T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/943 KARAR NO : 2025/1840 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2022 NUMARASI : 2017/951 Esas - 2022/934 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/09/2017 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 İzmir 2. Asliye Tic…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/943 KARAR NO : 2025/1840 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2022 NUMARASI : 2017/951 Esas - 2022/934 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/09/2017 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/12/2022 tarih 2017/951 Esas 2022/934 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davacının kızı ...'ın 25/02/2013 tarihli trafik kazası sonucu vefat ettiğini, kazayı gerçekleştiren davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kaza anında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın bulunmadığını, kazanın saat 18.00'da gerçekleşmesine rağmen aracın aynı saat 23.54'te sigortalandığını, bu nedene davalı ...'nın sorumlu olduğunu, dava öncesi yapılan yazılı başvuruda 5.106,00-TL'nin ödendiği yönünde cevap verilmiş ise de davacıya böyle bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 100,00-TL maddi tazminatın her iki davalıdan ve ayrıca küçük yaşta vefat eden çocuğu nedeniyle davacının duyduğu üzüntü nedeniyle 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı araç sürücüsü ...'ten tazminini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava öncesinde davacının başvurusu üzerine yapılan aktüerya hesaplaması sonucu kusur ve yetiştirme giderleri indirimi sonrası davacıya 5.106,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, makbuz ve ibraname uyarınca davalının sorumluluğunun sona erdiğini, ibranamenin geçersizliği için mahkeme tarafından yapılacak hesaplama ile davalının ödediği tazminat arasında fahiş fark bulunması gerektiğini, ibranamenin geçersizliği için bu durumun davacı tarafça ispatının gerektiğini, davacının murisinin yaya olması nedeniyle kusur durumunun tespiti ile tamamen kusurlu bulunması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının zarar veren araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak ödemenin yeterli olup olmadığının tespitinin gerektiğini, yapılacak tazminat hesaplamasının 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarda belirlenen usul ve esaslara tabi olarak yapılması gerektiğini, SGK tarafından ödenen tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, davalının ZMMS poliçeleri için kaza tarihinde belirlenen geçerli teminat miktarları kadar sorumlu tutulabileceğini, davalı aleyhinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davalı aleyhinde hesaplanacak vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...'e dava dilekçesi tebliğ edildiği ancak davcaya cevap verilmediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre zarar veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde kaza saatini kapsar şekilde geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması nedeniyle davalı ...'nın sorumlu olduğu, davalı ...'in aracın işleteni ve sürücüsü olarak maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğu, davalı ...'in tali kusurla davacının desteğinin ölümüne sebep olduğunun İzmir 9.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/255 Esas sayılı ceza dava dosyası sonucu sabit olduğu, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, yargılama sırasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 15/01/2020 tarihli raporuyla davalının kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının destek zararının hesaplanması için alınan kök raporda 69.969,73-TL ve ek raporda 80.969,73-TL zarar belirlendiği, davalı tarafın ödeme savunmasında bulunduğu ancak ibraname ve makbuzlarda davalı imzasının bulunmadığı, davalının eski eşi dava dışı baba tarafından atılan imzanın davacıyı bağlamayacağı, davacı vekilinin belirsiz alacak davasında ayrı ayrı bedel artırım ve ıslah dilekçeleri ile dava değerini 80.926,63-TL'ye yükselttiği ve ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmediği gerekçeleriyle %25 kusur oranına isabet eden 80.926,63-TL maddi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen, 20.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ...'ten tahsiline karar vermiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın KTK 97.maddesiyle öngörülen zorunlu yazılı başvuru yolu tüketilmeksizin açıldığını, tahkim yoluna gidilmeksizin dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça davanın 2.kez ıslah edilerek dava değerinin 69.969,73-TL'den 80.926,63-TL'ye yükseltildiğini, davacının desteği ...'ın kaza tarihinde 5 yaşında olması nedeniyle ailesinin gözetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle anne ve babanın sorumlu olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı olarak belirlendiğini, davalı aleyhinde ancak dava tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, tazminat hesaplama yönteminin PMF yaşam tablosuna ve 1,65 teknik faiz oranı esas alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, şayet bu yönde hesaplama yapılmayacak ise bile TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılacak hesaplamalarda 1,65 teknik faiz uygulanması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, desteğin trafik kazası sonucu vefatı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı tarafça dava öncesi davalıya yazılı başvuru yapılmış olmasına, kesinleşen ceza yargılaması dosyasında alınan kusur raporuyla uyumlu olarak belirlenen kusur dağılımının yerinde olmasına, davacıya ödeme yapıldığını gösterir bir belge veya davacı tarafça imzalanmış bir ibraname bulunmaması nedeniyle geçerli bir ibra bulunmamasına, dava öncesi yazılı başvuru şartının yerine getirilmiş olması, tazminatın yerleşik Yargıtay uygulamasına göre TRH 2010 yaşam tablosu ile %10 artırım %10 iskonto yöntemi kullanılarak hesaplanmasına, ispat edilemeyen ödeme savunmasına itibar edilmemesinin yerinde olmasına göre davalı ...'nın aşağıdaki bent dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemekle reddi gerekmiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava maddi tazminat istemi yönünden belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmeye uygun ise de dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. (Bkz: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08/09/2025 tarih 2023/13201 Esas 2025/11925 Karar sayılı ilamı) Buna göre dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair bir ibarenin yer almaması nedeniyle davanın kısmi dava kapsamında olduğu, belirsiz alacak davası olarak tanımlanamayacağı açıktır. Davacı vekili, 02/02/2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunarak dava değerini 69.969,73-TL'ye yükseltmiş olup kısmi dava türünde açıldığı anlaşılan davada sunulan 05/12/2022 tarihli bedel artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi mahiyetinde 6100 sayılı HMK'nın ıslahı düzenleyen hükümlerine tabi olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler karşısında ilk derece mahkemesince davanın kısmi dava olduğu nazara alınarak, davacının 05/12/2022 tarihli dilekçesi ile talep ettiği miktara hükmedilmesi 6100 sayılı Kanun'un 176. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırı olup anılan dilekçe ile talep edilen miktarın usulden reddine karar verilmesi gerekirken(Bkz:Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 15/05/2023 tarih 2023/4468 Esas 2023/6396 Karar sayılı ilamı), yanılgılı değerlendirmeyle davanın belirsiz alacak davası olduğu kabul edilerek ikinci ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmekle bu yönüyle davalı vekilinin istinaf itirazının haklı ve yerinde olduğu, ancak iş bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği değerlendirilmekle davalı ... vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacının diğer davalı ... yönünden oluşan usuli kazanılmış hakları muhafaza edilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2022 tarih 2017/951 Esas 2022/934 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına; 2-Davacının maddi tazminat istemlerinin KISMEN KABULÜNE, 80.926,63-TL destekten yoksun kalma tazminatının; davalı ...'nın sorumluluğu 69.969,73-TL ile sınırlı tutulmak ve yine bakiye poliçe limitinden kaynaklanan 244.894,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarlarına davalı ... yönünden temerrüt tarihi 09/08/2017, davalı ... yönünden 25/02/2013 kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... yönünden fazlasına dair 10.956,90-TL KISMIN usulüne uygun bir talep bulunmadığından USULDEN REDDİNE, 3-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'ten kaza tarihi 25/02/2013'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine, Davacı tarafından yatırılan 202,18-TL ve 239,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 441,18-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'nın harcın yalnızca 381,44-TL'lik kısmı yönünden sorumlu tutulmasına, Maddi tazminat yönünden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.528,10-TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 202,18-TL ve 239,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 441,18-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 5.086,92-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı ...'nın harcın yalnızca 4.398,15-TL'sinden sorumlu tutulmasına, Manevi tazminat yönünden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20-TL harcın davalı ...'ten alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 531,88-TL ilk harç, 492,18-TL posta masrafı ve 950,00 TL bilirkişi masrafı ile 323,00 TL ATK bedeli olmak üzere toplam 2.297,06-TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 1.770,57-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'nın yargılama giderlerinin yalnızca 1.530,83-TL'sinden sorumlu tutulmasına, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, Maddi tazminat yönünden, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 7/2.maddesi uyarınca hesaplanan 1.753,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 300,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 792,00-TL istinaf yargılama giderinin istinaftaki haklılık durumuna göre 684,76-TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.