödemesi için keşif gününden 5 gün öncesine kadar kesin süre verilmiş ise de; verilen süre sonunda keşif gideri mahkeme veznesine depo edilmiş olsa dahi, ödeme süresinin son günü ile keşfin yapılacağı gün arasındaki 5 günlük sürenin, bilirkişi ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için yetersiz olduğu açıktır. Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararın kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 04.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.