4. Hukuk Dairesi 2010/4386 E. , 2010/6605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 2-... AŞ. 3-... VEKİLİ AVUKAT ... Davacı... Ltd. Şti vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 17/10/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan daval
**4. Hukuk Dairesi 2010/4386 E. , 2010/6605 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 2-... AŞ. 3-... VEKİLİ AVUKAT ... Davacı... Ltd. Şti vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 17/10/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan davalıların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davacının HUMK’nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre temyiz istemi reddedilmelidir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 3-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu yayında yer alan sözlerin niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 2.500,00 YTL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (3) sayılı bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…2.500,00…” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “…1.000,00…” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 3 nolu bendinin tümden silinerek yerine 3 nolu bent olarak “3-Alınması gereken 135,00 YTL karar harcı, davacıdan peşin alınan harç ile karşıladığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazladan yatırılan 81,00 YTL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; 4 nolu bendinde yer alan “…150,30…” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “…69,30…” sayı dizisinin yazılmasına; davalıların öteki temyiz itirazlarının (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle; davacının temyiz dilekçesinin (1) sayılı bentte gösterilen nedenle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 02/06/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ... Limited Şirketi, ... Gazetesinin 15 Eylül 2007 günlü sayısında davalılardan ... tarafından kaleme alınan “O kör levreğin dahi sofranızda hakkı var” başlığı altındaki köşe yazısında, sahillere yakın kurulan balık çiftliklerinin altındaki bitki tabakasının, yukarıdan dökülen ilaç ve kimyasalların etkisiyle bitirildiğini, ekolojik dengenin bozulduğunu, Hükümetin balık çiftliklerini açık denize taşıtma kararı aldığını belirterek, “…denizden bir lokma sebeplenenlerin dahi yağmacılara tükürük borcu var… bu balık çiftliği sahiplerini aranıza sokmayın, karşılaştığınızda tükürülecek yüzlerine gülüp, sırtlarını sıvazlamayın, şenliklerinize davet etmeyin, düğünlerine derneklerine katılmayın, yan yana gözükmeyin, gittikleri lokantalarda yemek yemeyin, ellerini sıkmayın …” biçiminde ifadeler kullanmak suretiyle balık çiftliği sahibi olarak kendisinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 10.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, yazıda hiçbir şekilde davacı yanın şahsının hedef alınmadığını, aleyhinde herhangi bir ifade ve beyan bulunmadığını, öncelikle “aktif husumet yokluğu” nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca yazının; gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık koşullarını taşıdığı, hukuka uygun bulunduğunu gerekçe göstererek davanın esastan da reddi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, yazıda eleştiri sınırlarının aşıldığı benimsenip, talep kısmen kabul edilerek 2.500 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu ise, davacı yararına takdir edilen manevi tazminatı yukarıda açıklanan gerekçelerle 1.000 TL ye indirmek suretiyle düzelterek onamıştır. Davaya konu edilen yazıda davalı ...’ın, sahillerin yakınında kurulan balık çiftliklerinin kötü kullanılmasından ötürü altındaki bitki örtüsünün adeta yandığını, düzenlenen raporlarda da bu vahametin ortaya konulduğunu, dolayısıyla ekolojik dengenin bozulduğunu vurguladığı anlaşılmaktadır. Anayasa’nın “Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” başlıklı 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip bulunduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşın ödevi olduğu hükme bağlanmıştır. Yazının hiçbir yerinde davacının adı geçmemektedir. Bu durumda yazının davacıya yönelik olduğu ve matufiyet unsurunun gerçekleştiği kabul edilemez, öncelikle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Davayı kısmen kabul eden ilk derece mahkemesi kararı bozulmalıdır. Katılmamakla birlikte, kabule göre de çevreye, doğaya ve dolayısıyla tüm canlılara olduğu gibi, insana da verilen zararların üst seviyeye çıktığı ve arttığı bir zamanda yapılan bu eleştiri, hukuka uygunluk kriterlerini taşıması sebebiyle sert ve kırıcı da olsa katlanılması gerekir. Bu yönüyle de yerel mahkeme kararının bozulması kanaat ve görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 02/06/2010