Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/5135 E. , 2025/1284 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5135 Karar No : 2025/1284 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ... 2- ... İdaresi Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Mülkiyeti Şeker Fabrikaları A.Ş’ye ait Ankara ili, Haymana ilçesi,... Mahallesi... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/04/2023 tarih ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 13/04/2023…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/5135 E. , 2025/1284 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5135 Karar No : 2025/1284 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ... 2- ... İdaresi Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Mülkiyeti Şeker Fabrikaları A.Ş’ye ait Ankara ili, Haymana ilçesi,... Mahallesi... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/04/2023 tarih ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu taşınmaz üzerinde düzenli dikilmiş çok sayıda ağaç ve dört adet yapının bulunduğu, uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğinin hazırlık aşamasında bölgede yaşayanların talep, istek ve itirazlarına yönelik anket çalışması yapılmadığı, plan değişikliğinin bilimsel ve teknik bir gerekçeye dayanmadığı, parsele özel ve yoğunluk artırıcı nitelik taşıdığı, taşınmazın bulunduğu mahallede konut ihtiyacı bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmadığı, plan değişikliğiyle artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı alanının ayrılmadığı, yine tanımlanan nüfustan kaynaklanan trafik ve otopark sorunlarına yönelik herhangi bir öneri getirilmediği, eşdeğer alan ayrılmadığı, bölgenin genel plan kurgusunun parsel bazında yapılan plan değişikliğiyle bozulduğu, 6.2. sayılı plan notunda park alanında kapalı otopark yapılabileceğinin öngörüldüğü, planda park alanı ayrılmış şekilde gösterilmişse de konut alanının ihtiyacı olan otoparkın da park alanında yapılacağının anlaşıldığı ve kapalı otoparkın inşaat emsaline dahil olup olmadığının belirli olmadığı iddialarıyla dava konusu plan değişikliklerinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak; davacının davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu tespit edilerek süresinde açılmadıysa davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak; planlama alanını kapsayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı yargı kararıyla iptal edildiğinden hali hazırda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı bulunmadığı, planlama alanını kapsayan 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da bulunmadığı, mülkiyeti Şeker Fabrikaları A.Ş.'ye ait olan dava konusu taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı ve anılan karara karşı herhangi bir davanın açılmadığı, taşınmazın 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinde öngülen DOP oranına aykırı olarak planlandığının tespiti üzerine kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması bağlamında plan değişikliği yapılması zorunluluğunun doğduğu, askı sürecinde herhangi bir itirazın olmaması nedeniyle davaya konu plan değişikliklerinin kesinleştiği, imar planı değişikliği hazırlanırken parsel ayrıcalıklı bir yaklaşımla hareket edilmediği, çevre imar planı bütünlüğünün göz önünde bulundurulduğu, mevcut yapılaşmanın ve kullanımların tespit edildiği, ulaşılabilirliği ile güçlü bir noktada yer alması gibi rasyonel hususlar dikkate alınarak çevreye uygun bütüncül bir planlama anlayışı benimsendiği, imar planı değişikliklerinin ekinde değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı bir şekilde açıklayan sosyal ve kentsel donatı etki değerlendirme raporu, araştırma raporu ve plan açıklama raporunun yer aldığı, taşınmazın öncesinde sosyal ve teknik alt yapı alanı olarak kullanılmadığı, fonksiyonunun resmi kurum alanı olduğu ve Şeker Fabrikası Ziraat Bölge Şefliği olarak kullanıldığı ve süreç içerisinde kullanım ihtiyacının kalmadığının tespit edildiği, bu nedenle plan değişikliğinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesinde yer alan hükme tabi olmadığı, plan değişikliğine göre söz konusu alana getirilen ek nüfusun 235 kişi olarak hesaplandığı ve bu nüfusa yetecek miktarda park alanına plan değişikliğinde fazlasıyla yer verildiği, bunun dışında eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesisler ile ibadet alanlarına doğacak ihtiyacın da yürüme mesafesini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılan alanlar içerisinden karşılanabileceği, plan değişikliği onaylama yetkisinin sadece özelleştirme kapsamında bulunan taşınmaz ile sınırlı olması nedeniyle planlama alanı içerinde eşdeğer alan ayrılmasının mümkün bulunmadığı, kaldı ki parselin %47,66 oranındaki kısmının sosyal ve teknik alt yapı alanı olarak ayrıldığı, plan değişikliğinde yer alan park alanı tanımının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19/c maddesinde yer alan hükmün gereği olduğu, plan notuna herhangi bir otopark kullanımının eklenmediği, uygulama imar planı değişikliği plan notlarında konut alanına ait otoparkın kendi yapı adası içerisinde yapılacağının açıkça gösterildiği, dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olması sebebiyle davanı reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mülkiyeti Şeker Fabrikaları A.Ş’ye ait Ankara ili, Haymana ilçesi,... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/04/2023 tarih ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule yönelik iddiasına itibar edilmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; "Dava konusu alanın yüzölçümünün 25.094,18 m2 olduğu, parselin doğusunda Haymana Devlet Hastanesi ve Küçük Sanayi Sitesi yer aldığı, kent merkezinin ise batı yönde olduğu, Haymana'nın batı ve güney yönlerinde de termal tesisler bulunduğu, Planlama alanını kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ... tarihli ve ... sayılı karar ile ... İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olup söz konusu parseli kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bulunmadığı, planlama alanını kapsayan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bulunmadığı, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği taslaklarının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı ve Ulaşım Dairesi Başkanlığı, Haymana Belediye Başkanlığı ve Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün görüşlerine sunulduğu, Hazine Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan plan değişikliklerinin 12/04/2023 tarihli ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylandığı, Dava konusu parsel ölçeğindeki değişikliğin gerekçesinin Plan Açıklama Raporunda ve davalı taraf dilekçelerinden anlaşılmadığı, konut açığını gösterecek bir talebin de kentte oluşmadığı, diğer taraftan dava konusu plan değişikliği ile artan nüfus için gerekli sosyal donatıların kent içinde mevcut donatılar üzerinden çözülmesinin doğru kabul edilmemesi gerektiği, böylesi bir durumun, mevcut donatının kapasitesinin üzerinde kullanılmasına yol açabileceği ve hizmetlerin yetersiz düzeyde verilmesi sorununu yaratabileceği, parsel ölçeğinde yapılan tüm müdahalelerin yeni sorunları ortaya çıkaracağı, dava konusu planda da resmi kurum alanının kaldırılması ve kaldırılan kullanım için hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılmamasının, konut önerisiyle yeni gelecek nüfusa yönelik sosyal donatı çözümlerinin olmamasının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uymadığı ve kamu yararı da sağlamadığı, Dava konusu bölgede üst ölçekli planlar olmadığı için 1/5000 Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin birbirleri ile uyumlu olduğu, Planlama işlemi parsel ölçeğinde yapıldığı için kaldırılan işlev ve yeni getirilen işlev üzerinden tartışma yapılabileceği, resmi kurum alanının kaldırılması ve yerine konut kullanımının getirilmesinin kent bütününe etkisinin de düşünülmediği, oysa planlamanın sosyal, ekonomik, fiziksel yapıya uygun mekan organizasyonu olduğu, mekan organizasyonunda da her kullanımın birbiri ile ilişkisinin kurgulandığı, bütünden bağımsız düşünülen ve tek bir parseli hedefleyen planlamanın her zaman yeni sorunlar yarattığı, uyuşmazlıkta da tek parselde yapılan planlamanın yaratacağı etkinin dava konusu işlemde konu edilmediği, bu açıdan da planlama esaslarına şehircilik ilkelerine uymadığı, bu iki ilkeye uymayan bir müdahalede de kamu yararından bahsetmenin mümkün olmadığı, Dava konusu plan değişikliği tek parsel ölçeğinde yapıldığı için planlamada ulaşıma müdahale edilmediği, ancak kamu tesis alanı yerine getirilen konut alanının trafik yükünü artıracağı dolayısıyla mevcuttaki ulaşım sistemini yoğunlaştıracağı ve olumsuz etkileyeceğinin değerlendirildiği, Şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmayan bir planın, kamu yararına hiç uygun olmayacağı, üçleme olarak kabul edilen bu kavram dizgisinin planlama disiplinin de temeli olduğu, doğal çevrenin korunması ve hatta tek bir ağacın önemi konusunun planlama literatürünün yanında hemen her tür literatür tarafından kabul edildiği, bu nedenle tek parseldeki bir plan değişikliği ile birden fazla sorun ortaya çıkmışken (sosyal donatı ihtiyacı, resmi kurum kullanımının kaldırılması, otopark kullanımı), ağaçların göz ardı edilmesinin doğru bulunmadığı, planlama aşamasında ağaçların yerlerinin tespit edilmediği, yeni getirilecek konut ve otopark kullanımlarının parsel içinde nasıl çözüleceğinin tanımlanmadığı, mevcut ağaçlar kesilmeden dava konusu plan değişikliğinin gerçekleşmesinin mümkün bulunmadığı, plan değişikliğinin ağaç dokusu gibi önemli eşiğe karşı bulunacak çözümleri göstermediği, başka bir anlamla ağaç dokusunun bir eşik olarak ele alınmadığı, bu nedenle şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı gibi bu üçlünün temeli olan kamu yararına da uygun bulunmadığı, Belirtilen bu görüşler doğrultusunda ... Esas Nolu Ankara ili, Haymana İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/04/2023 tarih ve 7/71 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 13/04/2023 tarih vğ 32162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği konulu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı" tespitlerine yer verilmiştir. Özelleştirme ile ilgili olarak önce 4046 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, daha sonra da 4446 sayılı Yasayla Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır. Özelleştirme uygulamaları idari işlemler yoluyla gerçekleştirildiğinden, bu işlemlere karşı açılan iptal davalarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetime tabi tutulmaları gerekmektedir. Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, planlama alanında dava konusu imar planlarının üst ölçeğinde yürürlükte olan bir plan bulunmadığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ve dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının birbiriyle uyumlu olduğu, dava konusu imar planları arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı, 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden davalı idarece yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, alanın ilk defa dava konusu plan değişikliği ile yapılaşmaya açılmadığı, tek parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek oranda olmadığı, etrafı konut alanları ile çevrili olan dava konusu parsele getirilen konut fonksiyonun çevresiyle uyumlu olduğu, uyuşmazlık konusu plan değişiklikleriyle taşınmazda önerilen konut alanında yaşayacak nüfusun ihtiyacı olan yeşil alanın ayrıldığı, yoğun ağaç dokusunun bulunduğu alanların planlarda park alanı olarak belirlendiği, çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, önceki imar planlarında geçirilen ve dava konusu imar planı değişikliklerinde de önerilen 7 metre genişliğindeki yolun taşınmazın çevresi ile bağlantısını sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkeleri ,planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Mülkiyeti Şeker Fabrikaları A.Ş’ye ait uyuşmazlık konusu taşınmazlar; Haymana Belediye Meclisinin ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında "kamu hizmet alanı, park, gelişme konut alanı ve yol", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "resmi kurum alanı (E:0,50 Yençok:5 kat), gelişme konut alanı (ayrık nizam, 3 kat, TAKS:0,30, KAKS:0,90), park ve yol" olarak planlanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz 12/08/2008 tarih ve 2008/50 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış olup daha sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 12/04/2023 tarih ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle taşınmazın kullanım kararı "gelişme konut alanı (ayrık nizam, 3 kat, TAKS:0,30, KAKS:0,90), park ve yol" olarak belirlenmiş olup 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği Haymana Belediye Başkanlığı tarafından 25/04/2023 - 24/05/2023 tarihleri arasında, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 02/05/2023 - 01/06/2023 tarihleri arasında askıya çıkartılmış, davacı tarafından 02/07/2023 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Süre itirazına ilişkin olarak; Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da; 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hususu kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunu'nun 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu öngörülmüştür. İdari işlemlerin nitelikleri gereği yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır. Nitekim, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde kaç gün içinde hangi merciye başvurulacağını ya da doğrudan dava açılıp açılamayacağını bilmeleri beklenemez. Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işlemleri 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü kapsamına girmekte olup, her ne kadar söz konusu maddede, 30 günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de; Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, kanunlarda özel başvuru yolu ve dava açma süresi öngörüldüğü hallerde bunun ilgililere açıkça ve ayrıca bildirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 02/05/2023 - 01/06/2023 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Polatlı Belediye Başkanlığı tarafından 25/04/2023 - 24/05/2023 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askıya çıkan planlara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve dava konusu imar planı değişiklikleri askıda ilan edilirken, söz konusu planların ivedi yargılama usulüne tabi olduğuna veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görüldüğünden, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 60 günlük süre içinde 02/07/2023 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Mimarlar Odası Ankara şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır. Esas yönünden; Dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen nazım ve uygulama imar planı değişikliği ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planlarının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ...'un katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 06/06/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu alanın yüzölçümünün 25.094,18 m2 olduğu, parselin doğusunda Haymana Devlet Hastanesi ve Küçük Sanayi Sitesi yer aldığı, kent merkezinin ise batı yönde olduğu, Haymana'nın batı ve güney yönlerinde de termal tesisler bulunduğu, Planlama alanını kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ... tarihli ve ... sayılı karar ile ... İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olup söz konusu parseli kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bulunmadığı, planlama alanını kapsayan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bulunmadığı, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği taslaklarının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı ve Ulaşım Dairesi Başkanlığı, Haymana Belediye Başkanlığı ve Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün görüşlerine sunulduğu, Hazine Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan plan değişikliklerinin 12/04/2023 tarihli ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylandığı, Dava konusu parsel ölçeğindeki değişikliğin gerekçesinin Plan Açıklama Raporunda ve davalı taraf dilekçelerinden anlaşılmadığı, konut açığını gösterecek bir talebin de kentte oluşmadığı, diğer taraftan dava konusu plan değişikliği ile artan nüfus için gerekli sosyal donatıların kent içinde mevcut donatılar üzerinden çözülmesinin doğru kabul edilmemesi gerektiği, böylesi bir durumun, mevcut donatının kapasitesinin üzerinde kullanılmasına yol açabileceği ve hizmetlerin yetersiz düzeyde verilmesi sorununu yaratabileceği, parsel ölçeğinde yapılan tüm müdahalelerin yeni sorunları ortaya çıkaracağı, dava konusu planda da resmi kurum alanının kaldırılması ve kaldırılan kullanım için hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılmamasının, konut önerisiyle yeni gelecek nüfusa yönelik sosyal donatı çözümlerinin olmamasının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uymadığı ve kamu yararı da sağlamadığı, Dava konusu bölgede üst ölçekli planlar olmadığı için 1/5000 Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin birbirleri ile uyumlu olduğu, Planlama işlemi parsel ölçeğinde yapıldığı için kaldırılan işlev ve yeni getirilen işlev üzerinden tartışma yapılabileceği, resmi kurum alanının kaldırılması ve yerine konut kullanımının getirilmesinin kent bütününe etkisinin de düşünülmediği, oysa planlamanın sosyal, ekonomik, fiziksel yapıya uygun mekan organizasyonu olduğu, mekan organizasyonunda da her kullanımın birbiri ile ilişkisinin kurgulandığı, bütünden bağımsız düşünülen ve tek bir parseli hedefleyen planlamanın her zaman yeni sorunlar yarattığı, uyuşmazlıkta da tek parselde yapılan planlamanın yaratacağı etkinin dava konusu işlemde konu edilmediği, bu açıdan da planlama esaslarına şehircilik ilkelerine uymadığı, bu iki ilkeye uymayan bir müdahalede de kamu yararından bahsetmenin mümkün olmadığı, Dava konusu plan değişikliği tek parsel ölçeğinde yapıldığı için planlamada ulaşıma müdahale edilmediği, ancak kamu tesis alanı yerine getirilen konut alanının trafik yükünü artıracağı dolayısıyla mevcuttaki ulaşım sistemini yoğunlaştıracağı ve olumsuz etkileyeceğinin değerlendirildiği, Şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmayan bir planın, kamu yararına hiç uygun olmayacağı, üçleme olarak kabul edilen bu kavram dizgisinin planlama disiplinin de temeli olduğu, doğal çevrenin korunması ve hatta tek bir ağacın önemi konusunun planlama literatürünün yanında hemen her tür literatür tarafından kabul edildiği, bu nedenle tek parseldeki bir plan değişikliği ile birden fazla sorun ortaya çıkmışken (sosyal donatı ihtiyacı, resmi kurum kullanımının kaldırılması, otopark kullanımı), ağaçların göz ardı edilmesinin doğru bulunmadığı, planlama aşamasında ağaçların yerlerinin tespit edilmediği, yeni getirilecek konut ve otopark kullanımlarının parsel içinde nasıl çözüleceğinin tanımlanmadığı, mevcut ağaçlar kesilmeden dava konusu plan değişikliğinin gerçekleşmesinin mümkün bulunmadığı, plan değişikliğinin ağaç dokusu gibi önemli eşiğe karşı bulunacak çözümleri göstermediği, başka bir anlamla ağaç dokusunun bir eşik olarak ele alınmadığı, bu nedenle şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı gibi bu üçlünün temeli olan kamu yararına da uygun bulunmadığı, Belirtilen bu görüşler doğrultusunda ... Esas Nolu Ankara ili, Haymana İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/04/2023 tarih ve 7/71 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 13/04/2023 tarih vğ 32162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği konulu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı" tespitlerine yer verilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, itiraz yerinde görülmeyerek bilirkişi raporu Dairemizce karar oluşturulmasına esas alınabilecek nitelikte görülmüştür. Özelleştirme ile ilgili olarak önce 4046 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, daha sonra da 4446 sayılı Yasayla Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır. Özelleştirme uygulamaları idari işlemler yoluyla gerçekleştirildiğinden, bu işlemlere karşı açılan iptal davalarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetime tabi tutulmaları gerekmektedir. Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, planlama alanında dava konusu imar planlarının üst ölçeğinde yürürlükte olan bir plan bulunmadığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ve dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının birbiriyle uyumlu olduğu, dava konusu imar planları arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı, 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden davalı idarece yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, alanın ilk defa dava konusu plan değişikliği ile yapılaşmaya açılmadığı, tek parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek oranda olmadığı, etrafı konut alanları ile çevrili olan dava konusu parsele getirilen konut fonksiyonun çevresiyle uyumlu olduğu, uyuşmazlık konusu plan değişiklikleriyle taşınmazda önerilen konut alanında yaşayacak nüfusun ihtiyacı olan yeşil alanın ayrıldığı, yoğun ağaç dokusunun bulunduğu alanların planlarda park alanı olarak belirlendiği, çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, önceki imar planlarında geçirilen ve dava konusu imar planı değişikliklerinde de önerilen 7 metre genişliğindeki yolun taşınmazın çevresi ile bağlantısını sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %47,66'lik kısmının park alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ''resmi kurum alanı" olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ''konut alanı'' olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin eki EK-2 ile Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin iptali gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.