İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine 23/07/2013 tanzim, 23.09.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO Bedelli ve 23/07/2013 tanzim, 23.10.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO bedelli bonolar ile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1565 KARAR NO : 2025/1832 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2023 NUMARASI : 2019/709 E. - 2023/372 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine 23/07/2013 tanzim, 23.09.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO Bedelli ve 23/07/2013 tanzim, 23.10.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO bedelli bonolar ile toplam 37.335,31 Türk Lirası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibin yenileme yapılarak İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam edildiğini, takibe konu edilen bonolar üzerindeki imzalar ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davacı müvekkili ...’nın alacaklı olarak görünen şirketle herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, şirket yetkililerini tanımadığını, davacı müvekkilinin, ödeme emrinde diğer borçlu olarak görünen ...İnş. Nak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile de herhangi bir ilgisi bulunmadığını, borçlu olarak görünen şirketin ortağı veya yetkilisi durumunda olmadığını, takip konusu bonoda yazılı olan borcun davacı müvekkiline ait bir borç olmadığını, takibe konu bono metnine müvekkilinin TC Kimlik numarası ve ismi yazılmak suretiyle sahte olarak tanzim edildiğini, senet metninde keşideci adresi olarak “Traktörcüler Sitesi Girişi ...Seyrantepe Merkez/ Diyarbakır” şeklinde belirtilen adresin müvekkiline ait bir adres olmadığını, senet metninde belirtilen ... numaralı GSM hattının da davacı müvekkiline ait olmadığını, Uyap gsm sorgulama ekranından ... numaralı GSM hattının kime ait olduğunun sorgulaması gerektiği, senet borçlusu olarak görünen ...İnş. Nak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti isimli şirketin müvekkil davacı ...'nın yıllardır ailevi meseleler sebebi ile konuşmadığı kardeşi ...’ya ait olduğunu, bahse konu bonoların, davacı müvekkil ile arasında husumet bulunan kardeşi ... tarafından müvekkilinin TC Kimlik numarası yazılmak sureti ile müvekkilini zararlandırmak gayesine matuf bir şekilde sahte olarak tanzim edildiğini, takip konusu bonoların üzerindeki imzalar ve yazıların müvekkilinin el ürünü olmadığından müvekkilinin imza incelemesinin yaptırılmasını talep ettikleri, davalının müvekkili aleyhine başlatmış olduğu takipte haksız ve kötü niyetli olduğu, bu nedenle icra iflas kanunu’nun 72/3. maddesi uyarınca mahkemece uygun görülecek teminat ve tedbirler karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettikleri, davalı şirket ile bono metninde borçlu olarak görünen ...İnş. Nak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında bono tanzim edildiğinden iki şirket arasında ticari bir ilişki mevcut olduğunu, iki şirket arasında alacak - borç ilişkisi bulunduğunun sabit olduğu, davalı şirketin bu şartlar altında, keşideci şirket olan ...İnş. Nak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına kambiyo senedi tanzim etmeye yetkili ortak ve yetkililerinin kim olduğunu bilmemesi gibi bir durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ...'nın bahse konu şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını, dava dışı borçlu şirketin aleni olan ve herkes tarafından internet üzerinden dahi rahatlıkla ulaşılabilen TTSG kayıtlarına göre ortak ve yetkililerinin kimler olduğu, müvekkilinin şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığı davalı şirket tarafından rahatça öğrenilebilecek bilgiler olduğunu, davalı şirketin bonolarda senedi ciro yoluyla devralan ciranta olmayıp, senet lehtar olduğu, dolayısıyla bonoların sahte olarak tanzim edildiğini bilebilecek durumda olduğu, işbu davaya konu takip bakımından kötü niyetli olduğu, bu nedenlerle İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi uyarınca; müvekkilinin dava sebebi ile uğradığı ve uğrayacağı zararların tazmini için takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere takdir edilecek tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine başlatılan takibe karşı müvekkilinin bir avukat yardımından faydalanmaması sebebi ile 5 günlük yasal süresi içerisinde icra hukuk mahkemesinde dava açmak yerine icra dairesine itiraz dilekçesi sunduğunu, yanlış merciiye verilen itiraz dilekçesinin geçersiz sayıldığından takibin kesinleştiğini, müvekkiline İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden tebliğ edilen yenileme emri üzerine İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesine 2019/446 Esas sayılı dosyası ile itirazda bulunulduğu, ancak işbu itiraz süre aşımından dolayı reddedildiğini, İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile devam eden icra takibinde öncelikle icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan; 23.072013 tanzim, 23.09.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO Bedelli ve 23.072013 tanzim, 23.10.2013 ödeme tarihli, 6.089,00 EURO bedelli bonolar sebebi ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptalini, takibe konu edilen alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere davalı alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurmadan huzurdaki davayı tesis ettiğini, bu nedenle, dava şartı yerine getirilmediğinden huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, 19.09.2019 tarihli Ankara BAM kararı doğrultusunda menfi tespit davalarının arabuluculuk kapsamında olduğunu, somut olayda davacı tarafın müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığını iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın; herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesi durumunda İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden 6.089,00 Euro bedelli 2 (iki ) adet toplam 12.178,00 Euro tutarındaki senet borcunu müvekkiline ödeme yükümlülüğünün sona ereceğini, TTK 5/A maddesi uyarınca, müvekkili şirketin anılan icra dosyasına konu olan alacak talebi davacı bakımından sona ereceğini, bu durumun salt “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan” bir ilişkiye ilintili olduğunu, bu doğrultuda açık kanun metni ve Ankara BAM kararı ışığında huzurdaki davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini, usule ilişkin itirazımızın öncelikle değerlendirilmesi ve karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacının taleplerinin tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere usulen dile getirildiğini, müvekkili şirketin grup şirketleri ile dünya lideri konumunda olan iş makineleri üreticilerinin Türkiye distribütörlüğünü yürütmekte olduğunu, birçok uluslararası markanın satış, satış sonrası servis ve yedek parça hizmetlerinin yanı sıra kiralanması ve ikinci el satışı hizmetlerini de veren sektörünün öncü firmalarından olduğunu, Müvekkili ile dava dışı ...İnşaat Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirket arasında 04.07.2012 tarihli ticari teklif kabul edildiğini, bu ticari teklif doğrultusunda dava dışı ...Firmasına 2. El Volvo SD 122D tip 2008 Model iş makinası satıldığını, müvekkili ile Davacı arasındaki ticari ilişkinin, senedin keşidecisi olan dava dışı ...İnş. Nak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti olan alacaklarına karşılık olarak, davacı ... tarafından ödenmesi taahhüt edilmiş olan, 23.07.2013 düzenleme tarihli, 6.089 Euro tutarlı toplam 12.178,00 Euro bedelli 2 (iki ) adet, senet aldığını, söz konusu borca ilişkin senet bedeli, vadesi gelmesine rağmen dava konusu senet bedeli davacı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için İstanbul 18.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, senedin borçlularına ödeme emrinin usulüne uygun olarak gönderildiğini, ödeme emrinin davacı tarafa 21.05.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya ve borca itiraz davası açmadığı için işbu takibin kesinleştiğini, anılan icra dosyasnın 14.06.2019 tarihinde yenilenerek İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya numarasını aldığını, davacı tarafın huzurdaki davaya herhangi bir somut delil sunmayarak müvekkilinin haklı alacağına ulaşmasını engellemeye çalışmasının kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin kanun hükümleri doğrultusunda haklarını kullanarak haklı alacağına kavuşmak için gerekli olan bütün işlemleri hukuka uygun olarak yerine getirdiğini, bu doğrultuda huzurdaki davanın kötü niyetle tesis edilmiş olduğunun açık olduğunu, dava dışı ...İnş. Nak. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti imza yetkililerinin, kendilerini temsil etmesi bakımından aralarındaki akrabalık ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafa herhangi bir yetki vermiş olmasın da muhtemel olduğunu, dava dışı şirket yetkilileri tarafından, başka kişilere imza temsil yetkisi verilip verilmediğine ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, anılan nedenlerle huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine, talebin kabul görmemesi halinde huzurdaki davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2019/709 esas, 2023/372 karar sayılı, 26/04/2023 tarihli kararı ile; "İhtilafın çözümlenmesi amacıya gerekli araştırmalar yapılmış, bu kapsamda Mahkememizce iki adet bono aslı getirtilmiş, davacının karşılaştırmaya elverişli tüm ıslak imzalı belge asılları toplanmış, imza örnekleri alınmış, akabinde iki adet bono üzerinde grafolog bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yapılmıştır. Yapılan incelemede 04/11/2022 tarihli bilirkişi raporu ile bonolardaki imzanın davacı ...'ya ait olmadığı / davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Davalının itirazı üzerine alınan ve itirazları karşılar şekilde düzenlenen 14/03/2023 tarihli raporda yine bonolardaki imzanın davacı ...'ya ait olmadığı / davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. (İmzaların davacıya ait olmadığının çıplak gözle yapılan muayenede dahi anlaşılabilmektedir). Böylece; icra takibine ve davaya konu bonoların davacı tarafından düzenlenmemesi sebebiyle, imza davacıya ait olmadığından davacının aval veren sıfatıyla dava konusu bonolardan ve icra takibine borçtan sorumluluğu da bulunmamaktadır. Davaya konu bonolardaki sahte imzanın hukuksal nitelendirmesine gelince; bilindiği üzere sahtelik def'i, senet metninden anlaşılan mutlak def'ilerden olduğundan iyiniyetli olsa dahi herkese / hamile karşı ileri sürülebilir. (YARGITAY 19.HD. 2013/18072E. 2014/1981K; YARGITAY 19.HD. 2015/9524E., 2016/526K.). Bu nedenle, hem icra takibinden hem de icra takibine dayanak teşkil eden bonolardan dolayı ayrı ayrı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (İİK 72/5.) Ancak, somut olayda, davacı her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davalının icra takibi yapmasında açıkça kötü niyetli olduğu davacı tarafından yine açıkça ispat edilemediğinden, Davanın KABULÜ ile; İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile iş bu icra takibine temel teşkil eden 23/07/2013 düzenleme tarihli, 23/09/2013 vade tarihli, 6.089 EURO bedelli ve 23/07/2013 düzenleme tarihli, 23/10/2013 vade tarihli, 6.089 EURO bedelli bonolar sebebiyle ayrı ayrı davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, davacının kötü niyet tazminatı talebinin 2004 sayılı İİK 72/5. maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE," karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ...şirketinin 04.07.2012 tarihli ticari teklifi kabul ettiğini ve bu doğrultuda ...firmasına iş makinesi satılıp teslim edildiğini, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin, ...'nın borcuna karşılık olarak davacı ...'dan toplam 12.178,00 Euro bedelli iki adet senet teslim aldığını, ancak senet bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davacıya tebliğ edildiğini, davacının süresinde itiraz etmeyerek takibin kesinleştiğini, ancak ilk derece mahkemesinin davanın şekli nedenlerle kabulüne karar verdiğini belirterek kararı istinaf ettiğini, alınan iki farklı bilirkişi raporunda da senet üzerindeki imzaların ...'nın eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, bu durumun davacı tacir ...'nın senetleri bizzat kendi makamında müvekkil şirket temsilcisine elden teslim etmesine ve yaklaşık 8 farklı tipte imza atmasına rağmen gerçekleştiğini, davacının bu farklı imza alışkanlığı ile aslında borçlu olduğu müvekkil şirketi kötü niyetle yaptığı işlemler ve kandırmaya yönelik düzenlemeler sonucunda borcundan kurtulmuş sayılacağını, davacının kendi ofisinde teslim ettiği senetlere kendi imzaladığını beyan ederek müvekkili yanılttığını, hatta itiraz dilekçesinde kimi belgelere kardeşinin imza attığını ikrar ederek planlı ve organize bir şekilde hareket ettiğini ve bu durumun basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bozularak kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu bonolar üzerindeki imza, yazı, T.C. kimlik numarası, adres ve GSM numarasının müvekkiline ait olmadığını, davalı şirket veya borçlu ...şirketi ile ticari bir ilişkisinin bulunmadığını belirterek menfi tespit davası açtığını ve kötü niyet tazminatı talep ettiğini, davalının cevap dilekçesinde ticari ilişki kurduğu ...şirketi ile davacı arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle davacıya yetki vermiş olmasının muhtemel olduğunu ileri sürerek davanın reddini istediğini, yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarıyla bonolar üzerindeki yazı ve imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, davacının diğer borçlu şirketle bir ilgisinin ve senet üzerindeki kişisel bilgilerinin de kendisine ait olmadığının belirlendiğini, yerel mahkemenin bu tespitler ışığında davanın kabulüne karar verdiğini ancak kötü niyet tazminat talebini şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddettiğini, davalı tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, lehtar konumunda olması nedeniyle imzaların kime ait olduğunu bilmesi gerektiğini, buna rağmen "muhtemel bir olasılık" üzerinden icra takibi başlatmasının ağır kusur ve kötü niyet teşkil ettiğini, Yargıtay içtihatlarının da lehtarın bu durumda ağır kusurlu kabul edilmesi yönünde olduğunu ve senet üzerindeki imza dışındaki bilgilerin de davacıya ait olmadığının ispatlandığını ileri sürerek kötü niyet tazminatı talebinin reddi yönündeki yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibine konu bonolar üzerindeki imza inkarına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından davacının farklı imza atma alışkanlığı olması kapsamında basiretli hareket etmediğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu, davacı vekilinin ise reddedilen kötüniyet tazminatı istemi yönünden yasal koşulların oluştuğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. İmza inkarına konu olan İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına dayanak 23.07.2013 tanzim, 23.09.2013 ödeme tarihli, 6.089- Euro bedelli bono ile 23.07.2013 tanzim, 23.10.2013 ödeme tarihli, 6.089- Euro bedelli bonoların keşidecisinin dava dışı takip borçlusu ...İnş. ...Ltd. Şti. olduğu, davacı ...'nın ise bonoların ön yüzünde düzenleyen lehine aval veren (avalist) sıfatıyla imzasının bulunduğu, bonolar üzerinde teknik inceleme yapılması amacı ile ilk derece mahkemesi tarafından grafolog bilirkişi görevlendirilerek kök ve ek rapor alındığı, kök raporda tetkik konusu senet aslındaki avalist imzasının farklı imza atma alışkanlığı içerisinde olan davacının eli ürünü olmadığı, ek raporda ise tetkik konusu senet aslındaki avalist imzasının davacının eli ürünü olmadığı tespitine ulaşıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı menfi tespit istemine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklı üzerinde olup alacaklının hukuki ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlaması gerekmektedir. Nitekim “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Mevcut raporların bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine konu bonolardaki avalist imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Buna göre davacının bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Dolayısıyla davalı tarafça, davacının farklı imza atma alışkanlığı içerisinde olması nedeni ile kötüniyetli olduğu, davacının kendi ofisinde teslim ettiği senetlere kendi imzaladığını beyan ederek şahsını yanılttığına yönelik aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. İİK'nın 72/5. maddesi kapsamında takip alacaklısının tazminata mahkum edilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması şart olup alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığı hususunun, davacı/ borçlu tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bununla birlikte mevcut delil durumunun takibin açıkça kötüniyetle yapıldığını ispata yeterli olmadığı, bu hâli ile kötüniyet tazminatı koşullarının mevcut olduğu ispatlanamadığından ilk derece mahkemesi tarafından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/04/2023 tarih ve 2019/709 E., 2023/372 K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 449,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 165,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.550,37 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 457,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.092,68 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025