Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3050 E. , 2024/866 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3050 Karar No : 2024/866 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - … 2- … Genel Müdürlüğü - … VEKİLLERİ: Av. … DAVANIN KONUSU : "Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dahil)" projesi kapsamında listede yer alan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/11/2020 tarih…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3050 E. , 2024/866 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3050 Karar No : 2024/866 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - … 2- … Genel Müdürlüğü - … VEKİLLERİ: Av. … DAVANIN KONUSU : "Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dahil)" projesi kapsamında listede yer alan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/11/2020 tarih ve 31294 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/11/2020 tarih ve 3165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Taşınmazın acele kamulaştırmasını gerektirecek kamu yararının bulunmadığı, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olması gerektiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan herhangi bir neden bulunmadığı, acele kamulaştırma yapılmasının gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması gerektiği, dava konusu acele kamulaştırma kararına ilişkin kamu yararının ve acelelilik halinin varlığının ortaya konulmadığı, somut olayda acele kamulaştırmayı olağan kamulaştırma prosedüründen ayrılınmasını gerekli kılacak herhangi bir somut sebebinin bulunmadığı, söz konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, acelelilik halinin bulunduğunun somut olarak ortaya konulmadığı, projeye ilişkin 03/11/2020 tarihinde acele kamulaştırma kararı alınmasına rağmen davalı idare tarafından taşınmaz hakkında yaklaşık 2 yıl sonra … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… D. İş sayılı dosyasında dava açıldığı, idarenin makul süre geçtikten sonra taşınmaza acele el konulması için başvuruda bulunduğu, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMASI : Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise, titizlikle yapılan etüd çalışması üzerine güzergahın belirlendiği, projenin başlangıçta İstanbul ve civarında oluşan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak için planlandığı, ancak Ülkemizdeki ve bölgedeki gelişmelerin çok hızlı olması ve ulaşım ihtiyacının Marmara Bölgesi'nin kuzey kesiminde yer alan Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinde had safhaya ulaşmaya başlaması ve ayrıca mevcut çevre yollarındaki yoğunluğun gün geçtikçe artması ile gelecekteki ulaşım ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla projenin geliştirildiği, projenin Ulusal ve Uluslararası ulaşım taleplerini karşılamanın yanı sıra ülkemizin en büyük metropolü olan İstanbul'un gelecekteki ulaşım ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde planlandığı, Kuzey Marmara Otoyolu projesinin transit geçiş yapılacak ikinci bir otoyol ihtiyacından kaynaklandığı, bu projeyle birlikte özellikle İstanbul geçişinin oldukça rahatlayacağı, Kapıkule'den giren araçların tamamına yakınının Karadeniz bağlantılı yeni çevre yolunu ve söz konusu 3. köprüyü kullanmasıyla, İstanbul'daki transit trafik yükünün hafifletilmesinin beklendiği, projenin uluslar arası yol şeklinde düşünüldüğü ve ağır vasıtaların İstanbul trafiğine girmeden transit geçiş yapmasının hedeflendiği, Trans-Avrupa Ağları TINA çalışmasında omurga karayolu ağında olan ve ülkemizin Avrupa Birliği'ne üye olması durumunda TEN-T'nin en önemli koridoru olacak olan bu güzergahın, Türkiye'nin hem yük hem de yolcu taşımacılığında trafik talebinin en yoğun olduğu ana karayolu koridoru olarak kabul edildiği, Adapazarı'ndan başlayarak Kınalı'ya bağlanan proje dahilinde bulunan 3. boğaz köprüsünün, yapılması planlanan İzmit Körfezi ve Çanakkale Boğazı köprüleriyle bütünleşmesiyle Marmara aksının tamamlanmış olacağı, proje ile ulaşım altyapısının hizmet seviyesinin artacağı, ulusal ve uluslararası ulaşım talebinin en üst düzeyde karşılanmış olacağı, araçların kesintisiz, emniyetli ve konforlu bir yol ile zamandan tasarruf edilerek transit geçişin sağlanması ve İstanbul şehir içi trafiğinde yaşanan yoğunluğun azaltılmasının hedeflendiği, projenin yapılması halinde, Kocaeli ve İstanbul'da yoğunlaşan sanayinin bir bölümünün yeni gelişme bölgeleri olan Tekirdağ, Kocaeli, Yalova ve Sakarya yönüne doğru kaymasının beklendiği, ayrıca Marmara ve Ege Bölgelerini kapsayan "Gebze-İzmir Otoyolu" ve "Kınalı-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu" ile entegreli çalışacak olan Kuzey Marmara Otoyolu Projesi ile Marmara, Ege ve Batı Karadeniz Bölgelerinin entegrasyonunu sağlanacak olup bu bölgeler arasındaki dengeli kalkınmanın önünün açılacağı, projenin Sakarya'dan başlayıp şimdilik Kınalı'da son bulan toplam 436 km' lik bir yol ağı olduğu ve 8 (şekiz) etaptan oluştuğu, projenin 398 km uzunluğa tekabül eden 7 etaplık kesiminin tamamlandığı, 38 km uzunluğundaki 8. etap olan Nakkaş-Başakşehir kesiminin yapımının henüz tamamlanmadığı, Nakkaş-Başakşehir kesiminin yapımıyla, Bahçeşehir-Kayaşehir, Başakşehir-Halkalı gibi yerleşim alanlarının ulaşım problemlerinin çözüleceği, TEM otoyolunda trafiğin rahatlayacağı, Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi ile Olimpiyat Stadı'na ulaşımın kolaylaşacağı, proje güzergâhı üzerinde yer alan Hadımköy Sanayi Bölgesi, Deliklikaya OSB ve İkitelli OSB'yi birbirlerine bağlayarak buradaki tesislere doğrudan otoyol erişiminin sağlanacağı, İstanbul şehir içi trafik yükünün azaltılmasına, sanayi ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı, projenin tamamlanması için taşınmazın kamulaştırılmasının zaruri olduğu, dava konusu taşınmaza proje kapsamında “Ağaçlandırılacak alan ve Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı” şeklinde içinde bulunduğu Nakkaş-Başakşehir Km:474343.42-591400.33 arasında yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulduğundan 05/10/2021 tarihli ve 2021/80 sayılı kamulaştırma kararının alındığı, dava konusu taşınmazın Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü Dahil) Projesi Nakkaş-Başakşehir (Bağlantı Yolları Dahil) Kesimi kapsamında kamulaştırılacak mevcut projenin içinde yer aldığı, otoyol yapım çalışmalarının aksatılmaması, otoyol yapımının ivedilikle tamamlanarak hizmete açılması ve Kuzey Marmara Otoyolunun bu kesiminde bir bütünlük sağlaması amacıyla acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, projenin Ülkemiz kalkınmasındaki önemi dikkate alındığında, olağan kamulaştırma yöntemlerinin projenin inşaasını sekteye uğratacağı, büyük gecikmelere sebebiyet vereceği, söz konusu gecikmelerin de kamu kaynaklarının önemli ölçüde zayi olması yol açacağı, otoyol yapım işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete alınması gerekliliği, projenin fonksiyonelliği ve arazide yol yapım çalışmalarına ivedilikle başlanılmasında üstün kamu yararı bulunması sebebiyle projede acelelik halinin bulunduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararı bulunması, bölgedeki mevcut ulaşıma yönelik aksaklıkların bir an önce bertaraf edilmesi hususunun acelelik arzetmesi ve kamu yararı taşıması nedenleriyle, projelendirilen otoyolun bir an önce tamamlanması amacıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin gerçekleştiği sonucuna varıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, "Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dahil)" projesi kapsamında listede yer alan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27.maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/11/2020 tarih ve 31294 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/11/2020 tarih ve 3165 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddenin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır." son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal gerekliliktir. 20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19.03.1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde: “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler” ve 6. maddesinin son fırkasında “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” kuralına yer verilmiştir. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde: "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir." kuralına yer verilmiştir 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz. " hükmüne yer verilmiş, 8. maddesinde ise arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulacağı, hükme bağlanmıştır. Kamulaştırma Kanunu uyarınca idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırma yetkisi bulunmakla birlikte İmar Kanununda herhangi bir sahanın imar planına aykırı amaçlar için kullanılamayacağı hükme bağlandığından, imar planı olan yerlerde, idareler ancak bu planda ayrılan kullanım kararına uygun olarak kamulaştırma işlemi tesis edebilirler. Uyuşmazlıkta, Danıştay Altıncı Dairesinin ara kararı üzerine Başakşehir Belediye Başkanlığı'nın 31/07/2023 tarihinde kayda giren cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu … ada,… sayılı parselin 05/12/2016 onay tarihli "İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, Batı Resneli Çiftliği Mevkii, Eski … Parselin Bulunduğu Alana İlişkin Revizyon Uygulama İmar Planı" kapsamında "Ağaçlandırılacak Alan" fonksiyonunda kaldığı; İçme Kullanma Suyu Orta Mesafeli Koruma Alanı, YKK-Karayolları Yol Kenarı Koruma Kuşağı, SKK-Su Kanalları Koruma Kuşağı, Yapı Yasaklı Alanlar ve Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağından etkilendiği, parselin 14/01/2009 tarihli Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Olur'u ile "Küçükçekmece Resneli Çiftliği Gecekondu Önleme Bölgesi" ilan edilen alan sınırları dahilinde kalmakta olduğu, taşınmazın bulunduğu bölgenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 07/04/2020 tarih ve 105645 sayılı Olur'u ile yeniden düzenlenen "Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı" sınırı dahilinde kalmakta olduğunun belirtildiği, cevap ekinde ibraz edilen 1/1000 ölçekli imar planı paftalarının incelenmesinden 1446 ada,2 sayılı parselin "Ağaçlandırılacak Alan" fonksiyonunda kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, dosyada bulunan 05/12/2016 onay tarihli uygulama imar planında "Ağaçlandırılacak Alan" fonksiyonunda kalan taşınmazın imar planına aykırı olarak Kuzey Marmara Otoyolu(3.Boğaz Köprüsü Dahil) Projesi Nakkaş-Başakşehir( Bağlantı Yolları Dahil) Kesimi kapsamında kamulaştırılmasının mümkün olmaması karşısında anılan taşınmaza ilişkin Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinin uygulanarak acele kamulaştırma işlemi tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, "Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dahil)" projesi kapsamında listede yer alan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/11/2020 tarih ve 31294 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/11/2020 tarih ve 3165 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Şahintepe Mahallesi, 1446 ada, 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptalinin gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Karayolları Genel Müdürlüğünün 19/08/2016 tarih ve 2016/192 sayılı kararı ile Kuzey Marmara Otoyolu Kınalı-Odayeri ve Kurtköy-Akyazı arası ile bağlantı yollarından oluşan proje güzergahına rastlayan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illeri ile bu illere bağlı ilçelerdeki köy ve/veya mahallelerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların, yol, inşaat ve emniyet sahası ile yol inşaatının hizmetinde ihtiyaç duyulacak olan şantiye sahası, yol bakım hizmetleri sahası, malzeme ocak sahası, plent ve döküm sahası ve benzeri sahaların tesisi amacıyla taşınmazların kamulaştırılması için kamu yararı ve anılan kamu yararı kararına istinaden de Karayolları Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle kamulaştırma kararı alınmıştır. Dava konusu 03/11/2020 tarih ve 3165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın "Kuzey Marmara Otoyolu" projesi kapsamında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin savunma dilekçesinde; imar planında “Ağaçlandırılacak alan ve Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı” olarak belirlenen uyuşmazlığa konu taşınmaza proje kapsamında Nakkaş-Başakşehir Km:474343.42-591400.33 arasında yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın … tarihli ve … sayılı kamu yararı kararı ile … tarihli ve … sayılı kamulaştırma kararına istinaden kamulaştırmaya konu edildiği hususları belirtilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine 30 gün içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; Karayolları Genel Müdürlüğünce … tarih ve … sayılı kamu yararı kararının ve … tarih ve … sayılı kamulaştırma kararının alındığı, anılan kamu yararı kararına dayanılarak uyuşmazlığa konu taşınmazın da içinde bulunduğu Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında proje güzergahında bulunan taşınmazların 03/11/2020 tarih ve 3165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildiği, söz konusu proje kapsamındaki yapım çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete açılmasının projenin fonksiyonelliğini artırarak kamu yararına hizmet edeceği, Türkiye'nin gayri safi yurt içi milli hasılasına en yüksek katkıyı sağlayan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı Marmara Bölgesinde mevcut yollarda artan trafik yoğunluğu sonucunda, yol güvenliği ve seyahat süresinin uzaması gibi problemlerle karşı karşıya kalındığı, ülkemizin en büyük metropolitanı ve sanayi kenti olan İstanbul'un önemli bir ekonomik, kültürel, turistik ve sosyal merkez olması nedeniyle mevcut ulaşım sistemlerinin özellikle de boğaz geçişlerinin kapasitelerinin üzerinde bir trafik yükü altında bulunduğu, projenin başlangıçta İstanbul ve civarında oluşan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak için planlandığı, ancak Ülkemizdeki ve bölgedeki gelişmelerin çok hızlı olması ve ulaşım ihtiyacının Marmara Bölgesi'nin kuzey kesiminde yer alan Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinde had safhaya ulaşmaya başlaması ve ayrıca mevcut çevre yollarındaki yoğunluğun gün geçtikçe artması ile gelecekteki ulaşım ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla projenin geliştirildiği, projenin Ulusal ve Uluslararası ulaşım taleplerini karşılamanın yanı sıra ülkemizin en büyük metropolü olan İstanbul'un gelecekteki ulaşım ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde planlandığı, Kuzey Marmara Otoyolu projesinin transit geçiş yapılacak ikinci bir otoyol ihtiyacından kaynaklandığı, bu projeyle birlikte özellikle İstanbul geçişinin oldukça rahatlayacağı, projenin uluslar arası yol şeklinde düşünüldüğü ve ağır vasıtaların İstanbul trafiğine girmeden transit geçiş yapmasının hedeflendiği, Trans-Avrupa Ağları TINA çalışmasında omurga karayolu ağında olan ve ülkemizin Avrupa Birliği'ne üye olması durumunda TEN-T'nin en önemli koridoru olacak olan bu güzergahın, Türkiye'nin hem yük hem de yolcu taşımacılığında trafik talebinin en yoğun olduğu ana karayolu koridoru olarak kabul edildiği, proje ile ulaşım altyapısının hizmet seviyesinin artacağı, ulusal ve uluslararası ulaşım talebinin en üst düzeyde karşılanmış olacağı, araçların kesintisiz, emniyetli ve konforlu bir yol ile zamandan tasarruf edilerek transit geçişin sağlanması ve İstanbul şehir içi trafiğinde yaşanan yoğunluğun azaltılmasının hedeflendiği, ayrıca Marmara ve Ege Bölgelerini kapsayan "Gebze-İzmir Otoyolu" ve "Kınalı-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu" ile entegreli çalışacak olan Kuzey Marmara Otoyolu Projesi ile Marmara, Ege ve Batı Karadeniz Bölgelerinin entegrasyonunu sağlanacak olup bu bölgeler arasındaki dengeli kalkınmanın önünün açılacağı, projenin Sakarya'dan başlayıp şimdilik Kınalı'da son bulan toplam 436 km' lik bir yol ağı olduğu ve 8 (şekiz) etaptan oluştuğu, projenin 398 km uzunluğa tekabül eden 7 etaplık kesiminin tamamlandığı, İstanbul şehir içi trafik yükünün azaltılmasına, sanayi ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı, otoyol yapım çalışmalarının aksatılmaması, otoyol yapımının ivedilikle tamamlanarak hizmete açılması ve Kuzey Marmara Otoyolunun bu kesiminde bir bütünlük sağlaması amacıyla acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği, otoyol yapım işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete alınmasının hedeflendiği ve dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağının 19/08/2016 tarih ve 2016/192 sayılı kamu yararı kararı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda; dava konusu acele kamulaştırma kararının Karayolları Genel Müdürlüğünce alınan … tarih ve … sayılı kamu yararı kararına dayanılarak tesis edildiği ve projenin 398 km uzunluğa tekabül eden 7 etaplık kesiminin tamamlandığı dikkate alındığında, otoyol güzergahı üzerinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararı bulunması, yukarıda yer verilen ulaşıma yönelik aksaklıkların bir an önce bertaraf edilmesi için projelendirilen otoyolun bir an önce tamamlanması amacıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, anılan otoyolun biran önce yapılabilmesi maksadıyla taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4.Varsa posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.