Başvuru, bir protesto gösterisine kolluk görevlilerince orantısız şekilde müdahale edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; müdahale sırasında yaralanma ve bu olaya ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle de eziyet yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, bir protesto gösterisine kolluk görevlilerince orantısız şekilde müdahale edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; müdahale sırasında yaralanma ve bu olaya ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle de eziyet yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular öğretmen olup bir eğitim sendikasının yöneticisidir. Öğretmenler Günü öncesi 23/11/2013 tarihinde bir eğitim sendikasının öncülüğünde Ankara'da protesto gösterisi düzenlenmiştir. Başvurucuların da aralarında bulunduğu grup Tandoğan Meydanı'nda toplanmış ve Kızılay Meydanı'na kadar herhangi bir taşkınlık yapmadan yürüyüş gerçekleştirmiştir. Yürüyüş esnasında kolluk görevlilerince gerekli tedbirler alınmış, bölünmüş yolun bir tarafı trafiğe kapatılarak göstericilerin güvenliği temin edilmiştir. Göstericiler Kızılay Meydanı'na geldiklerinde kolluk görevlilerince oluşturulan barikatla karşılaşmışlar ve bu noktadan ileri gitmelerine izin verilmemiştir. Amaçlarının Millî Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak olduğunu belirten göstericiler ile kolluk görevlileri arasında yapılan müzakere sonucunda uzlaşı sağlanamamıştır. Kolluk görevlileri bu esnada kalabalığa hitaben gösterinin yasal olmadığı ve dağılmaları gerektiği, aksi takdirde zor kullanılacağı yönünde hoparlörle uyarı yapmaya başlamıştır. Bir süre sonra ise kolluk kuvvetince göstericilerin üzerine tazyikli su sıkılarak güç kullanılmaya başlanmış ve göz yaşartıcı gaz kapsülleri ile müdahale edilmiştir. Göstericiler bu şekilde Tandoğan istikametine doğru kademe kademe uzaklaştırılarak kalabalık dağıtılmıştır. Başvurucu Cebrail Bektaş kolluk görevlilerince atılan göz yaşartıcı gaz kapsüllerinden birinin sol ayağına isabet etmesiyle yaralanmıştır. Diğer başvurucu Yüksel Şahin ise üzerine sıkılan tazyikli suyun etkisiyle baygınlık geçirmiştir. Başvurucular bu nedenle ilgililer hakkında şikâyetçi olmak üzere Çankaya Polis Merkezine müracaatta bulunmuşlardır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) olay hakkında çok yönlü adli soruşturma başlatılmıştır. Söz konusu soruşturma kapsamında başvurucuların da aralarında olduğu toplam on yedi gösterici hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçlamasıyla adli işlem yapılmıştır. Ancak başvurucular hakkında ilk etapta 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçlamasıyla herhangi bir gözaltı işlemi yapılmamıştır. Öte yandan başvurucuların şikâyetlerine ilişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli kimlik bilgilerinin temin edilmesi ve savunmalarının alınması yönünde bir belgeye rastlanmadığı gibi bu yönde herhangi bir girişime de dosya kapsamından erişilememiştir. Yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığınca, Radyo TV ve Foto Film Şube Müdürlüğü tarafından çekilen olay anına ilişkin kamera görüntüleri temin edilmiş ve bu kayıt üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuların müşteki-şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmış ve başvurucular hakkında düzenlenen geçici adli raporlar da dosyaya konulmuştur. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucular hakkında kati adli rapor temin edildiğine ilişkin bir bilgi, belge ya da bu yönde bir girişime soruşturma dosyası kapsamında rastlanmamıştır. Soruşturma dosyasının bulunduğu Ankara Asliye Ceza Mahkemesinden gelen yazı ekinde de sadece başvurucular hakkında düzenlenen geçici adli raporların olduğu görülmüştür. Başvurucular hakkında düzenlenen her iki geçici adli raporda da tespit edilen yaralanmaların basit bir tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği noktasında sarih bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.i. Başvurucu Cebrail Bektaş hakkında düzenlenen adli raporda, olay öyküsü "Toplumsal olayda arbede sırasında düşen hasta, bacağına gaz bombası geldiğini ifade ediyor" şeklinde tanımlanmış ve başvurucunun sol ayak bileğinde şişlik olduğu tespit edilmiştir. Raporda konsültasyon bulgusu olarak X-Ray: sol lateral (yan) malleol (ayak bileği üst kısmı) kırığı bulgusuna yer verildiği ve hastaya 10 iş günü istirahat önerildiği görülmektedir. ii. Başvurucu Yüksel Şahin hakkında düzenlenen adli raporda, olay öyküsü "toplumsal olayda biber gazına ve tazyikli suya maruz kaldığını ifade eden hasta" ibarelerine yer verilerek açıklanmış ve gözlerde bilateral (iki yanda) hiperemi (kanlanma) lezyonu tespit edilmiştir. Raporda, akut konjonktivit (gözde bulunan konjonktiva tabakasının iltihabı) tanımlanmadığı tespitine de yer verilerek başvurucunun üç gün istirahatinin uygun olduğu belirtilmiştir. Her iki başvurucu da verdiği ifadede 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yapmak istediklerini, bunun demokratik hakları olduğunu, ancak kolluk görevlilerince buna müsaade edilmeyerek gösterinin orantısız güç kullanılarak dağıtıldığını, bu nedenle yaralandığını ve ilgililer hakkında şikâyetçi olduğunu dile getirmiştir. Söz konusu ifadelere göre başvurucu Cebrail Bektaş kolluk görevlilerince atılan gaz kapsülünün sol ayak bileğine isabet etmesiyle, başvurucu Yüksel Şahin ise yaya üst geçidinde tek başına olduğu hâlde kolluğa ait toplumsal olaylara müdahale aracından (TOMA) yüzüne sıkılan tazyikli suyla yaralanmıştır. Başvurucu Yüksel Şahin ifadesinde ayrıca kolluğun topluluğu dağıtırken göz yaşartıcı gaz da kullandığını belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/4/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin KESK’e (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) bağlı olarak düzenlenen '24 Kasım Öğretmenler Gününü Anma' amacıyla miting yaptıkları, Çankaya İlçesi GMK Bulvarı Tandoğan Kavşağında bulunan mahalle geldikleri, sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı önüne giderek basın açıklaması yapmak istedikleri, gösterinin yasa dışı olduğu ve Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmalarının mümkün olmadığı, bu nedenle Kızılay’da basın açıklamasında bulunup dağılmaları yönünde kolluk kuvvetlerince taraflarla görüşmelerin yapıldığı, eylemlerinde ısrar eden şüphelilerin tüm ihtarlara rağmen dağılmamakta direnmeleri üzerine kolluk kuvvetlerince orantılı şekilde güç kullanıldığı ve müdahale edildiği, bu sırada göstericilerin, Colins Mağazasının bulunduğu yerde oluşan yoğunluktan ve göstericilerin buraya sığınma gayretinden dolayı kapı camının kırılmasına sebebiyet verdikleri, olaylar devam ederken kolluk kuvvetlerinin topluluğun dağılmaması üzerine, müdahalesi sırasında atılan gaz fişeğinden müşteki şüpheli Cebrail Bektaş’ın yaralandığı, yine tazyikli su nedeniyle Yüksel Şahin’in de bayıldığı belirlenmiş ise de;...Türk Ceza Kanununun maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin görevi yaptığı sırada kişilere karşı görevin gereklerinin gerektirdiği ölçünün dışına çıkarak zor kullandığı yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, dağılın ihtarına rağmen dağılmayan gruba orantılı şekilde güç kullanırken söz konusu yaralanmaların meydana geldiği, kasten işlenmesi mümkün bu suçta şüphelilerin bu eylemi kasten yaptıklarına dair herhangi bir bulguya ulaşılmadığı, Müşteki şüphelilerden Yüksel Şahin ve Cebrail Bektaş’ın söz konusu eylemlere katılmakla birlikte dağılın ihtarlarına rağmen dağılmadıklarına dair herhangi bir delilin bulunmadığı, yalnızca toplantı mahalline yürürken görüntülerinin yer aldığı, burada da kolluk kuvvetlerinin herhangi bir müdahalelerinin bulunmadığı anlaşılmakla, delil yokluğu nedeniyle şüpheliler hakkında mala zarar verme ve yaralamaya neden olma ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet suçlarından Kovuşturmaya Yer Olmadığına [karar verilmiştir]" Bu karara başvurucular itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 21/1/2015 tarihli kararla itiraz reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 12/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 16/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Öte yandan başvurucular dışındaki on beş gösterici hakkında 21/4/2014 tarihinde iddianame tanzim edilerek kamu görevlisine hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından göstericilerin cezalandırılması talep edilmiştir. Ankara Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianame sonrası başlayan kovuşturma aşaması 1/7/2019 tarihinde 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçu açısından verilen beraat kararı ile sona ermiş, ancak kanun yolu aşaması henüz tamamlanmamıştır. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun;…d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:"Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması hâlinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Kanunun hükmü ve amirin emri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. (2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. (3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. (4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur." 5237 sayılı Kanun'un "Sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur." 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle yaralama" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;...b) Vücudunda kemik kırılmasına,...Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır." 2911 sayılı Kanun'un "Yasak yerler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"...kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ... gösteri yürüyüşleri düzenlenemez.Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın ve ulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarca yapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur." 2911 sayılı Kanun'un "Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"a) ... uygun biçimde bildirim verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veya sonra;...e) ...22 nci maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın,...Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır." 2911 sayılı Kanun'un "Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması" kenar başlıklı maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:"Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı en seri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcut imkanlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılıcakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun "Zor ve silah kullanma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur...." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."B. Uluslararası Hukuk Mevzuat Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz." 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da bilimsel deneylere tabi tutulamaz." Sözleşme'nin "Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:" Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir... Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz..." İçtihat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) devlet görevlileri tarafından güç kullanılması nedenine bağlı olarak yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasını incelediği bir başvuruda Sözleşme'nin maddesinin sadece kasıtlı öldürmeleri korumadığını, bunun yanı sıra gerekli olmayan güç kullanımı sonucu meydana gelen ölüm olaylarının da anılan koruma kapsamında kaldığını vurgulamıştır (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 148). AİHM, Sözleşmede kullanılan gücün "kesinlikle gerekli olması" ifadesine dikkat çekerek yapacağı incelemede Sözleşme'nin , , ve maddelerinde bu testi "Demokratik Toplumda Gereklilik" başlığı altında uyguladığından daha katı bir orantılılık değerlendirmesine gideceğini de belirtmektedir (aynı kararda bkz.§ 149). Devlet görevlilerinin güç kullanımına bağlı olarak ileri sürülen kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarını incelerken de AİHM'in benzer yaklaşımını sürdürdüğü görülmektedir (Rehbock/Slovenya, B. No: 29462/95, 28/11/2000; R. ve -J./Fransa, B. No: 44568/98, 19/5/2004; Dembele/İsviçre, B. No: 74010/11, 24/9/2013; Anzhelo Georgiev ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 51284/09, 30/9/2014; Şakir Kaçmaz/Türkiye, B. No: 8077/08, 10/11/2015; İzci/Türkiye, B. No: 42606/05, 23/7/2013). AİHM, Sözleşme'nin maddesi kapsamında yaptığı incelemede devlet görevlilerinin güç kullanımının gerekliliğini ve hedeflenen amaçla orantılı olmasını değerlendirirken ayrıca kamusal gücün kasıt unsuruyla ortaya çıkmış olması şartını aramamaktadır. Başka bir ifadeyle Sözleşme'nin maddesi sadece kasıtlı güç kullanımı ile ortaya çıkan kötü muamele iddialarını değil aynı zamanda devletin dikkat ve özen yükümlülüğü bağlamında ortaya çıkan sorumluluğunu da inceleme kapsamına almaktadır.