Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... markası ile iç ve dış hatlarda yolcu ve yük taşımacılığı faaliyeti ile iştigal eden havayolu şirketi olduğunu, yaklaşık 20 yıldır hem ulusal hem de uluslararası alanda her gün taşıdığı binlerce yolcusu ise Türk sivil havacılığının önemli yapı taşlarından birini oluşturduğunu, 2016 yılında ülkemizde yaşanan terör olaylarının, Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası artan ekonomik kriz ve bu olayların tetiklediği ekonomik sıkıntıların, Türk Lir
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Ltd.'nin davalı müflis ... Tic. A.Ş.'den alacaklı olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe davalı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine 23/05/2012 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/282 E. sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasında yapılan yargılama neticesinde 12/07/2017 tarihli kararla 1.452.139,68 USD'nin temerrüt tarihi olan 11/10/2011 tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından ilgili kararın icra takibine konulduğunu, davalı şirketin borçlarından kurtulmak maksadıyla önce doğrudan doğruya iflas talebinde, akabinde ise iflas içi konkordato talebinde bulunduğunu, davalı firmanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/908 E. sayılı kararını gerekçe göstererek müvekkiline olan borcunu ödemediğini, söz konusu kararın hüküm fıkrasında açık bir şekilde icra takibi konusunda kesinleşmiş alacaklar ile ilama bağlı alacaklara ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiğinden müvekkili şirketin alacağının saklı tutulduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete karşı takibe devam etmesine engel bir durumun mevcut olmadığını, davalı tarafından müvekkiline İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/282 E. sayılı kararına uygun bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafından yapılan ödemelerin müvekkili şirketin faiz alacağını dahi karşılamadığını, davalı şirket hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği, borçlunun hangi takvim çerçevesinde borçlarını ödeyeceğinin belirtilmediği için hükmün İİK 303.maddesine uygun olmadığını, konkordatonun kabulü yönünde vekaleten oy kullanan kişilerin konkordato oylamasına katılması için özel yetkileri bulunmadığını, davalı firmanın nisabı tutturmak için gerçek olmayan bir kısım alacaklar oluşturduğunu, somut olayda hukuka uygun ve bağlayıcı nitelikte bir konkordato tasdik kararı bulunmadığını belirterek davalı şirketin tasdik olunan konkordatosunun feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.