Başvuru, yürütmenin durdurulması kararının icrası amacıyla kadrosu iptal edilerek kamu göreviyle ilişiği kesilen ancak dosyanın işlemden kaldırılması üzerine anılan kadroyla yeniden ilişkilendirilen öğretim üyesinin açıkta kaldığı dönemde mahrum olduğu parasal haklarının ödenmesi isteminin reddedilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yürütmenin durdurulması kararının icrası amacıyla kadrosu iptal edilerek kamu göreviyle ilişiği kesilen ancak dosyanın işlemden kaldırılması üzerine anılan kadroyla yeniden ilişkilendirilen öğretim üyesinin açıkta kaldığı dönemde mahrum olduğu parasal haklarının ödenmesi isteminin reddedilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1977 doğumlu olup İstanbul'da ikamet emektedir. A. Olayın Arka Planı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörlüğü (İdare) tarafından 30/10/2015 tarihli Resmî Gazete'de Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında bir adet doçent kadrosu ilanı yapılmıştır. İlanda, "Parkinson hastalığıyla ilgili yayını olmak- İngilizce ders verebilme şartını sağlamış olmak" koşullarının da aranacağı belirtilmiştir. Başvurucu, anılan kadroya atanmak için 2/11/2015 tarihinde müracaat etmiş; ilanda belirtilen şartları taşıdığı saptanarak 17/2/2016 tarihinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında doçent kadrosuna atanmıştır. Başvurucu 29/2/2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bu arada İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı başkanı olan A.K. tarafından doçentlik ilanına ilişkin işlemin iptali istemiyle İstanbul İdare Mahkemesinde ( İdare Mahkemesi) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde; doçentlik kadrosu ihtiyacının bulunmadığı, ilanda aranan şartların başvurucu sayısını azaltacak şekilde ağır olduğu, ayrıca Fakülte Yönetim Kurulunun görüşünün alınmadığı, bu sebeple ilanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İdare Mahkemesi 14/4/2016 tarihinde doçentlik ilanının yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, mevzuatta arananlara ek olarak getirilen "Parkinson hastalığıyla ilgili yayını olmak" şartı için Yükseköğretim Kurulundan onay alınmaması ve söz konusu şartın somut bir kişiye işaret eder nitelikte olması sebebiyle ilanın hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca hukuka aykırı işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç zararların doğacağı vurgulanmıştır. İdare, yürütmenin durdurulması kararını uygulamak amacıyla 31/5/2016 tarihinde başvurucunun atanmış olduğu kadroyu iptal etmiş ve başvurucunun kamu göreviyle ilişiğini kesmiştir. Anılan dava devam ederken A.K. 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır. İdare Mahkemesi 30/11/2016 tarihinde, davacının kamu görevinden çıkarılmış olması sebebiyle taraf ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar vermiştir. Dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin karardan sonra yürütmenin durdurulması kararının hükümsüz hâle geldiği kabul edilerek 21/2/2017 tarihinde başvurucu yeniden göreviyle ilişkilendirilmiştir.B. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu 3/3/2017 tarihinde İdareye müracaat ederek görevle ilişiğinin kesildiği dönemde yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesini talep etmiştir. İdare 10/3/2017 tarihli yazıyla, işlemden kaldırma kararında parasal hakların ödenmesi yönünde bir hükmün bulunmaması sebebiyle fiilen çalışılmayan dönem için herhangi bir ödeme yapılamayacağını başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu 3/4/2017 tarihinde yaptığı müracaatla talebinin yeniden değerlendirilmesini istemiş ise de İdare 14/4/2017 tarihli yazıyla bu talebi de reddetmiştir. Anılan yazıda, çalışmadığı dönem için başvurucuya ödeme yapılmasını öngören açık bir kanun hükmünün veya bir içtihadın bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, parasal haklarının ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı akçasal hakları için 000 TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 5/5/2017 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) İdare aleyhine dava açmıştır. Dava dilekçesinde, hiçbir kusuru olmadığı hâlde görevle ilişiğinin kesilmesi sebebiyle oluşan mağduriyetinin Anayasa'nın maddesi uyarınca İdare tarafından giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, İdarenin işlemin tesis edildiği tarihten önceki durumu tesis etme yükümlülüğünün bulunduğunu, buna göre kadronun iptalinin tüm sonuçlarını gidermesi gerektiğini savunmuştur. Başvurucu, Danıştay Onikinci Dairesinin 18/11/2009 tarihli ve E.2007/5203, K.2009/6398 sayılı kararını emsal göstermiştir. İdarenin savunma yazısında, İdare Mahkemesinin işlemden kaldırma kararı vermesinin doçentlik ilanına ilişkin işlemi hukuka uygun bulduğu anlamına gelmeyeceği, davanın teknik olarak derdest olduğu vurgulanmıştır. Savunma yazısında, başvurucunun sunduğu kararın emsal olamayacağı zira anılan karara konu olayda idari işlemin iptal edildiği belirtilmiştir. İdare, fiilen çalışmayan başvurucuya maaş ödenmesini öngören bir düzenlemenin bulunmadığını ifade etmiştir. İdare son olarak başvurucunun çalışmadığı dönemde yoksun kaldığı aylıkları toplamının 562,71 TL olduğunu bildirmiştir. İdare Mahkemesi 13/10/2017 tarihli ara kararıyla başvurucunun 31/5/2016 ile 22/2/2017 tarihlerinde arasında sigortalı olarak herhangi aktif bir çalışmasının bulunup bulunmadığını Sosyal Güvenlik Kurumundan sormuştur. Sosyal Güvenlik Kurumunca gönderilen belgelere göre başvurucu anılan dönemde çalışmamıştır. İdare Mahkemesi 10/11/2017 tarihinde idari işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakları için 562,71 TL tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin ise reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun mülga maddesinin (c) fıkrasına göre doçentlik kadrosuna atama için üniversitelerce ek olarak belirlenebilecek kriterlerin ancak Yükseköğretim Kurulunun onayıyla getirilebileceği belirtilmiş; söz konusu şartın yerine getirilmesi sorumluluğunun İdarede olduğu ifade edilmiştir. Kararda; bu şartı yerine getirmeyen idarenin kusurlu bulunduğu, başvurucuya yüklenebilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığı açıklanmıştır. İdare Mahkemesi, İdarenin kusuruyla görevle ilişiği kesilen başvurucunun yoksun kaldığı 562,71 TL'nin başvurucuya ödenmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Taraflar karşılıklı olarak istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 21/9/2018 tarihinde İdarenin istinaf istemini kabul ederek İdare Mahkemesi kararının başvurucu lehine olan hüküm fıkrasını kaldırmış ve davayı bütünüyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, İdarenin mahkeme kararını uygulamak amacıyla başvurucunun kadrosunu iptal ettiği belirtilmiştir. Kararda, İdarenin mahkeme kararını uygulama yükümlülüğünün olduğu vurgulanmış; bu sebeple kadronun iptali ile ilişik kesme işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gerekçeli kararda, karara karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Başvurucu temyiz yoluna başvurmuş ise de Danıştay Sekizinci Dairesinin 12/2/2019 tarihli kararıyla, Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle temyiz istemi incelenmeksizin reddedilmiştir. Nihai karar 21/5/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir:"a) (Değişik: 18/6/2008-5772/5 md.) Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar.b) Doçentliğe atamada aşağıdaki şartlar aranır: (1) Doçentlik unvanını almış olmak, (2) (Mülga: 12/8/1986 - KHK 260/7 md.)c) (Ek: 18/6/2008-5772/5 md.) Üniversiteler, doçentlik kadrosuna atama için, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir ......" 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri şöyledir:"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez."