Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3001 E. , 2024/3546 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3001 Karar No : 2024/3546 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN ÖZETİ: Davacı tarafından,... Kurumu Başkanlığı'na yapılan ... tarih ve ... sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3001 E. , 2024/3546 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3001 Karar No : 2024/3546 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN ÖZETİ: Davacı tarafından,... Kurumu Başkanlığı'na yapılan ... tarih ve ... sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin iptali ve dava tarihinden geriye 60 günlük süre içinde uygulanmaya devam edilen emekli aylığı ödemesinin yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü. HUKUKİ SÜREÇ: Dava; vakıf yükseköğretim kurumundan emekli olan davacı tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanları ile devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının mali haklarının eşit olacağı düzenlemesi karşısında Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan hüküm nedeniyle emeklilik aylığı ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olarak emekli maaşının hatalı hesaplandığından bahisle yaptığı başvurunun reddi ile Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı' başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında; "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmü ile "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde; "İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde; a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller, c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi, d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar, e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur." hükmüne yer verilmiş; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin, 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, 14. maddenin 3. fıkrasının (g) bendinde yazılı hallerde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği hususları hüküm altına alınmıştır. Yine anılan Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak; bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği kurala bağlanmış olup; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 4575 sayılı Kanunla değişik 24. maddesinin (c) bendinde, bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak davaların ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda çözümleneceği düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasında; "Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer (...) bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; 1992 yılında Sağlık Bakanlığı’nda emekli sandığına tabi doktor olarak çalışmaya başladığı, 2016 Aralık ayında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Dalı’nda Profesör kadrosuna atandığı, 2017 yılı Mayıs ayında emeklilik için gerekli gün sayısını doldurmasına rağmen, yaş sınırı nedeniyle emekli olamadığı, bunun üzerine Sağlık bilimleri Üniversitesi’nden istifa ettiği, 2017 yılı Haziran ayında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda profesör kadrosuna atandığı,15/07/2022 tarihinde yaş sınırını doldurması nedeniyle emeklilik dilekçesi vererek emekli olduğu, Vakıf yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanma alanı bulunduğu, ödenen emekli maaşı tutarının eksik ve hatalı olarak hesaplandığı ileri sürülerek maaşının yeniden hesaplanması için 28/02/2023 tarihli dilekçe ile Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı’na başvurduğu, Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı’nca tarafına cevap verilmediği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanları ile devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının mali haklarının eşit olacağı düzenlemesi karşısında Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca emeklilik aylığı ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, zira; 2547 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesinde; “Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilmez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır.” kuralına yer verildiği, anılan Kanun hükmü uyarınca, vakıf üniversitelerindeki öğretim üyelerinin mali haklarının devlet üniversitesindeki öğretim elemanlarından düşük olamayacağı, Kanun’un öngördüğü mali haklar yönünden eşitlik durumunun sadece aktif çalışanlar yönüyle değerlendirilmemesi gerektiği, emekliler hakkında da uygulanmasının Kanun’un amacına uygun düşeceği, emekli aylığının, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanıp ödendiği, dava konusu Yönetmelik hükmünün 2547 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesine aykırı olduğu, vakıf üniversitesinde çalışan öğretim üyelerinin aylıklar bakımından İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasının gerek aktif çalışırken gerekse emeklilikte dezavantajlı ve adaletsiz bir duruma yol açtığı, 2017 yılı Mayıs ayı itibariyle emeklilik için gerekli olan prim gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen yaş sınırı dolayısıyla emekliliğine onay verilmediği, mağduriyetine neden olunduğu, Sağlık Bakanlığı’na bağlı emekli sandığına tabi olarak çalışmaya başladığı tarih itibariyle yürürlükte olan 3774 sayılı Kanun gereği emeklilik için 25 yıl sigortalı olarak çalışma ve 5000 prim günü doldurma şartı arandığı, süreç içerisinde 4447 sayılı Kanun ile emeklilik için yeniden yaş şartı getirildiği, anılan değişiklik sonrası 2017 Mayıs ayı itibariyle 5000 prim gün sayısını sağladığı halde yaş kriteri nedeniyle emekli olamadığı, çalışmaya başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik hakkı kazanması gerekirken sonradan değişen uygulama ile karşı karşıya kaldığı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden 2016 Aralık ayı itibariyle emekli olamadığı, emekli sandığından emekli olması gerekirken kazanılmış hakkının göz ardı edildiği ve 4/A statüsünde emekli olmaya zorlanarak daha düşük bir emekli aylığına mahkum edildiği, 2017 yılında 4/C emeklilik hakkının elinden alındığı ileri sürülmektedir. Uyuşmazlığın, vakıf yükseköğretim kurumundan emekli olan ve geçmiş çalışmaları uyarınca farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışma ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık halleri nedeniyle Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'a tabi olan davacının; devlet yükseköğretim kurumlarından emekli olan öğretim üyesinden daha az yaşlılık aylığı almasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, iddia edilen bu eşitsizliğin Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinden kaynaklandığı iddiasıyla görülmekte olan dava açılmıştır. Dolayısıyla; davacı tarafından ileri sürülen devlet yükseköğretim kurumundan emekli öğretim üyesi ile vakıf yükseköğretim kurumundan emekli öğretim üyesinin yaşlılık aylıkları arasında oluşan farkın yasal dayanaklarının ortaya koyulması suretiyle dava konusu bireysel işlemin dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması mahiyetinde olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 2. maddesinde,; "bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıkları nasıl hesaplanacağının ayrıntılı olarak düzenlendiği, yine anılan maddede; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır. Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanuna göre 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri esas alınır. (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir. Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiş olup; madde metninde atıf yapılan Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinde; birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı ve ödeneceği, ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı belirtilmiştir. Mülga 2829 sayılı Kanun’un, kapsamda kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisinde fiili hizmet süresi en fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı kuralı uyarınca, 5510 sayılı Kanun’un 4/1(a) ve 4/1(c) kapsamında hizmetleri bulunan davacıya Mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uyarınca son 7 yıllık hizmet süresi içerisinde en fazla hizmetinin geçtiği 4/1(a) kapsamında yaşlılık alığı bağlandığı, anılan statüde bağlanan aylığın hesabının 5510 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinde belirlenen esaslar dahilinde yapıldığı, ilgiliye emsali devlet üniversitesinde çalışan profesör kadro unvanı esas alınarak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasına kanunen imkan bulunmadığı, netice itibariyle; 5510 sayılı Kanun’un 4/1(a) kapsamında çalışmakta iken yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan davacının Mülga 2829 sayılı Kanun’a göre son 7 yıllık hizmet süresi içinde 4/1(a) statüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla; davacının yaşlılık aylığına bağlanması ve aylığının hesaplanmasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve diğer sosyal güvenlik mevzuatının uygulandığı anlaşıldığından; davacı tarafından yapılan ... tarih ve ... sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin uygulama işlemi mahiyetinde olmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan; anılan düzenlemenin vakıf yüksek öğretim kurumunda aktif çalışanlar açısından hüküm ve sonuç doğurduğu dikkate alındığında, vakıf yükseköğretim kurumundan emekli olan davacı tarafından aktif görev yaptığı dönemde dava konusu düzenleme uyarınca İş Kanunu'na tabi çalıştığı ve bu durumun emeklilik dönemi üzerinde doğrudan sonuç doğurduğu ileri sürülmekte ise de; 5510 sayılı Kanun'un 4/c maddesinin kapsamında kamu idarelerinde; bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananların yer aldığı ve sosyal güvenlik mevzuatı açısından "kamu idaresi" tanımının 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kamu idarelerini ifade ettiği, anılan Kanun uyarınca genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında vakıf yüksek öğretim kurumlarının yer almadığı görüldüğünden davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. Nitekim; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na davacı tarafından yapılan başvurunun içeriğinden de anlaşıldığı üzere; 2016 Aralık ayında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Dalı’nda Profesör kadrosuna atanıp 2017 yılı Mayıs ayında emeklilik için gerekli gün sayısını doldurmasına rağmen, o tarih itibariyle yaş sınırı nedeniyle emekli olamadığından bahisle emeklilik hakkının elinden alındığı ve vakıf yükseköğretim kurumunda çalıştığı statünün sonuçları yönünden yaşlılık aylığının yanlış hesaplandığı iddiasıyla açılan davada; anılan hukuka aykırılık iddiaları Yükseköğretim mevzuatından değil sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanmaktadır. Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında; davacı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na yapılan ... tarih ve ... sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi arasında 2577 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca, maddi ya da hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından anılan işlemlere karşı ayrı ayrı dilekçelerde dava açılması gerekmektedir. Bu durumda; dava dilekçesinin, aralarında maddi ya da hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan işlemlere yönelik iptal istemini ihtiva ettiği, ayrıca Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi yönünden iptal talebinin varsa başkaca yönleriyle hukuka aykırılığının 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca açıklığa kavuşturulması gerektiği gibi düzenlemenin, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na yapılan ... tarih ve .. sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem aynı dava dilekçesi ile dava edilemeyeceğinden, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-d maddesi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün (30) içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve masrafları yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı Kanun'un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacı vekiline bildirilmesine, 3. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davanın yenilenmemesi durumunda artan posta avansının davacıya iadesine 4. Dilekçenin bir örneğinin davacı vekiline gönderilmesine, 06/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari Davaların Açılması" başlığını taşıyan 3. maddesinde; davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin belirtileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 15/1-d maddesinde ise; 14. maddenin 3/g bendinde yazılı hallerde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği belirtilmiştir. Dava konusu Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasında; "Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer (...) bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; 1992 yılında Sağlık Bakanlığı’nda emekli sandığına tabi doktor olarak çalışmaya başladığı, 2016 Aralık ayında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Dalı’nda Profesör kadrosuna atandığı, 2017 yılı Mayıs ayında emeklilik için gerekli gün sayısını doldurmasına rağmen, yaş sınırı nedeniyle emekli olamadığı, bunun üzerine Sağlık bilimleri Üniversitesi’nden istifa ettiği, 2017 yılı Haziran ayında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda profesör kadrosuna atandığı,15/07/2022 tarihinde yaş sınırını doldurması nedeniyle emeklilik dilekçesi vererek emekli olduğu, Vakıf yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanma alanı bulunduğu, ödenen emekli maaşı tutarının eksik ve hatalı olarak hesaplandığı ileri sürülerek maaşının yeniden hesaplanması için 285/02/2023 tarihli dilekçe ile Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı’na başvurduğu, Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı’nca tarafına cevap verilmediği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanları ile devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının mali haklarının eşit olacağı düzenlemesi karşısında Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca emeklilik aylığı ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, zira; 2547 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesinde; “Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilmez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır.” kuralına yer verildiği, anılan Kanun hükmü uyarınca, vakıf üniversitelerindeki öğretim üyelerinin mali haklarının devlet üniversitesindeki öğretim elemanlarından düşük olamayacağı, Kanun’un öngördüğü mali haklar yönünden eşitlik durumunun sadece aktif çalışanlar yönüyle değerlendirilmemesi gerektiği, emekliler hakkında da uygulanmasının Kanun’un amacına uygun düşeceği, emekli aylığının, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanıp ödendiği, dava konusu Yönetmelik hükmünün 2547 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesine aykırı olduğu, vakıf üniversitesinde çalışan öğretim üyelerinin aylıklar bakımından İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasının gerek aktif çalışırken gerekse emeklilikte dezavantajlı ve adaletsiz bir duruma yol açtığı, 2017 yılı Mayıs ayı itibariyle emeklilik için gerekli olan prim gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen yaş sınırı dolayısıyla emekliliğine onay verilmediği, mağduriyetine neden olunduğu, Sağlık Bakanlığı’na bağlı emekli sandığına tabi olarak çalışmaya başladığı tarih itibariyle yürürlükte olan 3774 sayılı Kanun gereği emeklilik için 25 yıl sigortalı olarak çalışma ve 5000 prim günü doldurma şartı arandığı, süreç içerisinde 4447 sayılı Kanun ile emeklilik için yeniden yaş şartı getirildiği, anılan değişiklik sonrası 2017 Mayıs ayı itibariyle 5000 prim gün sayısını sağladığı halde yaş kriteri nedeniyle emekli olamadığı, çalışmaya başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik hakkı kazanması gerekirken sonradan değişen uygulama ile karşı karşıya kaldığı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden 2016 Aralık ayı itibariyle emekli olamadığı, emekli sandığından emekli olması gerekirken kazanılmış hakkının göz ardı edildiği ve 4A statüsünde emekli olmaya zorlanarak daha düşük bir emekli aylığına mahkum edildiği, 2017 yılında 4C emeklilik hakkının elinden alındığı ileri sürülmektedir. Uyuşmazlıkta; Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. Fıkrasında yer alan; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personele aylık ve diğer (...) bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanacağı kuralı dikkate alındığında; davacı tarafından, yaşlılık aylığına bağlanması ve aylığının yanlış hesaplandığından bahsile yapılan ...tarih ve ... sıra numaralı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin uygulama işlemi mahiyetinde olduğu, bu haliyle; dava dilekçesinin açık ve usulüne uygun olarak düzenlendiği, dava konusu bireysel işlem ile Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinin iptali istemleri arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep - sonuç ilişkisi bulunduğu tartışmasız olup, davanın esası yönünden değerlendirme yapılması gerektiği görüşüyle dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddeleri uyarınca reddine ilişkin aksi yöndeki karara katılmıyoruz.