11. Hukuk Dairesi 2020/4502 E. , 2021/7164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ BİRLEŞEN DAVA : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/741 ESAS TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.06.2019 tarih ve 2017/483 E- 2019/618 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Daires
**11. Hukuk Dairesi 2020/4502 E. , 2021/7164 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ BİRLEŞEN DAVA : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/741 ESAS TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.06.2019 tarih ve 2017/483 E- 2019/618 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.12.2019 tarih ve 2019/1591 E- 2019/1743 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili hakkında önceki tarihli ve sahte olarak düzenlenmiş 17.02.2014 tanzim 30.04.2014 vade tarihli 230.000.-TL bedelli kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, söz konusu takip dosyası ile ilgili olarak ..., ... ve takip alacaklısı hamil ...'a karşı menfi tespit davası açıldığını, menfi tespit davası devam ederken, takip alacaklısı ...'ın alacağını davalı ...'e temlik ettiğini, takip dayanağı olan evraktaki kaşenin müvekkil şirkete ait olmayıp söz konusu kaşenin sahte olarak üretilmiş olduğunu, şirket yetkilisi ...'ın yetkili olmadığı tarihte bu sahte senedin düzenlenmiş olduğunu, ...'ın 28.04.2014 tarihine kadar şirket yetkilisi olduğunu, yetkisi biten şirket yetkilisinin kötü niyetli ... ile danışıklı hareket eden davalı ve diğer ilgililerin sonradan sahte kaşe yaptırılarak önceki tarihli olarak bu sahte senedin düzenlendiğinin anlaşıldığını, söz konusu kaşenin sahte olmadığı varsayımında ise müvekkil şirketin takip dayanağı evraktan sorumlu olabilmesi için söz konusu kaşe üzerinde müvekkil şirket yetkilisinin imzasının olmasının zorunlu olduğunu, söz konusu evraktaki kaşe üzerinde müvekkil şirket yetkilisinin imzası olmadığından müvekkil şirketin takip konusu iddia edilen alacaktan sorumlu olmadığını, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında takip dayanağı evrağın kayıtlı olmayıp,evrak lehdarı olarak görünen ... ve diğer evrak hamillerine borcu olmayıp borç doğumunu gerektiren söz konusu şahıslar ile hiçbir ticari ilişkisi veya özel hukuk ilişkisinin de mevcut olmadığını ileri sürerek takip dayanağı önceki tarihli ve sahte olarak düzenlenmiş kambiyo senedi niteliğinde olmayan evraktan dolayı müvekkil şirketin, temlik alacaklısı ...'e borçlu olmadığının ve evrağın sahte olduğunun tespiti ile icra takibinin iptalini, kötü niyetli temlik alacaklısının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş, birleşen davada, sahte olarak düzenlenen senet ile icra takibi başlatıldığını, 21/01/2015 tarihinde müvekkilinin Erbaa Şubesindeki iş yerinde yapılan haciz esnasında takibi öğrendiğini, takip dayanağı olan evraktaki kaşenin müvekkil şirkete ait olmadığını, müvekkil şirketin takip dayanağı olan evraktan sorumlu olabilmesi için söz konusu kaşe üzerinde müvekkil şirket yetkilisinin imzasının olması gerektiğini ve şirket yetkilisinin imzasının olmadığını, müvekkilin hiç bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkil şirketin borçlu olmadığının ve evrağın sahte olduğunun tespiti ile icra takibinin iptaline kötü niyeti davalılardan %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davaya konu bononun hamili ... tarafından davalı ... ve davacı şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, davacı şirketin takibe konu tutarı icra veznesine yatırdığını, müvekkiline devir edilmiş alacağa konu bonoda bulunan imzanın şirketin yetkilisine ait olduğuna, ancak kaşenin şirket tarafından kullanılmadığı ...'ın 28.04.2014 tarihine kadar şirket sahibi ve yetkilisi olduğunun kabul edildiğini, burada muvazaadan bahsetmek gerekirse şirketin önceki sahibi ve şimdiki sahibi arasında anlaşma ve danışıklı olarak devirden bahsedilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini ve alacağının tahsilinde gecikme meydana geldiği ve zarara uğratılmasından dolayı %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ..., davalı ...'ın kayınbiraderi olduğunu, bu durumun kendisinin kan bağı olmayan akrabalık ilişkisi içerisinde olan birisiyle para alışverişinde bulunmasını engellemediğini, davalı ...'ın davacı şirketin şimdiki sahibiyle ticari ilişkisini devam ettirdiğini, davacı şirketin sahibi olan Köksal Sezgin'in şirketin başında olmadığını, Serkan'ın kendinisine borca konu belgeyi 17/02/2014 tarihinde teslim ettiğini, ödeme gününün ise 30/04/2014 olarak belirlediğini, ancak şirketin borcunu vadesinde ödemediğini, bu senedi vade tarihinden önce davalı alacaklı ...'a ciranta ...'nin teslim ettiğini, davaya konu bono kendisine verildiğinde davalı ...'ın şirketin tek yetkilisi ve sahibi olduğunu, bu durumun Ticaret Sicil Gazetesi'nden doğrulanabileceğini, tarafına yöneltilen davayı kabul etmediğini, kendisinin mağdur olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin borcu olan meblağı ödemeyerek kendisini zora sokmaya çalıştığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili, keşidecisi davacı şirket, lehtarı ..., Ciranta/Alacaklı müvekkili ... tarafından işleme konulan 17.02.2014 tanzim 30.04.2014 vade tarihli 230.000,00 TL bedelli senedin muvazaalı olarak düzenlendiği ve muvazaanın kaynağı olarak davalı şirketin yetkili ... ile lehtar ...'nin arasındaki akrabalık ilişkisinin öne sürüldüğünü, müvekkilinin lehtar ...'den alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen senedin şirketin yevmiye defterinde yer almadığı, dava dosyasında ismi geçen ... ile Sekoil Petrol Kuyumculuk Gıda Nak. Tic. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki olduğuna dair herhangi bir muhasebe kaydı bulunmadığı, şirketin kuruluş (22.11.2013) tarihinden 28/04/2014 tarihine kadar davacı şirketin yetkilisi ... olup takip konusu senedin ön yüzündeki iki imzanın ...'a ait olduğu, senedin tanzim tarihi olan 17/02/2014 tarihinde de şirket yetkilisinin ... olduğu, davacı tarafça senet altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olduğu ancak geriye dönük tarih yazılarak bu imzanın atıldığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddianın ispatına ilişkin somut delillerin bulunmadığı, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca 2013/1938 soruşturma sayılı dosyada, davacı tarafın (müştekinin) bu iddiasını ispata yönelik yeterli delil elde edilemediğinden şüpheliler ..., ... ve ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bonoda çift imzası bulunan ...'ın keşide tarihinde davacı şirketin münferit temsilcisi olduğu dikkate alındığında, imzalardan birinin kendi şahsı adına, diğerinin de şirket adına atıldığının kabulü gerektiği, senet arkasındaki ilk ciro lehtara ait olup, daha sonra ...e ait cironun üstü çizilmiş olmakla bu cironun yok hükmünde olduğu ve davalı -alacaklı ...'ın yetkili hamil olduğu, takip konusu senetteki kaşede davacı şirketin unvanı tam olarak yazılmış ve şirket yetkilisi ... tarafından da imzalandığı, kaşedeki unvan altındaki adres, vergi no, telefon no gibi unsurların bulunmaması veya farklı yazılması senedin geçerliliğini etkilemeyeceği bu nedenle davacı tarafın kaşenin sahteliği iddiasının yersiz kabul edildiği, birleşen dosya davalısı...'ın senetteki imzalardan birini kendi şahsı adına diğerini de davacı şirketin temsilcisi olarak şirket adına attığı anlaşıldığından davalı ...'ın kendi şahsı adına attığı imza ile keşideci lehine aval veren konumunda olduğu, asıl borçlu gibi sorumlu olduğu, davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı sıfatına haiz olmadığı bu nedenle hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiği; davalı ...'ın Samsun 4. Noterliğinin 23.03.2017 tarih 04755 yevmiye sayılı alacağın devri sözleşmesi ile Samsun 4. İcra Dairesinin 2015/667 Esas sayılı dosyasındaki 283.238,65 TL alacağını bütün ferileri ile birlikte ...'e devir ettiğinin anlaşıldığından davacının sahtecilik vakasını ispat edemediği, bu hususta yapılan soruşturma ile de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığı, davacı taraf, takip konusu senedin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığını iddia etmiş olması nedeniyle bu hususta defter incelemesi yapılmış ise de, işbu senedin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespitinin davanın sonucuna etki eden bir husus olmadığı, kambiyo senetlerinin borçtan mücerret olduğu, düzenleyenin ticari defterinde kayıtlı olmaması veya defter kayıtlarında lehtar ile arasında bir ticari ilişki bulunmamasının senedin geçerliliğine etki eden hususlardan olmadığı, davacının davalılara borçlu olmadığını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, delilleri arasında yemin deliline de dayanmamış olması nedeniyle davacıya yemin hakkının hatırlatılamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... yönünden reddine, asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...'e ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, davacının davalılara borçlu olmadığını kesin delillerle ispat edemediği, yemin deliline de dayanmadığı, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.