T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/918 Esas KARAR NO:2026/182 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2022/617 Esas- 2023/248 Karar TARİH:29/03/2023 DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ:29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/918 Esas KARAR NO:2026/182 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2022/617 Esas- 2023/248 Karar TARİH:29/03/2023 DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ:29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirkete diğer davalı ...'nın müşterek ve müteselsil kefaletiyle açılan ve kullandırılan kredi hesaplarının 07.06.2019 tarihi itibariyle kapatıldığını, kredi hesaplarının kapatıldığı ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içeren hesap özetinin tebliğ edildiğini ancak borcun ödenmediğini, davalılar aleyhine ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı tarafça yetkiye, asıl alacağa, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, davalıların itirazının haksız olduğunu, sözleşme ile kabul edilen temerrüt faizinin TMK'nın 2. maddesine uygun olduğunu, bu hususun yerleşik Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, davalı borçlular aleyhine alacağının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takibe yapılan itirazın iptaline, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili ... Şti'ye usulüne uygun olarak herhangi bir ihtarname veyahut da hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, kredi sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalayan şirket aleyhine hesap kat ihtarnamesi ihtar edilmeksizin hem borçlu hem de kefile icra takibi ikame olunması usul ve yasaya aykırı mahiyette olup işbu davanın hem müvekkili şirket hem de kefil sıfatı ile imza atan müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerekeceğini, ilamsız takiplerde asıl önemli hususun takip konusu alacak miktarının likid olması olduğunu ancak daha asıl alacak içerisindeki kalemlerin hangi borçtan kaynaklandığı dahi açıklanmamışken, borcun varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirirken, usule uygun hesap kat ihtarnamesi gönderilmemişken müvekkillerinin dava konusu icra takibine itiraz etmesinin doğal olduğunu, müvekkillerinin hakkını kullanmasının kötüniyetli olduğu anlamına gelmediğini, usule uygun muacceliyet ihtarı olmayıp borç miktarı ile icra takibi arasında uyumsuzluk olduğunu, faizlerin başlangıç tarihlerinin hatalı, işletilen faizler ve ve uygulanan faiz oranlarının fazla olduğunu, yıllık temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının, kanun hükümlerince belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağını, takip konusu alacağa işletilen %46,80 yıllık temerrüt faizi, kanun hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olup itirazlarının haklılığının izahtan uzak olduğunu, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ancak davacı bankanın fahiş faiz miktarları işletmek ve müvekkili şirkete hesap kat ihtarnamesi tebliğ etmeksizin icra takibi ikame etmesinin, hesap kat ihtarnamesinde belirtilen asıl alacak tutarı ile takip talebinde talep olunan asıl alacak miktarlarının farklı olması sebebiyle müvekkilini fazladan borçlandırmaya çalıştığını gösterdiğini beyanla davanın reddine, davacı taraf aleyhine çıkış miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı yükletilmesine, müvekkilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı banka ile davalı şirket arasında 20/12/2012 tarihli ve 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalı ...'nın da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, tüm dosya kapsamına göre davacı bankanın davalılardan icra takip tarihi itibariyle, davaya konu alacağı için hüküm kısmında belirtilen miktarlarda alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, likit olan ve kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına, reddolunan kısım yönünden şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Mahkemece cevap dilekçesinde ileri sürülen hususlar araştırılmadan ve değerlendirilmeden hüküm tesis edildiği, davacı tarafça davalı müvekkili şirkete usulüne uygun olarak herhangi bir ihtarname veyahut hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmediği, bu hususun bilirkişi raporunda da açıklandığı, sözleşmenin 13/2. maddesi ile tarafların sözleşmede bildirdikleri adreslere yapılan tebligatların geçerli ve tarafa yapılmış sayılacağının hüküm altına aldığı ancak dosyaya ibraz edilen ihtarname tebliğ evraklarında davalı şirkete yapılmış bir tebligatın bulunmadığının açık olduğu, kredi sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalayan davalı şirket aleyhine hesap kat ihtarnamesinin usulünce ihtar edilmeksizin hem borçlu hem de kefile icra takibi ikame olunmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece tebliğ hususuna hiç değinilmeksizin eksik inceleme ile bilirkişi raporunun hesaplama kısmının esas alınması suretiyle hüküm tesisinin eksik, hatalı ve hukuka aykırı olduğu, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalı ...'nın eli mahsulü olmadığı, bu kısımdaki yazılardan sadece isim soyisim ve adres kısmının davalının el yazısı ile yazıldığı, Mahkemece işbu itirazın da gözetilmediği, müteselsil kefalete ilişkin olarak sözleşme Türk Borçlar Kanunu'nun 583/1. maddesine uygun olarak düzenlenmediğinden geçersiz olduğu, davacı tarafından talep edilen asıl alacak içerisindeki kalemlerin hangi borçtan kaynaklandığı dahi açıklanmamışken ve borcun varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirirken, usule uygun hesap kat ihtarnamesi gönderilmemişken davalılar aleyhine dava konusu icra takibine itiraz etmiş olmaları kadar doğal bir durum olmadığı, dolayısıyla alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından kendilerine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/617 Esas 2023/248 Karar ve 29.03.2023 tarihli ilamına istinaden alacak kalemlerinin tahsili amacıyla icra emri gönderildiği ancak mahkemece gerekçeli kararda İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından takibin devamına karar verildiği, davacı tarafça hukuka aykırı bir şekilde mükerrer takip açıldığı, işbu sebeple kendileri tarafından İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/238 Esas sayılı dosyasında dava ikame edildiği, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki icra takibinin de derdest olduğu ve kararın bu sebeplerle kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacakların tahsili ve gayri nakdi alacakların depo edilmesi talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bankacı bilirkişiden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca, hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.Davalı tarafça, davalılara usulüne uygun şekilde kat ihtarnamesinin tebliğ edilmediğine dair istinaf sebebi yargılama aşamasında sunulan cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda bu savunma sebebi; davalı şirkete kat ihtarnamesi tebliğ edilmemiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 13.2 maddesi uyarınca adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde sözleşmede yer alan adrese çıkarılan tebligatın yapılmış sayılacağının kabul edildiği ve yine davalı kefile kat ihtarnamesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği gerekçesi ile değerlendirilmiş olup, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davalılar vekili, genel kredi sözleşmesinde davalı kefile ait kefalet yazılarının davalının eli ürünü olmadığını ve Mahkemece bu hususun incelenmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; Mahkemece davalı tarafa, dava dilekçesi ile birlikte genel kredi sözleşmesi de tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap dilekçesi ile bu şekilde bir savunmanın ileri sürülmediği, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile kefalet kabul edilmişken, bilirkişi raporuna karşı sunulan dilekçede ilk kez ileri sürülen bu hususta Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmamasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, yine davalılar vekilince dava konusu takip yönünden derdestliğin söz konusu olduğuna dair istinaf sebebinin yargılama aşamasında ileri sürülmediği ve HMK'nın 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında incelenemeyeceği, davacı banka tarafından düzenlenen kat ihtarmamesi ile dava konusu alacağın her bir kalem belirtilmek suretiyle davalı tarafa bildirildiği ve icra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ve reddolunan kısım yönünden takibin kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.639,79 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.339,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.299,94 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.