4. Hukuk Dairesi 2023/6292 E. , 2023/11206 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/212- Esas 2022/943 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, (kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından bozma kararının düzeltil…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6292 E. , 2023/11206 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/212- Esas 2022/943 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, (kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından bozma kararının düzeltilmesi için yapılan başvuru (kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesince reddedilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.01.2014 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın, asli ve tam kusurlu olarak davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, İzmir Sebze ve Meyve Hali'nde kendi adına sebze ve meyve hali işletmeciliği yapmakta olan davacının iyileşinceye kadar çalışamadığını ve kalıcı iş göremez ... geldiğini, maddi tazminat açısından belirsiz alacak davası olarak davacının geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılar sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 303.382,82 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde, 06.01.2014 tarihli trafik kazasına karıştığı belirtilen 09 M 5035 plaka sayılı aracın müvekkili şirkette, 19.04.2013-2014 tarihleri arasında Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası ile Zorunlu Trafik Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçeye göre teminatlarının sakatlanmada kişi başı 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, söz konusu poliçeye göre teminatın, Karayolları Trafik Kanunu ve poliçe genel şartları uyarınca, otomatikman her olayda ödenmesi gereken bir meblağ olmadığını, gerçek kusuru, geliri ve uzuv kaybı oranına göre tazminat meblağının belirleneceğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuzluğu nedeniyle poliçe sorumluluğunun bulunmadığını, isnat edilen kusuru kabul etmediklerini, vücut fonksiyon kaybı ve sürekli sakatlanmaya ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulundan alınması gerektiğini, müvekkili şirketin tüm bilgi ve belgelerle ihbar yapılarak temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddi gerektiğini, olay haksız fiilden kaynaklanmakta olup, ticari faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden temerrüdün sözkonusu olmadığını, aleyhlerine masraf, faiz ve avukatlık ücretine hükmolunmaması gerektiğini belirteler davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2014/1380 Esas 2015/1089 Karar sayılı kararıyla; davacının yolcu olarak bulunduğu araçla davalı Euro Sigorta A.Ş tarafından ZMSS ile sigortalanan ve diğer davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarpıştığı, bu kaza nedeniyle davacının 3 ay süreyle geçici olarak çalışamadığı, kalıcı maluliyetinin %11,2 oranında olduğu, kabzımallık yaptığı ve aylık ortalama gelirinin 10.000 TL olduğu, bu gelir düzeyi üzerinden yapılan aktüerya incelemesinde geçici maluliyet tazminatının 30.000 TL kalıcı maluliyet tazminatının 278.382,82 TL olduğu, kazanın olduğu tarih itibariyle poliçe teminat limitinin 268.000 TL olduğu da göz önünde tutulmuş kusur incelemesi yapılmamış olup, kazada yolcu konumunda olan davacının davalıların kendi içinde bulunduğu araç sigortası ile diğerleri arasında görülebilecek davada bu hususun gözetileceği, dışsal ilişkide bunun dikkate alınamayacağı, kaza tarihi itibari ile poliçe teminat limitinin 268.000,00 TL olduğu da gözetilerek kabul edilmiş, manevi tazminatın niteliğinin duyulan üzüntünün dindirilmesinde vasıta olması, taraflar arasında bir zenginleşme ve fakirleşmeye yol açmayacak bir miktarın belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın talep artırım dilekçesi dikkate alınarak kabulü ile; 278.382,82 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Sigortanın sorumluğunun poliçe limiti olan 268.000 TL ile sınırlı tutulmasına, alacağa ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 16.01.2014 tarihinden itibaren Ege Sigorta yönünden sorumlu olduğu miktar üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 30.000 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın manevi tazminat isteminin 25.000 TL üzerinden kabulüne, bu miktarın davalı ... ve ...'dan kaza tarihi olan 16.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 25.000,00 TL'lik istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2016/4142 Esas-2019/444 Karar sayılı 22.01.2019 tarihli kararı ile; tazminata esas alınan davacının gelirinin belirlenmesine ilişkin araştırma yetersiz olup mahkemece; vergi mükellefi olarak işyeri işleten ve sebze meyve satış aracılığı yapan davacının gelirinin saptanması için;ilgili Vergi Dairesinden ve SGK'dan vergi kayıtları ve SGK kayıtlarının getirtilmesi, bu belgeler ile davacının işlettiği işletmeye ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde, davacının gelirinin belirlenmesi konusunda mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması bu araştırmaların sonuçları dahilinde gerçek gelirin net biçimde saptanmasından sonra, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, tazminat hesabı konusunda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının %12,3 oranında sürekli iş gücü kaybı ve 3 ay süre ile geçici iş gücü kaybına uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'un asli ve tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacının kaza tarihi itibarı ile yaş meyve sebze komisyon, paketleme, dağıtım, nakliye, soğuk hava tesisleri, et balık deniz ürünleri sanayi ve ticareti alanında faaliyette bulunan bir limited şirket ortağı ve yöneticisi olduğu, davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunan limited şirket yöneticilerinin aylık ortalama gelirlerinin asgari ücretin 3 katı civarında olduğu, iş bu gelir durumu üzerinden aktüerya hesap bilirkişisi tarafından yapılan, dosya kapsamına uygun ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının sürekli iş gücü kaybından doğan maddi zararının TRH-2010 Tablosu esas alındığında 370.016,34 TL olduğu, geçici iş gücü kaybından doğan maddi zararının 7.614,00 TL olduğu, iş bu miktarın 268.000,00 TL'nin poliçe limiti kapsamında kaldığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kaza nedeniyle davacıda oluşan daimi iş gücü kaybını doğuran yaraların tedavisi ve bundan sonra davacının iş gücü kaybından dolayı ömür boyu yaşayacağı hareket kısıtlılığından dolayı yaşayacağı elem ve ızdırap ve temyiz talebinde bulunmayan davalılar ..., ... yönündeki bozmadan önceki hükümden dolayı kazanılmış usuli hakkında dikkate alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının maddi tazminat alacağına ilişkin talebinin kabulü ile davacının sürekli iş görmezlikten kaynaklanan 278.382,82 TL maddi tazminat alacağından davalı ... AŞ'nin poliçe limiti 268.000,00 TL miktarla sınırlı sorumlu olmak kaydı ile alacağa davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi 06.01.2014 tarihinden itibaren, davalı ... AŞ yönünden dava tarihi 25.04.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş görmezlikten kaynaklanan 30.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde; davacının gelirinin tespitinde Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak İzmir Ticaret Odası ve Bursa Ticaret Odasından alınan emsal gelir tespiti yazılarına göre asgari ücretin 3 katı olarak gelirin kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, bozma kararı sonrası yapılacak yeni yargılamada tazminat hesaplaması bozma kararı öncesi ilama mesnet 2015 yılında tanzim edilen bilirkişi raporu tarihi itibariyle hesaplamaların yapılması gerektiği, bozma öncesi alınan ve kararda açıkça belirtilen davacının maluliyet oranı %11,2 olarak belirlenmiş ve %11,2 oranı ile hesaplama yapılıp hüküm kurulduğu halde bozmadan sonra yeniden alınan rapor gereği %12,3 maluliyet oranı üzerinden hesabın hatalı olduğunu, 2015 karar tarihli ilam davacı yanca istinaf edilmediği ve bu karar davacı yönünden kesinleştiği, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu halde davacı lehine mahkeme vekalet ücreti hesaplaması, kaldırma kararı sonrası verilen yeni hükmün tarihi itibariyle Avukatlık Ücret Tarifesine göre değil, davacı yönden kesinleşen karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 54, 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının ücret araştırmasının usulüne göre yapılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki easaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Eldeki dosyada; ilk mahkeme hükmü davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesince 2016/4142 Esas-2019/444 Karar sayılı 22.01.2019 tarihli bozma ilamı ile vergi mükellefi olarak işyeri işleten ve sebze meyve satış aracılığı yapan davacının gelirinin saptanması için;ilgili Vergi Dairesinden ve Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan vergi kayıtları ve SGK kayıtlarının getirtilmesi, bu belgeler ile davacının işlettiği işletmeye ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde, davacının gelirinin belirlenmesi konusunda mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması, bu araştırmaların sonuçları dahilinde gerçek gelirin net biçimde saptanmasından sonra, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, tazminat hesabı konusunda ek rapor alınmasını teminen bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak davacının geliri araştırılmış olup tespit edilen ücretler içerisinde davacının asgari ücretin 3 katı ücret alabileceği kabul edilerek aktüer bilirkişiden ek rapor alınmış olup ek raporda rapor tarihi itibariyle geçerli asgari ücret üzerinden hesap yapıldığı anlaşılmaktadır. İlk hükme esas alınan 05.05.2015 tarihli rapor yönünden davalı lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin için, 05.05.2015 tarihindeki verilere göre işlemiş-işleyecek devrenin belirlenmesi, davacının aktif dönem geliri asgari ücretin 3 katı olarak kabul edilmek suretiyle (05.05.2015 tarihli rapordaki asgari ücretin 3 katı), ayrıca bozmadan önce hesaplamaya esas alınan %11,2 maluliyet oranı bakımından da davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan hesapta bu maluliyet oranının esas alınmasıyla rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre ve temyiz eden davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3-Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.