Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/6/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1999 yılında Deniz Harp Okulundan mezun olmuş ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesildiği 29/3/2012 tarihine kadar subay statüsünde görev yapmıştır.A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç Başvurucunun görev yaptığı gemiye bilgisayar getirdiği ve bu bilgisayarla internete girdiği yönündeki ihbar sonrası başvurucu hakkında yasak edilen cihaz ve aletleri bulundurma ve kullanma suçundan adli ve idari soruşturma yapılmıştır. Soruşturma kapsamında başvurucunun bilgisayarına el konularak bilgisayarda inceleme yapılmış ve bu inceleme neticesinde elde edilen veriler kapsamında başvurucunun ifadesi alınmıştır. Anılan ifade sırasında başvurucuya özel hayatına ilişkin sorular sorulmuş, başvurucu cevaplarında bir kadınla yaşadığı ilişkinin detaylarına dair bilgi vermiş ve bu kadınla yaşadığı cinsel ilişkiyi bir subay arkadaşının evinde kaydettiğini ancak daha sonra bu kaydı sildiğini beyan etmiştir. Bu ifadeye dayanılarak başvurucu hakkında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Donanma Komutanlığı Askerî Savcılığı, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan soruşturma başlatmıştır. Askerî Savcılık 20/5/2010 tarihinde görevsizliğine, müsnet suçtan soruşturmanın devamı için dosyanın görevli ve yetkili Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmesine karar vermiştir. Başsavcılığın 23/9/2011 tarihli iddianamesi kabul edilerek başvurucu hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçlamasıyla Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Başvurucu yargılama aşamasında alınan ifadesinde; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, müşteki ile bir dönem arkadaşlığının olduğunu ancak herhangi bir husumetinin ve sorununun olmadığını, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda mesleki ve ailevi açıdan mağdur olanın ve özel hayatının gizliliği ihlal edilen kişinin kendisi olduğunu, kesinlikle böyle bir olayın olmadığını, suçsuz olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme 9/5/2012 tarihinde başvurucu hakkında beraat kararı vermiştir. Kararın gerekçesinde; dosyada sanığın idari soruşturmadaki beyanları dışında suçun var olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği, sanığın ifadesinin soruşturma aşamasında alınmadığı, sadece idari soruşturma aşamasında verdiği ifadeden yola çıkılarak kamu davasının açıldığı belirtilmiştir. İdari soruşturma aşamasındaki ifadesinde ikrara ilişkin beyanda bulunan başvurucunun bu ifadeyi mahkeme sorgusunda reddettiği gözetildiğinde anılan ifadenin karara esas teşkil etmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Yapılan yargılama neticesinde iddia ve sanıkların idari soruşturmadaki beyanları dışında sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal etmek kastıyla hareket ettiğine dair cezalandırılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği değerlendirmesine yer verilmiştir. Anılan karar, temyiz incelemesinden geçerek 2/6/2014 tarihinde kesinleşmiştir.B. İdari İşlemin İptaline İlişkin Yargı Süreci Diğer yandan anılan idari soruşturma sonucunda "Türk Silahlı Kuvvetlerinde kalması uygun değildir" ortak kanaatli ayırma sicil belgesi tanzim edilmiş ve neticede disiplinsizliği ve ahlaki durumu gerekçe gösterilerek 13/4/2012 tarihinde başvurucunun TSK’dan ilişiği kesilmiştir. Başvurucu tarafından anılan idari işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır. Millî Savunma Bakanlığı tarafından davaya sunulan ilk savunma dilekçesinde, ayrı bir yazı ekinde sunulan gizlilik dereceli belgelerde açıklanan hususlar dâhilinde başvurucunun disiplinsizliğinin tespit edildiği ifade edilmiştir. Başvurucu, davalı idarenin savunmasına karşı verdiği dilekçede gizlilik dereceli belgelerin kendisine gönderilerek savunma yapma imkânı sağlanması talebinde bulunmuştur. AYİM, başvurucunun bu talebi hakkında bir karar vermemiş; 6/12/2012 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; sicil durumu itibarıyla çok iyi seviyede olan ve isnat edilen suçlardan beraat eden davacının suça konu teşkil eden eylemlerinin ise ayrıca irdelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda evli ve bir çocuk sahibi olan başvurucunun bir kadın ile girdiği cinsel ilişkiyi kadının rızası ve bilgisi olmaksızın şantaj amacıyla kameraya kaydettiği, kadına taciz mesajları attığı, aynı gemide görev yapan ve kendisinden kıdemsiz bir personelden şantaj amaçlı gizli kamera düzeneği kurmasını istediği belirtilmiştir. Bununla birlikte amirliğini yaptığı bir astsubayın evini ve arabasını kadınlarla cinsel ilişkiye girmek için kullandığı, evli olmasına rağmen internet üzerinden birçok kadınla tanışarak cinsel ilişkiye girdiği gözönüne alındığında davacının mevcut durumu itibarıyla TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte davranışlar sergilediği, bu disiplin durumu nedeniyle kamu hizmetini devam ettiremeyecek hâle geldiği değerlendirmesine yer verilmiştir. TSK'nın disiplinini esastan sarsan, itibarını zedeleyen bu durumu nedeniyle idarenin derhâl işlem yaparak yürütülen özellikli kamu hizmetine yabancılaşan ajanını bünyesinden atmasının zorunluluk hâlini aldığı ifade edilmiştir. Bu itibarla başvurucunun TSK’dan ilişiğinin kesilmesinde -idarenin takdir yetkisini objektif kıstaslara bağlı kalarak- kamu yararı ile birey yararı arasındaki dengeyi gözeterek ve kamu yararı amacına uygun olarak kullandığı belirtilmiştir. Anılan kararın kesinleşmesinden sonra başvurucu 7/5/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Başvurucu; ilişiğinin kesilmesinin dayanağı olarak herhangi sebep veya gerekçenin gösterilmediğini, AYİM’de yapılan yargılamada kanıtların hukuka uygun elde edilip edilmediğini denetleme imkânının kendisine sunulmadığını, söz konusu belgelerin “gizli” ibareli olarak dava dosyasında muhafaza edildiğini ve bunları inceleme olanağı verilmediğini belirtmiştir. Bununla birlikte AYİM’de temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararda gerekçeye yer verilmediğini, AYİM’de bulunan sınıf subayları nedeniyle bu mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını vurgulayan başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi 20/11/2014 tarihinde davalı idarenin savunması ekinde sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiş ve yargılamanın yenilenmesine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrası yapılan yeniden yargılamada, gizli belgelerin incelenmesi ve bu belgelere karşı beyanda bulunma olanağı başvurucuya sağlanmıştır. AYİM Birinci Daire 7/5/2016 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;i. Başvurucunun görev yaptığı süre boyunca on üç kez takdir yazısına layık görüldüğü, bir kez üste saygısızlık nedeniyle disiplin cezası aldığı ve mükemmele yakın düzeyde sicil not ortalamasına sahip olduğu belirtilmiştir. Evli ve bir çocuk sahibi olan başvurucunun boşanma aşamasındaki bir subayın eşinin telefon numarasına ulaşarak telefonuna mesaj gönderdiği, bu mesajlardan dolayı şikâyetçi olmasını engellemek için bu kadına para verdiği, bu kadın ile girdiği cinsel ilişkiyi kadının rızası ve bilgisi olmaksızın kameraya kaydettikten sonra kamera kaydını imha ettiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte başvurucunun amirliğini yaptığı bir astsubayın evini ve arabasını kadınlarla cinsel ilişkiye girmek için kullandığı, evli olmasına rağmen internet üzerinden birçok kadınla tanışarak cinsel ilişkiye girdiği gözönüne alındığında davacının mevcut durumu itibarıyla TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte davranışlar sergilediği, bu disiplin durumuyla artık kamu hizmetini devam ettiremeyecek hâle geldiği, anılan eylemlerinin özel hayat kapsamında olmadığı ve TSK'dan ilişiğinin kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirmesine yer verilmiştir.ii. Ayrıca başvurucunun beraat ettiği ceza yargılamasına konu eylemleri ile rızası dâhilinde bilgisayarından elde edilen bilgiler değerlendirme dışı tutularak idari soruşturma kapsamında alınan ve yasak yöntemlerle hukuka aykırı şekilde elde edildiğine dair kanıt bulunmayan başvurucunun ifadesi ile diğer personelin ifadesine ve ceza yargılamasındaki beyanlara göre değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir. Bu şekilde ceza yargılamasına göre daha düşük ispat standardı gerektiren disiplin hukuku ilkeleri çerçevesinde somut davada karara varıldığından masumiyet karinesinin ihlal edilmediği vurgulanmıştır. Anılan karar 13/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-