8. Hukuk Dairesi 2013/1139 E. , 2013/5170 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR 1-Tavzih kararına ilişkin temyiz isteminin inc…
**8. Hukuk Dairesi 2013/1139 E. , 2013/5170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR 1-Tavzih kararına ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde; tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile kararın gerekçesine göre davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Esas karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ; Mahkemece verilen kısa kararda “...şikayetin kabulü ile asıl alacak işlemiş faizinin 21.621,49 TL'ye indirilmesine, fazla talep edilen asıl alacak işlemiş faizi yönündeki takibin iptaline, takip tarihinden itibaren takip konusu ilam gereğince 5.162,08 TL asıl alacak için %15, sonrasında değişken TCMB – reeskont faiz oranlarının uygulanmasına ,...'' karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda; “...şikayetin kabulü ile asıl alacak işlemiş faizinin 6.732,75 TL ye indirilmesine, fazla talep edilen asıl alacak işlemiş faizi yönündeki takibin iptaline, takip tarihinden itibaren takip konusu ilam gereğince 1.607,43 TL asıl alacak için %15, sonrasında değişken TCMB–reeskont faizi oranlarının uygulanmasına ,...” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiştir. TC. Anayasası, yargılamada aleniyet ilkesini benimsemiştir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nun 297/2.maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı kanunun 298/2.maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. -//- 2013/1139-5170 -2-