1. Hukuk Dairesi 2010/146 E. , 2010/1610 K. "" MAHKEMESİ : KIRKLARELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ortak miras bırakan babasının 10 sayılı parseldeki 1/3 payını mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya devrettiğini ileri sürmüş, payı oranında iptal-tescil, olmadığı takdirde tenkis ya da tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine kara…
**1. Hukuk Dairesi 2010/146 E. , 2010/1610 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KIRKLARELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ortak miras bırakan babasının 10 sayılı parseldeki 1/3 payını mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya devrettiğini ileri sürmüş, payı oranında iptal-tescil, olmadığı takdirde tenkis ya da tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tazminat ya da tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu 505 m2. ahşap ev vasfındaki 10 sayılı parselin 1/3 payının miras bırakan V.'e ait iken, 27.02.2007 tarihinde oğlu A.a satış yoluyla devredildiği; miras bırakanın 13.03.2007 tarihinde ölümüyle geriye mirasçısı olarak ilk eşinden olma oğlu S. ile ölen oğlu S.'ten olma iki torunu ve ikinci eşinden olma oğulları H., A. ve M.'in kaldığı, eldeki davanın S. tarafından A. aleyhine açıldığı görülmektedir. Diğer taraftan, miras bırakan adına kayıtlı başka taşınmaz bulunmadığı, köyde dedesinden kalan taşınmazları bulunduğunun söylendiği, ölmeden önce ticaretle uğraştığı, Bağ-Kur'dan emekli olduğu, bankalarda bir birikimine rastlanılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı S., temlikin mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı A., 27.04.2007 tarihli dilekçesinde, miras bırakan babası tarafından kendisine verilen çekişmeli payın, davacının miras bırakana ölmeden önce iki yıl baktığından dolayı ailenin ortak kararı gereği davacıya devrine bir itirazı bulunmadığını bildirmiş, sonraki beyanlarında ise davanın reddini savunmuştur. Dinlenen tanıklardan, davalı gibi miras bırakanın ikinci eşinden olma oğulları H. ve M., davalı kardeşlerinin taşınmaz bedelini babalarına ödediğini söylemişlerse de; miras bırakanın yeğeni N.ve çekişmeli taşınmazda miras bırakanla paydaş olan kardeşi H. ise, miras bırakanın taşınmazdaki payını satmak istediğini kendilerine söylemediğini, taşınmaz satmasını gerektiren bir nedeni bulunmadığını, satıştan da haberdar olmadıklarını ifade etmişlerdir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.