Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/418 E. , 2024/1150 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/418 Karar No : 2024/1150 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- (MÜDAHİL DAVALI YANINDA) ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kayseri İli, Pınarbaşı İl
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/418 E. , 2024/1150 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/418 Karar No : 2024/1150 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- (MÜDAHİL DAVALI YANINDA) ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kayseri İli, Pınarbaşı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "4,68 MWm/3,6MWe kapasiteli Güneş Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Kayseri Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nce verilen ... tarih ve... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ''..."ÇED gerekli değildir" kararı verilen alanın; taban su seviyesi, yüksek kot farkı ve arazi yapısı nedeniyle su birikimi ve taşkınların oluşabileceği bir alan olduğu, söz konusu alanın köyün ortak alanı olduğu, yakınından dere geçtiği, ve köyün ortak kullandığı meralara yakın mesafede bulunduğu, proje alanının meralara geçiş güzergahında bulunduğu, güneş panellerinin yapılacağı alanın köy girişinde bulunması nedeniyle tarımsal alanlara oldukça yakın mesafede bulunduğu, alanda başlayacak faaliyetlerin hayvancılık ve tarımsal faaliyetleri olumsuz etkileyeceği, inşaat aşamasındaki faaliyetlere bağlı olarak oluşacak toz taşınımı ve nakliye ve inşaat aşamasında oluşacak tozların, rüzgar ile taşınması durumunda, tarımsal alanda bitki yapraklarının yüzeyini kapatarak, fotosentezi azaltma ve bunun sonucunda verim kaybına neden olacağı, proje alanının tarımsal alanlara ve mera alanlarına çok yakın mesafede olması nedeniyle oluşacak tozlanmanın tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda; dava konusu alanda yapılacak işletme faaliyeti sırasında meydana gelebilecek olumsuz etkilerin ve sonuçların yeterli ve detaylı bir şekilde araştırılmadığı, çıkacak tozun etkilerinin, faaliyet alanına yakın konumda bulunan tarımsal alanlar, bitki örtüsü, hayvanların beslenme ve yaşam alanları dikkate alınarak değerlendirilmediği, bu bağlamda tarım ve hayvancılığa olan etkilerinin bertaraf edilmesi için öngörülen önlemlerin yüzeysel nitelikte olduğu, projenin dava konusu alana yapılmasının yöredeki toprak, tarım, yerleşim yerleri ve doğal hayat üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağı ve çevresel etki değerlendirmeleri ile ilgili araştırmaların ve bilimsel önlemlerin yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu yerde yapılması planlanan proje ile ilgili olarak verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.'' gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: . 1-Davalı idare tarafından; Karara dayanak oluşturan bilirkişi raporunda çelişkili ifadeler bulunduğu, kararda ve bilirkişi raporunda ÇED Gerekli Değildir kararı verilen alanın, taban su seviyesi, yüksek kot farkı ve arazi yapısı nedeniyle su birikimi ve taşkınların oluşabileceği bir alan olduğu belirtilse de bilirkişi raporunda dava konusu yerde proje kapsamında gerekli önlemlerin alınması, taahhütlerin yerine getirilmesi, ilgili kanun, yönetmelik ve tebliğlere uyulması durumunda proje kapsamında yapılacak iş ve işlemler nedeniyle hidrojeolojik, jeolojik yapının etkilenmeyeceği, çevre yapısına muhtemel bir zararın olmayacağı belirtildiği, kararda ve bilirkişi raporunda söz konusu alanın köyün ortak alanı olduğu belirtilmekle birlikte bilirkişi raporunda ... ada ... parselin mülkiyetinin Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü adına tam hisse kayıtlı ifadesinin yer aldığı, bilirkişi raporunda GES'lerin temiz üretim çerçevesinde makul çözüm alternatifi olarak değerlendirildiği, ortaya çıkabilecek olumsuz etkiler karşısında alınacak önlemlerin kabul edilebilir düzeyde olduğu, kararda belirtilen tozuma nedeniyle tarımsal alanların olumsuz etkilenebileceği hususunda ise faaliyet ile ilgili olarak sadece inşaat aşamasında 3 ay gibi kısa bir süre için toz emisyonu oluşması beklenmekle birlikte işletme faaliyeti süresince herhangi bir toz oluşumu beklenmediği, bu 3 aylık kısa süre içerisinde oluşması muhtemel toz emisyonu ile ilgili olarak gerekli önlemlerin alınacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalı yanında müdahil tarafından; Bilirkişi raporuna dayanak keşfin yokluklarında icra edildiği, keşfe istinaden düzenlenen rapora etki edecek vakıaları ileri sürme, açıklama ve ispat imkanı bulamadıkları, ek rapor taleplerinin yerinde görülmediği, hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiği, davacının davada taraf ehliyeti bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının araştırılmadığı, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden uygun olduğu, projenin işletme aşamasında toz taşınımı söz konusu olmayacağı, projede elektrik üretileceğinden toz taşınımı kaynaklı bir bitki örtüsü, tarım, hayvancılık bakımından olumsuzluk yaşanmayacağı, projenin inşaat aşamasında ise toz taşınımının minimum seviyede kalması için alınacak tedbirlerin detaylı olarak PTD'de belirtildiği, inşaat aşamasının 3 ay gibi bir sürede tamamlanacağı, inşaat aşamasında alanda kontrollü şartlarda çalışma gerçekleştirileceğinden toplam toz emisyonunun, SKHKKY eK-2 de belirlenen UVS ve KVS sınır değerlerinin altında kalacağı, hükme esas alınan raporda her ne kadar Adem Güneş toz taşınımı nedeniyle tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceği kanaatine varmışsa da bir diğer bilirkişi Ömür Gökkuş tarafından toz oluşumu/hava kirliliği riskleri için PTD'de belirtilen önlemlerin yeterli ve makul olduğunun belirtildiği, projenin yapılacağı taşınmazın mülkiyetinin idarelerine ait olduğu, taşınmazın tarımsal üretim alanı, tarımsal depolama alanı, hayvan beslenme alanı ya da yaşam alanı olarak tahsis edilmediği, projenin uygulanacağı alanın yol kenarında, eni 10 metre olacak şekilde parsel boyunca vatandaşın kullanımına açık yol tahsis edildiği, tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilemesi söz konusu olmayacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davaya konu projenin bulunduğu alanın köy yerleşimine olan yakınlığı ve projenin konusu dikkate alındığında, başta yangın tehlikesi olmak üzere, acil durum müdahale planına konu olabilecek tüm hususların, alınacak önleyici tedbirlerin, daha ayrıntılı şekilde düzenlendiği bir acil durum müdahale planı hazırlanması gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 22/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 11. maddesinde ''Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.'' 13. maddesinde ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.'', 35. maddesinde ''Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' düzenlemelerine yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen hükümlerin değerlendirilmesinden, mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olmadığı, kamu yararı amacıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, buna ilişkin düzenlemelerin kamu yararına dayanması gerektiği, müdahalenin kanuna dayanması, Anayasada belirtilen hususlara göre ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği, aksi durumun mülkiyet hakkının ihlali neticesine sebebiyet vereceği açıktır. Dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre davaya konu projenin yapılacağı 39.271,00m2'lik taşınmazın mülkiyetinin, projeyi gerçekleştirecek olan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'ne ait olduğu görülmektedir. Davaya konu projeye yönelik, çevre mevzuatı ile mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa'da yapılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu projeye ilişkin Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi heyeti incelemesi sonucunda düzenlenen raporda eksik olduğu belirtilen hususların, davaya konu ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptalini gerektirmediği gibi dava konusu işleme dayanak olan PTD'yi de kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, işleme dayanak PTD'de projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, davaya konu proje alanının tamamının projeyi gerçekleştirecek olan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetinde olduğu, mülkiyet sahası içerisinde yapılacak olan Güneş Enerjisi Santrali projesinin, yakınında bulunan köye ait yerleşim alanına, alan bazında her hangi bir dahli bulunmadığı, kritik öneme sahip olan enerji üretimine yönelik projenin söz konusu davacıya ait alanda gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, gerek projenin çevreye olası olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu, ve PTD'de belirtilen önlemlere ilişkin taahhütlerin yeterli olduğu sonucuna varıldığından, ayrıca aksi bir değerlendirmenin davacı yönünden mülkiyet hakkının ihlali neticesine de sebebiyet vereceği hususu dikkate alındığında, davaya konu ''ÇED Gerekli Değildir'' kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, davaya konu işlemin iptali yolundaki kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.