(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4890 E. , 2011/1576 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 232 ada 23 parsel sayılı 1.526.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, ifraz ve satın alma nedeniyle paylı ola…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4890 E. , 2011/1576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 232 ada 23 parsel sayılı 1.526.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, ifraz ve satın alma nedeniyle paylı olarak .... ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ... payına yönelik dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Yasa'nın 36.maddesi gereğince reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinin verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü'nün 12.maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Anılan maddeye göre "Tüzüğün 8.maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev'i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz" hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü'nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde Mahkemece yerel bilirkişi ve tanıklar için ücret takdir edilmediği gibi, bilirkişi ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için gerekli gider de belirtilmemiştir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 05.10.2009 tarihli celsede verilen ara kararda 16.01.2010 tarihinde yapılacak keşif için gerekli masrafı en geç 15.01.2010 tarihine kadar yatırması hususunda davacı tarafa kesin süre ihtaratında bulunulmuş, kesin süre ihtarını içerir davetiye davacıya 27.10.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ara kararda yerel bilirkişi ve tanıklar için ücret belirtilmediği gibi, çıkartılacak davetiye giderleri de belirtilmemiştir. Keşif masrafının verilen sürenin son günü olan 15.01.2010 tarihinde yatırılması halinde bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyelerin tebliği için yeterli süre de bulunmamaktadır. Usulüne uygun olmayan bu ara kararına dayanılarak davacının keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Buna göre yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif yapılmak suretiyle tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; “taşınmazın tespit gibi tesciline” şeklinde hüküm kurulması gerekirken, "tespit gibi ... adına" denilerek diğer tespit maliki Alaattin Türkmen’in 1020/1526 payını ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulması da isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.