11. Hukuk Dairesi 2010/10314 E. , 2012/1965 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2010 tarih ve 2010/78-2010/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2010/10314 E. , 2012/1965 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2010 tarih ve 2010/78-2010/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili,müvekkillerinin murisinin Denizbank A.Ş den aldığı kredi için sağlığında davalı ile yıllık kredi hayat sigorta sözleşmesi yaptığını, murisin ölümünün ihbar edilmesine rağmen davalının cayma hakkını kullanmadığını, eksik beyanda bulunulduğundan bahisle ödeme yapılmadığını, oysa murisin sağlıklı bir insan olduğunu, 15 gün içinde rahatsızlanarak vefat ettiğini, ileri sürerek, 17.000 TL'nin 09.04.2006 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların murisinin başvuru sırasında doldurduğu sağlık beyan formunda sağlıklı olduğunu, sorgulanan hastalıkları geçirmediğini beyan ettiğini, ölüm nedeninin karaciğer yetmezliği olarak belirtildiğini, doktor tarafından düzenlenen raporda murisin 1,5 yıldır Hepatit B, 5 yıldır da şeker hastası olduğunun belirtildiğini, Hayat Sigortası Genel Şartları C-2 maddesine göre, sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile tazminat talebinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemenin, murisin sağlık beyan formunda yalan ve gerçeğe aykırı olarak hastalığını gizleyerek beyanda bulunduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ilişkin kararı Daire'mizin 16.11.2009 tarihli ilamında yazılı gerekçe ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava, yıllık kredi hayat sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır. Şöyle ki; Davacıların murisi, davalı şirket trafından yıllık kredi hayat sigortası ile sigortalanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden sigortalının halsizlik, sararma vs şikayetler ile özel bir hastaneye müracaat ettiği, buradan T.Ü.Tıp.Fak Hastanesine sevkedildiği,31.12.2005 tarihinde yatışının yapıldığı, 13.01.2006 tarihinde de öldüğü anlaşılmaktadır. Aynı hastane tarafından düzenlenen epikriz raporunun hastalığın hikayesi kısmında son 1,5 yıldır hepatit B olan hastaya tedavi ve takip önerilmediği, bu süreçte rahatsızlık geçirmeyen hastanın son 15 gün içerisinde hastalandığı belirtilmiş, hastanın öz geçmiş hanesinde de 5 yıldır şeker hastası olduğu notu düşülmüştür.Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda ise, sigortalının ölüm sebebinin kronik karaciğer hastalığının akut alevlenmesi olduğu, kronik karaciğer hastalığının bulgularının 4 ay veya daha önceki bir dönemde ortaya çıkmasının beklendiği açıklanmış, şeker hastalığı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2 maddesinde, "Sigortacı, bu sözlesmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse sözlesmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözlesmeyi yapmamasını veya daha ağır sartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür" hükmü düzenlenmiştir. Sözleşme sırasında imzalanan yıllık kredi hayat sigortası başvuru ve beyan formunda sigortalı tarafından herhangi bir hastalık bildirilmemiştir. Davalı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Şu halde, uyuşmazlığın çözümünde, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının hastalığını bilip bilmediği önem kazanmaktadır. Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki dahili hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre de, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.