Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan 17/08/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı KHK gereğince kapatılan ... Eğitim Turizm San. Dış Tic. A.Ş. nezdinde yapılan sayım ve döküm çalışmaları esnasında davalı tarafından düzenlenen 30/01/2017 keşide tarihli, 100.000,00 TL miktarlı çekin alacaklı şirkete ödenmediğinin tespit edildiğini, KHK hükümleri gereğince kapatılan kurum ve kurulu
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ortağı ve pay sahibi olduğu ... Limited Şirketi tarafından hukuka aykırı olarak ödenmeyen kar paylarının mevcut olduğunu, kanunen ödenmesi güvence altına alınmış olan kar payının, ortaklar genel kurulunca söz konusu karların dağıtımının yapılmasına karar verilmesine rağmen haklı bir sebep gösterilmeden ödenmediğini, şirket ortaklarının bu talebe cevap olarak sürekli çeşitli bahaneler uydurarak müvekkiline ödeyeceğine dair oyaladıklarını, iki ortak olarak kurulan şirketin sermaye arttırımına gittiğini, fakat sermaye arttırımı adı altında müvekkilinin ortaklık payından düşüşünün sağlandığını, müvekkilinden gizli olarak sermaye arttırımına yönelik işlemler yapıldığını, ilgili belgelerin okunmasına dahi izin verilmeden müvekkilinin imzasının istendiğini ve müvekkilinin ortaklık hissesinin düşürüldüğünü ancak Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde de görüleceği üzere müvekkilinin %50 hissesi olan sermayenin 15.06.2004 tarihinde 3.700.000.000 TL şimdiki 3.700,00 TL olarak düşürüldüğünü, bu duruma karşılık toplam sermayesinin 400.000.000 TL olmasına karşın diğer ortak olan ...'in sermaye değerinin 392.600.000.000 TL, şimdiki 392.600,00 TL olması ve kalan sermayenin diğer ortak olan ve ...'in oğlu olan ...'in 3.700.000.000 TL yani müvekkili ile aynı pay oranında olmasının kabul edilebilir nitelikte olmadığını, 03.12.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde şirket sermayesinin 1.000.000 TL'den 2.085.000 TL'ye çıkarıldığının görüldüğünü, 83 paya karşılık ...'e verilmesi halini gösterdiğini, şirket bünyesinde kazanılmış karlar mevcut olduğunu, ilgili kar paylarının usulüne uygun olarak hiçbir dönemde dağıtılmadığını, gerçekliği sorguya değer belgeler ile şirketin kar paylarının ...'in insiyatif ve yönetiminde olduğunu, yapılacak incelemede müvekkilinin şirket bünyesindeki payının kendi rızası ile değil muvazaalı işlemler yaparak kendi üstlerine geçirmeleri söz konusu olduğunu, 03.12.2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden sonra 13.12.2018 tarihine kadar Ticaret Siciline hiçbir bildirim yapılmadığını ve bu süre zarfında müvekkili ...'in şirket üzerindeki pay oranını muvazaalı hareketler ile %1'e düşürüldüğünü, şirketin faaliyet gösterdiği alan ile ilgili tüm saha işini, müşteriler ile ilişkileri müvekkili ...'in üstlenmiş olmasına rağmen ekonomik anlamda kendisine bir gelir elde etmeden işlerini sürdürdüğünü, ayrıca yine şirket ortağı ...'in kötü niyetli olarak hareket ederek hissesini 13.12.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde pay devri olarak oğlu ...'e devrettiğini ve resmi gazetede yayımlandığını, müvekkiline yapılan muvazaalı işlemler sonucu %1'lik payının kaldığının söylendiğini ve %50 ile başlayan ortaklık payının %1'e düşürülüp %49'luk pay kısmı için müvekkiline hiç bir suretle bir ödeme yapılmadığını hatta müvekkilinin adını lekeleyecek ithamlarda bulunduklarını ve yıllardır kazanmış olduğu ticari itibarını zedelemeye çalıştıklarını, müvekkilinin %1'lik pay oranı kaldığını belirtip eğer %1'lik payının devrini verir ise, %50'lik payının devri miktarının ödemesinin yapılacağı hususunda yazılı bir sözleşme yapmadan aralarındaki güven ilişkisine güvenerek kabul ettiğini, 2014 yılında müvekkilinin %1'lik kısmının devrini yaptıktan sonra şirket vekillerinden hiçbir suretle bir ödeme alamadığını, aynı zamanda, ticari defterlerden de anlaşılacağı üzere, diğer ortakların şirket kar payını şahsi ihtiyaçlarını şirket harcaması gibi göstererek haksız kar elde ettiğini, her ne kadar müvekkili ile aralarındaki kardeşlik ilişkisine dayanarak ve onlara olan güveni sebebiyle bu oyalamalara karşı makul bir süre beklemiş olsa da TTK uyarınca güvence altına alınmış olan bu hakkın, ilgili kişilerce ödenmemesinin müvekkilinin sahip olduğu mali haklarına haksız bir müdahale ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek bilirkişi incelemeleri sonucunda tespit edilecek olan davalı şirketçe hukuka aykırı bir biçimde ödenmeyen müvekkilinin hak ettiği kar paylarının doğduğu tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek olan ticari faiziyle birlikte, miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırım hakkı saklı kalmak üzere ilk aşamada 1.000,00 TL (belirsiz alacak - fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) olarak davalarının kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.