Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan İlkadım Belediye Başkanlığında (davalı ...) hizmet alımı adı altında yüklenici firmalar olan ... İnşaat Temz. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. (davalı ... İnşaat Şirketi), ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) ve ... İnşaat Tic. San. Ltd. Şti.nde (... Ltd. Şti.) 01.01.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, 01.01.2004 tarihinde İlkadım Belediyesi Başkanlığı kadrosuna alındığını, çalışmalarının kesintisiz olduğunu, 2011 yılı Kasım ayından
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan İlkadım Belediye Başkanlığında (davalı ...) hizmet alımı adı altında yüklenici firmalar olan ... İnşaat Temz. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. (davalı ... İnşaat Şirketi), ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) ve ... İnşaat Tic. San. Ltd. Şti.nde (... Ltd. Şti.) 01.01.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, 01.01.2004 tarihinde İlkadım Belediyesi Başkanlığı kadrosuna alındığını, çalışmalarının kesintisiz olduğunu, 2011 yılı Kasım ayından itibaren diğer davalı Emniyet Genel Müdürlüğü Samsun İl Emniyet Müdürlüğü emrinde çalıştığını, davacının Belediye nezdinde alt işveren Şirketlerdeki çalışmalarının bildirilmediğini ileri sürerek 01.01.1998-2011 yılı Kasım ayı arasında gerçekleşen çalışmalara ait kıdem süresi ve kıdeme bağlı çalışma sürelerinin tespiti ile tespit edilen bu sürelerin çalışma sürelerine eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriği, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının 01.01.1998-05.05.1998 tarihleri arasında 1020931 işyeri tescil nolu ... İnşaat Şirketi nezdinde geçen çalışma süresinin davalı Emniyet Genel Müdürlüğündeki kıdemine eklenip eklenemeyeceği hususundadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.