Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8664 E. , 2024/3517 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8664 Karar No : 2024/3517 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı -ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması isteni…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8664 E. , 2024/3517 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8664 Karar No : 2024/3517 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı -ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... sayılı parselin bulunduğu alanı kapsayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca 29.05.2020 tarihinde onaylan Güney Antalya Turizm Alanı Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonunun, 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonunun ve anılan planların 3.3.1.8. sayılı plan notunda geçen "30 metrelik" ifadesinin 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve ek rapor ile .... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, her ne kadar dosyada bulunan bilirkişi raporlarında 30 metrelik yol, ikincil yol olarak nitelendirilmiş ve dava konusu planların projeksiyon tarihi ve Beldibi yerleşimi için öngörülen nüfusu göz önüne alındığında, dava konusu alanın ve çevresinin dönemsel trafik ihtiyacı olan turizm tesislerinden oluşması, turizm tesislerinin niteliği itibarıyla mevsimsel kitlesel turizm faaliyetlerine devam etmesi ve bölgeyi tercih eden turistlerin araç kullanmaması hususları göz önüne alındığında söz konusu yolun 18-24 metre yol genişliğinde planlanmasının planlama tekniği açısından uygun olacağı belirtilmiş ise de, anılan yola eski tarihli planlarda da yer verildiği, söz konusu taşıt yolunun “toplayıcı yol” özelliğinde olduğu ve bu yola bağlanan 10 metrelik yerel bağlantı yollarının planlandığı, söz konusu 30 metrelik yolun yol kesitinden anlaşılacağı üzere, trafik hacminin ve hızının yüksek olduğu bir taşıt yolu özelliği taşımadığı, yol boyunca yer alan kullanımlara erişimi sağlayan, yaya kaldırımları ve bisiklet yolunun öngörüldüğü bir yol olarak tasarlandığı, bu yol tasarımı ile planla öngörülen tesislerin ve projeksiyon nüfusunun getireceği ek trafik yükünün karşılanması, yolun çekici bir ana cadde (alışveriş caddesi) haline getirilmesi olanağının oluşturulması, kullanıcılara ulaşım alternatifleri sunulması ve motorlu taşıt için ayrılan kapasitenin sınırlı tutularak trafik güvenliğinin sağlaması amaçlarına hizmet ettiğinin anlaşıldığı, ayrıca sürekliliği olan bir yolun dava konusu parsel özelinde daraltılmasının da planlamaya uygun olmayacağı, bu nedenlerle dava konusu parsel önünde planlanan 30 metrelik yolun kamu yararına, imar ve şehircilik ilkesine uygun olduğu, ayrıca 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların plan notlarında yer alan 3.3.1 "Otel- Tatil Köyü Alanları" başlığı altında 3.3.1.8 maddesinde yer alan "D-400 Antalya- Muğla karayolu ile 30 m'lik Başkomutan Atatürk Caddesi arasında kalan Turizm tesis alanlarında parselasyon ile 2000 metrekareden küçük parsel oluşturulamaz. Bu alanlarda minimum ifraz 2000 metrekaredir." plan notu ile getirilen 2000 m2 parsel büyüklüğü koşulunun, turizm alanlarının niteliğini arttırmaya ve turizm çeşitliliğini sağlamaya yönelik olduğundan bu durumun bölgenin turizm kimliğine uygun olduğu ve belirli bir alan büyüklüğünün üzerinde turizm işletmelerinin oluşturulmaya çalışılmasının hem ülkemiz hem de bölge turizmi ve ekonomisi açısından olumlu olduğu, kamu yararı, imar ve şehircilik ilkeleri açısından hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:Temyize konu kararda, davacının bu davada esas itirazının 30 metre enkesitli yola yönelik olduğu, ayrıca plan notlarının 3.3.1.8. maddenin tamamı değil, bu maddelerdeki "30 metrelik" ifadelerinin iptallerinin istendiği, 3.3.1.8. maddede yer alan minimum (asgarî) ifraz şartının 2000 m2 olduğuna ilişkin hükme yönelik dava dilekçesi içeriğinde bazı açıklamalara yer verilmekle birlikte, plan hükümlerindeki 2000 m2 ifraz şartının iptalinin istenildiğine yönelik dilekçede "açıkça" iptal talebi bulunmadığı, dava konusu planda, 2010 yılı plan kararlarının 30 metrelik yol bakımından muhafaza edilerek bu yolun 2021 tarihli imar planına aktarıldığı, 30 metrelik yol planlamasının ve yolun kendi içerisindeki kesit tasarımının hukuka uygun olduğuna dair dava konusu taşınmazın 290 metre kuzeyinde yer alan ... (... ada ... parsel) parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 01.10.2014 tarihli E:2011/4159, K:2014/5850 sayılı kararı da göz önünde bulundurulduğunda dava konusu imar planlarının ve plan notlarının 3.1.1.8. sayılı maddelerindeki "30 metrelik" ibarelerinin şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olduğu; dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu imar planlarının uyuşmazlık konusu taşınmazdaki yapı bütünlüğünü bozduğunu, turizm tesisini kullanılamaz hale getirdiğini, dosyada alınan bilirkişi raporu ile 30 metrelik yolun uygun olmadığının belirlendiğini, plan da yola ilişkin değişikliğin sadece dava konusu parselin bulunduğu bölgeyi etkilediğini, sahildeki parsellere bir etkisinin olmadığını, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki idari dava dairesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu. belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ..'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY :Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu bölgeye ilişkin olan imar planlarının yargı kararlarıyla iptal edilmesi sonrasında bölgeye ilişkin yeniden planlama yapılması için davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından davalı Kemer Belediye Başkanlığına ön izin verildiği, ön izin kapsamında hazırlanan Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi Beydağları Milli Parkı sınırları dışını kapsayan alana ilişkin 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının Bakanlığın Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca 29.05.2020 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylandığı, 03.06.2020- 02.07.2020 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, askı ilanı içerisinde yapılan itirazların... tarihli, E... sayılı yazı ile Bakanlığa bildirildiği, bir kısım itirazların kabul, bir kısım itirazların ise reddedildikten sonra kabul edilen itirazlar yönünden planların tekrar hazırlandığı ve Bakanlıkça 14.07.2021 tarihinde onaylandığı, 10.08.2021-08.09.2021 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, askı ilanı süresi içerisinde davacı tarafından itiraz edildiği, plana yapılan itirazların tümünün reddedilmesi üzerine anılan imar planlarının dava konusu taşınmaza ilişkin kısmının ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planların plan notlarının 3.3.1.1 sayılınotunda geçen "30 metrelik" ifadesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26.maddesinin 6.fıkrasında, "İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde: a) Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesimde şerit sayısı azaltılamaz ve daraltılamaz. b) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu dikkate alınır. c) İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdakistandartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz. ç) İmar planı değişikliği ile taşıt geri dönüş kurbu olmayan çıkmaz yol ihdas edilemez. d) İmar planlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan karayollarında yapılacak her türlü değişiklikte bu Kuruluştan alınacak görüşe uyulur. e) Plan alanındaki trafik hacimleri ile yeni getirilen kullanımların trafik üretme ve trafik çekme hacimleri dikkate alınarak yol ve kaldırım genişlikleri belirlenir. " düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı hâller" başlıklı 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; "Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi" başlıklı 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; "Bilirkişinin yetkileri" başlıklı 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281. maddesinin 2.fıkrasında; "Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği, 3.fıkrasında; mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği", 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunun 3/7.maddesinde de; "Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebileceği" düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sağlıklı ve düzenli kentleşmenin sağlanması suretiyle kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla üretilmiş birer belge niteliğinde olan imar planları mevzuatta ve yargı içtihatlarında yöre halkının sağlığını ve çevreyi korumak, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını, iyi yaşama düzenini, çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve şehir verilerine göre oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel fonksiyonlar arasında mevcut ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için varsa kadastro durumu da işlenmiş, onaylı haritaların kopyaları üzerine nazım plan ve uygulama planı olarak düzenlenip onaylanmış metinler olarak tanımlanmaktadır. İmar planlarında çok büyük bir zorunluluk olmadıkça değişiklik yapılmaması imar planı yapımı aşamasında gözetilecek önemli kriterlerden biridir. Ancak bazı durumların varlığı halinde plan değişikliği yapılması zorunlu ve gerekli olabilir. Bu değişiklikler de genel olarak imar planı uygulamasında ortaya çıkacak sorunları çözücü nitelikte olmalıdır. Arazi kullanış kararlarıyla birlikte oluşturulan ulaşım sisteminde ve bu sistemdeki karayollarının fiziki ve fonksiyonel kademelenmesinde, yol güzergahlarının genişliklerinde ve bunların üzerindeki kavşakların yeri ve geometrik düzenin de ihtiyaç ve sorunlara göre değişiklikler olabilir. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak teknik verilerin elde edilmesini sağlamak olduğu göz önünde tutulduğunda, tek başına hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan görülmekte olan uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve davaya konu imar planlarının yargısal denetiminin yapılması için, işin niteliği gereği heyet halinde çalışması uygun görülen bilirkişilerin, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve planlama alanının özellikleri gözetilerek uygun uzmanlık alanı dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Zira, uyuşmazlığın yeterli uzmanlığa sahip bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından önemli bir gerekliliktir. Davacının bu davada esas itirazının 30 metre enkesitli yola yönelik olduğu, ayrıca plan notlarının 3.3.1.8. maddenin tamamı değil, bu maddelerdeki "30 metrelik" ifadelerinin iptalinin istenildiği, 3.3.1.8. maddede yer alan minimum (asgarî) ifraz şartının 2000 m2 olduğuna ilişkin hükme yönelik dava dilekçesi içeriğinde bazı açıklamalara yer verilmekle birlikte, plan hükümlerindeki 2000 m2 ifraz şartının iptalinin istenildiğine yönelik dilekçede "açıkça" iptal talebi bulunmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz bakımından 30 metrelik yolun en kesitinin planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararına uygunluğunun tespiti için özellikle trafik ve ulaşım konusunda uzman bilirkişilerin teknik ve bilimsel görüşüne ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda dosya incelendiğinde İdare Mahkemesince şehir plancısı ve harita mühendisi bilirkişlerin katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anılan bilirkişi heyeti tarafından verilen kök ve ek raporda 30 metre en kesitli yolun şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olmadığı tespitine yer verildiği, komşu taşınmaz maliki tarafından açılan ve hükme esas alınan ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu farklı bilirkişi heyetinden alınan raporda ise 30 metre en kesitli yolun şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olduğu şeklinde birbiri ile çelişkili rapor verildiği görülmüştür. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri incelendiğinde; bilirkişilerce hazırlanan raporlar arasında çelişki var ise bu çelişkinin giderilmeden karar verilemeyeceği, Mahkemece raporlar arasındaki bu çelişkinin yeni bir bilirkişi raporu almak suretiyle giderilmesi gerektiği açıktır. İdari Dava Dairesince her ne kadar uyuşmazlık konusu taşınmazın 290 metre kuzeyinde yer alan ... (... ada ... parsel) parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 01.10.2014 tarihli E:2011/4159, K:2014/5850 sayılı kararı göz önünde bulundurularak dava konusu yol enkesitinin 30 metre olarak planlamasının mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmış ise de, anılan kararın dava dışı ... parsel sayılı taşınmaz yönünden verildiği bakılan davaya konu taşınmaz yönünden incelemenin ayrıca yapılması gerektiği tabiidir. Bu durumda çelişkili durumun giderilmesi amacıyla 30 metre enkesitli yolun; çevresindeki yapılaşma durumu, ulaşım sistemi içindeki konumu, sürekliliği, mevcut yollarla bağlantısı, güzergahı, trafik güvenliği açısından uygun olup olmadığı, taşınmazın bulunduğu alanda mevcut 60 metrelik yol da dikkate alınarak yolun taşıtlar için kullanılan bölümü ile bisiklet ve yaya kaldırımı için kullanılan diğer bölümleri ile beraber en kesitinin 30 metre olarak düzenlenip düzenlenemeyeceği, çevredeki yapılaşma durumu ile alanın topografik yapısı da göz önünde bulundurularak davacının ileri sürdüğü gibi uyuşmazlık konusu taşınmazın karşısında yer alan taşınmazlar da dikkate alınarak eşitlik ilkesi gereği yolun en kesitinin belirlenip belirlenmeyeceği, yolun 30 metre olarak planlamasının bilimsel, teknik araştırmalara, analiz ve sentez çalışmalara dayanıp dayanmadığı, maliyet hesapları da göz önünde bulundurularak kamu yararına uygun olup olmadığı hususlarında tespit ve değerlendirmeleri içeren aralarında trafik ve ulaşım konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinin katılımıyla mahalinde yaptırılacak keşif sonucunda düzenlenecek rapor doğrultusunda uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ek gerekçe ile reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacınıntemyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.