(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/15636 E. , 2013/9879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, erken tahliye nedeniyle dönem sonuna kadar olan kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, bakiye ki
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/15636 E. , 2013/9879 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, erken tahliye nedeniyle dönem sonuna kadar olan kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, bakiye kira alacağı 3050 TL 'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili,dava dilekçesinde, davalının 01.12.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi gereğince kiracı olduğunu, kira süresi dolmadan ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirerek kiralananın anahtarını 14.05.2009 tarihinde davacıya gönderdiğini, 2009 yılı Mayıs ayı kirasını da ödemediğini, davalının kira sözleşmesinin bitiminden önce kiralananı tahliye etmesi nedeniyle taşınmazın yeniden kiraya verilmesinin çok güç olması karşısında büyük zarara uğradığını belirterek, kira dönemi sonuna kadar olan 7 aylık kira parası 17.500 TL’nin davalı kiracı ve kefilden tahsilini istemiştir. Bozmadan sonra da, 12.04.2012 havale tarihli dilekçesi ile daha önceki kararda hükmedilen 6.250 TL üzerine 1.250 TL kira ve 1800 TL zararını ekleyerek 9.300 TL 'nin tahsilini istemiştir. Davalılar vekili, kira sözleşmesinin 10.maddesinde; “kiracının herhangi bir zamanda üç ay evvelinden mal sahibine bildirmek şartı ile kiralananı tahliye edebileceği” düzenlemesi bulunduğunu, davalı kiracının bu düzenleme gereğince davacıya 20.01.2009 tarihli akdi feshettiğine ilişkin ihtarname gönderdiğini, işlemiş ve devam eden üç aylık kira bedelini ödediğini, davacının kira alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve ilk karardan sonra, icra takibi üzerine ödeme yaptığını bildirmiştir. Mahkemenin, davalının anahtar teslim tarihi 14.05.2009 kabul edilerek, Mayıs ayı kirasının da ödenmediğinden bahisle kiralananın yeniden kiraya verildiği 15.07.2009 tarihine kadar 2, 5 ay için toplam 6.250 TL kira alacağının tahsiline dair verdiği ilk karar, davacının temyiz itirazları kabul edilerek dairemizin 07.04.2011 tarih 2010/13307 Esas ve 2011/4389 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gerekleri yerine getirilmeden ödenen 6.250 tl nin düşüldüğünden bahisle 15 günlük 2009 yılı Mayıs ayı kira parası 1.250 TL ve düşük bedel ile yeniden kiraya verilmiş olması nedeniyle dönem sonuna kadar hesaplanan zarar olan 1.800 TL'nin toplamı 3050 TL nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Verilen karar bozma ilamı gereklerine uygun düşmemektedir. Bozma ilamına uyulduğuna göre bozma ilamına uygun karar verilmelidir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.12.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde uyuşmazlık bulunmamaktadır.Kira sözleşmesinde aylık kiranın 2.500 TL olduğu ve her ay peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır Kira sözleşmesinin 10.maddesinde; “kiracının herhangi bir zamanda üç ay evvelinden mal sahibine bildirmek şartı ile kiralananı tahliye edebileceği” düzenlemesi bulunmaktadır. Kiralanana ait anahtarların kiracı tarafından tevdi mahalli kararı gereğince posta ile davacıya gönderildiği, anahtar tesliminin 14.05.2009 tarihi olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiracı, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek, kiralananı tahliye etmesi durumunda, kural olarak kira süresinin sonuna kadar gerçekleşen kira parasından sorumludur. Bununla birlikte, 6098 Sayılı TBK.'nın 114/2.maddesi (mülga 818 Sayılı BK.'nun 98/2.md.) aracılığıyla olayımıza uygulanması gereken TBK.'nın 52.maddesi (BK.'nın 44.maddesi) gereğince, davacı kiraya verenin bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi,zararın artmasını önlemek için kendisine düşen ödevleri yerine getirmesi gerekir.Aksi halde hakim tarafından tenkise tabi tutulur.Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Davalının bildirdiği feshi ihbar kira sözleşmesinin 10.maddesine uygun değildir. Bununla birlikte taraflar sözleşmenin 10.maddesinde yeniden kiraya vermek için gereken makul sürenin üç ay olduğunu belirlemişlerdir. Mahkemece, yeniden kiraya vermek için gereken makul süre olarak sözleşmenin 10.maddesinde düzenlenen üç ay kabul edilmelidir. Ne var ki davacı, kiralananı üç aylık makul süre dolmadan önce 15.07.2009 tarihinde daha düşük bir bedel olan aylık 2.100 TL karşılığında yeniden kiraya vermiştir. Bozma ilamında belirtildiği gibi kiracı anahtarları 14.05.2009 tarihinde teslim etmiş ve 13 günlük mayıs ayı kira parasını ödememiştir. Bu nedenle davalı taraf tahliye tarihine kadar olan 13 günlük Mayıs ayı kira parasından, tahliye tarihi olan 14.05.2009 tarihinden kiralananın yeniden kiraya verildiği 15.7.2009 tarihine kadar da makul süre kirasından sorumludur. Bunun dışında kiralananın daha düşük bedel ile yeniden kiraya verilmiş olması sebebiyle kiraya verenin zararının sözleşmenin 10. maddesine göre, kalan bir aylık süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerekir. Bu itibarla, mahkemece 2009 yılı Mayıs ayı için 13 günlük kira parası, erken tahliye nedeniyle 14.05.2009 'dan yeniden kiraya verildiği 15.07.2009 tarihine kadar olan makul süre kira parası ve kalan bir aylık makul süre kadar düşük bedel ile kiralamadan doğan zarardan davalı tarafın sorumlu olduğu kabul edilerek, davalı tarafça yapıldığı belirtilen ödemeler de araştırılıp değerlendirilerek, bulunacak miktara karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 05/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.