11. Hukuk Dairesi 2013/9090 E. , 2013/13943 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.09.2011 tarih ve 2011/19-2011/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2013/9090 E. , 2013/13943 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.09.2011 tarih ve 2011/19-2011/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1983 yılından bu yana davalı MAİS'in yetkili servisi olarak görev yaptığını; 2002 yılı başında davalının Yeni Bölge Dağıtım Sistemine geçiş gereği tüm yetkili servislerin yeni belirlenen Bölge bayilerine/satıcılarına bağlanacağını belirterek matbu fesihnamelerin imzalanmasını talep ettiğini; müvekkilinin davalıya inanarak fesihnameyi imzalamasına rağmen Bölge bayisine bağlanmadığını; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15.07.2004 tarih, 2002/355 E., 2004/456 K. sayılı kararı ile MAİS'in müvekkili aleyhine marka ihlali ve haksız rekabet iddiası ile açılan davanın reddedildiği ve bu davada müvekkilince açılan karşı davalarının kabul edildiğini ve sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile sözleşmenin yürürlükte olduğuna hükmedildiğini; yargı kararına uyularak yetkili servis statüsünün tanınması ve ayrıca müvekkilinin zararının tazmin edilmesi için davalıya başvurulduğunu ve ihtar çekildiğini, ancak sonuç sağlanamadığını, tazminat taleplerinin iki kalemde toplandığını, ilki davalının sözleşmeyi ihlal ederek müvekkilini 4 yıl boyunca yetkili servislere sağlanan tüm imkanlardan mahrum ettiğini ve yetkili servis olarak çalışmasını engellediğini, yetkili servislerin yararlandığı garantili araç bakımı yapmasına izin verilmediğini, filo anlaşmaları yapma imkanından ve davalının yetkili servislere verdiği eğitim, bilgi işlem gibi teknik desteklerden mahrum kaldığını, davalının müvekkili aleyhine ikame ettiği dava tarihi olan 22.05.2002 tarihinden işbu dava tarihine kadar olan 46 aylık süre içinde yetkili servis olarak çalışamamaktan doğan işçilik gelir kaybı ve parça satış kaybından doğan toplam geçmiş zararının 2.622.000,00 TL olduğunu, bu kalem için şimdilik 950.000,00 TL talep ettiklerini, 2. zarar kalemi olarak sözleşmenin davalı tarafından ihlal edilmesi nedeni ile müvekkilinin yetkili servis olarak çalışsa idi bundan sonra mamelekinde gerçekleşek artışın davalıca engellenmesi nedeni ile kar kaybı olduğunu ve 5 yıllık süre zarfında muhtemel yoksun kalınan karın 3.500.000,00 TL olduğunu, bu tutardan şimdilik 50.000 TL talep ettiklerini, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000.000,00 TL tazminatın 22.05.2002 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili talep ve dava etmiş, 24.02.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 1.030.000 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının daha önce İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2002/355 E. sayılı dosyasında aynı konu hakkında dava açtığını ve zararını ispatlayamadığı için maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedildiğini, bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının halen Yetkili Servis tabela ve logolarını kullanmakta olduğunu, müvekkilinin davacı ile iki defa görüştüğünü ve Yetkili Servislerin standardına ulaşması için kendisine yapması gereken işlemlerin bildirildiğini, ancak talepleri karşılanmadığından sözleşmenin 01.05.2006 tarihinde müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini, davacının tazminat talepleri yerinde olmadığı gibi talep edilen tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, zira davacının herhangi bir imaj veya portföy kaybı yaşamadığını, davacı tarafın logo ve tabelalarında halen Yetkili Servis ibaresi bulunduğunu, dolayısıyla 3. kişilere karşı Yetkili Servis hüviyetini kaybetmediğini, davacının 2003 yılına ilişkin vizeli Yetki Belgesi bulunduğu gibi garanti işlemlerini de Kadıköy Yetkili Satıcısı ...A.Ş. üzerinden yaptığını, 2002-2005 yılları arasında servis işine devam ettiğini ve bu tarihlerde kar elde ettiğini, davacının zarar hesabında işçilik gelir kaybı ve parça satış kaybı olarak nitelendirilen rakamların gerçek rakamlar olmadığı gibi işçilik saatlerinin ticari faaliyetin çok üzerinde beyan edildiğini, davacı tarafın sattığı işçilik aylık 400 saat iken 1500 saat olduğunu iddia ettiğini, ortalama saat ücretlerinin de gerçeği yansıtmadığını, bu ücretin ortalamasının 30 TL olduğunu, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2002/355 E. sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde ticari defterlerinde 2002 yılında 9.186 TL kar hesap edilmişken, her yıl için 750.000 TL talep etmesinin muhasebe ilkelerine aykırı olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 10.05.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte bulunduğu, bu durumda davalının davacıyla aralarındaki sözleşme uyarınca davacının yetkili servis olarak çalışmasına imkan veren yükümlülüklerini ihlal etmesinin sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği, davacının zararını istemekte haklı olduğu ve son alınan ek rapor çerçevesinde davacı şirketin muhtemel faaliyet karı kaybı 352.196.37 TL olarak tespit edilerek belirlendiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 352.196,37 TL nin 25.2.2002 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ilebirlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazla talebin reddine, karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin (2) no'lu, davalı vekilinin ise (2) ve (3) no'lu bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, mahkemece ilk alınan bilirkişi raporunda davacının isteyebileceği tazminat tutarı 1.018.799, 02 TL olarak hesaplandığı halde, 2. bilirkişi raporunda 352.196, 37 TL olarak hesaplanmış, dolayısı ile her iki rapor arasında mübeyenet oluşmuştur. Bu durumda, mahkemece her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi ve tarafların 2. bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını karşılayacak şekilde 3. bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 3- Davalı, davadan önce temerrüde düşürülmediğine göre dava tarihinden itibaren faize hükmetmek gerekirken, 25.02.2002 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraflar 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise davalı yararına, BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.