10. Ceza Dairesi 2022/12096 E. , 2023/8427 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2018/67 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak…
**10. Ceza Dairesi 2022/12096 E. , 2023/8427 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2018/67 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 01.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2021/26174 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100185 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100185 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli kararının, sanığın denetim süresi içerisinde tekrar suç işlemesi sebebiyle açıklanarak sanığın İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli karar ile mahkûmiyetine hükmedilmesi ve anılan kararın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiğinin anlaşılması sebebiyle, gelinen aşamada her iki dosyanın birleştirme imkânının bulunmadığı cihetle, zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli niteliğindeki eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağından bahisle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2017 tarihli ve 2016/145341 soruşturma, 2017/1105 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 05.06.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, B. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2018 tarihli ve 2016/145341 Soruşturma, 2018/1493 Esas, 2018/1086 sayılı iddianamesi ile İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.02.2019 tarihli ve 2018/67 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 01.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya arasında bulunan İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/581 Esas ve 2021/425 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Sanığın 10.01.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2014 tarihli ve 2014/54104 Soruşturma, 2014/19712 Esas, 2014/9634 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli ve 2014/734 Esas, 2015/58 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği, kararın 18.02.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 2. Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli kararıyla ihbarda bulunulması üzerine, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli ve 2019/435 Esas, 2019/653 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği, 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 16.10.2020 tarihli ve 2019/3798 esas, 2020/2041 sayılı kararı ile, basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, 4. Bozmadan sonra, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/581 Esas, 2021/425 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın sonuç olarak 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 02.09.2021 tarihli ve 2021/1928 Esas, 2021/1824 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki eylemin İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kanuna aykırılık ihbarında bulunulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli ve 2014/734 Esas, 2015/58 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre verildiğinin kabulü gerektiği, bu kabule göre, sanığın 28.11.2016 tarihli eylemini İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen ve 18.02.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 28.11.2016 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilip İstanbul 79. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Mahkemesince "düşme" kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; zaten ihbarda bulunulduğu ve İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/581 Esas, 2021/425 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 02.09.2021 tarihli ve 2021/1928 Esas, 2021/1824 sayılı "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. F. Kabule göre de; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.05.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmiş ve şüpheliye tebliğ edilmiş ise de; tebligatın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarıldığı ve 05.06.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapıldığı, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve dördüncü fıkrasında "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenlemeler ile, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki ve 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenlemeler karşısında; gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması nedeniyle, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesinin usûlsüz olduğu, Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usûlüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi de Kanun’a aykırıdır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2018/67 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararının, gerekçe kısmında (E) bendinde sayılan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.