T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2292 - 2025/2570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2292 KARAR NO : 2025/2570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/61 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2292 - 2025/2570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2292 KARAR NO : 2025/2570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/61 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2023 tarih ve 2023/61 E. - 2023/334 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili,müvekkilinin 2022/001026 sayılı tasarımının ,davalı Şirketin itirazı üzerine, EU EUIPO 018599538 sayılı şekil markası ile benzer olduğu gerekçesiyle dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin tek başına “bisküvi” görselini tescil ettirmeye çalışmadığını, bütün olarak bir ambalaj görselini tescil altına almaya çalıştığını, verilen kararın bu nedenle hatalı olduğunu, müvekkili tasarımının üzerinde siyah ve kahverengi birçok bisküvinin yatay-dikey-çapraz olarak konumlandırıldığı, sağ alt köşede içi dolu bir çay bardağına ve altında çay tabağına yer verildiği, ambalajın kırmızı zemin üzerinde oluşturulduğu ve paket görünümündeki ambalajın alt ve üst kısımlarının sırasıyla sarı, kırmızı ve siyah renkleri ile dalgalı şeritlerle dizayn edildiği, ambalajın ortadan beyaz renkli dalgalı şerit ile bölündüğü ve üst kısmın kırmızı alt kısmının görsel içerecek şekilde dizayn edildiğini, dolayısıyla tek başına bir bisküvi tasarımı olmadığını, bir tasarımda küçük farklılığı aşan bir farklılık yapıldığı taktirde o tasarımın ayırt edicilik vasfının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, tasarımların bütün olarak incelenmesi gerektiğini, aksi halde tasarımların bölünerek incelenmesi söz konusu olacağını, söz konusu bisküvi tasarımının bir an için müvekkilinin tasarımında yer alan bisküvi tasarımlarından birine benzediği düşünülse dahi, müvekkili tasarımının başkaca unsurlar da barındırıp ambalaj şeklinde olduğundan, her halükârda müvekkili tasarımının tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... YİDK’ın 06/12/2022 tarih ve 2022-T-1127 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu tasarımda EU EUIPO 018599538 sayılı markanın kullanıldığını, davacının tasarımının hiçbir şekilde ayırt edici olmayan bir ambalaj içerisine bisküvilerin her iki açısından görüleceği şekilde doldurmuş bir paket olduğunu, davacının bir çok firma tarafından daha önce piyasaya sunulmuş ve kullanılan tasarıma bu kadar benzer bir bisküvi şeklini ambalajında yer vererek tescil ettirmeye çalışmasının hem kötü niyetli bir davranış hem de hukuka aykırı olduğunu, tüketici grubunun önemli bir kısmını, ayırt etme ve dikkat kabiliyeti ortalama bir erişkine nazaran daha az olan çocukların oluşturması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda, ilgili gıda ürünlerinde bilgilenmiş kullanıcının tasarımlar arasındaki farklılığı anlayabilmesinin mümkün olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf tasarımlarına konu bisküvi görsellerinin “...” olarak bilinen ve çok uzun yıllardır gıda sektörde kullanılan bir bisküvi türü olup bu bisküvilerin temel anlamda kare/dikdörtgen form yapısında oldukları, bu tip bisküvilerin kenar kısımlarının tırtıklı şekildeki formunun mutat olduğu, buğday sarı renkteki bu bisküvilerin bir yüzünün çikolata uygulamalı yapılmasının da yine yerleşik olduğu, ... bisküviler üzerinde sıralı deliklerin kullanımı ile yaratılan desenlerin de yine uygulamada sıkça karşılaşılan unsurlar oldukları, dava konusu ambalajda kullanılan bisküvilerin kısa kenarında az sayıda tırtık varken, mesnet marka örneğinde çok daha sıkı kenar tırtıklarının bulunduğu, uzun kenarlarda ise eş sayıda tırtık olduğu, dava konusu tasarımda sıralı ve birbirine paralel 3 delikle oluşturulmuş desen varken, mesnet markada 4 delikle oluşturulmuş desen olduğu, bu unsurların her birinin yukarıda da belirtildiği üzere zaten mutat özellikler olduğu, dolayısıyla salt bisküvi yapısının tek başına bir başkasının tekelinde değerlendirilemeyeceği, bu formun çok uzun yıllardır kamuda kullanılmasından kaynaklı harcıalem hale geldiğinin kabulü gerekeceği, nitekim özellikle tek tarafı çikolata kaplı olan ... bisküvilerinde tasarımlar faaliyetlerin de bu çikolata bölümü üzerinden yürütülmekte olduğu, somut uyuşmazlıkta mesnet marka örneğinin bu kısmı ile ilgili bir görünümünün mevcut olmadığı gibi dava konusu tasarımda da davalı yanın markasını çağrıştıran hiçbir unsura yer verilmediği, bu bağlamda ilgili bisküvi görsellerinin mutat nitelikteki unsurlarından kaynaklı benzerliği, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğini etkiler mahiyette olmayacağı, nihayetinde dava konusu ambalaj tasarımında kullanılan bisküvi görsellerinin mutat nitelikteki ... bisküvi tasarımları olduğu, buradaki kullanımın birebir olarak da nitelendirilemeyeceği, tasarımda, mesnet marka görselinde sözcük unsuru ya da bir benzerinin kullanılmadığı, bu haliyle dava konusu ambalajdaki gibi bir kullanımın, mesnet tutulan 3. Kişiye ait markanın izinsiz kullanımı şeklinde algılanma ihtimalinin bulunmayacağı , dava konusu ambalajdaki mezkur kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu tasarımın yenilik vasfını haiz olmadığını, bir tasarımın yeni sayılabilmesi için mutlak-objektif-nitelikli yenilik özelliklerini taşıması gerektiğini, dava konusu tasarımda dava dışı kişiye ait markanın yetkisiz olarak kullanıldığını, dava konusu tasarımın ayırt edici olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu tasarımın mesnet marka karşısında yeni ve ayırt edici olmadığını, nitekim aynı mahkemece davacının dava konusu tasarımında yer alan bisküvi tasarımının dava konusu olduğu 2023/60-2023/380 E/K sayılı dosyasında redde mesnet tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, buna göre dava konusu tasarımın redde mesnet marka karşısında yeni olmadığının kabulünün gerektiğini, dava konusu tasarımda bir fikri mülkiyet hakkının yetisiz kullanımının söz konusu olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, tasarım tescilinin iptaline dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanarak bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/13749 E.- 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olup olmadığı hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2024 tarih ve 2022/4097 Esas- 2024/739 Karar sayılı kararında da; "... kamu düzenine ilişkin olan mutlak yenilik unsurunun, YİDK iptali davaları ile endüstriyel tasarımların 554 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi kapsamında hükümsüzlüğü istemli davalarda, mahkemelerce YİDK tarafından değerlendirmeye alınan, YİDK'e itiraz konusu olarak sunulan ve hatta YİDK iptali istemli davalarda taraflarca sunulan bilgi ve belgelerle dahi bağlı kalınmaksızın re'sen araştırılması ve tasarımın mutlak yenilik unsuruna sahip olup olmadığının belirlenmesinin zorunlu olduğu, YİDK tarafından da re'sen mutlak yenilik incelemesi yapılması gerektiği, YİDK'in hem itiraza mesnet bilgi ve belgeler kapsamında hem de re'sen mutlak yeniliği incelemesi gerektiği, aksinin kabulünün tasarım hukukunda mutlak yenilik unsurunun kamu düzenine ilişkin olması ilkesiyle bağdaşmayacağı, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2023 tarihli, 2021/11-943 E. ve 2023/288 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, ayırt edicilik unsurunun incelenmesinde mutlak yenilik unsurundan farklı olarak re'sen inceleme yapılmasının, ayırt edicilik unsurunun kamu düzeniyle ilgisi bulunmadığından mümkün olmayıp, mahkemelerce taraflarca getirilme ilkesi çerçevesinde tarafların getirdiği bilgi ve belgeler kapsamında bir inceleme yapılması gerektiği, gerek mutlak yenilik ve gerekse de ayırt edicilik incelemelerinin genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgi gerektiren hususlar olduğundan mahkemelerce alanında uzman bilirkişiler marifetiyle yapılacağı..." belirtilmiştir. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, mutlak yenilik konusunda herhangi bir araştırma yapılmamış, davalı şirket vekilince bilirkişi raporuna bu yönde itirazda bulunulduğu halde, mahkemece davalı Şirketin itirazları karşılanmamıştır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş ise o tasarım yeni kabul edilmeyecektir. O halde ilk derece mahkemesince, mutlak yeniliğe ilişkin araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2023 gün ve 2023/61 E. - 2023/334 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.