T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2131 KARAR NO : 2025/2406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2023 NUMARASI : 2022/423 E. - 2023/934 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mah…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2131 KARAR NO : 2025/2406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2023 NUMARASI : 2022/423 E. - 2023/934 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/09/2023 tarih ve 2022/423 E. - 2023/934 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, müvekkillerinin hepsinin tır şoförü olup nakliye işleri yaptıklarını, İstanbul Bakırköy 17. İcra Müdürlüğü’nün alacaklısı ..., borçlusu ... olan 2020/442 Esas sayılı dosyasından gönderilen talimat sonucu, Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün 2020/1222 Talimat dosyasından, yediemin değişikliği nedeniyle yapılacak nakliye işi için talep gelmesi üzerine 31.1.2020 tarihinde kendilerine ait 7 adet tır ve 1 adet kırkayak kamyon ile birlikte haciz mahalline gittiklerini ve hacizli malların araçlarına yüklendiğini, yediemin adresinin icra memurunca uygun bulunmaması üzerine yeniden ilk haciz mahalline dönüldüğünü, burada borçlu ...'ın nakliye ücreti olarak 31.000,00TL+ KDV ve gecikilen her gün için araç başına 1.000,00 TL + KDV bekleme ücreti ödeyeceği konusunda taahhütte bulunduğunu ve bu taahhüdün aynı tarihli haciz zaptında kayıt altına alınarak taraflarca imzalandığını, ancak müvekkillerine ödenmesi gereken ücretin ödenmediğini, yüklü araçların da boşaltılamadığını, araçlarının 20 gün kadar üzerinde yükle birlikte hareketsiz kalmasından dolayı araçlarının arızalanmasından endişe eden müvekkillerinin hacizli mallar üzerinde istihkak iddiasında bulunan 3. şahıs ... Çanta Şti. vekilinin, haricen "nakliye ücretinizi ben ödeyeceğim" demesi üzerine, 18.02.2020 tarihinde araçlarının boşaltılmasını kabul ettiklerini, fakat ücretlerinin yine kendilerine ödenmediğini, haciz esnasında yapılacak her türlü masraftan 2004 Sy. İİK gereği alacaklı ... sorumlu olduğunui ayrıca 31.01.2020 tarihli haciz tutanağında da yer aldığı üzere, borçlu olan ...'ın da nakliye ücretini ödeme taahhüdünde bulunduğunu, müvekkillerinin alacağının tahsil amacıyla Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/7567 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhine başlattıkları ilamsız icra takibinin borçluların kötü niyetle itirazları üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, yetkili mahkemenin Sakarya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin alacaklı, diğer davalının borçlu olduğu icra dosyasında yapılan haciz işlemi sonrası haczedilen malların yediemin sıfatıyla diğer davalıya bırakıldığını, diğer davalının kendisine yediemin olarak bırakılan malların icra dosyasında borçlu olan diğer kişiler tarafından kaçırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle yer değişikliği talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından bu işleme muvafakat verildiğini, ancak müvekkilinin nakliye, muhafaza, adres değişikliğinde götürülecek adresin kira ve başkaca masraflarınını ödeyeceği konusunda bir taahhütte bulunmadığını, Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 31.01.2020 tarihli yediemin değişikliği haciz tutanağında mahcuz malların bulunduğu adreste diğer davalının hazır olduğu ve diğer davalı tarafından temin edilen nakliye araçları ve vinç olduğunun beyan edildiğini, mahcuz menkul malların taşındığı adresin uygun olmadığının icra memuru tarafından tespiti sonrasında resmi yediemin arandığını ancak uygun yerlerinin olmaması sonrasında menkul malların ilk adrese geri götürüldüğünü, davacı nakliye şoförleri tarafından menkul malların araçlardan indirilmeyerek hacizli menkullerin araçlar üzerinde bırakıldığını, dava konusu icra takibinde talep edilen taşıma ve bekleme ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı süresinde davya cevap vermemiş, anılan davalı vekili yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dosya kapsamına kazandırılan yediemin adres değişikliği tutanağında da “... 31.000 TL nakliye bedeli ödendikten sonra ve icra müdürlüğünün talimatı doğrultusunda resmi memurun gelmesi durumunda vereceği talimat doğrultusunda hareket edeceklerdir.” seklinde beyanda bulunulduğu, davalı ... ve davacılar arasında taşıma ücretinin belirlendiği ve taşıma ücretinin davalı ... tarafından ödenmediğinin taraf beyanları ve haciz tutanağı ile tespit edildiği, 31.000 TL taşıma ücretinin KDV dahil 36.580,00 TL olduğu, taşıma ücretinden hacze konu takibin borçlusu ...'ın yedinde bulunan malların yer değişikliğinden kaynaklandığı, bu kapsamda davalı borçlu ...'ın taşıma ücretinden sorumluluğu bulunduğu, diğer davalı ...'nın diğer davalının talebi üzerine yapılan adres değişikliğinden kaynaklı taşıma işlemine yönelik masrafı ödeyeceğine dair sözlü veya yazılı muvafakat bulunmadığında, taşıma sözleşmesinden kaynaklı ücret ödeme yükümlülüğünün bulunduğu hususu ispatlanamadığı, bekleme ücretine hak kazanıp kazanmayacağı yönünden yapılan değerlendirmede de TTK'nın 863/3 maddesi uyarınca taşıyıcının, sözleşme hükümlerine dayanarak veya kendi risk alanından kaynaklanmayan nedenlerle makul yükleme veya boşaltma süresinde fazla beklemesi durumunda, taşıma ücretine ek bekleme ücreti olarak uygun bir ücrete hak kazanacağının düzenlendiği, davaya konu olayda taşıyıcıların uygun yer bulunamaması nedeniyle menkul malları ilk adrese geri götürdüğü, davacı nakliye şoförleri tarafından menkul malların araçlardan kendi inisiyatifleri ile indirilmeyerek, hacizli menkullerin araçlar üzerinde bırakıldığı, bu kapsamda bekleme ücreti talebi kanun lafzından açıkça belli olduğu üzere kendi risk alanından kaynaklanmayan sebep kapsamında değerlendirilemeyeceği, beklemenin davacıların kusurundan kaynaklandığı ve taraflar arasında belirlenmiş bekleme ücreti bulunduğu hususunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile Davalı ...'ın Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/7567 esas sayılı takibe itirazının 36.580,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, mahkemece icra inkar tazminatları talepleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, icra dosyası içeriği itibariyle müvekkillerine ait araçların beklediği sürenin belli olduğunu, TTK'nın 863/3 maddesi uyarınca bekleme ücreti taleplerinin yerinde bulunduğunu, ayrıca davalı ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, davalının alacaklı bulunduğu icra dosyasından verilen talimat doğrultusunda müvekkilleri tarafından taşıma yapıldığını, talimatı verenin ... olduğunu, haciz esnasında yapılan her türlü masraftan İİK gereği alacaklı olan davalı ...'nın sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, hacizli malların davacı nakliye şoförleri tarafından araçlardan indirilmediğini, tırların yüklü olarak yediemin olarak bırakılan adreste bırakıldığını, davacıların kötü niyetli olarak malları araçlardan indirmemeleri sebebiyle oluşan nakliye ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma ücretinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İtirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya ödeme emrinin tebliği ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde ödeme emrine itirazda bulunmasıdır. Bu husus bir dava şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. H.D.'nin 02.05.2017 tarih ve 2017/1448 E.- 2569 K. sayılı ilamı). Zira İİK'nun 62/1. maddesinde; “İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur” hükmü ile İİK'nun 66/1. maddesinde; “Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur.” hükmü yer almaktadır. Borçlu tarafından süresinde icra dairesine yapılan itirazla birlikte takip, kanun hükmü gereğince kendiliğinden durur ve duran takibe devam edilebilmesi, alacaklı tarafından borçlunun itirazının hükümden düşürülmesine bağlıdır. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir (Yargıtay 3. H.D.'nin 20/05/2019 tarih ve 2017/8728 E.- 2019/4727 K.). İİK 67. maddeye dayalı açılan itirazın iptali davası, itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak için açılan bir dava olup, takibin kesinleşmiş olması halinde itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. HMK'nın 114/1-h. maddesine göre hukuki yarar dava şartıdır. HMK'nın 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı borçlular aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/7567 sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle, davalı borçlu ...'a çıkarılan ödeme emrinin 30.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 7226 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi hükmüne göre, itiraz süresinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar, 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de 30.04.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar durduğu, buna göre itiraz süresinin 16.06.2020 tarihinde başladığı, 7 günlük itiraz süresinin son gününün 23.06.2020 salı gününe rastladığı, davalı borçlu ...'ın ise ödeme emrine 29.06.2020 tarihinde itiraz ettiği, davalı borçlunun usulsüz tebligat dolayısıyla İcra Mahkemesinde açtığı bir davaya ilişkin herhangi bir beyanı ve dosyaya yansıyan bir belge de olmadığı da gözetildiğinde, davalı borçlu ...'ın ödeme emrine süresinde itiraz etmediği bu nedenle dava konusu icra takibinin anılan davalı yönünden kesinleştiği anlaşıldığından, bu durumda da davacı alacaklının anılan davalı borçlu yönünden icra müdürlüğünden takip muamelelerine devam edilmesini İİK'nun 66. maddesi gereği isteyebileceğinden itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. İcra dairesince usulsüz şekilde takibin durdurulmasının da sonuca etkisi yoktur. Nitekim yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/7786-2019/4012 E/K , Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2014/325-2014/4177 E/K ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2013/10430 - 2013/12308 E/K sayılı ilamları da aynı yöndedir. Bu itibarla, davacı alacaklının, davalı borçlu ...'ın ödeme emrine süresinde itiraz etmediğinden anılan davalı yönünden kesinleşen icra takibine vaki itirazının iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle anılan davalı yönünden davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek bu davalı yönünden yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ise sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/09/2023 gün ve 2022/423 E. - 2023/934 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin tüm, davalı ... vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan toplam 624,85-TL maktu ve nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...