Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12100 E. , 2024/7654 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/12100 Karar No : 2024/7654 TEMYİZ EDEN TARAFLAR:I- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACILAR) ... mirasçılarından; 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12100 E. , 2024/7654 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/12100 Karar No : 2024/7654 TEMYİZ EDEN TARAFLAR:I- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACILAR) ... mirasçılarından; 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan depo niteliğindeki taşınmazın yer aldığı ... Sitesi olarak bilinen alanın Bakanlar Kurulu'nun 06/02/2017 günlü, 2017/9867 sayılı kararı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilmesi üzerine 06/01/2018 tarihinde hukuka aykırı olarak yıkıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL manevi ve 50.000,00-TL maddi (ıslah edilmiş haliyle 259.495,46-TL) zararın yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; ''... a) Maddi tazminat talebi yönünden; ''Bu durumda davacının mülkiyet hakkının davalı idareler tarafından ihlal edildiği ve hizmet kusuru bulunduğu tespiti sonucunda davacının maddi tazminat istemi yönünden uyuşmazlığın teknik nitelik arzetmesi nedeniyle, Mahkememizce mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mahallinde 19.04.2021 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanarak 24.06.2021 tarihinde Mahkememize sunulan bilirkişi raporunda özetle "Dosya kapsamında bulunan belgelere göre 1981 yılında inşaatı tamamlanan, dıştan dışa yüzölçümü 184 m2, 2 katlı, betonarme kargas, 3. Sınıf, ticarethane niteliğindeki yapının yıkım tarihi itibariyle toplam inşaat maliyet bedelinin 131.275,90-TL olduğu; 2018 yılı için enkaz bedelinin 2.625,52-TL olduğu; yeniden değerleme oranlarına göre yapılan hesaplamalar sonucunda yıkım tarihi olan 06.01.2018 ile dava tarihi olan 01.04.2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kira bedeli toplamının 125.594,04-TL olduğu" şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği görülmüştür. ...Bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerine davacı vekili tarafından, 08.03.2022 tarihine kayıtlı dilekçede, bilirkişi raporu ile "yapının inşa maliyet bedeli olarak 131.275,90-TL, enkaz bedeli olarak 2.625,52-TL, kira gelir kaybı olarak 125.594,04-TL hesaplandığından bahisle başlangıçta 50.000,00-TL olarak talep edilen maddi tazminat talebinin ıslah yoluyla toplam 209.495,46-TL artırılarak 259.495,46-TL'nin ödenmesine karar verilmesi" istemiyle ıslah edilmiştir. Bu durumda dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin alınan riskli alan kararının iptali istemiyle açılan Danıştay 14. Dairesi tarafından 2017/826 E. sayılı dosyasında açılan dava devam ederken iptali hâlinde iptal kararının sonuçsuz kalmasına sebep olacak tutumlardan kaçınma yükümlülüğünün tüm kamu otoritelerinin sorumluluğu olduğu, dolayısıyla Danıştay 14. Dairesince verilecek muhtemel bir iptal kararının sonuçsuz kalmamasına yönelik tedbirler almamış olması bir bütün olarak bakıldığında kamu otoritesinin yükümlülüklerinin ihlali sonucunu doğurduğu dikkate alınarak 259.495,46-TL maddi tazminatın davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.'' b) Davacının manevi tazminat talebi yönünden; Manevi tazminata hükmedilmesi için idarenin mevzuata ve hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucunda ilgilinin şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da ağır bir elem ve acı duymasına neden olması halinde hükmedileceği idare hukukunun temel prensiplerindendir. Uyuşmazlık konusu olayda davacının şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da ağır bir elem ve acı duyduğundan söz edilemeyeceğinden davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir.'' denilerek maddi tazminat talebinin tamamının kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine, hüküm altına alınan toplam 259.495,46-TL tazminat tutarının 50.000,00-TL'sinin davalı idareye başvuru tarihi olan 08.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 209.495,46-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 08.03.2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılarak, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1-Davalı tarafından; tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirildiği tarihte riskli alan kararı ile alakalı olarak verilmiş yürütmeyi durdurma ya da iptal kararı bulunmadığı, dolayısıyla riskli alan kararı yürürlükte iken gerçekleştirilen tahliye ve yıkım işlemlerinin usulüne uygun gerçekleştirilmediği hükmünün verilmesi ve bu hüküm doğrultusunda tazminat miktarının belirlenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, kira bedellerinin yüksek belirlendiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davacı tarafından; davalılardan ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın hasım mevkiinden çıkarılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılması gerektiği, harçtan muaf oldukları, maddi tazminat yönünden faiz başlangıcının hatalı belirlendiği, manevi tazminat isteminin tümden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: 1-Davalı tarafından; savunma verilmemiştir. 2-Davacı tarafından; savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, vefat eden davacının mirasçılarından ..., ... ve ...'ın davayı takip etmek istediklerine dair vekilleri tarafından dosyaya 15.05.2023 havale tarihli beyan dilekçesi sunulduğu görüldüğünden, söz konusu mirasçılar davacı olarak dosyaya dahil edilerek, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davaya konu taşınmazın içinde bulunduğu ve...... Sitesi olarak bilinen alan 10.02.2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen Bakanlar Kurulu’nun 2017/9867 sayılı kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmiş, anılan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay Ondördüncü Dairesinde E:2017/826 nolu dosya ile iptal davası açılmış ve 15.01.2019 tarihli kararı ile riskli alan kararının bir kısım davacılar açısından iptaline, bir kısım davacılar açısından ise ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, söz konusu alana ilişkin imar planı değişiklikleri, 18. madde uygulaması ve yapı ruhsatına ilişkin olarak açılmış davalar ve riskli alan kararı hakkında Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından 11.06.2018 tarih ve E:2017/826 sayılı dosyasında yargılama devam etmekte iken Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmeden önce, davalı idareler tarafından toplam 156 dönüm büyüklüğündeki alanda bulunan 244 adet dükkan, 06.01.2018 tarihinde yıkılmış, bunun üzerine davacı tarafından, taşınmazının hukuka aykırı olarak yıkıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL manevi, 259.495,46-TL (slah edilmiş haliyle) maddi zararın yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının mirasçılarından ..., ... ve... yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hükmü yer almış, aynı maddenin 2. fıkrasında da, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir. Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının 24/12/2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması üzerine, bu hususta Dairemizin 29/03/2023 tarihli ara kararı ile davayı takip etmek isteyip istemedikleri mirasçılara sorulmuş, ancak söz konusu ara kararına ilgili mirasçılar tarafından cevap verilmemiştir. Bu durumda; 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlem yapılmak üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir. Diğer mirasçılar yönünden; İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının maliki olduğu taşınmazın yer aldığı alanın Bakanlar Kurulu'nun 06/02/2017 günlü, 2017/9867 sayılı kararı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edildiği, söz konusu işleme karşı Danıştay Ondördüncü Dairesinde E:2017/826 sayılı dosya ile iptal davası açıldığı, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 15.01.2019 tarih E:2017/826 K:2019/81 sayılı kararı ile 06/02/2017 günlü, 2017/9867 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptaline, davacı açısından ise ehliyet yönünden reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 03.10.2019 tarih ve E:2019/803, K:2019/4047 sayılı kararı ile riskli alan işleminin iptali yönünden onanmasına, davacı açısından ehliyet ret kararı yönünden ise bozulmasına karar verildiği, sonrasında ise bozmaya uyularak, Danıştay Altıncı Dairesinin 23.09.2020 tarih ve E:2020/5351, K:2020/8080 sayılı kararı ile Bakanlar Kurulu'nun 06/02/2017 günlü, 2017/9867 sayılı kararının iptaline karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29.03.2021 tarih ve E:2021/340, K:2021/612 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin imar planı değişiklikleri, 18. madde uygulamasına ve yapı ruhsatına ilişkin farklı idare mahkemelerinde iptal davalarının açıldığı ve söz konusu davalar devam etmekte iken 06.01.2018 tarihinde davacının taşınmazının bulunduğu alanda davalı idareler tarafından yıkım yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; söz konusu riskli alan kararının iptali istemi ile açılmış ve yargılaması devam eden bir dava olduğu ve bahsi geçen davada, yargılama yürütmenin durdurulması isteminin incelenebilmesi için gerekli olan bilirkişi heyetinden rapor alınması aşamasında iken, davalı idare tarafından bu yargılama süreci beklenmeksizin, olası iptal kararının hukuki sonuçlarını etkisiz kılacak biçimde hareket edilmek suretiyle, davaya konu taşınmazın yıkılmış olması, davaya konu yıkım işleminin dayanağı olan, taşınmazın bulunduğu alanın riskli alan olarak belirlenmesine ilişkin 10.02.2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen Bakanlar Kurulu’nun 2017/9867 sayılı kararının, önce Danıştay Ondördüncü Dairesinin 11.06.2018 tarihli kararı ile yürütmesinin durdurulması ve sonrasında aynı Dairenin 15.01.2019 tarih E:2017/826 K:2019/81 sayılı kararı ile iptal edilmiş olması ve sonrasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 03.10.2019 tarih E:2019/803 esas K:2019/4047 sayılı kararı ile iptal kararının kesinleşmiş olması nedeniyle, yıkım işleminin hukuki dayanaktan yoksun hâle gelmiş olması dikkate alındığında, davacının uğradığı zararların iptal kararının sonuçsuz kalmasına sebep olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hizmet kusuru nedeniyle tazmini gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bilirkişi raporundaki yapı bedeline dair tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü ve tespit dönemi yönünden; Dosyanın incelenmesinden, mahkeme tarafından yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile zararın miktarına yönelik değerlendirmelerin yapıldığı, ancak maddi tazminat hesaplaması yapılırken Emlak Vergisi Kanununun Genel Tebliği ekine göre hesaplama yapıldığı görülmekte olup, yıkım tarihi itibarıyla yapının maliyet bedeli tespit edilirken, Dairemizin istikrar kazanmış içtihatları çerçevesinde, her yıl güncellenen Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapılması ve bu hesaplama yapılırken zarara uğrayan yapının yapı maliyet bedeli belirlendikten ve bu bedelden yıpranma payı düşüldükten sonra bu rakamdan enkaz bedeli düşülmesi (davacının uhdesinde kalması durumunda) suretiyle bedelin belirlenmesi gerektiğinden, aksi yöndeki kararda hukuki isabet görülmemiştir. Kira kaybı istemi yönünden; Tam yargı davalarında, ancak idareye başvurulduğu veya davanın açıldığı tarih itibarıyla gerçekleşmiş zararların tazmini istenebileceği, gerçekleşmemiş muhtemel zararların tazminine hükmedilemeyeceği, davacı tarafından tazmini istenilen ve yoksun kalındığı öne sürülen kira gelirinin ise iş yerinin yıkımından sonraki döneme tekabül eden muhtemel zarar niteliğinde olduğu anlaşılmakla birlikte, kira gelirlerine yönelik talebe ilişkin olarak, davacı tarafından dava dosyasına sunulan belgeler incelenerek, kira kaybına ilişkin istemi muhtemel zarar kavramından çıkarıp, kesin olarak tazmin edilmesi gereken bir zarar olarak kabulüne imkan verecek ölçüde, sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ya da tanzim ve geçerlilik tarihlerine ilişkin verilerin banka ödeme dekontu, abonelik sözleşmeleri gibi belgelerle kesin olarak teyit edilebildiği bir kira sözleşmesi ibraz edilip edilmediğinin ve kira sözleşmesinin belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığının hukuki değerlendirmesi yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususta yeterli ve hüküm kurmaya elverişli inceleme ve değerlendirme yapılmadan verilen kararda bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Kararın manevi tazminata ilişkin kısmına gelince; Manevi tazminat, patrimuanda (malvarlığında) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tatmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığından, manevi tazminat miktarının, maddi kayıplarla orantılı olacak ve zenginleşmeye de yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde, riskli alan kararının iptali için açılmış bulunan davaya rağmen ve söz konusu davada iptal kararı verildiği halde, yargılama süreci beklenilmeksizin, iptal kararının sonuçsuz kalmasına sebep olan davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle yıkılan yapının maliki olan davacının, manevi olarak derin elem ve sıkıntı hissedeceği kanaatine ulaşıldığından, Mahkemece zenginleşmeye yol açmayacak, fakat olay karşısında duyulan acıyla da orantılı şekilde manevi tazminat takdiri yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda; yukarıda belirtilen gerekçeler sebebiyle, İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan; bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada, yargılama giderleri hususunda da karar verilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.