(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/17146 E. , 2013/18757 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 22.11.2010-13.09.2011
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/17146 E. , 2013/18757 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 22.11.2010-13.09.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde ürün müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili; iş sözleşmesinin, davacının gerek vücut dili gerekse sözlü ve yazılı olarak Ceza Kanunu anlamında suç teşkil eden beyanlarını amiri durumunda bulunan kişilere yöneltmiş olduğundan haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, fesih bildiriminde, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre feshedildiği, fesih nedeni olarak iki nedene dayanıldığı, bunlardan birincisinin, bağlı çalıştığı yöneticinin geri bildirimlerine göre gerek sözlü, gerek vücut dili ile hoş olmayan durumlarda bulunduğu hususu olduğu, ileri sürülen bu fesih nedeninin 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin aramış olduğu açıklık ve kesinlikte olmadığı, davacının hangi vücut dilini nasıl gerçekleştirdiğini, bu vücut dilinin neden hoş olmayacağı ve sözlü olarak hangi hoş olmayan beyanda bulunduğunun açıklanmadığı, bu fesih nedeninin davalı işverenlikçe de ispatlanamadığı, ikinci fesih nedeninin ise, davacının görevlerinde aksama yaşandığı hususu olduğu, davalı işverenlikçe, bu fesih nedenine dayalı olarakta, davacının hangi görevlerinin bulunduğu, bu görevlerini ifa etme zamanının belirli olduğu, davacının bu görevleri belirli olan zamanda yapmadığı, davacıya uyarıda bulunulmasına rağmen bu aksamaların devam etmiş olduğu hususlarının ispatlanamadığı, işverenin fesih bildiriminde dayandığı fesih nedenleri ile bağlı bulunduğu, fesih bildiriminde dayanılmayan nedenlerin yargılama aşamasında fesih nedeni olarak ileri sürülemeyeceği, feshin bu nedenlerle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. Maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğinden, davacının, davalıya ait işyerinde 22.11.2010-13.09.2011 tarihleri arasında ürün müdürü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin, 13.09.2011 tarihli fesih bildirimi ile "davacının bağlı çalıştığı yöneticisinin geri bildirimlerine göre, kendisine karşı olan davranışlarında ve uslubunda gerek sözlü, gerekse vücut dili ile hoş olmayan durumların olduğu, bunun yanı sıra, yöneticisinin davacıdan yapmasını istediği görevlerde ise, aksamaların yaşandığı, hazırlanması istenilen tarihte hazır olmadığı nedenleriyle 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince 13.09.2011 tarihi itibariyle feshedildiği" anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının 29.04.2011 tarihinde, yötecisi tarafından, saha ekibinden beş kişiyi arayıp kendisine bildirilmesi istenmesine rağmen, aramadığı nedeniyle savunmasının istendiği, davacı savunmasında, gün içinde gelişen olaylar nedeniyle aramayı unuttuğunu beyan ettiği, 08.09.2011 tarihinde, 06.09.2011 tarihine kadar bitmesi gereken sunumunu hazırlamadığı, 07.09.2011 tarihinde amirince uyarılmasına rağmen, sunum bitirilmeden gönderildiği nedeniyle savunmasının istendiği, davacının, sunumu kendisinin yapacağı bilgisinin kendisine verilmediğini, sunum ile ilgili, hangi konuların araştırılması gerektiğinin amirine onun üst amirince bildirilmesine rağmen, amirinin kendisine bu konuları bildirmediğini, amirinden bu konuda yardım talep ettiğinde kendisine yardımcı olmadığını, kendi çabaları ile sunumu hazırladığını, ancak sunum yapma görevinin kendisinden alındığını, kusurlu olmadığını beyan ettiği, 09.09.2011 tarihinde, amirine karşı davranışlarında ve uslübünda hoş olmayan durumların olduğu, amirinin sunum ile ilgili kendisine verilen bilginin ne olduğunu sorması üzerine, "Can bey siz neyin peşindesiniz" diye hitap ettiği, sunum hazırlığı sırasında ise, beni işten çıkarın, dediği, sunum hazırlığını yapmadığını söyledikten sonra siz tatil yaparken ben nelerle uğraşıyorum diyerek mazeretini uygunsuz bir vucut dili ve ses tonu ile belirttiği nedeniyle savunmasının istendiği, davacının savunmasında iddiaları kabul etmediği, bu olaya ilişkin tutanak sunulmadığı, davalı tanığının olayı görmediğini ifade ettiği, davacının tarihi belirtilmeyen ve tanık olarak dinlenen amirine gönderdiği mesajda, işyerinde yeni işe alınan elemana araba verilmesi ve kendisine verilmemesi üzerine, arabayı alıp g.t.ne sok..lar, yaptıkları şerefsizlikten başka bir şey değil, şerefimle çalışamadıktan sonra bunların mastürbasyon aleti olamam, şeklinde mesaj attığı, mesajın hangi tarihte atıldığı belli değil ise de, ilgili tanığın mesajı doğruladığı, davacının, işveren yetkilisine gönderdiği 13.09.2011 tarihindeki mesajında, işyerindeki aksaklıklardan bahsederek, amirlerinin şirket menfaatleri yerine kendi menfaatlerine çalıştıklarını, bazı stratejilerinin yanlış olduğunu, laf cambazlığı yaptıklarını, yönetici Seyhan hanımın iyiniyetini kullanarak, ne olacak onu iki güzel sözle kandırırız, o kolay, neden anlar o dediklerini, birbirlerine evcil hayvanlarının adını vererek gönderdikleri çiçeklerin parasını bile şİrketten karşıladıklarını, şirketin imajını düşürdüklerini, batan biofirma modeline dönüştürme çabasında olduklarını belirttiği anlaşılmıştır. Davacının bu davranışları bir bütün olarak ele alındığında, yöneticilerine karşı hoş olmayan davranışlar ve verilen görevlerin aksatılması kapsamında olduğu, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde bulunduğu ve iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesi şartlarını oluşturduğu ortadadır. Hal böyle olunca, geçerli nedenle fesin şartlarının işverence ıspatlanamadığına dair hatalı değerlendirme ile davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 126,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.09.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.13.09.2013 ...