Başvuru, sağlık sorunları bulunan hükümlünün infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesi ve sağlık durumunun ceza infaz kurumunda tutulmaya uygun olmamasına rağmen tahliye taleplerinin reddedilmesi ya da değerlendirilmemesi nedeniylekötü muamele yasağı ile savunma hakkının kısıtlandığı iddiasına bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sağlık sorunları bulunan hükümlünün infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesi ve sağlık durumunun ceza infaz kurumunda tutulmaya uygun olmamasına rağmen tahliye taleplerinin reddedilmesi ya da değerlendirilmemesi nedeniylekötü muamele yasağı ile savunma hakkının kısıtlandığı iddiasına bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 1989 doğumlu olan başvurucu 2/10/2018 tarihinde tutuklanmıştır. Silahlı terör örgütüne üye olma (Fetullahçı Terör Örgütü/Pararel Devlet Yapılanması) suçlamasıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yargılanan ve 30/5/2019 tarihli kararla bu suçtan aldığı kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle hükümlü sıfatıyla Tarsus 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı Adalet Bakanlığı görüşünde bildirilen başvurucunun, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede bireysel başvuru inceleme tarihi itibarıyla Tarsus Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu anlaşılmıştır. Başvurucu ilk olarak tutuklu sıfatıyla barındırıldığı Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundayken 9/5/2019 tarihinde çarpıntı ve göğüs ağrısı şikâyetiyle muayene olduğu Ceza İnfaz Kurumu Kampüs Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği tarafından sevk edildiği Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde kendisine anjiyo yapılmasının önerildiğini ve yargılamasını gerçekleştiren ilk derece mahkemesinden bu rahatsızlığı nedeniyle tahliye talebinde bulunduğunu ancak ilk derece mahkemesinin talebini reddettiğini, daha sonra istinaf ve temyiz mercilerinin de tahliye taleplerini reddederek haksız şekilde infaz kurumunda tutulmaya devam ettiğini ifade etmiştir. Devam eden süreçte başvurucunun vasisi, başvurucunun sağlık sorunları nedeniyle cezasının infazının ertelenmesi talebiyle Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık), infazın ertelenmesi ya da infazın konutta çektirilmesi şeklinde denetimli serbestlik tedbirleri uygulanması talebiyle de Tarsus İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hakimliği) başvurduğu görülmüştür. İnfaz Hâkimliği kararından Başsavcılığın 9/7/2020 tarihinde infazın ertelenmesi talebini reddettiği anlaşılmıştır. İnfaz Hâkimliği 14/7/2020 tarihli kararıylabaşvurucunun suç grubu ve cezası nedeniyle cezasının kalan kısmının ev hapsi şeklinde denetimli serbestlik tedbirleri uygulanması sureti ile infazına karar verilmesi talebinin reddi ile infazın ertelenmesi talebinin reddi kararına karşı ileri sürdüğü itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucunun bu karara itirazı Tarsus Ağır Ceza Mahkemesince 29/7/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 8/9/2020 tarihinde tedbir talebiyle bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından tedbir talebinin değerlendirilmesi için Ceza İnfaz Kurumuna yazılan müzekkere cevabına göre başvurucu ilk olarak Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu dönemde 28/2/2019 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu Kampüs Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde muayene olmuştur. Bu dönemde başvurucunun rahatsızlığının tespiti ve tedavisi için değişik tarihlerde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ileSincan Devlet Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine sevkinin gerçekleştirilerek hastalığının tespiti için birtakım testler yapılmış ve 10/4/2020 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde bir testinin pozitif çıkması sonucunda başvurucuya KAG (anjiyo) önerilmiştir. Başvurucu 15/4/2019 tarihli dilekçesi ileanjiyo tedavisini kabul etmediğini bildirmiştir. Başvurucu 15/10/2019 tarihinde Tarsus 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. 16/6/2020 tarihinde Ceza İnfaz Kurumundakalp krizi geçiren başvurucu, 112 Acil Servis görevlilerince ambulansla Tarsus Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine götürülmüş; ilk tedavisi yapıldıktan sonra 18/6/2020 tarihinde Adana Şehir Hastanesine sevk edilmiştir. Burada koroner arter hastalığı tanısı ile anjiyo olan başvurucu 18/7/2020 tarihinde tedavisi tamamlanarak taburcu edilmiş ve 21/7/2020 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna dönmüştür. Başvurucu hakkında düzenlenen raporlar şöyledir:i. Başvurucu, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ceza tehiri amacıyla aterosklepotik kalp hastalığı tanısı ile muayene olmuştur.24/6/2019 tarihli rapora göre: "cezasının tehiri gerekmez. İnfaz hayatı tehlike arzetmez. Hayatını yalnız idame ettirebilir. T. Anayasası 2-B maddesine girmez."ii. Adana Şehir Hastanesinin 9/7/2020 tarihli sağlık kurulu raporunun ilgili kısmına göre: "...Göğüs Hastalıkları ve Kardiyoloji açısından mevcut hastalığının hayati riskinin olması ve tedavisinin devamının gerekliliği nedeniyle 3 (üç) ay süreyle ceza tehiri, bu sürenin sonunda kardiyoloji kontrolü sonrası yeniden değerlendirilmesi uygundur." iii. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun 20/7/2020 tarihli raporunun ilgili kısmına göre: "...2020 tarihinde kardiyak arrest ve CPR sonrası gelişen aspirasyon pnömonisi ile halen hastane şartlarında takip ve tedavisine devam edildiği bildirilen Basri oğlu 1989 doğumlu Faruk Gülek adına düzenlenen dosyadaki mevcut belgelerine göre halihazırda; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/ maddesi kapsamında hastane şartlarında takip ve tedavisine devam edilmesi gerektiği, tedavi süreci sonunda yatış epikrizi ve son durum raporu ile birlikte muayeneye gönderilmesi sonrasında sorulan hususlar hakkında yeniden değerlendirileceği oy birliği ile mütalaa olunur." iv. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından 4/8/2020 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna gönderilen rapora göre: "2020 tarihinde kardiyak arrest ve CPR sonrası gelişen aspirasyon pnömonisi ile halen hastane şartlarında takip ve tedavisine devam edildiği bildirilen Basri oğlu 1989 doğumlu Faruk Gülek adına düzenlenen dosyadaki mevcut belgelerine göre halihazırda; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/ Maddesi kapsamında hastane şartlarında takip ve tedavisine devam edilmesi gerektiği, tedavi süreci sonunda yatış epikrizi ve son durum raporu ile birlikte muayeneye gönderilmesi sonrasında sorulan hususlar hakkında yeniden değerlendirileceği oy birliği ile mütalaa olunur."v. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulunda yapılan muayenesi sonucu düzenlenen 2/11/2020 tarihli ve 15385 sayılı rapora göre: "T. Anayasası'nın maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/6 maddesi kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, 6291 sayılı yasanın maddesi ile değişik 5275 sayılı yasanın 105/A maddesinin 3-b fıkrası kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/2 maddesi kapsamında değerlendirilmediği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak acil durumlarda ivedilikle hastaneye sevk edilebileceği, ceza infaz kurumu şartlarında infazına devam edilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur." Anayasa Mahkemesi 7/10/2020 tarihinde, Adana Şehir Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu raporundaki tespitleri dikkate alarak başvurucunun sağlık durumuna uygun koşullarda tutulmasına ilişkin prosedürlerin yerine getirilmesine yönelik ve başvurucunun yaşamı ile maddi ve manevi bütünlüğünün korunması için gerekli olan tedbirlerin alınmasına karar vermiştir.