8. Hukuk Dairesi 2011/703 E. , 2011/5230 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ve müşterekleri ile Hazine, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.05.2010 gün ve 162/103 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacıla…
**8. Hukuk Dairesi 2011/703 E. , 2011/5230 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ve müşterekleri ile Hazine, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.05.2010 gün ve 162/103 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, imar -ihya, mirasen intikal, taksim ve eklemeli zilyetliğe dayanarak tescil harici bırakılan taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar Hazine ile ... Büyükşehir Belediyesi vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Birleşen davada, davacı vekili aynı yerler hakkında AtillaYalçın’ın müdahalesinin önlenmesi isteğinde bulunmuş, 17.11.2008 tarihli keşif sırasında bu talebinden vazgeçmiştir. Mahkemece, tescil davasının kabulü ile 27.04.2009 tarihli bilirkişi raporunda F harfiyle gösterilen 1976 m2 taşınmazın davacılar adına eşit paylarla tesciline, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile Ankara Büyükşehir Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın köyün ortak kullanımında olan köy boşluğu olduğu Kadastro Müdürlüğünden bildirilmekle birlikte, bilirkişi raporunda ve komşu parsellere ait dosyalardan taşınmazın tarıma elverişli olmadığından tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bir yerin imar – ihya yoluyla kazanılması için, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen tüm olumlu koşullarının davacılar lehine oluşmuş olması ve olumsuz koşulların ise araştırılması gerekir. İmar-ihyadan söz edebilmek için, kayalık-taşlık, bor, demir girmez, ekilemez arazi vs. gibi yerlerin yoğun emek ve para sarf edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacılar lehine aralıksız, nizasız geçmesi gerekir. Somut olayda özellikle keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, imar-ihyadan bahsetmemişler sadece davacının 1967 yılından itibaren ahır, samanlık ve ev yapmak suretiyle tasarruf ettiğini bildirmişlerdir. Bilindiği üzere ve kural olarak salt ev, ahır ve samanlık yapmak imar ve ihya sayılmaz ve ekonomik anlamda zilyetlik de sayılmamaktadır. Dairenin ve Hukuk Genel Kurulunun kökleşmiş inançları da bu yoldadır. Öte yandan 23.10.2009 tarihli raporda 1966-1999 tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede imar-ihyadan bahsedilmemiş sadece binaların 1999 tarihli hava fotoğrafında mevcut olduğu açıklanmıştır.