Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/9047 E. , 2024/4205 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/9047 Karar No : 2024/4205 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACILAR) Kendi adlarına asaleten ..., ...ve ...'a velayeten I- ... II- ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen ince
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/9047 E. , 2024/4205 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/9047 Karar No : 2024/4205 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACILAR) Kendi adlarına asaleten ..., ...ve ...'a velayeten I- ... II- ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ...'ın 01.08.2014 tarihinde Gaziantep İli, Şehitkamil İlçesi, ... Bölgesindeki hafriyat ve yıkıntı atıkları depolama tesisinde bulunan gölette boğularak vefat etmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle baba ... için 69.914,17 TL, anne ... için 65.521,90 TL olmak üzere (ıslah edilmiş haliyle) toplam 135.436,07 TL maddi tazminat ile baba ... için 100.000,00 TL, anne ... için 100.000,00 TL, kardeş ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 50.000,00 TL ve kardeş ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere, davacılar yakınının ölümünden 2 sene önce kazanın meydana geldiği gölet için arazi devrine ilişkin protokol imzalayarak sorumluluğu üzerine aldığı dikkate alındığında davalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü gerekmekte olup ölüm olayının gerçekleştiği sahaya ruhsat verilmesi ile yapılan çalışma sonucu oluşan gölette herhangi bir kaza meydana gelmemesi için maden sahasının eski hale getirilinceye kadar alınması gereken önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol etmeyen davalı ... Bakanlığı'nın da denetim ve gözetim eksikliği sebebiyle ... Büyükşehir Belediyesi ile birlikte müştereken %90 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, bilirkişi raporundaki kusur oranı da dikkate alınmak suretiyle davacıların anılan olay nedeniyle uğradığı maddi zararın tespiti amacıyla hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; müteveffanın babasının destekten yoksun kaldığı miktar olarak (%90 kusur oranına isabet eden) 69.914,17-TL, annesinin destekten yoksun kaldığı miktar olarak ise (%90 kusur oranına isabet eden) 65.521,90-TL'nin hesaplandığı, bu itibarla, davacıların olay nedeniyle uğradığı maddi zararın hizmet kusuruna dayanılarak davalı idareler tarafından karşılanması gerektiği, dava konusu olayda manevi tazminat koşullarının da bulunduğu kuşkusuz olup, davacıların duyduğu acı, elem ve sıkıntıların dikkate alınması suretiyle uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, belirtilen gerekçelerle meydana gelen zarara karşılık toplam 135.437,07 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılardan ... ve ...'e ödenmesine, öte yandan olayın ağırlığı, duyulan üzüntü ve ızdırap karşılığı davacı baba ...'a 100.00,00 TL, anne ...'a 100.000,00 TL, kardeş ...'a 35.000,00 TL, kardeş ...'a 35.000,00 TL ve kardeş ...'a 35.000,00 TL olmak üzere toplam 305.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 45.000,00 TL manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Mülkiyeti ... Çimento AŞ'ye ait olan, davalı ... Bakanlığı tarafından ruhsat verilmek suretiyle maden sahası olarak kullandırılan ancak 2012 yılı itibariyle terk edilmek istenilen alanın rehabilitasyonunun sağlanmasına yönelik olarak ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından hafriyat alanı olarak kullanılmak istenilmesi ve mülk sahibi ile adı geçen idare arasında bu hususa ilişkin protokolün imzalanması üzerine davalı ... Bakanlığının bu aşamadan sonra ilgili devir protokolünün uygunluğunu denetlemek ve süreci koordine etmek dışında bir görev ve sorumluğunun olmadığı ve bu kapsamda tarafların bilgilendirilmesi ve uyarılması suretiyle tüm görevlerin yerine getirildiği açık olduğundan, ölüm olayının meydana gelmesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının herhangi bir kusurlu davranışının bulunmaması ve olayda adı geçen idarenin kusursuz sorumluluğuna ilişkin koşulların da mevcut olmaması karşısında, olay nedeniyle meydana gelen zarardan davalı ... Bakanlığının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, bu nedenle İdare Mahkemesince davanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirken, meydana gelen zarardan adı geçen idarenin de sorumlu tutulmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; davacılar murisinin ölümünden 2 sene önce kazanın meydana geldiği gölet için arazi devrine ilişkin protokol imzalayarak sorumluluğu üzerine aldığı dikkate alındığında davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, söz konusu alanın hafriyat döküm alanı olarak kullanımına ilişkin gerekli izin başvurularının yapılmamasının alanın devrine engel bir husus olmadığı, yalnızca bu alanın belediye tarafından hafriyat döküm alanı olarak kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin olduğu, ölüm olayının gerçekleştiği sahadaki rehabilitasyon çalışmalarına esas hafriyat döküm işlemlerinin tamamlanmasına kadar alana ilişkin güvenlik tedbirlerini alma görevini ihmal eden davalı ...Büyükşehir Belediye Başkanlığının olayın meydana gelmesinde hizmetin kötü işletilmesi suretiyle hizmet kusurunun bulunduğu ve zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı sonucuna varıldığı, öte yandan meskun mahal dışında tehlikeli alan olduğu belli olan ve yüzmek için uygun bir zemine sahip olmadığı kolayca anlaşılabilen bir alanda kendi rıza ve iradesi ile suya girmek suretiyle boğulan davacılar murisinin yaşamını yitirmesinde, bu gölete yaklaşılmasını engelleyecek yeterlilikte güvenlik tedbiri almayan davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu açık ise de; olay tarihinde 17 yaşında olduğu yüzme alanı olmayan böyle bir gölete girmeye ilişkin tehlikeleri bilebilecek yaşta olduğu anlaşılan davacılar murisinin vefatına neden olan olayda, gözetim ve denetim sorumluluklarını yerine getirmeyen anne ve baba ile sorumsuz bir şekilde davranan murisin %50 oranında kusurlu oldukları sonucuna varıldığından, bilirkişi raporunun kusur dağılımının yerinde görülmediği, bu itibarla tazminata hükmedilmesi sırasında %50 oranındaki müterafik kusur durumu dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan, ölenin kardeşlerinin ölen yönünden gözetim ve denetim sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle kardeşler açısından müterafik kusur durumundan söz etmeye olanak bulunmasa da, zararın meydana gelmesinde anne ve babası ile ölenin %50 müterafik kusurunun bulunması nedeniyle, olayda idarenin tazminle sorumlu tutulabileceği kusur oranının da %50 olacağı, dolayısıyla kardeşlerin uğradığı zararın ancak kusuru oranındaki kısmına idarenin katlanmasının beklenebilecek olması nedeniyle müterafik kusur oranında kardeşlere hükmedilecek tazminat miktarında da indirim yapılması gerekeceği, buna göre, hesap bilirkişisi tarafından...'ın yaşamını yitirmesi nedeniyle mahrum kalındığı belirtilen destekten yoksunluk zararına da idarenin %50 müterafik kusur durumu dikkate alınarak katlanması gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemine ilişkin kısmında da hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan olayın oluş şekli ve zararın niteliği ile çocuğun yaşı ve olayın meydana geldiği yerin kişiler açısından yüzme alanı olmaması hususları birlikte dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, idarenin hizmet kusurunun ağırlığı ile orantılı olmadığı ve davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde yüksek belirlendiğinin görüldüğü, davacıların maruz kaldığı üzüntü ve sıkıntının hafifletilebilmesi amacıyla olayın gelişimi ve talep edilen tazminat miktarı ile anne, baba ve ölenin olayda %50 oranındaki müterafik kusuru ve çocukların duyduğu elem ve üzüntünün %50 sebebinin anne, baba ve ölenin müterafik kusuru olduğu hususunun göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle; baba ... için 38.841,20 TL, anne ... için ise 36.401,05 TL olmak üzere toplam 75.242,25 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, anne ve baba için ayrı ayrı 25.000,00 TL ve her bir çocuk için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 87.500,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacıların İddiaları: Davalı Belediyenin kendi sorumluluğu altında bulunan alanda tel örgü, güvenlik görevlisi, uyarı-ikaz işaretleri gibi gerekli güvenlik önlemleri almayarak ölüm olayının meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek diğer davalı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, diğer taraftan olayın meydana geldiği gölette yüzelemeyeceğine dair herhangi bir uyarı işareti bulunmazken ve bu hususta hiçbir güvenlik önlemi alınmamışken müteveffa ve anne-babasına %50 gibi büyük bir oranda kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, kazanın meydana geldiği alanda yapılan keşif sonucunda alanında uzman bilirkişilerce düzenlenen rapora itibar edilmeyerek Bölge İdare Mahkemesince mesleki ve teknik bir bilgi gerektiren bir konuda somut olay ile bağdaşmayan genel ifadelerle kusur değerlendirmesine gidilmesinin hukuka uygun olmadığı, öte yandan olayda aile fertlerini kaybetmiş olan davacılara Bölge İdare Mahkemesinin hükmetmiş olduğu manevi tazminatın da son derece yetersiz olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. ... Büyükşehir Belediyesinin İddiaları: Ölüm olayının yaşandığı taşınmazın Belediyelerinin mülkiyetinde bulunmadığı, ... Çimento San. ve Tic. A.Ş. ile belediye arasında hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının depolanması ve rehabilitasyon işlemlerinin yapılabilmesi için arazi devrine ilişkin, protokol imzalanmış ise de bugüne kadar gerekli izinlerin alınmadığı, bu nedenle taşınmazın tasarruf hakkı belediyeye geçmediğinden meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca taşınmazın ... Çimento San. ve Tic. A.Ş.'den teslim alındığına dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, ayrıca söz konusu protokol büyükşehir belediye meclisinin kararı olmadan yapıldığından resmiyet kazanmadığı,bu nedenle anılan protokolü bir iyiniyet protokolü olarak değerlendirmek gerektiği, öte yandan ölüm olayının meydana geldiği yerin metruk bir mahal olduğu, etrafının sazlık olduğu, yolunun olmadığı anlaşılmakta olup müteveffanın buraya bilerek ve isteyerek gittiğinin açık olduğu, olayın oluş şekli ve müteveffanın yaşı itibarıyla göletin tehlikeli olduğunu bilebilecek yaşta ve bilinçte olduğu dikkate alındığında müteveffanın olayda asli kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, diğer taraftan taşınmaz sahibi olan işletmeci şirketin ve söz konusu maden ocağına ruhsat veren ancak gerek protokol öncesi gerekse protokol sonrası işyeri güvenliği kapsamında gerekli denetimleri yapmayan davalı Bakanlığın da sorumluluğunun göz ardı edilmemesi gerektiği, diğer taraftan hükmedilen manevi tazminat tutarı yönünden de kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacıların Savunması: Davalı Belediye tarafından her ne kadar arazinin mülkiyetinin ... Çimento A.Ş.'ye ait olduğu, bu yerin kontrol ve denetiminin de kendi sorumluluk alanlarında olmadığı belirtilmekte ise de; davalı Belediye ile arazi maliki işletmeci şirket arasında imzalanan ve 20.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren prototol gereği tesisin davalı Belediyeye devredildiği, bu nedenle davalı Belediyenin sorumluluktan kaçınmasının mümkün olmadığı, yine sahalarda alınması gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı, depolamanın Çevre Kanunu'na uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleme yetkisinin Çevre Kanununun 12/1. maddesi gereğince ...Büyükşehir Belediyesine devredildiği, davalı Belediyenin kendi sorumluluğu altında bulunan alanda tel örgü, güvenlik görevlisi, uyarı-ikaz işaretleri gibi gerekli güvenlik önlemleri almayarak ölüm olayının meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek diğer davalı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek davalı Belediyenin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. ... Bakanlığının Savunması: Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün madenlere ilişkin görevinin madenin bulunduğu bölgenin ruhsatlandırılması ile başlayıp sahanın terk edilmesi ile son bulduğu, kazanın gerçekleştiği sahanın ilk olarak 24.11.2004 tarihinde ruhsatlandırıldığı, ... tarih ve ... sayılı makam oluru ile sahaya ilişkin terk işlemi gerçekleştirilerek sahanın MİGEM'in yetki ve denetim alanından çıktığı ve anılan sahanın diğer davalı Belediyenin uhdesine geçtiği, söz konusu kazanın ise sahanın terk edilmesinin üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçtikten sonra 01.08.2014 tarihinde gerçekleştiği, öte yandan söz konusu sahanın 21.11.2012 tarihinde mahallinde tetkiki üzerine hazırlanan raporda, tetkik tarihi itibarıyla kil işletme ruhsat sahasında can ve mal emniyetine ilişkin tehlikeli bir durumun mevcut olmadığı, ruhsat sahibi şirket tarafından yapılan terk talebine istinaden işlemlerin tamamlanmasını müteakip sahanın rehabilitasyonu çerçevesinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından söz konusu ruhsat sahasının hafriyat toprağı depolama alanı olarak kullanılmasının talep edildiği, bu hususta ruhsat sahibi şirket ile belediye arasında protokol imzalandığı dikkate alınarak anılan sahanın hafriyat toprağı depolama alanı olarak kullanılmasının ... tarih ve ...sayılı makam oluru kapsamında uygun bulunduğu, ... tarih ve... sayılı yazı ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde gerekli izinlerin alınması yönünde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığına; ... tarih ve ... sayılı yazı ile de sahanın rehabilitasyonuna yönelik hafriyat toprağı dökümü haricinde herhangi bir faaliyete izin verilmemesi hususunda Gaziantep Valiliğine yazı yazıldığı, ayrıca söz konusu alanın MİGEM sistem kayıtlarına yeniden ruhsatlandırılmaması için dolgu/döküm alanı olarak işlendiği, buna göre sahaya ilişkin terk işleminin yapılmasını müteakiben sahanın MİGEM'in denetim alanından çıktığı, protokol uyarınca diğer davalının denetim alanı içerisine girdiği, bilirkişi raporunda da bu yönde tespitlere yer verildiği, Bakanlığın olayda kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmuştur. ... Büyükşehir Belediyesinin Savunması: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacıların murisi ...'ın 01/08/2014 tarihinde Gaziantep İli, Şehitkamil İlçesi, ... Bölgesindeki hafriyat ve yıkıntı atıkları depolama tesisinde bulunan gölette boğularak yaşamını yitirdiği, söz konusu boğulma olayının yaşandığı göletin mülkiyetinin ... Çimento A.Ş.'ye ait olduğu, davalı ... Bakanlığı tarafından 24/11/2004 tarihinde ... Çimento A.Ş.'ye maden ruhsatı verilmesi nedeniyle kil ocağı olarak kullanıldığı, kil ocağı olarak kullanılan arazinin kullanım hakkının davalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığına devrine ilişkin ... Çimento A.Ş. ile davalı belediye arasında 20/07/2012 tarihinde "Hafriyat Toprağı, İnşaat Yıkıntı Atıklarının Depolanması ve Sonrası Rehabilitasyon İşlemlerinin Yapılabilmesi İçin Arazi Devrine İlişkin Protokol"ün imzalandığı, 2011 ve 2012 yıllarında üretim yapılmadığı gerekçesiyle ... Çimento A.Ş.'nin 09/11/2012 tarihinde olay konusu yerden terk talebinde bulunduğu, terk talebini değerlendiren davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca 24/12/2012 tarihinde mahallinde tetkik ve değerlendirme raporu düzenlenerek sahada tespit yapıldığı, düzenlenen raporda, "sahada açılan ocakta can ve mal güvenliği açısından gerekli güvenlik tedbirlerinin (tel örgü ve levhalar) alındığının görüldüğü, terk işlemine müteakip Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hafriyat toprağı depolama alanı olarak kullanılacağının beyan edildiği" tespitlerine yer verildiği, bu alanın 05/04/2013 tarihli Maden İşleri Genel Müdürü onayı ile ruhsat sahası rehabilitasyonu çerçevesinde hafriyat toprağı depolama alanı olarak Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından kullanılmasının uygun bulunduğu ve söz konusu ruhsatın yeniden ihale edilmemesine karar verildiği, arazi sahibi ... Çimento AŞ ile Büyükşehir Belediyesi arasında söz konusu alanın Büyükşehir Belediyesine devrine ilişkin 20/07/2012 tarihli protokolün Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin ... günlü, ... sayılı kararı ile kabul edildiği, terk edilen maden ocağı sahasında aradan geçen zaman içerisinde su birikmesi sonucu oluşan gölete 01/08/2014 tarihinde serinlemek için giren davacılar yakını ...'ın boğularak vefat etmesi üzerine murisleri tarafından maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 06.11.2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin "Ruhsatın hükümden düşmesi ve alınacak tedbirler" başlıklı 83. maddesinin 4. fıkrasında, "Terk talepli veya herhangi bir sebeple iptal edilen veya süresi biten ruhsat alanları işlemler tamamlanmadan Genel Müdürlükçe mahallinde tetkik edilebilir."; 5.fıkrasında, "Yapılan tetkikte, can ve mal güvenliği ile ilgili tedbirlerin alınıp, alınmadığı ve çevre ile uyum planının uygulanıp, uygulanmadığı kontrol edilir. Bu tedbirler yerine getirilmemiş ise ruhsat sahibine alınması gerekli önlemler bildirilerek altı aylık bir süre verilir. Mücbir sebepler dışında bu süre içerisinde yukarıdaki tedbirleri almayan ruhsat sahibine üç aylık ek süre verilir. Verilen bu sürede çevre ile uyum planı çerçevesinde gerekli güvenlik ve çevresel önlemlerin alınmaması durumunda tedbir alınana kadar sorumluluk ruhsat sahibinin olması şartıyla, bu durum valiliğe bildirilir. Çevre ile uyum çalışması için gerekli tedbirler, çevre ile uyum planına uygun olarak orman arazilerinde ilgili orman idaresi, diğer alanlarda il özel idareleri tarafından yerine getirilir. Orman idaresi veya il özel idaresi tarafından çevre ile uyum planına uygun olarak yapılan masrafların 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 37 nci maddesine göre bir ay içerisinde ödenmesi gerektiği, ödeme yapılmadığı takdirde teminatların paraya çevrileceği hususu tebliğ edilir. Verilen süre içerisinde ödenmemesi halinde yapılan masraflar ruhsat ve çevre ile uyum teminatından karşılanır. Teminatların yeterli olmaması durumunda çevre ile uyum planı çerçevesinde eksik kalan masraflar 6183 sayılı Kanuna göre ruhsat sahiplerinden tahsil edilir. İlgili idare tarafından çevre ile uyum planı dışında başkaca bir proje veya uygulama yapılması halinde buna ilişkin masraflar, ilgili idare tarafından karşılanır ve ruhsat sahibinden herhangi bir bedel talep edilmez."; 8. fıkrasında, "Madencilik faaliyetinin yapıldığı ruhsat sahasının tamamında veya bir kısmında faaliyeti biten ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi gereken alana ruhsat sahası dışından malzeme getirilmesinin talep edilmesi halinde Genel Müdürlükçe talebin uygun bulunmasını müteakip Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğine göre gerekli izinler alınır. Hazinenin özel mülkiyetinde, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerde Maliye Bakanlığından, ormanlık alanlarda 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesi çerçevesinde orman idaresinden, diğer yerlerde ise mülk sahibinden izin alınır. Mülk sahibi izin vermediği takdirde alan mülk sahibine iade edilir. Maliye Bakanlığı, orman idaresi veya mülk sahibi faaliyetlerini, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğine göre yürütür. Bu durumdaki ruhsat sahiplerinin çevre ile uyum teminatı iade edilir. Bu fıkra kapsamında terk edilerek iadesi yapılan ruhsat sahibinin sorumluluğu ortadan kalkar ve sorumluluk mülk sahibine veya ilgili idareye geçer." hükmü yer almaktadır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak; ağaçlandırma yapmak; gayrisıhhi işyerlerini, eğlence yerlerini, halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak; inşaat malzemeleri, hurda depolama alanları ve satış yerlerini, hafriyat toprağı, moloz, kum ve çakıl depolama alanlarını, odun ve kömür satış ve depolama sahalarını belirlemek, bunların taşınmasında çevre kirliliğine meydan vermeyecek tedbirler almak; büyükşehir katı atık yönetim planını yapmak, yaptırmak; katı atıkların kaynakta toplanması ve aktarma istasyonuna kadar taşınması hariç katı atıkların ve hafriyatın yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetleri yerine getirmek, bu amaçla tesisler kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; sanayi ve tıbbi atıklara ilişkin hizmetleri yürütmek, bunun için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; deniz araçlarının atıklarını toplamak, toplatmak, arıtmak ve bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak." Büyükşehir Belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur. İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir. Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. Hizmet kusuru, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet beklenen hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur. Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır. a. Hizmet kusuru yönünden yapılan değerlendirme: Davalı ... Bakanlığı yönünden; Dava dosyasında yer alan bilirkişi raporunda ve temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi kararında her ne kadar davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili devir protokolünün usulüne uygunluğunu denetlemek ve süreci koordine etmek dışında bir görevi ve sorumluluğunun bulunmadığı, Bakanlığın MİGEM aracılığı ile tarafları bilgilendirdiği ve uyardığı, bu nedenle Bakanlığa kusur atfedilmemesi gerektiği belirtilmiş ve davalı Bakanlıkça da temyize cevap dilekçesinde ... tarih ve ... sayılı makam oluru ile sahaya ilişkin terk işlemi gerçekleştirilerek sahanın MİGEM'in yetki ve denetim alanından çıktığı, bu tarihten sonra ilgili sahada meydana gelen kazadan Bakanlığın sorumluluğunun bulunmayacağı ileri sürülmüş ise de; ölüm olayının gerçekleştiği sahaya ruhsat verilmesi ile yapılan çalışma sonucu oluşan gölette herhangi bir kaza meydana gelmemesi için maden sahasının eski hale getirilinceye kadar alınması gereken önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol etmeyen davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nın denetim ve gözetim eksikliği sebebiyle olayda sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davalı ... Büyükşehir Belediyesi yönünden; Davalı Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin ... tarih ve ...sayılı yazısı ile ... Çimento San. Tic. A.Ş’ye yazdığı yazıda; şirketin kil malzemesi ihtiyacını karşılamak üzere kullandığı alanın ekonomik ömrünün tamamlandığının tespit edildiği, söz konusu yerin dolgu yapılarak rehabilitasyonu gerektiği, bunun ise 2 milyon m³'lük bir dolgu malzemesinin taşınması anlamına geldiği, söz konusu alanın hafriyat toprağı, inşaat yıkıntı atıkları depolama alanı olarak kullanılması halinde ise dolgu ihtiyacının Belediyelerince sağlanacağı, bu kapsamda söz konusu yerin Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmesi hususunda gereğinin yapılmasının talep edildiği, bunun üzerine hafriyat toprağı, inşaat yıkıntı atıklarının depolanması ve sonrası rehabilitasyon işlemlerinin yapılabilmesi için arazi devrine yönelik ilgili şirket ile belediye arasında 20.07.2012 tarihinde bir protokol akdedildiği, protokole göre; arazinin bedelsiz kullanım hakkının Belediyeye devrinin öngörüldüğü, sözleşme kapsamının, alanda Hafriyat Toprağı, İnşaat Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümleri gereğince dolgusunun yapılması ve sonrasında mevcut alanın rehabilite edilmesi işini kapsadığı, devri yapılan arazi üzerinde hafriyat depolama işinin belediyece yapılacağı, bu işlemler sırasında ilgili makamlardan alınacak tüm ruhsat ve izinlerin belediyece temin edileceği, depolama ve rehabilitasyon yapılırken tüm sorumluluğun belediyeye ait olacağı, sözleşme tarihinden itibaren 6 yıl süre ile söz konusu işin yapılacağı, dolgu yapılacak alanın daha önce dolması halinde rehabilitasyon çalışmasına beirtilen süreden önce başlanacağının belirlendiği, daha sonra söz konusu ruhsat sahası için ruhsat sahibi tarafından MİGEM’e 09.11.2012 tarihinde verilen dilekçe ile 2011 ve 2012 yıllarında üretim yapılmadığı gerekçesiyle “terk talebinde” bulunulduğu, ayrıca davalı Belediyece de ruhsat sahasının hafriyat toprağı doldurularak rehabilitasyon amaçlı kullanımına izin verilmesi talebinde bulunulduğu, ... tarih ve... sayılı yazı ile davalı Bakanlıkça Belediyenin talebi, yine aynı tarih ve ... sayılı yazı ile de şirketin terk talebinin uygun bulunduğu, öte yandan Gaziantep Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Belediye tarafından alanın "Hafriyat Depolama Alanı" olarak kullanılabilmesi için Müdürlüklerinden gerekli izin ve lisansların alınması ve alanla ilgili atık yönetim planı kapsamında iyileştirme planlarının Müdürlüklerine sunulması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. Öte yandan dava dosyasında yer alan ... Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilmiş 01.08.2014 tarihli Olay Yeri İnceleme ve Keşif Tutanağında; olay yerinin metruk bir yer olduğu, etrafının sazlık olduğu, yolunun olmadığı, gölet çevresinin kısmen tel örgülü, kısmen serbest olduğu, herhangi bir güvenlik ikaz işaretinin olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ise, "Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla devir protokolünün kabul edilerek olaya konu taşınmazın bulunduğu alanın hafriyat atıklarının dökülmesi amacıyla kullanılmasına karar verildiği, (...) davalı İdarenin ilk ölümlü olaydan yaklaşık 4 ay 1 hafta sonra bile alması gereken can ve mal güvenliği ile ilgili önlemleri almadığının açıkça görüldüğü, 20.07.2012 tarihindeki devir protokolünden sonra kaza olana kadar yaklaşık 2 yıl izin için başvurulmadığı, kaza sonrasında başvurulmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kazadan sonra yapılmasının iyi niyetli bir davranış olarak görülemeyeceği, davaya konu olan alanın ölçüleri büyük ve can ile mal güvenliği açısından çok tehlikeli bir alan olmasına rağmen olay anında görevli bulunmadığının sabit olduğu, devir zamanındaki fiziksel önlemlerin zaman içinde yetersiz kalabileceği, zarar görebileceği öngörülerek en azından bir adet bekçi-güvenlik elemanının görevlendirilmesi gerektiği, davalı Belediyenin bunu da yerine getirmediğinin dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, tüm kamu ve özel sektör işverenlerinin kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince, çalışma yapılan yerlerde can ve mal güvenliği önlemlerini almak zorunda olduğu, 24.03.2014 tarihli Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağında da belirtildiği gibi; İşveren ve işveren vekillerinin; gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almadığı, çalışma bölgesi ve yakın çevresinde alana giriş ve yaklaşmaları sınırlayıcı tedbirlerin alınmadığının anlaşıldığı, söz konusu bölgede Davalı Belediye tarafından gerekli ve yeterli önlemler alınsaydı belki içeriye girişlerin kısıtlanabileceği, boğulma olayının önlenebileceği böylece sağlıkla ilgili bu şekilde kötü sonuçları olan bir kazanın yaşanmayabileceği, yine mahkemeniz nezdinde görülen, ortak keşif yapılmış olan ...Esas Numaralı dosyada da görülebileceği gibi aynı yerde, benzer ölümlü bir olayın yaşandığı, o olaydan yaklaşık 4 ay 1 hafta sonra dava konusu benzer bir olayın yaşanmasının davalı Belediyenin geçmiş olaydan görev ve sorumlulukları ile ilgili çıkarım yapmadığı, olaya konu alanda hiçbir sağlık ve güvenlikle ilgili iyileştirme yapmadığının tespit edildiği, davalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığının ölüm olayında sorumlu olduğu" yönünde görüş ve kanaatlere yer verildiği görülmektedir. Bu durumda; ruhsat sahibi şirket ile davalı belediye arasında akdedilen 20.07.2012 tarihindeki devir protokolü ile mülkiyeti ilgili şirkete ait olan ve fakat kullanım hakkı protokol ile Belediyeye devredilen söz konusu alanın hafriyat depolama amacı ile kullanımı için gerekli izinlerin alınmasının yanısıra bu izinler alınıp depolama ve rehabilitasyon işlemleri yapılıncaya kadar can ve mal güvenliğinin temini için gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasından da davalı Belediyenin sorumlu olduğu açıktır. Buna göre, kaza tarihine değin söz konusu alanın hafriyat depolama alanı olarak kullanımı amacıyla izin için gerekli merciye başvurulmadığından bahisle olayda kusur sorumluluğunun doğmadığına yönelik davalı Büyükşehir Belediyesinin iddialarına itibar edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. b. Davalı idarelerin ve müteveffanın olaydaki kusur oranları bakımından yapılan inceleme: Kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmeye mahkum edilebilecekleri açık olup, zarar görenin yada 3. kişinin de belli bir oranda kusurlu olması halinde davalı idareler aleyhine hükmedilecek tazminat miktarı belirlenirken bu hususun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda da bahsedildiği üzere işbu davaya konu olay tarihinden 4 ay önce 24.03.2014 tarihinde aynı gölette bir başka boğulma vakası daha olduğu, müteveffa ...'ın yakınları tarafından davalı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına karşı açılan tam yargı davasında, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile; idare mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu olayın teknik yönünü aydınlatmakla birlikte, tarafların kusur durumunun tespiti bakımından ilgili (3213 sayılı Maden Kanunu, 4721 sayılı Medeni Kanun vs.) mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi icap ettiğinden ve bu yönüyle uyuşmazlığın bu kısmı aynı zamanda hukuki bilgi ve değerlendirme gerektirdiğinden bilirkişi raporundaki kusur taksimi Dairelerince yerinde bulunmayarak, tarafların kusur oranının yeniden belirlendiği, bu kapsamda; davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın; ilgili devir protokolünün uygunluğunu denetlemek ve süreci koordine etmek yükümlülüğü olması nedeniyle % 20 kusurlu, davalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın; devir tarihinden itibaren söz konusu taşınmaz ve çevresinde can ve mal güvenliğine dönük önlemleri almadığı, söz konusu sahanın “Hafriyat Toprağı İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Alanı” olarak kullanılması için devir protokolünden sonra (kaza olana kadar) yaklaşık 2 yıl boyunca izin için Valiliğe başvurmadığı, çalışma bölgesi ve yakın çevresinde alana giriş ve yaklaşmaları sınırlayıcı tedbirleri almadığı, söz konusu sahada su birikmesini engelleyecek tedbirleri almadığı hususları bir bütün olarak gözetildiğinde % 50 kusurlu, mütevefanın (...'ın); olay tarihinde yaşının 14 olduğu, olayları ve tehlikeleri farkedebilecek erginliğe eriştiği, temyiz kudretine sahip olduğu dikkate alındığında, aldığı/alması gereken aile içi ve okuldaki eğitimi gereğince kendi güvenliğini tehlikeye düşürecek eylemlerinden dolayı %30 müterafik kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda da Dairemizin 05.07.2024 tarih ve E:2020/5287 K:2024/4204 sayılı kararı ile Bölge İdare Mahkemesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının olayda hizmet kusurunun bulunduğuna yönelik gerekçesinin hukuka uygun olduğu, yasal mevzuat karşısında idarelerin olaydaki kusur oranlarının doğru tayin edildiği, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihmali ile müteveffanın yaşı ve olayın oluş şekli bir bütün olarak değerlendirildiğinde takdiren tayin edilen müterafik kusur oranının da Dairemizce uygun bulunarak anılan kararın onandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda da davalı İdare Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın maden sahasının eski hale getirilinceye kadar alınması gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol etmemesi, bu kapsamda denetim ve gözetim eksikliği sebebiyle %20 kusurlu, davalı Büyükşehir Belediyesinin söz konusu sahanın “Hafriyat Toprağı İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Alanı” olarak kullanılması için devir protokolünden sonra çalışma bölgesi ve yakın çevresinde alana giriş ve yaklaşmaları sınırlayıcı tedbirleri almaması, söz konusu sahada su birikmesini engelleyecek tedbirleri almaması nedeniyle %50 kusurlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Müterafik kusur yönünden ise; Dairemizin E:2020/5287 sayılı dosyasına konu olayda, müteveffa 14 yaşında olup belirlenen %30 oranındaki müterafik kusur oranı hukuka uygun bulunmuştur. İşbu dava dosyasında ise, müteveffa olay tarihinde 17 yaşında olup davranışlarının sonuçlarını öngörebilecek bir yaşta ve diğer dosyadaki müteveffadan yaşça daha büyük olmasına karşın önceki yaşanan ölüm olayından 4 aylık bir süre geçmesine rağmen davalı idare(ler)ce tekrardan can kaybı yaşanmaması adına herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığı hususu dosya kapsamında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya konulduğundan, işbu dosyada da müteveffa ile anne ve baba yönünden %30 oranında müterafik kusur belirlemesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. c. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan inceleme: Müterafik kusurun bulunduğu hallerde hükmedilecek manevi tazminat miktarı, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarı üzerinden kusur oranının uygulanması suretiyle değil, meydana gelen olayda uğranılan manevi zararın niteliğine göre Mahkemece takdir edilen parasal karşılığa kusur oranının uygulanması suretiyle belirlenmelidir. Olayda, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının olayda %20 oranında, diğer davalı Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin %50 oranında kusurunun bulunduğu, müteveffa ile anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğü kapsamında ise %30 oranında müterafik kusurlu oldukları sonucuna varıldığından Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılama sonucu; olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tarafların sıfatı, olayın ağırlığı, tarihi, paranın satın alma gücü gibi kriterler dikkate alınarak takdir yetkisi çerçevesinde ölenin yakınlarının duyduğu elem ve üzüntünün elden geldiği ölçüde denkleştirilerek tatmin edilmesi amacıyla uygun bir manevi tazminatın takdir edilmesi ve takdir edilen tazminata da %30 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Öte yandan Bölge İdare Mahkemesi kararında, kardeşlere hükmedilen tazminat miktarında da müterafik kusur oranında indirim yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde müteveffanın kardeşlerinin müteveffa yönünden bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığından söz konusu indirimin kardeşlere hükmedilen tazminat tutarlarına uygulanmasına olanak bulunmadığı açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 05/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.