İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketler Grubu Holding A.Ş.'nin ağır sanayi ve madencilik sektörü başla olmak üzere gayrimenkul, girişim ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin 20'nin üzerinde kurumsal markayı temsil ettiğini, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/990 Esas KARAR NO : 2025/1575 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 16/02/2023 NUMARASI : 2019/211 E. - 2023/34 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketler Grubu Holding A.Ş.'nin ağır sanayi ve madencilik sektörü başla olmak üzere gayrimenkul, girişim ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin 20'nin üzerinde kurumsal markayı temsil ettiğini, müvekkili firmanın “...” ibareli seri markalara sahip olduğunu, anılan markaların müvekkili şirket tarafından yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığını, davalı ... Öğretim Kurumları A.Ş.'nin kötüniyetli bir şekilde marka tescili gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile davalı firma arasında 10.05.2016 tarihli marka devir sözleşmesi bulunduğunu, ilgili sözleşmeye ek olarak taraflar arasında 10.05.2016 tarihli protokol akdedildiğini, söz konusu protokol çerçevesinde müvekkili şirkete ait bazı markaların davalı firmaya devredildiğini, anılan protokol çerçevesinde davalı firmanın bazı taahhütlerde bulunduğunu, davalı firmanın ilgili protokoldeki taahhütlerine aykırı bir biçimde “...” esas unsurlu markayı protokolle sınırlandırılan -faaliyet konularında tescil ettirdiğini, müvekkili firma tarafından ihdas ve imal edilen “...” ibareli markanın yine müvekkili tarafından tanınır hale getirildiğini, söz konusu markanın tanınmış bir marka olarak davacı şirkete devredildiğini, müvekkili şirket tarafından noter aracılığıyla davalıya marka tecavüzü teşkil eden eylemlere son verilmesi hususunun ihtar edildiğini, davalı firma tarafından anılan ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkili şirketin “...” ibareli markalar üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, davalı firmanın “... HOLDİNG” ibareli markası ile müvekkili şirkete ait “...” ibareli marka tescilleri arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu belirterek davalı şirkete ait esas unsuru “...” olan 2017/48479 no'lu markanın hükümsüz kılınmasını, söz konusu markanın sicilden terkin edilmesini, yargılama sonucunda verilen kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek gazetede ilan edilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Öğretim Kurumları A.Ş.'nin 2016 yılında “... Okulları” isimli işletmeyi devraldığını, anılan devir ile birlikte birden çok “...” ibareli markanın müvekkiline devredildiğini, müvekkili firma tarafından devralınan markanın kullanımının herhangi bir anlaşma ile kısıtlanamayacağını, sözleşme özgürlüğünün de bir sınırı bulunduğunu, sözleşmelerin hukuka ve kamu düzenine aykırı olamayacağını, derdest davada gündeme gelen protokolün yetkisiz kişilerce imzalandığını, anılan protokole davacının da riayet etmediğini, davacı tarafından 100'ü aşkın markanın müvekkili firmaya devredildiğini, müvekkili firmanın devre konu markalar üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davanın haksız olduğunu, davacı şirketin iyiniyetli olmadığını belirterek davanın reddedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirketin ... markası ile ağır sanayi, gayrimenkul, madencilik ve bilişim alanında faaliyette bulunduğunun, ... esas unsurlu birçok markanın tescilli sahibi olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen davaya konu 2017/48479 numaralı ... HOLDİNG ibareli markanın davacının ticaret unvanının kök unsurunu oluşturduğu, davacı markalarına benzer olduğunu, marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında düzenlenen marka devir sözleşmeleri kapsamı dışında markanın tescil ettirildiğini belirterek markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, davalı tarafından davalı markasının taraflar arasında düzenlenen marka devir sözleşmesi kapsamında K12 faaliyetlerinde kullanılmak üzere teşhir ettirildiğini, davalının ... markası üzerinde devir sözleşmesi nedeniyle kazanılmış hakkı olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce aldırılan 08/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda tarafların markalarının devir sözleşmesi ile eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından davalıya devredildiğini, 41. Sınıfta yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri dışındaki kullanımların uygun olmadığı ve hükümsüz kılınabileceği yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aynı bilirkişiden alınan 26/01/2021 tarihli ek raporda ise davalının 16. Sınıfta yer alan basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar, dergiler emtiaları bakımından da tescil hakkının bulunduğu, diğer itirazlar yönünden kök rapordaki görüşün muhafaza edildiği mahkememizce taraf vekillerinin karşılıklı itirazları üzerine içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu bilirkişi heyetince aldırılan 08/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda davalının 41. Sınıfta yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri ile 16. Sınıfta yer alan basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar ve dergiler bakımından tescil hakkının olduğu diğer emtialar bakımından tescil hakkının bulunmadığı, buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davalının davaya konu, 2017/48479 numaralı ... HOLDİNG ibareli markanın 01,02,03,04,05,06,07,08,09,10,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21, 22 ,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44,45. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, taraflar arasında düzenlenen 10/05/2016 tarihli ek protokol ile davacı ... HOLDİNG AŞ. Tarafından davalı ... ÖĞRETİM A.Ş ' ye devredilen 6 adet marka ve 90 adet marka devrine ilişkin marka devir sözleşmelerine ek olarak protokolün düzenlendiği, devralan dosyamız davalısının markaları K12 faaliyetleri dışında kullanmayacağının belirtildiği, devredenin de ... ibareli markalarla ilgili davalının K-12 faaliyetleri kapsamında yapılacağı başvurulara itiraz etmeyeceği yönünde anlaşmaya varıldığı, uyuşmazlığın davaya konu markaların tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından tescil edilip edilemeyeceği ve hangi sınıfların K-12 faaliyetleri kapsamında değerlendirileceği konusundan kaynaklandığı, mahkememizce bilirkişilerce K-12 faaliyetleri kapsamı olarak, 16. Sınıfta yer alan "basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar, dergiler" ve 41. Sınıfta yer alan "eğitim ve öğretim hizmetleri" belirlenmiş K-12 faaliyetlerinin eğitim ve öğretim kurumlarının faaaliyetlerine ilişkin olduğu bilirkişi heyetince belirlenen hizmet ve emtiaların K-12 faaliyetleri kapsamında değerlendirileceği bununla birlikte taraflar arasında düzenlenen 10/05/2016 tarihli ek protokolün 3.1. Maddesi incelendiğinde davalı ... ÖĞRETİM AŞ.' nin devraldığı markaları 09,16,25,35,41,43, ve bu sınıflar dışındaki K-12 faaliyetleri kapsamı dışında kullanmayacağının belirtildiği, buna göre de taraflar arasında K-12 faaliyetlerinin kapsamı 09,16,25,35,41, ve 43. Sınıflar olarak belirlendiği, belirlenen bu sınıflar içerisinde K-12 faaliyetleri kapsamında yer almayan mal ve hizmetler olmasa dahi taraflarca bu sınıfların K-12 faaliyetleri kapsamında kaldığı hususunda anlaşmaya vardıkları, tarafların basiretli tacir gibi imzalamış olduğu protokolün içeriğinden sorumlu oldukları, buna göre mahkememizce davalının ... esas unsurlu markaları 09,16,25,35,41 ve 43. Sınıflarda kullanma ve tescil ettirme hakkı bulunduğunun anlaşıldığı fakat bu sınıflar dışında kalan kullanımların protokol hükümlerine aykırı olduğu, davacının kullanım alanlarına müdahale olabileceği davacının bu yöndeki sınıflar bakımından talebinin haklı olduğu, davacı tarafından her ne kadar SMK 6/6. Maddesi uyarınca ticaret unvanına aykırılık sebebiyle hükümsüzlük talebinde bulunulmuş ise de davaya konu ... HOLDİNG markasındaki esas unsurun ... ibaresi olduğu, ... markasının bizzat davacı tarafından eğitim öğretim hizmetleri ve K-12 faaliyetleri kapsamında kullanılmak üzere davalı şirkete devredildiği, bu sebeple davalının bu yöndeki tescilinin taraflar arasındaki protokole uygun olduğu, yine davacı tarafından kötü niyet iddiasında bulunulmuş ise de aslolan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmekte olup, davalının protokol kapsamında tescilli marka sahibi olduğu ... esas unsurlu markaları tescil ettirmesinin kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği, kötü niyete dair başkaca delil de sunulmadığından kötü niyetli tescil iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekçesiyle; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davaya konu 2017/48479 numaralı markanın tescilli olduğu 09,16,25,35,41,ve 43. Sınıflar hariç olmak üzere diğer tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... Öğretim Kurumları A.Ş.'nin 2016 yılında ... Okulları'nı tüm hak ve vecibeleriyle devraldığını ve bu devirle birlikte listede yer verilen, yüze yakını müvekkil adına tescilli "..." ibareli markaların çoğunu hatta tamamına yakınını davacı taraftan devraldığını, marka devriyle mutlak hakların devralana geçtiğini ve devredenin tasarruf yetkisinin ortadan kalktığını belirttiğini; ancak Sayın Mahkemece, davacı tarafından sunulan protokole dayanarak müvekkilin "..." esas unsurlu markaları sadece 09, 16, 25, 35, 41 ve 43. sınıflarda kullanma ve tescil ettirme hakkı bulunduğu, diğer sınıflarda kullanımın protokole aykırılık teşkil edeceği yönünde görüş ve kanaate varıldığını ifade ettiğini; öncelikle söz konusu "Ek Protokol"ün varlığından, müvekkilin devir sonrası yaptığı yeni "..." ibareli marka başvurularına davacı tarafça yapılan itiraz eklerinde protokolün sunulması ile birlikte haberdar olunduğunu, şirketi devralan tarihteki şirket yetkililerinin (...) protokolün varlığından haberdar olmadığını, protokolün noter onaylı olmaması nedeniyle imzalanıp imzalanmadığından şüphe duyulduğunu, zira o dönemde müvekkil şirketin mali sıkıntılar yaşadığını, ardından pandemi ve şirket yetkilisi Ömer Saçaklı'nın vefatı üzerine o döneme ilişkin bilgi edinmenin güçleştiğini söylediğini; bu uyuşmazlıklar sürerken, müvekkilin devraldığı markaların tescilli olduğu sınıflar açısından neden kendisini kısıtlayacak bir Ek Protokol imzaladığı hususunun bir soru işareti olduğunu dile getirdiğini; şirket devirlerinin, ticari sicil kayıtlarının ve marka devir sözleşmelerinin incelenmesiyle, markaların 10/05/2016 tarihinde devredildiği oysa müvekkil ... Öğretim'in devrinin 2016 Eylül ayında yapıldığının anlaşıldığını; davalı-karşı davacı tarafın şirket yetkilisi ... ile adının sürekli geçtiği ve ... Grubu'nun CEO'su olan Yusuf Gökmen'in, marka devir sözleşmeleri ve Ek Protokol imzalanırken her iki şirketin yetkililerinden olduğu dikkate alındığında, bu iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu ifade ettiğini; o dönemin yazılı ve sözlü basınında yer alan haberlere bakıldığında, ... Kolejleri'nin devredilme kararı alındığı ve bu devir sürecine giren karşı tarafın, Türk Patent kayıtlarında kendi adına tescilli olan markaları, markaları kullanan ve okulları bünyesinde bulunduran organik bağı olan ... Öğretim şirketine devrettiğini, bu devirden 3-4 ay sonra markaları bünyesinde bulunduran ... Öğretim şirketini dava dışı ... şirketine devrettiğini anlattığını; markaların devredilme nedeninin, karşı tarafın yalnızca markaları değil, markaların kullanıldığı kurumların da işletmesini devretmiş olması, bir bütün halinde devir gerçekleşeceği için işletme devrinden öncesinde işletmeyi devredeceği şirketine markaları geçirmesi olduğunu, marka devir sözleşmesindeki tutarın karşı taraf ile o dönemde organik bağ bulunan ... Öğretim şirketi arasında yapılmış olup bu sözleşmenin yalnızca birkaç ay sonra yapılacak şirket devrinin ... Grubu'nun içindeki iç hazırlığı olduğunu savunduğunu; dolayısıyla ... Okulları'nın devrinden öncesinde, karşı tarafın o dönemde organik bağı bulunan bir şirket ile noter onaylı bir devir sözleşmesi yaptıktan sonra noter onayı olmayan bir Ek Protokolü şirketin devredildikten sonra ortaya çıkararak şirketi sonradan devralan kişilere karşı ileri sürdüğü bir durumda, Ek Protokol'ün varlığı ve bağlayıcılığının tartışmalı olacağını, zira protokolün noter onaylı olmadığını ve müvekkil şirket kayıtlarına geçmediğini, şirketin devri esnasında da protokolün varlığından söz edilmediğini, bu nedenle noter onaylı marka devir sözleşmesinin geçerlilik şekli ile yapılmamış olan ve iki şirket arasında organik bağ bulunduğu esnada yapıldığı ileri sürülen, markaları devralan şirketi devir alacak kişileri borç altına sokacak bir protokolün geçerliliğinin şüpheli olduğunu dile getirdiğini; ayrıca, devir alınan markalara bakıldığında müvekkil adına zaten "..." ibaresini içeren 1'den 45. sınıfa kadar tescil edilmiş 2010/28470 sayılı bir marka bulunduğunu belirttiğini; Sayın Mahkeme sözleşme serbestisi çerçevesinde karar verdiğini ifade etse de, sözleşme serbestisinin sınırının bulunduğunu ve sözleşmenin içeriğinin hukuka, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerektiğini, oysa protokolle getirilen kısıtlamanın açıkça kişilik haklarına aykırı olduğunu, zira marka hakkının kişi hak ve hürriyetlerinden kaynaklandığını, müvekkile neredeyse 1'den 45. sınıfa kadar tüm sınıfları içerir şekilde devredilen bir markadan doğan hakları kullanmayacağı yönündeki hükmün, müvekkilin markasından doğan hakları kullanmasını kısıtlamaya çalıştığını ve bu durumun kişilik haklarına aykırı olduğunu, dolayısıyla açık şekilde hukuka aykırı bir sözleşme hükmünün müvekkile karşı ileri sürülmesinin kabul edilemez olduğunu iddia ettiğini; ayrıca, söz konusu protokolün, taraf yetkililerinin ortak olduğu dönemde yapılmış ve şirket uhdesinde yer alan markalarla birlikte devredilmiş olduğunu, yeni devir alanın (...) şirket kayıtlarına geçmeyen, noter onayı da olmayan bir Ek Protokol'den haberdar olmayarak işletmeyi ve markaları devraldığını, yeni devir alan firmanın Türk Patent nezdinde tescilli olan markaları olduğu inancıyla yeni başvurular yaptığını ve marka tescil ettirdiğini ifade ettiğini; diğer taraftan, protokole bakıldığında davacı firma veya ...'in ortağı bulunduğu şirketlerin protokolün imza tarihinden sonra protokolde K12 faaliyetleri olarak ifade edilen 09, 16, 25, 41 ve 43. sınıflarda başvuru yapmaması gerektiği ifade edildiğini, bu hükmün mefhumu muhalifinden, davacı tarafın bu sınıflar açısından başvuru yapmamasına ilişkin taahhüt verdiği anlaşıldığını, oysa davacı tarafın 09, 16 ve 41. sınıflarda 2018/118037 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ve bu durumun davacı tarafın protokole riayet etmediğini gösterdiğini, davacı tarafın daha geniş bir şekilde markalarını devrettiği müvekkil firmaya karşı iltibas iddiasının anlamsız olduğunu, zira davacının kendi isteğiyle marka koruma kapsamını daralttığını ve bu hakkı müvekkile devrettiğini, artık geniş marka hakkının müvekkil nezdinde olduğunu ve asıl "..." markalarının korunmasını talep hakkının müvekkil firmaya ait olduğunu, davacı tarafın kapsamı dar olan bir marka hakkına dayalı olarak hak iddia etmesi ve bu hakkı bizzat kendisinin devrettiği müvekkil firmaya karşı ileri sürmesinin açık bir kötüniyet göstergesi olduğunu ileri sürdüğünü; sonuç olarak, davacı tarafın 100'ün üstünde "..." ibareli markayı müvekkil firmaya devrettikten sonra müvekkil başvurularına yaptığı itirazlar ile birlikte açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, "..." ibaresi üzerinde müvekkilin kendisine devredilen markalar kapsamında kazanılmış hakkı bulunduğunu, müvekkilin sahibi olduğu önceki marka tescillerine dayalı olarak yeni başvurular yaptığını, Yerel Mahkemenin kararına gerekçe gösterdiği protokol veya başka nitelikteki bir sözleşme ile müvekkilin kişilik haklarından olan marka hakkını kullanmasının kısıtlanamayacağını ve söz konusu hükümlerin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Ek Protokol'ün davacı tarafın, davalı müvekkil şirketin devredilmesinden öncesinde ortak olan yetkilileri arasında gerçekleştirildiğini, noter nezdinde yapılmayıp şirket kayıtlarına geçmediğini, şirketin ...'ya devredildikten sonra müvekkilin yeni başvurular yapması üzerine ortaya çıkarıldığını, dolayısıyla şirketi sonradan devralan kişilerin bu şekildeki bir protokolle bağlı olduğunun kabulü ile müvekkilin zaten devir aldığı markaların tescilli olduğu sınıflarda tekrar "..." ibaresini tescil ettirmesinin en doğal yasal hakkı olduğunu, bu nedenle davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın tümden reddini talep ettiğini arz ve talep etmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesinin kapsamına değinerek, temyizden farklı olarak gerektiğinde yeni yargılama ve hüküm mahkemesi gibi karar verilmesi imkanı bulunduğunu, istinaf sebeplerine sınırlı inceleme yapılacağını ve kural olarak duruşmalı yapılması gerektiğini belirten davacı vekilinin, HMK m. 356 ve sair mevzuat uyarınca duruşmalı inceleme talebinde bulunduğunu, yerel mahkeme kararında; alınan bilirkişi raporlarında tarafların markalarının devir sözleşmesi ile eğitim ve öğretim hizmetleri (K-12 faaliyetleri) bakımından davalıya devredildiğinin, 41. sınıf eğitim ve öğretim hizmetleri ile 16. sınıf basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar, dergiler emtiaları bakımından davalının tescil hakkı bulunduğunun belirtildiğini, taraflar arasında düzenlenen 10/05/2016 tarihli ek protokol ile davalının markaları K-12 faaliyetleri dışında kullanmayacağının kararlaştırıldığını, protokolde K-12 faaliyetleri kapsamının 09, 16, 25, 35, 41 ve 43. sınıflar olarak belirlendiğini, tarafların basiretli tacir gibi protokolün içeriğinden sorumlu olduğunu, davalının bu sınıflarda kullanma ve tescil ettirme hakkı bulunduğunu, ancak bu sınıflar dışında kalan kullanımların protokole aykırı olduğunu, SMK 6/6 uyarınca ticaret unvanına aykırılık ve kötü niyet iddiasının reddedildiğini belirten kararın aleyhe kusurlar yönünden kaldırılarak davanın tümdan kabulünü talep ettiğini, somut olayda alınan bilirkişi raporları ile hüküm arasında gerekçeli açıklama yapılmamasının istinaf sebebi olduğunu, 08/05/2022 tarihli bilirkişi raporunun, yerel mahkemenin görevlendirmesine riayet etmediğini, dosyanın esası hakkında inceleme yapılmadığını, önceki raporun tekrar edildiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, davanın 3 yılı aşkın süredir karara bağlanmamasının müvekkilin makul sürede yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin yeni heyetten rapor alınmasına karar vermesine rağmen ek rapor mahiyetinde, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz bir rapor düzenlendiğini ve bu rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, görevlendirmede istenen hususların (tüm dosya kapsamı hakkında en baştan rapor düzenlenmesi, mal ve hizmetlere ilişkin ayrıca değerlendirme yapılması ve taraf itirazlarının değerlendirilmesi) yerine getirilmediğini, özellikle ticaret unvanına aykırılık, öncelik hakkı, kötü niyet ve karıştırılma ihtimali hususlarının incelenmediğini, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilin ticaret unvanı olan "... HOLDİNG" ibareli markanın tamamen yanıltıcı olduğunu, müvekkilin ticaret unvanının varlığı ve tescilli markalarının esaslı unsurunu kullanması nedeniyle tescilin dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu, bilirkişilerce bu hususun gözetilmemesinin hatalı olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarının bilinirliğinden haksız faydalanma amacıyla kötü niyetle başvuru yaptığını, 10.05.2016 tarihli Ek Protokol uyarınca davalı yanın K-12 faaliyetleri dışında markaları kullanmayacağını taahhüt ettiğini ancak bu taahhüde aykırı davrandığını, davaya konu markanın müvekkilin seri markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, yerel mahkemenin protokolün içeriğinden sorumluluk görüşüne katılmakla birlikte davalının protokole aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/390 E. sayılı dosyasında bu durumun tespiti talep edildiğini, davalı yanın kötü niyetli beyanlarına mesnet gösterdiği sözleşmenin iptali ile kötü niyetinin bir kez daha hüküm altına alınacağını, kötü niyetin bölünmezliği ilkesi gereği hiçbir sınıf yönünden müktesep hak iddiasının yerinde olmadığını, davalı yanın istinaf dilekçesine karşı cevap ve itirazlarında ise davalı şirketin müvekkilin "..." esas unsuru üzerindeki kazanılmış hakkı bulunmadığı iddiasını reddettiğini, markaların yaratılışı, seri marka oluşturulması ve tanınır kılınmasının müvekkili şirketin engin tecrübesi, emek ve sermayesi ile mümkün olduğunu, devrin bu hak sahipliğini ortadan kaldırmadığını, Yargıtay kararlarının da markanın kimin faaliyetleri ile tanındığını esas aldığını, SMK m. 8/5 ve Paris Sözleşmesi m. 8 uyarınca müvekkili markasının ticaret unvanının kök unsuru olması nedeniyle korunduğunu, davalının müvekkilin markasına benzer marka tescil ettirmek istediğini ancak itirazlar sonucu reddedildiğini ve aleyhine açılan davalarda olumlu sonuç alamadığını, tarafların tacir olması nedeniyle basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülükleri bulunduğunu, davalı yanın ek protokolün noter onaylı olmaması nedeniyle geçersiz olduğu iddiasının sözleşme hukukuna aykırı olduğunu, ek protokolün marka devir sözleşmesi olmayıp ek yükümlülükleri düzenlediğini ve noter tarafından onaylanma zarureti olmadığını, protokolün şekil şartına tabi olması için esaslı unsurlarda değişiklik içermesi gerektiğini, ancak protokolün esas sözleşmede değişiklik yapmadığını, bağımsız yapma/yapmama edimlerini düzenlediğini, ek protokolün geçerliliğine ilişkin geçersizlik iddiasının, davalı yanın yıllarca bu sözleşmeye uygun davranması ve diğer davalarda bu hükümlere dayanması nedeniyle hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, çelişkili davranış yasağı ve dürüstlük kuralına aykırı iddialarının nazara alınmaması gerektiğini, şirketler arasında organik bağ olduğu iddiasının da protokolün geçersiz olduğu iddiasına haklı dayanak teşkil etmediğini, protokolü imzalayan yetkililerin aynı kişiler olmadığını, davalı şirketin daha önce de bu protokolden haberdar olduğunu, müvekkiline karşı marka başvurularına itiraz ederken ve aynı davalarda iddialarında bu protokol hükümlerine dayandığını, basiretli tacir olarak şirketi devralırken bu protokolün de kapsamda olduğunu bilmekle yükümlü olduğunu, davalı yanın kötü niyetinin kendi çelişkili beyanları ve emsal kararlarla ispat edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının aleyhe hususlar yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne, davalı istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... ibareli 100' ün üstünde markayı müvekkili firmaya devrettikten sonra müvekkili başvurularına yaptığı itirazlar ile birlikte huzurdaki davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek ... ibaresi üzerinde müvekkilin kendisine devredilen markalar kapsamında kazanılmış hakkı bulunduğunu, müvekkilin sahibi olduğu önceki marka tescillerine dayalı olarak yeni başvurular yaptığını, mahkeme kararında gerekçe gösterdiği protokol veya başka nitelikteki bir sözleşme ile müvekkilinin kişilik haklarından olan marka hakkını kısıtladığını beyan ederek, davanın kısmen kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ve tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu, davalı adına tescilli 2017/48479 tescil nolu "... Holding" markasının hükümsüzlüğü davasıdır. TPMK kaydına göre, 2017/48479 tescil nolu "... Holding " davalı adına tescillidir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 08/05/2020 tarihli bilirkişi Serdar Kale'ye ait bilirkişi raporunda özetle;" Davalının, davacı ile akdettiği protokole göre “...” esas unsurlu markaları eğitim ve öğretim hizmetleri dışında kullanması mümkün olmamasına rağmen, “...” esas unsurlu 2017/48479 no'lu “... Holding” markasını 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri” dışında yüzlerce mal ve hizmet için de tescil ettirdiği, gerçekleştirilen bu tescil işleminin ticari dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı, bu nedenle, davalıya ait 2017/48479 no'lu “... Holding” markasının -SMK m.25/1 ve SMK m.6/9 uyarınca tescilli olduğu “Eğitim ve öğretim hizmetleri” dışındaki tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınabileceği" belirtilmiştir. 26/01/2021 tarihli bilirkişi EK raporunda özetle; "her ne kadar kök raporda davalıya ait 2017/48479 no'lu “... Holding” markasının “Eğitim ve öğretim hizmetleri” dışındaki tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınabileceği belirtilmişse de, davalının kök rapora karşı itirazları doğrultusunda yeniden değerlendirme yapıldığında, anılan markanın 16. sınıfta tescilli olduğu “Basılı yayınlar. basılı evrak: kitaplar, dergiler”" emtiaları bakımından da hükümsüz kılınmaması gerektiği sonucuna varıldığı" belirtilmiştir. 08/05/2022 tarihli farklı bilirkişi heyetine ait bilirkişi raporunda özetle;" davalıya ait 2017/48479 no.lu "... Holding" markasının - 41. sınıfta yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetleri", ve 16. sınıfta yer alan "Basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar, dergiler" mal ve hizmetlerinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, bu mal ve hizmetler dışındaki tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ve hükümsüz kılınabileceği, kötü niyetli tescile ilişkin nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu, kötü niyetli tescil doğrultusunda kanaat oluşması halinde 41. sınıf ve 16. sınıf da dahil olmak üzere tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğün söz konusu olabileceği" belirtilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen 10/05/2016 tarihli Marka Devir Sözleşmesinin, 3.1. "Devralan; yukarıda belirtilen Marka Devir Sözleşmeleri ile devraldığı markaları K-12 faaliyetleri (09, 16, 25, 35, 41, 43. sınıflar ve bu sınıflar dışında olmakla birlikte K-12 faaliyetleri ile ilgili diğer alanlar) dışında kullanmayacağını ve üçüncü kişilere kullandırmayacağını, Devreden'in veya ...'in ortağı bulunduğu şirketlerin işbu Ek Protokol'ün imza tarihinden ileriki tarihlerde yapacağı, K-12 faaliyetleri ile ilgili marka sınıfları dışında kalmak kaydıyla, “...” ibaresini içeren marka başvurularına ... Koleji” veya “... Okulları” veya bunlar gibi K-12 eğitim kurumlarını çağrıştıracak ibareleri içermemek kaydıyla) itiraz etmeyeceğini ve itiraz etme hakkından peşinen feragat ettiğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder." düzenlemesi yer almaktadır.6769 sayılı SMK 6 maddesinde marka tescilinde nispi red sebepleri düzenlenmiştir.Madde 6- (6)"Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " düzenlemesi yer almaktadır. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı) Somut olayda taraflar arasında, 10/05/2016 tarihli Marka Devir Sözleşmesi tanzim edildiği, marka devir sözleşmesinde, davalının devredilen markaları 09/16/25/35/41/43 ve bu sınıflar dışındaki K-12 faaliyetleri kapsamı dışında kullanmayacaklarının belirtildiği, devir sözleşmesini bizzat davacının imzaladığı, davacının ticaret unvanının ... Şirketler Grubu Holding Anonim Şirketi olduğu, davalının davacıya ait ticari unvanı olan "... Holding" ibaresini, 01 ila 45 inci sınıf arasındaki tüm mal ve hizmet sınıflarında marka olarak tescil ettirmesinin, hem SMK 6/6 maddesine aykırılık teşkil ettiği, hem de dosya kapsamında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kötüniyetli olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.Mahkemece; davaya konu 2017/48479 numaralı markanın tescilli olduğu 09,16,25,35,41,ve 43. Sınıflar hariç olmak üzere diğer tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne" karar verilmiş ise de davalının kötü niyetli olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmektedir.Tüm bu nedenlerle, Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/02/2023 tarih, 2019/211 E., 2023/34 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-DAVANIN KABULÜNE -Davalıya ait 2017/48479 numaralı "... Holding" markasının 01,02,03,04,05,06,07,08,09,10,11,12,13,14,15,16,17,18, 19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32, 33,34,35,36,37,38,39,40,41,42, 43,44,45. tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 571,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 3.600 TL bilirkişi ücreti, 212,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.899,8 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55,000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,osya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025