7. Hukuk Dairesi 2021/7072 E. , 2022/7328 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.08.2019 tarihinde verilen dilekçeyle zilyetliğe dayalı tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.06.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından talep edilmiştir. Adan
**7. Hukuk Dairesi 2021/7072 E. , 2022/7328 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.08.2019 tarihinde verilen dilekçeyle zilyetliğe dayalı tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.06.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava, TMK'nın 713/1., 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, kadastro sırasında tespit harici bırakılan Yayladağı ilçesi, Kışlak Mahallesi'nde bulunan mevkii ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmazın irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, nitelik itibariyle kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar vekilleri davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, 19.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 4643,12 m², B harfi ile gösterilen 3813,32 m² toplam 8456,44 m² yüzölçümü ile gösterilen, tescil harici bırakılan yerin son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükme karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin istinaf kanun yolu başvuru talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar vermiştir. Kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili temyiz etmişlerdir. 1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2- Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı taraf, imar-ihya, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için; 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Mahkemece, davanın açıldığı tarihte tescile karar verilen taşınmaz bölümlerinde davacı taraf yararına edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya kurumuna yer verilmiş ve bu yolla taşınmaz kazanılması imkanı getirilmiştir. Taşınmazın imar ve ihya ile edinilebilecek yerlerden olma niteliği yanında, tapu sicilinde kayıtlı olmaması da gerekmektedir. Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın emek ve masraf sarfı ile tarım arazisi haline getirilmesi halinde imar ve ihyadan söz edilebilir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır. Taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşlar, meydana getirilen eserler, Kadastro Kanununun 17. maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemez. İmar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir. 3402 sayılı Kanunun 17. maddesindeki yollama gereğince aynı Kanunun 14. maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekmektedir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır. Öte yandan; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre, zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Yapılan açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde; mahkemece, davacı lehine imar-ihya ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazların 1981 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan yerler içerisinde kaldığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 20.02.2020 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda ve eki krokilerde (B) harfi ile gösterilen 3813,32 m² miktarlı taşınmazın memleket haritası, ... fotoğrafları, orman yasalarına göre ve konumu ile bitki örtüsü ve toprak yapısı itibariyle yapılan incelemesinde orman sayılmayan yerlerden olduğu, %5-10 meyilli bir yapıya sahip bulunduğu, fiziksel özellikleri itibariyle arazinin çakıllı ve taşlık olduğu, toprağının işlenmediği, kısım kısım eski teraslama şeklinde şekillerin olduğu, taşlık ve kayalıkların temizlenmesi halinde tarım yapılabileceğinin tespit edildiği, raporun 6 numaralı ekinde yer alan (B) harfli kısma ilişkin 4 adet fotoğraftan da görüldüğü üzere, taşınmazın yukarıda belirtilen zilyetlikle iktisaba ilişkin şartları taşımadığı ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı anlaşıldığından (B) harfli kısma ilişkin de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 30.11.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.