3. Hukuk Dairesi 2024/2624 E. , 2025/2049 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/895 E., 2024/1007 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/125 E., 2024/56 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altı…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2624 E. , 2025/2049 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/895 E., 2024/1007 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/125 E., 2024/56 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmakla, duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı ... arasında 19.03.2009 tarihli Protokolün tesis edildiğini, bu Protokole göre davalı idarenin jeotermal kaynaklardan 30-45 derece sıcaklıkta 15lt/sn suyu müvekkili şirkete vermeyi taahhüt ettiğini, davalı İdarenin Protokol gereği müvekkili şirkete su vermeyerek büyük zarara uğrattığını, bu konuya ilişkin olarak açılan ve Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/90 E., Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/88 E. sayılı dosyaları ile görülen tazminat davalarının kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ayrıca Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/94 E. sayı ile dava da açıldığını, davanın kabulü ile 2014-2019 yıllarına ilişkin zararın tazminine karar verildiğini, sözleşmenin halen ayakta olduğunu ve 25 yıl için imzalandığını, su verilmediği için seranın atıl hale geldiğini, makinelerin çürümeye yüz tuttuğunu ileri sürerek; 2011 ve 2012, 2014-2019 yılları dışında kalan ve hüküm altına alınmayan döneme ilişkin olarak sözleşme bitim tarihi gözetilerek belirlenecek zarardan şimdilik 100.000,00 TL'nin 22.10.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 07.12.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 517.500,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; jeotermal suyun ancak kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisinin yapılabileceğini, açık arttırma usulü ile yapılmadığı ve ruhsat alınmadığından kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak düzenlenen davaya konu protokolün kesin hükümsüz olduğunu ve baştan itibaren ifasının mümkün bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davaya konu seranın hibe yardımıyla gerçekleştirildiğini ve 2020-2022 yıllarında tahribata uğrayıp kullanılamaz hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin feshedilmediği, ayakta olduğu, sözleşme nedeniyle davacının zarara uğradığı gerekçesiyle; zarar hesabı yapan bilirkişi rapor doğrultusunda davanın kabulü ile 100.000.00 TL'nin dava tarihinden, 417.500,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte toplam 517.500.00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının protokol hükümlerini ihlal ettiği hususu sabit ise de hibe desteği ile tamamlanan sera tesisinin üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafından hasarlı ve bakımsız bırakıldığı, sera kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı, fesih hakkı kullanılmadığı halde 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, sözleşme gereğince verilen teminat mektubunun da davalı İdarece iade edildiği nazara alınarak sözleşmenin halen ayakta olduğunun kabul edilemeyeceği Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/2019 dönemi ile ilgili olarak verdiği 2023/4333 E., 2024/818 K. sayılı ilamın aynı yönde olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; aynı konuda farklı tarihlere ilişkin zarar taleplerinin Mahkemenin 2014/90 E. sayılı dosyasında kabulüne karar verildiğini ve Yargıtay incelemesinden de geçerek kararın kesinleştiğini, istinaf mahkemesi tarafların aynı olduğu, aynı konuda üç dosyada aynı karar verildiği halde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/4333 E. -2024/818 K. sayılı bozma ilamını gerekçe göstererek istinaf talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, gösterilen gerekçenin hukuki nitelikte olmadığını, bozma ilamında yer alan gerekçeler dava konusu sözleşmenin anlaşılmadığını gösterdiğini, tesisin deforme olma sebebinin suyun verilmemesi olduğunu, davalı şirketin yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tesisin tam olarak kurulup işletildiğine dair Tarım Bakanlığının onayı bulunduğunu, teminat bedelinin iade edilmesi ile sözleşmenin sona erdiği yorumunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davaya konu tesisin sadece hibe desteği ile tamamlanmadığını, hibe tesisin kurulumu için harcanan paranın %30'una tekabül ettiğini, Yargıtayca aynı konuda iki farklı karar verildiğini, kararda bahsedilen Hukuk Genel Kurulu kararının somut olayla ilgisinin bulunmadığını, müspet zarar talep edildiğini, sözleşmenin ayakta olduğunu ve fesih beyanının bulunmadığını, sözleşme devam ettiği sürece müvekkilin zararını talep etmesinin içtihatlara uygun olduğunu, kabul etmemekle birlikte davalı tarafından yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşme feshedilse dahi müvekkil şirketin kâr kaybının olduğunu, kâr kaybının müspet zarar içerisinde bulunduğunu, suyun verilmesi halinde üretime başlanacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, taraflar arasında 2014/2019 yıllarına ilişkin olarak verilen kararın bozulması hakkında Dairenin 28.02.2024 tarihli ve 2023/4333 E., 2024/818 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davalının protokol hükümlerini ihlal ettiği hususu sabit ise de; alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafından hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı, fesih hakkı kullanılmadığı halde 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davalı tarafça sözleşme gereği verilen teminat mektubu da iade edildiğinden sözleşmenin halen ayakta olduğu kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.