(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5297 E. , 2008/6173 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2003 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ... ve ... Kooperatifleri yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair verilen 22.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve birleşen davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5297 E. , 2008/6173 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2003 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ... ve ... Kooperatifleri yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair verilen 22.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve birleşen davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı idare, 2560 Sayılı Yasanın kendisine verdiği görev sebebiyle ıslah çalışması yaptığı Narlıdere Atıfbey, Alionbaşı, Cin ve Yabanyemişi dere yataklarına davalı kooperatiflerin moloz ve hafriyat dökerek müdahale ettiklerini, dökülen moloz ve hafriyatların dere yataklarından kaldırılması suretiyle müdahalenin önlenmesine, dolgu malzemesinin dere yatağına doğru akışının önlenmesi için de yatağı enine yapılar yapılmasına, dereye bitişik olan arazilere de palye sistemli istinat duvarları yapılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Cevap veren davalı kooperatifler, dere yataklarına dolgu malzemesi dökerek elatmaları olmadığını, açılan davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının ... ve ... Kooperatifleri hakkındaki davasının reddine, Cin deresine ... ve ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi ile ... Yapı Kooperatifi moloz döktüğü tespit edildiğinden müdahalelerinin menine, dökülen molozların bu kooperatifler tarafından kaldırılmasına ve kooperatiflerin binalarının etrafına üç ay içinde palye sistemli istinat duvarı yapmalarına, Yabanyemişi deresine ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi, Yeni Oluşum Konut Yapı Kooperatifi, ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi, Şiringül Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından moloz dökülerek müdahale edildiği belirlendiğinden vaki müdahalelerinin menine, dökülen molozların bu kooperatifler tarafından kaldırılmasına ve bu kooperatiflerin 3 ay içinde palye sistemli istinat duvarı yapmalarına, ... ve Atifbey deresinin kesiştiği kısma Narkent Kooperatifinin moloz dökerek oluşan müdahalesinin menine, dökülen molozların bu kooperatif tarafından kaldırılmasına, kooperatif binası etrafına 3 ay içinde palye sistemli istinat duvarı yapılmasına, davacı idarenin derelere yeni yatak açılması ile ilgili talebinin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı ve davalılar ... Yapı Kooperatifi, Yapı Kooperatifi, ... Yapı Kooperatifi, ... Yapı Kooperatifi, ... Yapı Kooperatifi, ... Konut Yapı Kooperatifi, Narlıdere Konut Yapı Kooperatifi ve Yeni Oluşum Yapı Kooperatifi vekilleri temyiz etmiştir. Davadaki istemin dayanağı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun ek 5.maddesi uyarınca davacı idareye de uygulanacak 2560 Sayılı Kanundur. Gerçekten, anılan yasanın 2/a maddesine göre; içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüd ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapıp yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek davacı idarenin görev ve yetkileri arasındadır. Anılan hükmün “c” bendine göre de, davacı idare bölge içindeki su kaynaklarının deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini bu kaynaklardan su kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik idari ve hukuki tedbirleri almakla yetkilidir. Davacı idare yukarıda sözü edilen yasa hükümlerinden yararlanarak davalının su kaybına veya azalmasına yol açacak faaliyetlerinin giderilmesini, bu arada bu sonucu sağlayacak tedbirlerin alınmasını kuşkusuz mahkemeden dava yolu ile isteyebilir. Diğer taraftan, taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenleyen Türk Medeni Kanununun 730.maddesi hükmünce, bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşılan kimse durumun eski hale getirilmesine, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Yasanın komşu hakkına ilişkin 737.maddesine göre de herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıklardan kaçınmak zorundadır. Buradaki taşkınlıktan maksat mülkiyet hakkının aşırı kullanılmasıdır. Eldeki dava, aynı hukuki sebebe dayanmakla birlikte birden fazla kooperatif aleyhine ve fakat her bir kooperatifin değişik yerlerde elatması olduğu iddia edilerek açılmıştır. Davalılar arasında, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi, ihtiyari dava arkadaşlığı da söz konusu değildir. Davalıların elattıkları yerlerin ayrı ayrı yerler olduğu ileri sürüldüğünden, açılan davalar arasında da bir irtibat yoktur. Davacı, aralarında irtibat olmayan birden fazla kişiyi davalı göstererek dava açtığından ve bu olgu davaların ... bir tahkikatla sonuçlandırılmasına engel bulunduğundan, davaların ayrılmasına ve ayrılan davaların tahkikatının müstakil olarak yapılmasına karar verilmelidir (HUMK.nun m/46). Çünkü, davacı idare Türk Medeni Kanununun 6.maddesi uyarınca, her bir davalının elatmasının varlığını o davalıya karşı tanık dahil her türlü deliller kanıtlamak zorundadır. Davaların tefrik edilerek iyi bir tahkikatla sonuçlandırılması yerine, gerekmediği halde birden fazla davalı hakkında açılan davanın tek bir dava olarak sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Diğer taraftan; HUMK.nun 388 ve 389.maddeleri uyarınca hüküm yerinde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve terüddüt uyandırmayacak şekilde yazılması gerekir. Aksi halde taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erdirilmiş sayılmaz ve hükmün infazı aşamasında yeni bazı uyuşmazlıklar meydana gelerek devam eder. Mahkemece kurulan hükümde, taraflara yüklenen hak ve borçlar açık olarak yazılmadığından hüküm tereddüt yaratacak nitelikte olup, ileride mahkeme denetimi dışında kalan bazı hadiselere bağlanmıştır. Bu hali ile kurulan hükmün HUMK.nun 388 ve 389.maddelerine uygun tesis edildiği söylenemez. Bu durumda, mahkemece davalar tefrik edildikten sonra yerinde yeniden ve her bir dosya için ayrı ayrı keşif yapılarak, bilirkişilerden rapor alınmalı, münazaalı yer keşif sonucu düzenlenecek krodike gösterilmeli, davacı idare tarafından kanıtlanırsa şimdiki gibi elatmanın önlenmesine karar verilmeli, kaldırılması hüküm altına alınacak dolgu malzemelerinin hacmi ve yeri bilirkişilere ölçtürülüp krokiye işaret ettirilmeli, yanlar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirecek somut tedbirlerin (palye sistemli istinat duvarının) yapılış biçimi projeye bağlatılmalı, diğer tedbirlerin neler olacağı da kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir. Bu yönlerin hüküm tesisinden sonraki bazı iş ve işlemlere bağlanması uyuşmazlığı gidermeyeceğinden kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 12.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.