(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2014/2904 E. , 2014/13181 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre …
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2014/2904 E. , 2014/13181 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. ( M ) KARŞI OY YAZISI Davacı kiracı ile davalı kiraya veren arasında 15/05/2011 başlangıç tarihli 1 yıl süreli aylık 3000 TL bedelli iş yeri kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiralananı altı yıldan bu yana kahvehane olarak kullanmaktadır. 15/05/2011 tarihinde sözleşme yenilenmiştir. Kiraya veren 21/02/2012 tarihli noter ihtarnamesi ile kiralananı kendi iş yeri ihtiyacı için kullanacağını 15/05/2012 tarihinden itibaren sözleşmeyi yenilemeyeceğini, taşınmazı tahliye etmesini aksi taktirde iş yeri ihtiyacı nedeni ile tahliye davası açacağını ihtar etmiş, kiracı davacı da 18/04/2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile kiraya verenin iş yeri ihtiyacı sebebi ile taşınmazı 15/05/2012 tarihinde boşaltarak teslim edeceğini bildirdikten sonra kiralananı boşaltarak anahtarları 20/04/2012 tarihinde kiraya verene teslim etmiştir. Davalı kiraya veren boşaltılmasını sağladığı iş yerini bir süre boş tuttuktan sonra kiralık ilanı asmış, daha sonra da 01/02/2013 başlangıç tarihli sözleşme ile lokanta olarak üçüncü şahsa 5 yıl süre ile kiraya vermiştir. Davacı kiracı davalının iş yeri ihtiyacı talebini samimi bularak ihtarname üzerine kiralananı boşalttığını, yeni iş yeri bulamadığı için eşyalarını yok pahasına sattığını iş yerine yatırım yaptığını davalının başkalarına kiraya vermek maksadıyla taşınmazı Tahliye ettirdiğini, iki yıllık kira bedeli tutarında tazminat ile 1800 TL yapılan yatırım bedeli ve 6000 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 78.000 TL.sı tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dinlenen davacı tanıkları kiraya verenin ihtiyaç iddiası sebebi ile kiracının tahliyesini istediğini, kendilerinin de bu iş yerinde çalıştıklarını, davacının kirasını düzenli olarak yatırdığını, iş yerine yatırım yaptığını, tahliyeden sonra işsiz kaldıklarını bildirmişlerdir. Mahkemece dava yolu ile tahliye sağlanmadığından davacının kendi iradesi ile taşınmazı tahliyesi sebebi ile tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre davalı kiraya verenin iş yeri ihtiyacı nedeni ile taşınmazın tahliyesini sağladıktan sonra TBK.nun 355.madde hükmüne aykırı hareket ederek yasal süreler geçmeden taşınmazı başka şahsa kiraya verdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiraya veren bir yıllık kira tutarı ceza tazminatından ayrı olarak, kiracının bu yüzden uğradığı parasal kayıpları için de tazminat ödemekle yükümlüdür. Esasen taşınmazı başkasına kiraya vermeden önce davacı kiracıya teklifte bulunmayarak iyi niyetli davranmamıştır. Davacı kiracı kendisine noter kanalı ile gönderilen ihtar üzerine iş yerini kendi iradesi ile yasalara saygılı ve iyi niyetli bir vatandaş olarak tahliye etmiş ve işsiz kalmıştır. Davacının yasalara saygılı davranması ve aleyhine açılacağı ihtar edilen tahliye davası ile muhatap olmamak için taşınmazı tahliye etmiş olması aleyhine kullanılamaz. Davalının ihtarı yasa hükümlerine dayanmaktadır. Davacının ihtarnameye değer vermesi ve gereğini yerine getirmesinde hukuka uygunluk bulunmaktadır. Bunun için ayrıca dava açılması gerekmez. Aksi halde yasa hükmüne uymayı gerekli gören kişinin yasalara uymayıp dava açılması yolunu seçenlere karşı korunması gerektiği düşünülebilir. Mahkemenin sorumluluk için dava yolunun varlığını öngörmesi usul ve yasaya aykırıdır. Burada iyi niyet ve insanların yasaya olan güveni korunmalıdır. Yasaların gerekçeleri bağlayıcı değildir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin aynı sebebe dayalı olarak açılan tazminat davalarının kabulü gerektiği yönünde uygulaması bulunmaktadır. (Ör:4.HD 2008/1*** *** ****.10.2008) Doktorinde de çoğunluk (sağlamak) sözcüğünün geniş yorumlanması gerektiği üzerinde birleşmektedir. Bu nedenle değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum, mahkemece davacının haksız tahliye sonucu uğradığı maddi zararın kapsamı belirlenerek tazminat talebi konusunda karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle mahkeme kararı bozulmalıdır.27.11.2014