10. Hukuk Dairesi 2022/14054 E. , 2023/4412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2208 Esas, 2022/2861 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/137 Esas, 2022/129 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekileri tarafından istinaf edilm
**10. Hukuk Dairesi 2022/14054 E. , 2023/4412 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2208 Esas, 2022/2861 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/137 Esas, 2022/129 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davalıların istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmesi ve de davalılar vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve duruşma isteminin kabulüne karar verilmiş ve duruşma için 25.04.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kazalının duvar ustası olduğunu, davalı tarafından 6331 sayılı Kanun gereği iş kazalarına ilişkin önlemlerin alınmayışı nedeniyle 04.12.2014 tarihinde saat 16:30 sularında bir kısım iş arkadaşı ile birlikte malzeme asansörü montaj işi yapıldığı sırada 6 ıncı kattan zemine düşmek suretiyle ağır bir iş kazası geçirdiğinden bahisle davacı kazalı yönünden 24.171,14 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 1.888.688,82 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 500,00 TL bakıcı ve refakatçi gideri, 500,00 TL yol, yemek, iaşe ve pet giderleri için maddi tazminat, 350.000,00 TL manevi tazminat, eş için 100.000,00 TL manevi tazminat, baba için 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %73,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %10, davalı şirketin %85, davalı ...'ın %5 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebi yönünden davacı kazalı lehine 1.696.670,94 TL maddi tazminat ödenmesine, yine kazalı için 120.000,00 TL manevi, eş için 40.000,00 TL manevi, baba için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk kararın davacının müktesep haklarına zarar gelmemesi kaydı ile manevi tazminat yönünden istinaf edildiğini, müvekkili yönünden lehe olan 10.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hesaplama kriterleri doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken 2019 yılı verilerine göre yapılan seçeneğin esas alınmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece daha önce verilen kararın ortadan kaldırıldığını, 13.03.2022 tarihi itibariyle mevcut ekonomik koşullar, paranın alım gücü dikkate alınarak manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiğini, müvekkilleri lehine belirlenmesi gereken vekalet ücreti miktarlarındaki maddi hatalara itiraz ettiklerini, hiçbir gerekçe ortaya koyulmadan ihtiyati tedbir talebinin kaldırıldığını, bu karar nedeni ile müvekkillerin maddi tazminat ve manevi tazminat alacakları akim kalmakla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle de anılan ihtiyati tedbir kararının temyiz incelemesi sonuna değin devam etmesine karar verilmesi gerekirken, anılan tedbirin dayanaksız olarak kaldırılmış olmasının hatalı olduğunu, belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi'nce diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin kararın kaldırıldığını, ileri sürdükleri diğer sebeplerin davacının iddia ettiği gibi duvar ustası olmadığı ve asgari ücretin 3,1481 katı gelir elde etmediği, kusurun hatalı tayin edildiği, davacının davalının bilgisi dışında işyerine girdiği manevi tazminat taktirinde hataya düşüldüğü şeklinde olduğunu, ATK tarafından düzenlenen raporda davacının mesleğinin duvar ustası olarak kabul edilmesinin meslek kodu yönünden hatalı olduğunu, davacının vasıfsız işçi olduğunu, raporun çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre tanzim edildiğinin kaza tarihinin 04.12.2014 olduğunu, bu tarihte 03.08.2013 tarihli resmi gazetede yayınlanan maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğinin yürürlükte olduğunu, geçici iş görememezlik yönünden ATK'dan ek rapor alınması gerektiğini, hesaplamaya esas günlük yevmiye miktarının hatalı olduğunu, tanık beyanları gözetildiğinde davacının kaza tarihinde 24 yaşında olup sıvacı olarak çalıştığını ve asgari ücret aldığını, davacının ustalık belgesinin bulunmadığını, işverenin bilgisi dışında duvar işi olmadığı halde bekçilerin yaptığı temizlik işini yaptığını, bu nedenle müvekkili işverenin sorumlu olmadığını, ayrıca inşaat işinde çalışan işçilerin 1 yılda ne kadar süre ile çalışabileceğinin araştırılması gerektiğini, davacının bakiye tüm ömrü boyunca 365 gün gelir elde edebilecek gibi hesap yapılmasının hatalı olduğunu, kaldırma kararından önce 2019 yılı verilerine göre ve PMF yaşam tablosuna göre hesaplanan miktarın esas alındığını ve bu kararın davacı tarafından istinaf edilmediğini, bu nedenle kaldırma sonrası TRH 2010 tablosu üzerinden hesap edilen rakamın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ayrıca SGK'dan %73,00 maluliyet oranına göre peşin sermaye değerinin yeniden sorulması gerektiğini reddedilen 500 TL bakıcı ve 500 TL yemek iaşe bedeli yönünden müvekkili lehine ret vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı ... dışındakiler yönünden manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini, kişilik haklarını zedeleyici bir durumun bulunmadığını, davacı ...'ın davanın devamı sırasında vefat ettiğini, bu davacı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek yerine, Üzeyme lehine manevi tazminata hükmederek müteveffanın mirasçısı olan dava dışı oğlu... ...'a rağmen müteveffa lehine hükmedilen manevi tazminatın mirasçılık belgesi dışına çıkılarak diğer davacılara verilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı... ...'ın davaya katılmasının sağlanmadığını ve vekaletname sunulmadığını, ayrıca Üzeyme yönünden hükmedilen manevi tazminatın davacı ...'a ve dava dışı Üzeyme mirasçısı... ...'a verilirken ne şekilde verildiğinin miras hisseleri oranında mı verildiğinin açıklanmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar son Yargıtay içtihatları doğrultusunda maddi tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerekmekte ise de, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce düzenlenen ve ilk derece mahkemesince hükme esas alınan maddi tazminat hesap raporunda PMF yaşam tablosunun dikkate alındığını davacının kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına karşı maddi tazminat hesabı yönünden bir itirazı bulunmamakla davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan daha lehe olan TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın dikkate alınması, ayrıca kabule göre dava dilekçesinde talep konusu olan 500,00 TL bakıcı refakatcı gideri ile 500,00 TL yol ve yemek gideri reddedildiğine göre bu miktarların hükümde belirtilmemesi ve red vekalet ücreti takdirinde dikkate alınmamasının hatalı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nce dosya kapsamında düzenlenen 30.12.2021 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda 2019 yılı verilerine göre ve PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplanan maddi tazminatın hüküm altına alınarak davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti miktarının da düzeltildiğinden bahisle davacıların istinaf başvurularının esastan reddine, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kazalı yönünden geçici işgöremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebi yönünden davacı kazalı lehine 1.672.499,80 TL maddi tazminat ödenmesine, yine kazalı için 120.000,00 TL manevi, eş için 40.000,00 TL manevi, baba için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya dair talepler ile bakıcı/refakatçi ücreti ile yol yemek ücreti taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, TRH 2010 yaşam tablosu ve 2022 verilerine göre yapılan maddi zarar hesabının hükme esas alınması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğini, hiçbir gerekçe ortaya koyulmadan ihtiyati tedbir talebinin kaldırıldığını, bu karar nedeni ile müvekkillerin maddi tazminat ve manevi tazminat alacakları akim kalmakla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle de anılan ihtiyati tedbir kararının temyiz incelemesi sonuna değin devam etmesine karar verilmesi gerekirken, anılan tedbirin dayanaksız olarak kaldırılmış olmasının hatalı olduğunu, davacı kazalıya ön ödeme olarak verilen 10.000,00TL.’lik maddi tazminatın toplam tutardan indirildiği gözetildiğinde, kaza tarihi ile ön ödemenin yapıldığı tarih arasında geçen dönem için müvekkilin faiz alacağı talep hakkının bulunduğunun belirlenmesine, bu alacağın talep hakkının ayrıca hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerektiğini, Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, ATK raporunda geçici iş göremezlik süresinin hesap edilmediğini, bu konuda ek rapor alınması gerektiğini, kaza tarihinde işverenlikte duvar ustası olarak yılın her günü çalıştığı ve günlük net 85,00 TL yevmiye aldığı kabul edilerek bu doğrultuda alınan hesap bilirkişi raporuna itibar edilmesinin doğru olmadığını, davacının izinli olduğu ve işverenliğin bilgisi dışında işyerine gelerek hakkaniyetsiz bir şekilde yevmiye almaya çalışan işçinin başına gelen iş kazasında, işverenliğin kazadan mesul olamayacağı gözetilmeksizin ve ayrıca davacıyı duvar ustası olarak kabul ederek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, davacının 1 yılda kaç gün bir inşaatta çalışarak gelir edebileceği araştırılmadığını, hesaba esas ücretin hatalı tespit edildiğini, davacının işverenlikteki istihdam tipinin sürekli olduğu ve davacının ücretinin aylık ücret olduğunun değerlendirilmemesi ve araştırılmamasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde 2019 verisi ve PMF hesabınının hükme esas aldığının söylenmesine karşın 2019 verisi + TRH 2010 hesabına göre karar verilmesinin doğru olmadığını, %73,00 sürekli iş göremezlik oranının ilk peşin sermaye değerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan sorulması gerektiğini, davacı kazalının iş kazasının olduğu gün diş tedavisi görmek üzere izinli olduğunun kovuşturma aşamasında ve kaldırma kararı sonrası yazılan müzekkere cevapları ile sabit olduğunu, davacı kazalının SGK müfettişine verdiği beyanda yevmiyesinin durmaması için işe gittiğini beyan ettiğini, davacının işverenlikte bulunması ve işbaşı yaptığı kaza gününde, davalıların herhangi bir dahli olmamasına rağmen bu hususun kusur bilirkişi raporunda irdelenmeksizin SGK müfettiş raporu ile kusur dağılımı yapılmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının kaza günü izinli olmasının ve inşaat sahasına işverenlikten habersiz girişinin kusur dağılımındaki etkisi araştırılmadığını, maddi tazminatın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin doğru belirlenmediğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, davacılar eş ve babanın manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı eşin ölümünden sonra davacı çocuğun usule uygun şekilde davaya dahil edilmediğini, hükümde müteveffa davacı eş Üzeyme yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının davacı ...'a ve dava dışı Üzeyme mirasçısı... ...'a verilirken müşterek müteselsil olarak mı verildiği yoksa miras hisseleri oranında mı verildiğinin de yazılmamasının hatalı olduğunu, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş olmasına rağmen duruşma açılmadan hüküm verilmiş olmasının yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 28 inci, 294 üncü, 297 nci, 370 inci ve 362 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesi'nce hükme esas alınan 30.12.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun 2019 yılı verileri ve PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapan ihtimalinde davacı kazalının geçici işgöremezlik dönem zararının 24.171,14 TL olarak, sürekli işgöremezlik dönem zararının ise 1.566.753,22 TL olarak hesaplandığı, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde 30.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun 2019 yılı verilerine göre ve PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplanan maddi tazminatın hüküm altına alındığının belirtildiği, durum bu şekilde olmasına karşın hüküm fıkrasında davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının itibar edilen hesaplama ihtimalinde 1.682.499,80 TL olarak hesaplandığı kabulünden hareketle sonuca gidildiği, oysa bu tutarın 2019 yılı verilerine göre ve PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılan tutar değil, 2019 yılı verilerine göre ve TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanan tutar olduğu anlaşılmaktadır. Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin karar gerekçesinde 30.12.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun 2019 yılı verileri ve PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapan ihtimaline itibar edildiği belirtilmesine karşın hüküm fıkrasında davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebi hakkında hüküm kurulurken 30.12.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun 2019 yılı verilerine ve TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanan tutara göre karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara, davalılar avukatı yararına 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.