11. Hukuk Dairesi 2022/1573 E. , 2023/5217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/470 Esas, 2021/2191 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/525 E. - 2018/953 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince baş
**11. Hukuk Dairesi 2022/1573 E. , 2023/5217 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/470 Esas, 2021/2191 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/525 E. - 2018/953 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı eşi tarafından yedi adet senede dayalı takip yapıldığını, senetleri imzalayıp imzalamadığını hatırlamadığını, davalının belge sunduğunu, bu belgelerin incelenmesinde nasıl kandırıldığının ve akla aykırı muvafakatler verdiğinin anlaşılacağını, kabul manasına gelmemek üzere imzanın müvekkiline ait çıkması durumunda 83 yaşında olması bu kadar yüklü borç altına girmesinin olanaksız olduğu, arada hiç bir alacak borç ilişkisi olmadığını, 01.10.2014 tarihli vasiyetnameyi ölünceye kadar bakma sözleşmesi zannedip imzaladığını, vasiyetnameyi imzadan sonra sözde ev sözü verilip (600 bin TL değerli) senetlerin imzalandığı, bu şekilde borçlanma ile tüm mal varlığından vazgeçmesinin olağan olmadığını, senetler davalının iddia ettiği gibi 01.01.2014 tarihinde imzalanıp verilmişse tanzim tarihinin neden önceki tarih olan 01.04.2013 olarak yazıldığını, davalıca nakit karşılığı verilmediği belirtildiğine göre nakten olan senetlerin talil edildiğini, 07.02.2017 tarihli yazıda senetlerle ilgili icraya vermeye muvafakat etmesinin de normal bir durum olmadığını, temel ilişkiyi ortaya koyan bu belgelerin kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürüp, borçlu olmadığının tespitini, davalının müvekkil aleyhine açmış olduğu takibinin iptalini, davalının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile 05.06.2013 tarihinde evlendiklerini halen de evli olduklarını dava konusu bonoların mehir olarak verildiğini, 01.03.2013 tarihinde düzenlenip evlenmeden önce verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bonoların metninde ihdas nedeni kısmında "nakten "yazılı olduğu, davalının senetlerin 05.06.2013 tarihinde evlenmeleri nedeniyle davacı tarafından davalıya "mehir" amaçlı olarak verildiğini iddia ettiği, Davalının bu cevabı ve bonoların metninde ihdas nedeni olarak "nakten" yazılı olması nedeniyle nakden düzenlendiği kabul edilen bonoların ihdas nedenini davalı-alacaklının bu şekilde talil ettiğinden bonolardan dolayı alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı-lehdar eşe geçtiği, ancak yazılı delil sunmadığı gibi davacıya yemin de teklif etmedikleri; tarafların karı koca olmaları ve ayrıca davalının işbu bonolara dayanarak davacı eşi hakkında söz konusu icra takibini başlatırken kötü niyetle hareket ettiğinin yasal ve yeterli kanıtlarla davacı tarafça ispat edilememiş olması nedeniyle yeterli koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin ise reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davaya konu bonolardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının borcunu kabul beyanı bulunan belgelerin dikkate alınmadığını, yıllarca esnaflık yapan davacının bonoyu, sözleşmeyi ayırt edecek bilgi ve yetenekte olmadığını iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, kandırıldığı iddiasında olan davacının savcılığa suç duyurusunda bulunmadığını, davacının senetleri inkar etmesi ve aynı zamanda ikrar etmesi nedeniyle yemin teklifinde bulunulmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı tarafça senetlerin mehir olarak verildiğini savunmasına ve böylece senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almasına, bu kapsamda iddiasını kesin delillerle kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Davacı tarafından sunulan 01.10.2014 tarihli Belgedir başlıklı, davacının isim ve imzasını taşıyan belgede “ben ..., eşim ... Layikel’e kendi isteğim ve arzumla hiç kimsenin baskısı ve tesiri altında kalmadan eşime 600.000,00 TL değerinde ev alacağım ve bu evi onun adına yaptıracağım. Bunu yaptıramazsam bunun karşılığında mal varlığımdan alması için eşime kendi yazıp imzaladığım senetleri veriyorum. Eşim ... herhangi bir nedenden dolayı bahsettiğim evi alamazsam senetleri icraya koymakta serbesttir.” yazılıdır. 14.11.2016 tarihli Belgedir başlıklı evrakta da senetlerin veriliş amacı yazılarak, takibe konulabileceği belirtilerek davacı tarafından imzalanmış olduğu görülmektedir. 07.02.2017 tarihli beyanımdır başlıklı belgede ise icra takibine muvafakat edildiğine dair beyan bulunmaktadır. Davacı bu belgeleri dosyaya sunmakla birlikte belgelerin altındaki imzaları kabul etmediğini, belgelerin kendisinin kandırılmak suretiyle imzalatıldığını iddia etmektedir. Bu durumda belgelerin asılları getirtilerek usulüne uygun imza ve yazı incelemesi yapılması ve sonucuna göre belgeler davacı tarafından düzenlenmiş veya imzalar kendisine ait ise bu belgelerdeki davacı beyanları değerlendirilerek dava konusu bonolardaki "nakden" kaydı karşısında bonoların ihdas nedeninin talil edilip edilmediği, her iki tarafın talil edip etmediği ve ispat yükünün kime düştüğü belirlenerek karar verilmesi gerekirken söz konusu belgeler ve belgedeki beyanlar dikkate alınmaksızın sırf davalının cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.