6. Ceza Dairesi 2008/26180 E. , 2012/16705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin yapılan incelemesinde; 27.03.2007 tarihinde verilen karara karşı üst Cumhuriyet Savcısının verdiği süre tutum talebi içeren dilekçesinin hakim tarafından havale edilmediği, bu süre tutum talebine daya
**6. Ceza Dairesi 2008/26180 E. , 2012/16705 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin yapılan incelemesinde; 27.03.2007 tarihinde verilen karara karşı üst Cumhuriyet Savcısının verdiği süre tutum talebi içeren dilekçesinin hakim tarafından havale edilmediği, bu süre tutum talebine dayanılarak dosyanın gönderilme tarihinin ise 04.05.2007 olduğunun anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra Üst Cumhuriyet Savcısı hükmü temyiz ettiğinden, anılan Yasanın 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin REDDİNE, II-Sanık ...’nın temyiz isteminin incelenmesine gelince; Adli sicil kaydına göre, görevli memura hakaret suçundan tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında 5237 sayılı kanunun 58/6-7.maddeleri ile uygulama yapılmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir Ancak; Sanığın, 2005 yılı Eylül ayında köylünün hayvanlarını sulamak için kullandığı çeşmenin yanında bulunan kavak ağacını keserek evinde yakacak olarak kullandığı olayda; ısrarla suça konu ağacın kesildiği araziye ait ailesinden kalma eski tapusunun olduğunu ve ağacın da ataları tarafından dikildiğini, ancak daha sonra köylüler tarafından kullanılmış olabileceğini söylediği, tanıklardan ...'ın da arazinin eskiden sanığın babası ....’na ait olduğunu bildiğini beyan ettiği, diğer tanıkların da söz konusu yerin tapu kaydı olup olmadığını bilmediklerini ifade ettikleri; katılan ...'in dahi 27.03.2007 tarihli oturumda; ağacın kesildiği yerin tapu kaydı olup olmadığını bilmediğini söylediği; jandarma tarafından yapılan görgü tespit tutanağında ise ağacın bulunduğu yerdeki çeşmenin etrafı taşlarla çevrili ve kişiler tarafından kullanılan sınırları belli arazilere komşu bir yer olduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle, sanığın var olduğunu iddia ettiği ve tercümesini dosyasına koyduğu, eski dönem tapusunun temini ile arazinin mevcut tapu kayıtlarındaki durumun tespiti ile gerekli devir ve temlik durumlarının araştırılıp, mülkiyet iddiasının eski tarihlere dayandığı gözetildiğinde yöreyi bilen yaşlıların ve gerektiğinde diğer uzman bilirkişilerin aracılığı ile keşif yapılarak, arazinin mülkiyetinin kime ait olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanıp sonra delillerin bir bütün halinde takdiri ile hukuki durumunun tespitinin gerektiği gözetilmeden, söz konusu ağacın ne şekilde hayvanların dinlenmesine ve gölgelenmesine özgülenip kamu yararına tahsis edildiği de denetime olanak verecek şekilde tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ile yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması, Uygulamaya göre de; Kasten işlemiş olduğu suç nedeniyle mahkum olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmemiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.