TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR FATMA TURAN BA ŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7804) Karar Tarihi: 10/6/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 11/9/2020-31241 Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan :Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇRecai AKYEL Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucu : Fatma TURAN Vekili : Av. Adem ÇALIŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, firari hükümlünün yakalanmas ı için düzenlenen operasyon s ıras
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR FATMA TURAN BA ŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/7804) Karar Tarihi: 10/6/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 11/9/2020-31241 Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan :Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇRecai AKYEL Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucu : Fatma TURAN Vekili : Av. Adem ÇALIŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, firari hükümlünün yakalanmas ı için düzenlenen operasyon s ırasınd a bir kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan olaya ili şkin tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ya şam hakk ının ihlal edildi ği iddias ına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜREC İ 2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yap ılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca ba şvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm taraf ından yapılmasına karar verilmi ştir. 5. Bölüm Ba şkanı taraf ından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yap ılmasına karar verilmi ştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örne ği bilgi için Adalet Bakanl ığına (Bakanl ık) gönderilmi ştir. Bakanl ık, görüş bildirmemi ştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildi ği şekliyle ve Ulusal Yarg ı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) arac ılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar şöyledir: Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 38. Başvurucu, Kumru ilçesinde ikamet etmektedir. Ba şvurucunun eşi Ö.T. 15 yı l süreyle ağır hapis cezas ına mahkûm edilmi ş ancak cezas ının infaz ı için tutuldu ğu Ünye Ceza İnfaz Kurumundan 1/8/2003 tarihinde firar etmi ştir. Başvuru dosyası ve eklerinde Ö.T.nin hangi suçtan hükümlü oldu ğu ile tehlikelilik durumuna ili şkin bir bilgi veya belge bulunmamaktad ır. 9. Firardan sonra Kumru Cumhuriyet Başsavcılığınca Ö.T. hakkında yakalama emri ç ıkarılmış ve gere ği için Kumru İlçe Jandarma Komutanl ığına (İlçe Jandarma Komutanl ığı) talimat verilmi ştir. Yakalama çal ışmalar ı, olay tarihine kadar devam etmi ş ancak bir sonuç al ınamam ıştır. 10.İlçe Jandarma Komutanl ığının talebi üzerine Kumru Cumhuriyet Başsavcılığınca Ö.T.nin yakalanmas ı için başvurucunun Ağcaalantürk köyündeki evi ve müştemilat ında 31/3/2006 tarihinde arama yapılmasına karar verilmi ştir. 11. Aramadan önce yetkililerce ba şvurucunun evinin ve çevresinin kontrol alt ında tutulmas ı amac ıyla bir jandarma uzman çavu ş idaresinde alt ı erden olu şan bir ekip görevlendirilmi ştir. Yetkililerce yap ılan yakalama operasyonu planlamas ına göre anılan ekip, söz konusu evin ve müştemilat ının çevresinde gözetleme yapacak ancak bir giri şimde bulunması durumunda hükümlünün kaçmas ını engelleyecektir. Ev ve eklentilerinde yap ılacak arama sırasında hükümlünün bulunmas ı hâlinde yakalama i şlemini ba şka bir jandarma ekibi gerçekleştirecektir. 12. Öncü jandarma ekibi, planland ığı gibi gece vakti evin çevresinde konu şlanm ış ve günün ağarmasıyla olay yerine gelecek olan arama yakalama ekibini beklemeye başlam ıştır. Bu sırada evin bahçesinde bulunan ve ba şvurucuya ait olan köpe ğin havlamas ı üzerine evden d ışarıya doğru ışık tutulmu ştur. Başvurucunun olay tarihinde 16 ya şında olan oğlu E.T., evdeki av tüfe ğini alarak d ışarı çıkmıştır. E.T. bahçeye ç ıktıktan sonra ekipte görevli jandarma eri H.Ö. taraf ından piyade tüfe ğiyle vurularak öldürülmü ştür. Başvuru dosyasında firari hükümlünün yakaland ığına ilişkin bir bilgiye ise rastlanmam ıştır. 13. E.T.nin bahçeye ç ıkmasından sonraki geli şmeler hakk ında taraflar ın beyanlar ı farklılaşmaktad ır. Başvurucu; pe şinden gitti ği oğlunun köpeğin havlamas ı üzerine yak ına yabani bir hayvan ın gelmiş olabilece ği zann ıyla evden ald ığı av tüfeğiyle havaya bir kez ate ş ettiğini, ard ından bahçe taraf ından eve do ğru ateş açılmasıyla birlikte yere dü ştüğünü, yanına gidip yardım etmeye çal ışırken ilk at ışın geldiği yerden farkl ı bir noktada bulunan bir askerin kendisine doğru üç kez ate ş ettiğini iddia etmi ştir. Başvurucu; oğlunun sadece bir kez havaya ateş ettiğini, yaraland ıktan sonra da tüfeğinin bir kez daha kendili ğinden ate ş aldığını ileri sürmüştür. 14. Olayın faili jandarma er H.Ö., olaya ili şkin yürütülen ceza soru şturması ve kovuşturması aşamalar ında; kendisinin hemen sa ğında er Ö.K., onun sağında ise er A.T. olacak şekilde evin yak ınında ve bahçe tellerinin ard ında mevzilendiklerini, Komutan S.A. ile diğer erlerin ise evin a şağısında konuşlandıklarını, bu şekilde günün a ğarmasını beklemeye başlamalar ından kısa bir süre sonra kendilerini görüp havlamaya ba şlayan bahçedeki köpe ği yiyecek vererek sakinle ştirmeye çabalad ıklarını ancak ba şaramad ıklarını söylemiştir. H.Ö. ifadesinin devam ında ölenin evden ç ıkarak tüfe ğiyle önce havaya ate ş ettiğini, ard ından e l feneriyle kendisine do ğru geldiğini, aralar ındaki mesafe azal ınca bu kez bulundu ğu tarafa doğru bir el ate ş ettiğini, kendisini oldu ğu yerde durmas ı için uyard ığını ve bu maksatla havaya ate ş açt ığını ancak ölenin el fenerini kendisine do ğru tutmaya devam edip yerini kesin Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 4olarak tespit etmesi ve yeniden ate ş etmek için tüfe ğinin mekanizmas ını harekete geçirmesi üzerine kendisini korumak için son çare olarak piyade tüfe ğiyle ateş etmek zorunda kald ığını belirtmiştir. 15. Ekibi komuta eden Jandarma Uzman Çavu ş S.A.; sabaha karşı gelecek ekiplerden birinin evde arama yapaca ğının, kendi ekibinin ise olas ı bir kaç ışı engellemek amac ıyla evin yol taraf ını kontrol alt ında tutaca ğının planland ığını, eklentilere veya eve girerek hükümlüyü yakalama görevinin kendi ekibinde de ğil sabaha karşı olay yerine gelmesi kararlaştırılan di ğer ekipte oldu ğunu, olay sırasında kendi ekibinin evin bahçesine yakla şık 23 m mesafede mevzilenerek bekledi ğini belirtmi ştir. S.A. askerlere ya şamlar ı tehlikeye düşmediği sürece silahlar ını kullanmamalar ı yönünde talimat verdi ğini, askerlerin tüfeklerinde mermi dolu şarjörlerin tak ılı olduğunu ancak namlular ına mermi sürülmemi ş hâlde beklediklerini beyan etmi ştir. A. Olaya İlişkin Ceza Soruşturması ve Kovuşturması Süreci 16. Ölü muayenesi ve otopsi i şlemi sonucunda ölümün sa ğ omuz üzerinden giri ş, sol omuz alt kısmından çıkış deliği bulunan ate şli silah yaras ı nedeniyle geli şen iç kanamaya bağlı olarak gerçekle ştiği tespit edilmi ştir. 17. Soruşturma a şamasında kolluk görevlileri, ba şvurucu ve ilgili di ğer kişiler Cumhuriyet Ba şsavcılığınca tan ık sıfatıyla dinlenmi ştir. Soruşturmada, olay ın ard ından olay yerinde delil ara ştırması yapılarak elde edilen maddi delillere el konulmu ş; ardından bu delillere ili şkin bilirkişi incelemesi yapt ırılmıştır. Söz konusu incelemelerde olay yerinden elde edilen iki kartu şun ölen taraf ından olay sırasında kullan ıldığı konusunda anla şmazl ık bulunmayan tüfekle uyumlu oldu ğu belirtilmi ştir. Olay yerinden elde edilen söz konusu kartuşlardan birinin eve en yak ın konumda mevzilenen askerlerin oldu ğu alanda bulundu ğu bildirilmi ştir. 18. Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı 27/7/2006 tarihli iddianame ile H.Ö. hakk ında Ünye Ağır Ceza Mahkemesinde (A ğır Ceza Mahkemesi) kamu davası açm ıştır. İddianamede H.Ö.nün meşru savunmadaki s ınırı kasıt olmaks ızın aştığı kanaatine ula şıldığı belirtilmi ştir. 19.İddianamede şu hususlara yer verilmi ştir: "... 31.03.2006 tarihinde Kumru İlçe Jandarma Komutanl ığı tarafından şahsın yakalanabilmesi amac ıyla ilçemiz A ğcaalantürk köyündeki evinde ve evinin mü ştemilat ında arama yapılabilmesi için talepte bulunuldu ğu ve Kumru Cumhuriyet Başsavcılığınc a gecikmesinde sak ınca bulunması nedeniyle arama kararı verildiği, Şüpheli [H.Ö.nün] Kumru ilçe Jandarma Komutanl ığında jandarma er olarak görev yaptığı ve jandarma erler [A.T.] ve [Ö.K.] ile birlikte [Ö.T.nin] Ağcaalantürk köyündek i evinin etraf ında arama yapılmadan önce çevre emniyetinin al ınması için görevlendirildikleri, şüphelinin verilen emir gere ğince arkada şları ile birlikte henüz gün ağarmadan [Ö.T.nin] evinin bahçesini çevreleyen tel örgünün d ışında ve en solda olmak üzere yerini ald ığı, şüphelinin 4-5 metre yan ında ve sağ tarafında tanık [Ö.K.nın] yer aldığı ve yine en sa ğda da tanık [A.T.nin] yer aldığı, Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 5Şüpheli ve tan ıkların bu şekilde gün a ğarmasını ve arama yapmak üzer e görevlendirilen ekibi beklemeye ba şladıkları sırada şikayetçi Fatma Turan a ait olan ve evin bahçesinde bulunan köpeğin havlaması üzerine Fatma Turan ın evinden d ışarıya doğru ışık tutuldu ğu, hemen sonrasında ölen [E.T.nin] elinde adli emanetin 2006/20 sırasında kayıtlı tüfekle evin bahçesine ç ıktığı peşinden annesinin de bahçeye ç ıktığı, burada köpek kulübesinin bulundu ğu yerde [E.T.nin] şikayetçi Fatma n ın beyanına göre bi r el, şüpheli savunması ve tanıklar [Ö.K.] ve [A.T.nin] beyanlarına göre ise iki el havay a doğru ateş ettiği, (olay yerinde yap ılan incelemeler s ırasında iki adet boş av tüfeği kartuşunun bulunduğu ve bunlardan birisinin de bahçenin d ış kısmında bulunduğu ve he r iki kartuşunda Samsun Kriminal laboratuvarı müdürlüğünden alınan ekspertiz raporuna göre ölenin elindeki tüfekten at ıldıklarının belirtildi ği,) daha sonra [E.T.nin] elinde el feneri olduğu halde ve yan ında köpek bulundu ğu halde etrafta dola şmaya başladığı ve şüpheli v e tanıkların mevzilendi ği yerden yakla şık 100 metre kadar geçip gitti ği bu sırada köpeğin şüpheliyi fark etmesi üzerine şüphelinin yak ınına giderek havlamaya ba şladığı bunun üzerine ölen [E.T.nin de] şüphelinin yak ınına gidip bir elinde fener oldu ğu halde etraf ını kontrol etmeye ba şladığı, ardından havaya doğru bir el ate ş ettiği bunun üzerine korku v e paniğe kapılan şüphelinin [E.T.ye] doğru ateş ederek ölümüne sebebiyet verdi ği, [E.T.nin] Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Ba şkanlığınca düzenlenen otopsi raporunda ölümün ate şli silah mermi çekirde ği yaralanmasına bağlı mediasten ve sol akci ğer perfomasyonundan gelişen iç kanama sonucu meydana gelmi ş olduğunun belirtildi ği, ölen [E.T.nin] tüfek elinde şüphelinin yan ına geldiğinde şüpheli savunması ve tan ık [Ö.K.nın] beyanına göre önce havaya bir el ate ş ettiği ve tüfe ği şüpheliye do ğrulttuğu şikayetçi beyan ına göre ise [E.T.nın] vurulduktan sonra elindeki tüfe ğin ateş aldığının belirtildi ği, şüpheli [H.Ö.nün] asker ve e ğitimli de oldu ğu dikkate al ındığında ceza sorumluluğunu kaldıran neden olan meşru savunmada kast olmaks ızın aştığı ve üzerine at ılı olan suçu bu suretle i şlediği anlaşılmakla, ..." 20. Ağır Ceza Mahkemesi; kovu şturma aşamasında savunmanın al ınması, tanıklar ile başvurucunun şikâyet ve taleplerinin dinlenilmesi gibi di ğer birtak ım işlemlerin yan ında olay yerinde ke şif de icra ettikten sonra 11/3/2008 tarihinde H.Ö. hakk ında ceza verilmesine yer olmad ığına karar vermi ştir. 21. Mahkemenin maddi olaya ili şkin kabulünün ve ula ştığı sonucun gerekçesini n ilgili k ısmı şöyledir: "Sanığın suç tarihinde Kumru ilçe jandarma komutanl ığında jandarma eri olduğu ola y anında yakalama emri bulunan [Ö.T.yi] yakalamakla görevli oldu ğu, jandarmanın silah kullanma yetkisini düzenleyen J.T.ve Vazife nizamnamesinin 27 ve T.S.K. İç hizmet kanunun 80. maddesine göre sanığın bir olayda silah kullanmas ı için ateş emrini alması, dur ihtar ı yapması, havaya uyarı atışı yapması, sonra önce ayağa do ğru ateş etmesi gerekti ği ve anca k aynı maddenin 4.bendi gere ği ise bazen bazı olaylarda bunlara uymaksızın olayın şartlar ı gözönünde bulundurularak askerlerin silah kullanabilece ği düzenlenmi ş olduğunda n sanığın bu yetkilere istinaden ate ş emri, dur ihtarı, havaya ikaz at ışı veya ayak bölgesine doğru öncesinde bir at ış yapmadan olayı kendisince takdir ederek maktüle yönelik olara k silah kulland ığı anlaşılmıştır. Sanığın takdirinin ve kast ının değerlendirilmesinde olay günü tedbir ald ıkları yerde firari olan şahsın cezaevinden a ğır bir suçtan hükümlü iken kaçan şahıslardan olması, sanığın uzman asker olmamas ı, olayın henüz güneş doğmadan alaca karanlıkta gerçekle şmesi, maktülün elinde tüfek olup, san ığa doğru gelirken sanığın havaya mı veya bir ki şiye yönelik olarak m ı olduğunu göremeyecek ve anlayamayacak bir şekilde iki el ateş ederek hareket halinde olmas ı, köpeğin sanığın yerini gösterecek şekilde havlamas ı, daha önce kendisine et at ılarak sakinle ştirilen olaydan sonra tan ık [E.K.ye] saldırıp s ağ Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 6bacağından ısıran köpeğin üzerine gelmesi, sanığın mevzisinin iyi olmaması, komutan [S.A.nın] kendisinden çok uzakta bulunmas ı, maktülün sanığın bulunduğu yöne do ğru elind e tüfek oldu ğu halde gelmesi, maktülün annesinin elindeki el feneriyle muhtemelen sanığı n bulunduğu bölümü aydınlatmış olması sebebi ile san ığın henüz kendisine yönelik olarak başlamamış, ancak başlayaca ğını öngördüğü, başladığı takdirde savunmasına olanaksı z kılacak veya çok güç hale getirecek şekilde maktülden kendisine yönelebilecek bir sald ırıya maruz kaldığını düşünerek kapıldığı heyecan, korku ve panikle silah ını maktüle doğru ateşleyerek öldürdü ğü, sanığın muhtemelen başka bir şekilde defedebilece ği ve henüz başlamamış olan saldırıya karşı savunma s ınırlarını aşarak eylemi yapt ığı, ancak b u eylemin kap ıldığı heyecan, korku ve tela ştan ileri geldi ği, bununda mazur görülebilecek bi r sebep olduğu kanaatine var ılmakla; sanığın eylemi 5237 say ılı TCK.nun 25/1.maddesinde düzenlenen me şru savunma veya 5237 sayılı TCK.nun 27/1. maddesinde düzenlenen ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın a şılması söz konus u olmadığından 5237 Say ılı TCK.nun 27/2 maddesi ve 5271 sayılı CMK.nun 223/3-c maddesi uyarınca kendisine ceza verilmesine yer olmad ığına karar verilmesi uygun görülerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmu ştur. (...) 1-Sanık [H.Ö.] maktül [E.T.ye] meşru savunmada mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve tela ş'ın etkisi ile s ınırı aşmak suretiyle öldürdü ğü kanaatine var ılarak 5237 sayıl ı TCK.nun 27/2 maddesi ve 5271 say ılı CMK.nun 223/3-c maddesi uyar ınca kendisine CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ..." 22. Taraflarca temyiz edilen karar, Yarg ıtay 1. Ceza Dairesi taraf ından 15/5/2012 tarihinde onanm ıştır. B. Olaya İlişkin İdari Yarg ı Süreci 23. Başvurucu, oğlunun idarenin hizmet kusuru nedeniyle öldü ğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebiyle İçişleri Bakanl ığına başvurmuş; talebinin reddedilmesi üzerine 16/3/2007 tarihinde Ordu İdare Mahkemesinde ( İdare Mahkemesi) tazminat (tam yargı) davası açm ıştır. 24. Başvurucu tazminat talebini, emir komuta zincirindeki kusur nedeniyle ba şında rütbeli olmadan mevzilendirilen jandarma erinin öncesinde herhangi bir uyar ıda bulunmaksızın öldürme kast ıyla oğluna ate ş ettiği, ceza kovu şturmasında şahsi ceza sorumluluğunu ortadan kald ıran sebebin varl ığının kabul edilmesinin idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerçe ğini değiştiremeyece ği, kald ı ki ölüme idarenin eyleminin yol açt ığı olayda kusursuz sorumluluk esas ına göre zararlar ının tazmin edilmesi gerekti ği iddialar ıyla temellendirmi ştir. 25.İdare Mahkemesi 5/6/2008 tarihli karar ıyla başvurucunun tazminat taleplerini oyçokluğuyla reddetmi ştir. Mahkeme, olay ı kusura dayal ı sorumluluk esaslar ına göre ele alm ış ve failin me şru savunmasının kamu hizmeti ile zarar aras ındaki illiyet ba ğını kestiği gerekçesiyle tazmin borcunun do ğmadığı sonucuna oyçokluğuyla ula şmıştır. Mahkemenin değerlendirmesinde A ğır Ceza Mahkemesinde yürütülen kovu şturmada tespit edilen maddi olgular ı esas ald ığı anlaşılmaktad ır. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 7 26. Söz konusu karara karşıoydaki görüşte; sonuca ula şılmasında ölenin davranışlarının da dikkate al ınması gerekmekle birlikte jandarma erinin mevzuat gere ğince olayda silah kullanabilmesi için öncelikle ate ş etme yönünde bir emir almas ı, ardından dur ihtar ı yaparak havaya uyar ı atışı yapması ve ölenin davran ışları devam etti ği takdirde önce ayağına doğru ate ş etmesi gerekirken bu silsileyi gözard ı ettiği ve kendisine yönelik olarak henüz ba şlam ış olan eylemde me şru savunma sınırlarını aşarak silah kulland ığı ifade edilmiştir. Karşıoydaki görüşte ayr ıca meşru savunma sınırının heyecan, korku ve tela ş nedeniyle a şılması durumunun şahsi ceza sorumlulu ğunu kaldıran bir sebep olarak kabulü olanakl ı olmakla birlikte bu durumun hizmet kusurunu ortadan kald ıramayaca ğı, jandarma erinin mevziinin iyi olmamas ının ve operasyonun emir komuta içinde yürütülmesi gerekirken komutan ın erden çok uzak bir noktada bulunmas ının hizmetin kötü i şlediğinin aç ık bir göstergesi oldu ğu, bunun yanında idarenin hizmetin yürütülmesi için uygun personeli seçmekle yükümlü oldu ğu belirtilmi ştir. 27. Karara ili şkin temyiz ba şvurusunu inceleyen Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 26/6/2012 tarihinde karar ı oyçokluğuyla onam ıştır. Karşıoyda, İdare Mahkemesi karar ındaki karşıoyda yer alan görü ş paralelinde karar ın bozulmas ı gerektiği belirtilmi ştir. 28. Davacıların karar ın düzeltilmesi talebi, Dairenin 19/2/2014 tarihli karar ıyla reddedilerek karar kesinle şmiştir. Ba şvuru 26/5/2014 tarihinde yap ılmıştır. IV.İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk 29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 say ılı Türk Ceza Kanunu'nun Meşru savunma ve zorunluluk hali kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir: (1) Gerek kendisine ve gerek ba şkasına ait bir hakka yönelmi ş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrar ı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve ko şullara göre saldırı ile orant ılı biçimde defetmek zorunluluğu ile i şlenen fiillerden dolay ı faile cez a verilmez. (2) Gerek kendisine gerek ba şkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmad ığı ve başka suretle korunmak olana ğı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulma k veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin a ğırlığı ile konu ve kullan ılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile i şlenen fiillerden dolay ı faile ceza verilmez. 30. 5237 sayılı Kanun'un " Sınırın aşılması " kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir: "(1) Ceza sorumluluklarını kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın a şılması hâlinde, fiil taksirle i şlendiğinde de cezaland ırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yaz ılı cezanın altıda birinden üçte birine kadar indirilerek hükmolunur. (2) Meşru savunmada s ınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmi ş ise faile ceza verilemez." 31. 8/9/1971 tarihli ve 1481 say ılı Asayişe Müessir Baz ı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun un 1. maddesi şöyledir: Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 8"Polis veya jandarma, di ğer kanun ve tüzüklerde yaz ılı yetkileri sakl ı kalmak üzere, aşağıda yazılı hallerde de silah kullanmaya yetkilidirler: A) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 16 nc ı maddesinde yazılı hallerde, B) (A) bendindeki yetkiler sakl ı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya ağır hapis cezasını gerektiren suçlardan bir veya birkaç ını işlemekten san ık veya hükümlü olup da haklarında tevkif veya yakalama müzekkeresi ç ıkarılan ve silahl ı dolaşarak emniyet ve asayişi tek başına veya toplu olarak fiilen tehdit ve ihlal ettikleri anla şılanlardan, tesli m olmaları için İçişleri Bakanl ığınca tesbit edilen tarihte ba şlamak üzere 10 günden az ve 3 0 günden çok olmamak şartiyle verilecek mühlet ile ad, san ve eylemleri de belirtilerek sanık veya hükümlünün dola ştığı bölgelerde mutat vasıtalarla ve uygun görülen yay ın organlariyle radyo ve televizyonla da ilan edilenlerin belirtilen süre sonuna kadar adli makamlara, zabıtaya veya herhangi bir resmi mercie teslim olmamalar ı hallerinde." 32. 1481 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir: "Birinci maddenin (B) bendinde say ılan hallerde: a. Sanık veya hükümlünün teslim olmas ı için yap ılan (Teslim ol) ihtar ından sonra, b. Polis veya jandarmaya kar şı silah kullanmaya filhal te şebbüs etmeleri halinde ise ihtara lüzum olmaksızın, Silah kullan ılır. Müsademe sırasında; sanık veya hükümlüye müsademede veya kaçmada yard ımcı olanlar haklarında da birinci f ıkra hükmü uygulanır." 33. 4/7/1934 tarihli ve 2559 say ılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun " Zor ve silah kullanma " kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir: "Polis te şkilat ı bulunmıyan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komutanlar ı ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar ve yetkileri kullan ırlar." 34. 10/3/1983 tarihli ve 2803 say ılı Jandarma Te şkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu nun 3., 7., 11. ve 25. maddeleri şöyledir: Tanım: Madde 3 Türkiye Cumhuriyeti Jandarmas ı emniyet ve asayi ş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve di ğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silahl ı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvvetidir. Jandarmanın genel olarak görevleri: Madde 7 Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri şunlardır. a) Mülki görevleri; Emniyet ve asayi ş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakç ılığı men, takip ve tahkik etmek, suç i şlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin d ış korunmalarını yapmak. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 9b) Adli görevleri; İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen i şlemleri yapmak ve bunlara ili şkin adli hizmetleri yerine getirmek. d) Diğer görevleri; Yukarıda belirtilen görevler d ışında kalan ve di ğer kanun ve nizam hükümlerinin icras ı ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak. Silah Kullanma Yetkisi Madde 11 Jandarma, kendisine verilen görevlerin ifas ı sırasında hizmet özelli ğine uygun ve görevin gere ği olarak kanunlarda öngörülen silah kullanma yetkisine sahiptir. Yürürlükten kald ırılan ve uygulanmayacak olan hükümler: Madde 25 ...2)1559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun, 3)3201 sayılı Emniyet Te şkilat ı Kanununun, 4) Disiplin hükümleri sakl ı kalmak kayd ıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun, Ve diğer kanunların, Bu Kanuna ayk ırı hükümleri Jandarma Teşkilat ı için uygulanmaz." 35. 17/12/1983 tarihli ve 18254 say ılı Resmî Gazete de yay ımlanan Jandarma Teşkilat ı Görev ve Yetkileri Yönetmeli ği nin 24., 38., 39. ve 40. maddelerinin ilgili k ısmı şöyledir: Genel Yetki Madde 24 - Jandarma, emniyet ve asayi şi sağlama ve kamu düzenini koruma amacıyl a Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Polis Vazife ve Selahiyet Kanunund a belirtilen gerekli her türlü güvenlik tedbirlerini almaya yetkilidir. Zor Kullanma YetkisiMadde 38 - Jandarma kanun ve nizamlara uygun olarak ki şileri yakalama vey a topluluklar ı dağıtma sırasında karşılaştığı direnmeleri, k ırmak, saldırıya yeltenen vey a saldırıda bulunanları etkisiz duruma getirmek için zor kullanabilir. Zor kullanmanın niteli ği ve derecesi kar şılaşılan direnme veya sald ırıya göre de ğişme k üzere; yeterli biçimde ve nitelikte bedeni kuvvet, maddi güç ve şartları gerçekle ştiğinde he r çeşit silah kullanmay ı kapsar. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 10... Toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda; zor kullanman ın derecesi il e kullan ılacak araç ve gerecin seçimi öncelikle, kuvvetin ba şındaki komutana aittir. Bu konuda mülki amirin yetkileri sakl ıdır. Silah Kullanma Yetkisi ve Bu Yetkinin Kullan ılacağı Durumlar Madde 39 - Jandarma, aşağıda yazılı hallerde silah kullanmaya yetkilidir: a. Nefsini müdafaa etmek için, ... e. Ağır cezayı gerektiren ve me şhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun vey a infaz kurumu ve tutukevinden kaçan hükümlü veya tutuklunun sakl ı olduğu yerin aranması sırasında, o yerden şüpheli bir şahıs ç ıkarak kaçt ığı ve dur emrine kulak asmadığı görülere k başka türlü ele geçirilmesi mümkün olmazsa, g. Jandarmanın görevini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette bulunulmuş veya fiili sald ırı ile karşı gelinmi şse, Silah Kullanman ın Kapsamı ve Uyulması Gereken Esaslar Madde 40 - Silah kullanmak deyiminden, mutlaka ate ş etmek anla şılmaz. Ateş etmek, silah kullanmada en son çaredir. Buna ba ğlı olarak: a. Bu yönetmeli ğin uygulanmasında silah deyimi; ate şli silahlar ı, kesici ve dürtücü silahları, önleyici, etkisiz duruma getirici ve savunmaya ili şkin aletleri cop, sis ve gaz bombalarını; gaz, boyalı ve boyasız basınçlı su püskürten, personel ve malzeme taşıyabilir zırhlı ve zırhsız araçları, helikopter ve uçaklar ı kapsar. b. Silah kullanma yetkisine sahip bulunan amir ve görevliler, kanun ve nizamlar ın belirlediği yetkilerini zaman ında kullanmaz ya da silahlar ından yeterince yararlanmazsa, davranış ve tutumunun niteli ğine göre cezaland ırılır. "Din ve vicdana göre laz ım sayılan hareketler" ile " şahsi tehlike korkusu" yüzünde n silah kullanmaktan kaç ınmış olmak cezay ı kaldırmaz ve hafifletmez. c. Silah kullanmada, olay ın ve durumun özellikleri gözönünde bulundurularak ; savunmaya ili şkin aletlerle önleyici ve etkisiz duruma getirici aletleri kullan ılmasına öncelik verilir. Daha sonra, kesici ve dürtücü silahlarla, ate şli silahlar ın hedefe yöneltilmesi safhasına geçilir. Etkili olunmad ığında, dipçik ve kabzalar kullan ılır. Buna rağmen amaç sağlanamamışsa, kesici ve dürtücü silahlarla, ate şli silahlar kullan ılır. Ateşli silahların kullan ılmasında sırasıyla; önce havaya ihtar at ışı yapılır, sonra aya ğa doğru ateş edilir. Buna rağmen silah kullanmaya yol açan olay ve durum bast ırılamamışsa hede f gözetilmeden ate ş edilir. Bu sıranın her olayda aynen izlenmesi zorunlu de ğildir. Olay ın özelliğine göre, sıra atlanabilece ği gibi, şartları varsa doğrudan doğruya hedefe de ate ş edilebilir. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 11Bu gibi durumlarda, neden bu şekilde hareket edildi ği olay tutana ğında açıkça ve özellikle belirtilir. d. Ateşli Silahlarla Ate ş edilmesi; (1) Öncelikle bu konuda emir verilmi ş olmasına bağlıdır. (2) Ateş emri verilmemi ş olsa bile 39 uncu maddede say ılan, durum ve özelliklerin ortaya çıkması nedeniyle, silah ın kullanma zamanını, ölçü ve tarz ını, her alandaki öze l şartları gözönünde tutarak; her görevli kendisi de ğerlendirir ve saptar. Diğer silahların kullan ılması, emirle ve emirde belirtildi ği şekilde olur. Yetkilerin Kullan ılması Madde 41 - Zor ve silah kullanma yetkileri d ışında: Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda öngörülen ve yönetmeli ğin bu bölümünd e ayrıntıları gösterilen görevlerin yap ılması ve yetkilerin kullan ılması; İl Jandarma alay, ilç e jandarma bölük, bucak jandarma tak ım ve jandarma karakol komutanlarına aittir. Jandarma iç güvenlik birliklerinin di ğer makam ve memurları; geçerli bir yetki devri olmadıkça ya da yetkili amirlik makamlar ının emri olarak verilmedikçe, bu konudaki görevleri yapamaz ve yetkileri kullanamazlar. Ancak bu konulara ili şkin bir ihlall e karşılaştıklarında durumu bir tutanakla belgeler ve silsile yoluyla ilgili makama gönderirler. Suçların kovuşturulması yönünden Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun öngördü ğü yetkiler gözönünde tutulur. B. Uluslararası Hukuk 1. Birle şmiş Milletler Belgeleri 36. Birle şmiş Milletlerin 29/11/985 tarihli Suçtan ve Yetki İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sa ğlanmas ına Dair Temel Prensipler Bildirisi'nde; - Suç ma ğdurlarının uluslararas ı ve ulusal düzeyde adalete ula şmalar ı ve adil muamele görmeleri, - Zararlar ının giderilmesi, tazminat ve yard ım için tedbirler al ınması tavsiyelerine yer verilmi ştir. 37. 27/8/1990 ile 7/9/1990 tarihleri aras ında Küba n ın Havana şehrinde yap ılan 8. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Suçlular ın Islahı Konferansı'nda kabul edilen güvenlik güçleri taraf ından uygulanan ate şli silahlar ve güç kullan ımına ilişkin ilkelerin ilgili kısmı şöyledir: " (...) 1. Kamu yetkilileri ve emniyet makamlar ı, kanun adamlarının ki şilere karşı zor ve silah kullanmaları hakkında yasalar çıkarıp düzenlemeler yaparlar ve bunlar ı yerine getirirler. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 12Hükümetler ve kolluk kuvvetleri bu tür kurallar koyup düzenlemeler yaparlarken, zor ve silah kullanma ile ba ğlantılı olan ahlaki sorunları her zaman göz önünde tutarlar. ... Kişilerin ölümüne veya yaralanmas ına yol açabilecek silahlar ın kullanılmasını giderek sınırlama düsüncesiyle, uygun durumlarda kullan ılmak üzere öldürücü olmayan etkisizleştirici silahlar da bu araçlara dâhildir. Yine aynı amaçla, başka türlü silahlar ı kullanma ihtiyac ını da düşürmek için kanu n adamlarının kalkan, mi ğfer, kurşun geçirmez yelek ve kur şun geçirmez taşıtlar gibi kendilerini koruyucu araçlarla donat ılmaları mümkündür. ( ) 9. Kanun adamları kendilerinin ve ba şkalarının öldürülmelerine veya a ğır bir biçimde yaralanmalarına yönelik yak ın bir tehlikeye kar şı müdafaa halleri ile ya şama karşı a ğır bir tehdit içeren a ğır nitelikteki özel suçlar ın işlenmesini önlemek, bu tür bir tehlike gösteren veya emirlere direnen bir kimseyi yakalamak veya böyle bir kimsenin kaçmas ını önlemek amacı dışında ve bu amaçları gerçekleştirmek için daha hafif yöntemler yetersiz kalmad ıkça başkalarına karşı silah kullanamazlar. Her halükarda sadece ya şamı korumak için kesinlikle kaç ınılmaz olduğu zaman öldürmeye yönelik silah kullan ılabilir. 10. Kanun adamları dokuzuncu prensipte belirtilen durumlarda, kendilerini gereği gibi tanıtarak silah kullanma niyetleri konusunda aç ık bir uyarıda bulunurlar ve uyarıy a uyulabilmesi için yeterli zaman verirler. E ğer uyarıda bulunmak, kanun adamlarını gereksiz yere tehlikeye atacak ise veya ba şkaları için ölüm veya ciddi bir biçimde yaralanma riski yaratacak ise, veya olay ın şartları içinde aç ıkça gereksiz veya anlams ız ise, uyar ı yapılmaz. ( ) 18. Hükümetler ve kanunen yetkili kurulu şlar, bütün kanun adamlar ının uygun bi r eleme usulüne göre göreve seçilmelerini, görevlerini etkili bir biçimde yerine getirmeler i için gerekli olan ahlaki, psikolojik ve fiziksel niteliklere sahip olmalar ını ve sürekli ve tam bir mesleki e ğitim almalarını sağlar. Bu ki şilerin bu görevlere sürekli uygunluk içinde olup olmadıkları periyodik olarak denetlenir. 19. Hükümetler ve kanunen yetkili kurulu şlar, bütün kanun adamlar ının zor kullanmada gerekli e ğitimi almalar ını ve gerekli yeterlilik standartlar ına göre sınavda n geçirilmelerini sa ğlar. Silah taşımaları gerekli olan kanun adamlar ı, ancak silahlar ın kullanımı konusund a özel eğitimi tamamlamalarından sonra silah taşıma yetkisi kazanabilirler. 20. Hükümetler ve kanunen yetkili kurulu şlar, kanun adamlarının e ğitiminde, özellikl e soruşturma sürecinde polis ahlakı ve insan haklar ı konularına, zor ve silah kullanmaktansa çatışmaları barışçıl bir biçimde çözüme kavu şturma, kalabal ıkların davranışlarını anlama, ikna, müzakere ve arabulma gibi yöntemler de dâhil, çe şitli alternatif yöntemler kullanma v e ayrıca zor ve silah kullan ılmasını kısıtlama amacıyla teknik araçlar ın kullan ılmasına özel bir önem verirler. Kanunen yetkili kurulu şlar, eğitim programlarını ve işleyiş usullerini somut olaylar ışığında yeniden de ğerlendirirler. ( )" Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 132. Avrupa Konseyi Belgeleri 38. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözle şme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü " kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanlar ı içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde aç ıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalar ını sağlarlar." 39. Sözleşme'nin " Yaşam hakkı " kenar başlıklı 2. maddesinin (1) ve (2) numaral ı fıkralar ının ilgili k ısmı şöyledir: " 1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.(...) 2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak zorunlu olan ı aşmayacak bir güç kullan ımı sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlaline neden olmu ş sayılmaz: a) Bir kimsenin yasa d ışı şiddete kar şı korunmasının sa ğlanması; b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmas ını gerçekle ştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme; c) Bir ayaklanma ya da isyan ın yasaya uygun olarak bastırılması" 40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (A İHM) yaşam hakk ını koruyan Sözleşme'nin 2. maddesinin ola ğanüstü hâllerde dahi istisnas ı öngörülmeyen en temel düzenlemeyi içerdiğini kabul etmektedir. Sözle şme'nin 3. maddesi ile birlikte 2. maddesi, Avrupa Konseyini oluşturan demokratik toplumlar ın en temel de ğerlerini korumaktad ır (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], B. No: 23458/02, 24/3/2011, 174). 41. Sözleşme'nin 2. maddesinin (1) numaral ı fıkrası, sadece ki şilerin ya şamlar ına kasti ve hukuka ayk ırı bir şekilde son verilmesinden kaç ınma yönünde devletler için bir yükümlülük öngörmemekte; bundan ba şka iç hukuk sisteminde egemenli ği alt ındaki kişilerin yaşamlar ının korunmas ı için gerekli olan önlemleri alma yükümlülü ğü de getirmektedir (Kılıç/Türkiye, B. No: 22492/93, 28/2/3/2000, 62). Bu yükümlülük, devletlerin ki şilere karşı yaşamlar ını tehdit eden eylemlerin önlenmesi konusunda gerekli yasal ve idari çerçeveyi olu şturma yükümlülü ğünü de kapsar ( Makaratzis/Yunanistan , B. No: 50385/99, 20/12/2004, 57). 42. AİHM'e göre Sözleşme'nin 2. maddesinin (2) numaral ı fıkrasında öngörülen ve yaşam hakk ından mahrum b ırakman ın meşru sayılabilece ği durumlar -bununla s ınırlı olmamakla birlikte- kasten yol aç ılan ölüm olaylar ına da gönderme yapmaktad ır. Madde metnini bir bütün olarak de ğerlendiren A İHM, anılan fıkra hükmünün bir bireyin kasti olarak öldürülmesine izin verilen durumlar ı değil istenmeyen bir sonuç olarak bir bireyin ya şamının sonlanmasına yol açabilecek şekilde güç kullan ımına izin verilen durumlar ı tanımlad ığı şekilde anla şılması gerektiğini belirtmektedir. A İHM'e göre (2) numaralı fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde öngörülen amaçlar ın gerçekle ştirilmesi için güç kullan ımı kesinlikle zorunl u olandan daha fazla olmamal ıdır ( McCann ve di ğerleri/Birle şik Krall ık [BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, 148; Giuliani ve Gagio/ İtalya , 175). Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 1443. Bu bağlamda A İHM bazı koşullar alt ında kolluk kuvvetleri taraf ından ölüme yol aç ılacak şekilde güç kullan ılmasının Sözleşme'nin 2. maddesinin ihlaline yol açmad ığını kabul etmekle birlikte düzenlemenin aç ık bir çek olarak değerlendirilemeyece ğini, kamu ajanlar ının yetkilerinin aç ıklıkla düzenlenmedi ği ve keyfîli ğe aç ık her bir durumun insan haklar ının etkin bir şekilde korunmas ı amac ıyla bağdaşmayaca ğını öngörmektedir. Bu nedenle ilgili mevzuat, yaln ızca güç kullanmas ına izin verilen ajanlar ın yetkilerini saymakla yetinmemelidir. Kollu ğun güç kullanmas ını gerektirebilecek operasyonlar bu yönden keyfîliğin önüne geçecek, yetki a şımını engelleyebilecek, istenmeyen ve önlenebilir sonuçların önüne geçecek şekilde etkin ve yeterli önlemler içeren bir çerçeve içinde düzenlenmelidir (Makaratzis/Yunanistan , 58). 44. Kamu ajanlar ının güç kullan ımı gerektirebilecek operasyonlar ının değerlendirmesi yap ılırken sadece gücü fiilen kullanan görevlilerin eylemlerinin de ğil operasyonun planlanmas ı ve kontrolü de dâhil bütün a şamalar ının dikkate al ınması gerekmektedir ( McCann/Birle şik Krallık, 150). Kolluk görevlilerinin uluslararas ı standartlar ı da gözönünde bulundurarak güç ve silah kullanabilecekleri s ınırlı durumlara ilişkin yasal ve idari çerçeve o şekilde olu şturmal ıdır ki kolluk görevlileri, gerek planlı operasyonlarda gerekse tehlikeli oldu ğu düşünülen bir ki şinin yakalanmas ı gibi aniden gelişen durumlarla kar şılaştıklarında kullanacaklar ı yetkinin kapsam ı konusunda boşlukt a kalmamal ıdır ( Makaratzis/Yunanistan , 59). 45. Belirtilen bu genel çerçeve kapsam ında AİHM, kolluk kuvvetlerinin güç ve silah kullan ımı sonucunda yaşam hakk ı ihlalleriyle ilgili şikâyetleri inceledi ği başvurularda yalnızca silah kullan ımına ili şkin yasal ve idari düzenlemenin bulunup bulunmad ığı yönünden bir de ğerlendirme yapmakla yetinmemekte; bunun yan ı sıra güvenlik güçleri taraf ından yapılan operasyonlar ın yaşam hakk ı ihlallerini minimuma indirecek şekilde planlanarak uygulan ıp uygulanmad ığı yönünden de bir de ğerlendirme yapmaktad ır (Makaratzis/Yunanistan , 60; Celniku/Yunanistan, B. No: 21449/04, 5/7/2007, 47, 48). 46. Öte yandan Sözle şme'nin 2. maddesinin bireysel ba şvuru mekanizmas ı çerçevesinde ta şıdığı ağırlığı gözönünde bulunduran AİHM, anılan maddenin maddi yönünden ayrı olarak ya şam hakk ının ihlal edildi ği iddialar ının etkili bir şekilde soruşturulmas ı yükümlülü ğünü içeren usule ili şkin boyutunun bulundu ğu yönünde içtihat geliştirmiştir. Belirtilen usul yükümlülü ğünün ihmal edildi ği ve kamu ajanlar ının yaşam hakkı yönünden yaln ızca negatif yükümlülüklerinin bulundu ğunun kabul edildi ği bir ortamda oluşturulmaya çal ışılan koruma mekanizmas ının uygulamada etkili olmas ının olanakl ı olmayaca ğı kabul edilmektedir. Bu itibarla Sözle şme'ye taraf olan tüm devletler, bir ölü m olayı gerçekle ştiğinde ya şamı korumak amac ıyla çizilen yasal ve idari çerçeveye uygulamada da işlerlik kazand ıracak şekilde ihlalin ortadan kald ırılması ve faillerin cezaland ırılması konusunda -yasal veya idari- kendisine tanınan tüm imkânlarla gerekli tepkiyi vermelidir (Armani Da Silva/Birle şik Krall ık [BD], B. No: 5878/08, 30/3/2016, 229, 230; Giuliani ve Gaggio/İtalya, 298). 47. AİHM'e göre kasten gerçekle ştirilen ölümlerde etkili bir cezai soru şturma yürütme zorunlulu ğu bulunmakla birlikte ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylar ına ilişkin davalar aç ısından farklı bir yakla şımın benimsenmesi gerekir. Buna göre ya şam hakkının veya fiziksel bütünlü ğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemi ş ise etkili bir yargısa l sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davas ı açılmasını gerektirmez. Ma ğdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollar ının aç ık olmas ı Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 15yeterli olabilir ( Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, 90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97 , 24/10/2002, 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/ İtalya [BD], B. No: 32967/96, 17/1/2002, 51). 48. AİHM Mastromatteo/İtalya davasında, ba şvurucunun oğlunun ölümü dolayısıyla ya şam hakk ının ihlal edildi ği iddialar ını incelerken Sözle şme'nin 2. maddesi kapsamındaki usul yükümlülüklerinin devletin tazmin yükümlülü ğünü içerip içermedi ği sorununu da incelemi ştir. Bu ba ğlamda A İHM; ölüm dolay ısıyla Sözle şme'nin 2. maddesinin devletlere kusursuz sorumluluk esas ına dayal ı bir tazmin sorumlulu ğu yüklemedi ğine, İtalyan ceza sisteminde kas ıt veya ihmale dayal ı olarak öngörülen giderim mekanizmalar ının 2. maddede öngörülen usul yükümlülü ğünün yerine getirilmesi aç ısından yeterli oldu ğuna dikkat çekmi ştir ( Mastromatteo/ İtalya , 95, 96). 49. Öte yandan AİHM, kolluk kuvvetlerinin yol açt ığı ölüm olay ı nedeniyle ya şam hakkı ihlali iddialar ını inceledi ği Armani Da Silva kararında -soruşturma sonucunda savcılıkça her ne kadar takipsizlik karar ı verilmişse de- kolluğun yanlış bir değerlendirme sonucunda başvurucunun yakınının ölümüne yol açt ığının yetkililerce hemen kabul edilmesi, aile ile hemen ba ğlant ı kurularak mali ihtiyaçlar ının karşılanmas ı, bağımsız hukuki yard ım alabilmeleri konusunda gerekli maddi yard ımın kendilerine sa ğlanmas ı, olayda sorumlulu ğu görülen kolluk görevlileri ile kurumsal sorumlulu ğun tespiti için gerekli incelemelerin yapılmış olması, ailenin hukuk mahkemesinde açt ığı tazminat davas ı üzerine yetkililerin aile ile bağlant ı kurarak üzerinde uzla şılan tutar ı kendilerine ödemi ş olmalar ını birlikte dikkate alarak olayda ya şam hakk ının usul boyutu yönünden ihlal bulunmad ığını tespit etmi ştir (Armani Da Silva/Birle şik Krall ık, 283-287). 50. Dolayısıyla kamu ajanlar ı taraf ından gerçekle ştirilen ölüm olaylar ına ilişkin AİHM içtihad ında -Sözleşme kapsamında- kusursuz sorumluluk esasına dayal ı olarak mağdurların zararlar ının giderilmesi esas ı benimsenmemekle birlikte söz konusu poziti f yükümlülüklerin yerine getirildi ğine karar verilen ba şvurularda, devletin olayla ilgili mali sorumluluğunun kabulünün koruma yükümlülü ğünün bir parçası olarak de ğerlendirildi ği görülmektedir. V.İNCELEME VE GEREKÇE 51. Mahkemenin 10/6/2020 tarihinde yapm ış olduğu toplant ıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları 52. Başvurucu; olayda kusurlu bir kolluk operasyonunun bulundu ğunu iddia ederek emir komuta zincirindeki bu kusur nedeniyle ba şında rütbeli olmadan mevzilendirilen jandarma erinin öncesinde herhangi bir uyar ıda bulunmaksızın öldürme kastıyla ate ş ettiğini, ceza kovu şturmasında me şru savunmaya ili şkin şahsi ceza sorumlulu ğunu ortadan kald ıran sebebin varl ığının kabul edilmi ş olmasının idarenin hizmetinin kusurlu i şlenmiş olduğu gerçeğini de ğiştiremeyece ğini, buna ra ğmen İdare Mahkemesinin tazminat taleplerini jandarma erinin eylemiyle s ınırlı bir inceleme yaparak reddetti ğini ileri sürmü ştür. Başvurucu, aksi kabul edilse bile ölüme idarenin eylemiyle yol aç ıldığı noktasında bir tereddüt içermeyen olayda kusursuz sorumluluk esas ına göre zararlar ının tazmin edilmesi gerektiğini de iddia etmektedir. Ba şvurucu, bu gerekçelerle adil yarg ılanma ve ya şam haklar ının ihlal edildi ğini ileri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 16B. Değerlendirme 53. Anayasa nın Kişinin dokunulmazl ığı, maddi ve manevi varl ığı kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve dördüncü f ıkralar ı şöyledir: "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varl ığını koruma ve geli ştirme hakk ına sahiptir. ... M eşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlar ının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmas ının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyan ın bastırılmas ı veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdi ği emirlerin uygulanması sırasında silah kullan ılmasına kanunun cevaz verdi ği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci f ıkra hükmü dışındadır. " 54. Anayasa'nın Devletin temel amaç ve görevleri kenar ba şlıklı 5. maddesinin ilgili k ısmı şöyledir: "Devletin temel amaç ve görevleri, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, ki şileri n ve toplumun refah, huzur ve mutlulu ğunu sağlamak; ki şinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle ba ğdaşmayacak surette s ınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kald ırmaya, insanın maddî ve manevî varl ığının geli şmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. " 55. Anayasa'nın "Yargı yolu" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci f ıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "İdarenin her türlü eylem ve i şlemlerine yarg ı yolu aç ıktır. ... " 1.İncelemenin Kapsamı Yönünden 56. Anayasa Mahkemesi, olaylar ın başvurucu taraf ından yapılan hukuki nitelendirmesi ile ba ğlı olmay ıp olay ve olgular ın hukuki tavsifini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). 57. Öte yandan Anayasa Mahkemesi taraf ından resen tespit edilecek olan husus, başvurunun hangi hak veya özgürlük kapsam ında incelenece ği olup bu durum ba şvuruda ileri sürülmeyen bir olay veya olgunun incelenece ği şeklinde anla şılmamal ıdır (İrfan Durmuş ve diğerleri, B. No: 2014/4153, 11/5/2017, 74, 75). 58. Bu çerçevede ba şvuru formunun incelenmesinden ihlal iddialar ının esas itibar ıyla İdare Mahkemesinde aç ılan tazminat davas ının reddolunmas ı temelinde oldu ğu dikkate al ınmıştır. Başvurucu bireysel ba şvurusunda ölüme failin eylemiyle birlikte idarenin operasyon planlamas ındaki ve icras ındaki kusurunun sebebiyet verdi ğini ileri sürmü ş, tazminat talepleri reddedilen idari yarg ı sürecine ilişkin birtakım iddialarda bulunarak failin şahsi ceza sorumlulu ğuna ilişkin bir talepte bulunmam ıştır. Her ne kadar başvuru formund a sanık hakkında ceza verilmesine yer olmad ığına ilişkin Ağır Ceza Mahkemesi karar ına da at ıf yapılmışsa ise de bu atf ın yaln ızca İdare Mahkemesinin tazminat talebini reddederken A ğır Ceza Mahkemesinin an ılan karar ına dayanmas ı dolayısıyla yap ıldığı, kendi başına Ağır Ceza Mahkemesi karar ının şikâyet konusu yap ılmad ığı görülmektedir. Bununla birlikte söz konus u Ağır Ceza Mahkemesi karar ının Anayasa Mahkemesinin zaman bak ımından yetkisinin başlangıç tarihi olan 23/9/2012 tarihinden önce kesinle ştiği de gözönünde bulundurulmal ıdır. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 1759. Yaşam hakkının kamu görevlilerinin kas ıtlı bir eylemi sonucunda ihlal edildi ği olaylarda, devletin olay ın gerçekle şme koşullar ını -maddi gerçe ği- ortaya ç ıkaracak ve varsa olayın sorumlular ının hesap vermesini sa ğlayacak nitelikte -cayd ırıcı cezalarla sonuçlanan- ceza soruşturması yürütme yükümlülü ğü bulunmaktad ır. Bununla birlikte bu noktada gerektiğinde ma ğdurların maddi ve manevi zararlar ının giderilmesi hususuna da vurgu yapılmal ıdır. Olaya ili şkin resen ve derhâl bir soruşturma ba şlat ılması, bu süreçte maddi gerçeğin aç ığa ç ıkarılarak şahsi ceza sorumlulu ğu kapsamında caydırıcı yaptırımlara kara r vermek dâhil birtak ım sonuçlara var ılması, di ğer bir ifadeyle olaya ili şkin etkili bir cezai soruşturma yürütülmesi ma ğdurların kendi inisiyatifleriyle ya şam hakk ı kapsamında talep ettikleri maddi ve manevi zararlar ının gerekti ğinde giderilmemesi anlam ına gelmemektedir. Bilakis kamu görevlilerinin kas ıtlı eylemlerinin söz konusu oldu ğu olaylardaki ceza soruşturmasının etkin bir şekilde yürütülmesinin bir yükümlülük olarak belirlenmesinin temelinde devletin bu tür olaylarda sadece ma ğdurların maddi ve manevi zararlar ını gidererek diğer yükümlülüklerinden kurtulamayaca ğı ana fikrinin oldu ğu belirtilmelidir. 60. Bu nedenlerle ba şvurucunun Anayasa'nın 36. maddesi kapsam ında adil yargılanma hakk ı ile bağlant ı kurup ileri sürdüğü iddialar ının yaşam hakk ının kapsam ında olduğu de ğerlendirilerek inceleme münhas ıran bu hakka ilişkin yapılmıştır. Bu itibarla bireysel ba şvurunun niteliğini dikkate alarak kendisini taleple ba ğlı gören Anayasa Mahkemesince ba şvuruda incelenecek mesele, kolluk görevlisinin eylemi sonucunda meydana gelen ölüm olay ına ilişkin tazminat talebinin reddolunmas ının Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte yorumlanan 17. maddesinin gereklerine ayk ırı olup olmad ığı ile sınırlandırılmış; olay ın failinin şahsi ceza sorumlulu ğunun incelendi ği ceza soru şturması aşaması ve dolay ısıyla bu tür olaylarda söz konusu olan ve yukarıda genel hatlar ına değinile n devletin etkili ceza soru şturması yürütmesi yükümlülü ğü ise inceleme kapsam ı d ışınd a bırakılmıştır. 61. Bu noktada inceleme kapsam ı belirlendikten sonra inceleme yöntemine ili şkin de birkaç hususun vurgulanmas ında fayda bulunmaktad ır. Etkili ceza soru şturması yürütülmesi yükümlülü ğü kapsam ında bir inceleme yap ılmamas ı, bu tür başvurularda yetkili cezai soru şturma mercilerinin maddi olay ın gerçekle şme koşullar ına ilişkin tespitlerinin dikkate al ınmayaca ğı anlam ına gelmemektedir. Ya şam hakkı kapsamındaki bu tür olaylar ı ilk elden inceleyen ve delillerle mümkün olan en k ısa sürede temasa geçen mercilerin bu merciler oldu ğu belirtilmelidir. Somut olayda da İdare Mahkemesinin maddi olaya ili şkin kabulünde bu mercilerin de ğerlendirmelerini esas ald ığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla cezai soruşturma süreci bir bütün olarak etkilili ği bakımından söz konusu yükümlülük kapsamında ele alınmam ış olsa da yetkili mercilerce bu süreç sonunda var ılan birtak ım sonuçlar ın dikkate alınması inceleme bak ımından elzemdir. 62. Bununla birlikte ba şvuruda açıklanan nedenlerle etkili cezai soru şturma yükümlülü ğü kapsam ında bir inceleme yap ılmad ığı, dolayısıyla Cumhuriyet Ba şsavcılığının soruşturma ile A ğır Ceza Mahkemesindeki kovu şturma evresinin bu konudaki yeterlili ği irdelenmedi ği için somut olaydaki silahl ı güç kullan ımının Anayasa'nın 17. maddesi bağlam ında zorunlulu ğu ve orant ılığı ile meşru savunmanın s ınırlar ının heyecan, korku vey a telaşla aşılmasına ili şkin herhangi bir de ğerlendirme yap ılmayacakt ır. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 182. Kabul Edilebilirlik Yönünden 63. Yaşam hakkının doğal niteli ği gereği, yaşamını kaybeden ki şi aç ısından bu hakka yönelik bir ba şvuru ancak yaşanan olayda ölen ki şinin ma ğdur olan yakınları taraf ından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve di ğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, 41). Başvuru konusu olayda ba şvurucu, yaşamını yitiren ki şinin annesidir. Bu nedenle ba şvuru ehliyeti aç ısından bir eksiklik bulunmamaktad ır. 64. Açıkça dayanaktan yoksun olmad ığı ve kabul edilemezli ğine karar verilmesini gerektirecek ba şka bir neden de bulunmad ığı anlaşılan yaşam hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın kabul edilebilir oldu ğuna karar verilmesi gerekir. 3. Esas Yönünden a. Genel ilkeler 65. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence alt ına al ınan yaşam hakk ı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte de ğerlendirildi ğinde devlete negatif ödevler yan ında pozitif ödevler de yükler. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alan ında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yan ı s ıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alan ında bulunan tüm bireylerin ya şam hakk ını gerek kamusal makamlar ın gerek diğer bireylerin gerekse ki şinin kendisinin eylemlerinde n kaynaklanabilecek risklere kar şı koruma yükümlülü ğü bulunmaktad ır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, 50, 51). Kamusal yetkiyle güç kullan ılması sonucu gerçekle şen ölümlerin veya ölümcül yaralanmalar ın devletin ya şam hakk ına ilişkin negatif yükümlülü ğü kapsam ında değerlendirilmesi gerekir. Bu yükümlülük hem kas ıtlı biçimde hem de kas ıt olmaks ızın ölümle sonuçlanan veya sonuçlanabilecek güç kullan ımını kapsamaktad ır. Güç kullan ımı bedenî kuvvet kullan ılması, silah kullan ılması veya diğer maddi güç araçlar ının kullan ılması şeklinde gerçekle şebilecektir ( Cemil Danışman , B. No: 2013/6319, 16/7/2014, 44). 66. Anayasa nın 17. maddesinin son fıkrasında "(1) meşru müdafaa hali, (2) yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, (3) bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, (4) bir ayaklanma veya isyan ın bastırılması, (5) s ıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdi ği emirlerin uygulanmas ı s ırasında silah kullan ılmasına kanunun cevaz verdi ği zorunlu durumlarda" yaşam hakk ına yapılan müdahalenin hukuka uygun olaca ğı belirtilmi ştir. 67. Anayasa da ya şam hakk ına güç kullanmak suretiyle yap ılacak müdahalelere ilişkin yer alan yukarıdaki hükümler ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda daha önce vermi ş olduğu kararlar birlikte de ğerlendirildi ğinde kolluk kuvvetlerinin ancak Anayasa da belirtilen amaçlara ula şmak ad ına başka bir çarenin kalmad ığı zorunlu durumlarda ve -güç kullanarak ulaşılmak istenen amaç ile kar şı karşıya kal ınan güce nispeten - orant ılı bir biçimde güç kullanabilmelerine izin verildi ği söylenebilecektir ( Cemil Danışman, 50; Nesrin Demir v e diğerleri, B. No: 2014/5785, 29/9/2016, 113). 68. Anayasa'daki düzenlemeye benzer şekilde Sözle şme'nin 2. maddesine göre de bir ölüm veya ölümcül yaralanma a) bir kimsenin yasa d ışı şiddete kar şı korunmasının sağlanmas ı b) bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir ki şinin kaçmas ını önleme c) bir ayaklanma veya isyan ın yasaya uygun olarak bast ırılması durumlar ında mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullan ımı sonucunda meydana gelmi şse yaşam hakk ının ihlalinin gerçekle ştiğinden söz edilemez ( Cemil Danışman, 51; Nesrin Demir ve diğerleri, 114). Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 19 69. Ancak kamu görevlilerinin güç kullan ımına ilişkin eylemlerinin bu konuda değerlendirmesi yap ılırken sadece gücü fiilen kullanan görevlilerin eylemlerinin de ğil söz konusu eylemlerin planlanmas ı ve kontrolü dâhil olay ın bütün a şamalar ının dikkate al ınması gerekmektedir ( Cemil Danışman , 57). 70. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarda yetkili mercilerin bu konuya ili şkin değerlendirmelerine tamamen ba ğlı kalmak zorunda olmay ıp kesin, ikna edici bilgi veya bulgulara dayanarak farkl ı bir değerlendirmede de bulunabilir (Cemil Danışman , 58; Nesrin Demir ve di ğerleri, 117). Kamu görevlilerinin güç kullan ımına ili şkin eylemlerinin de ğerlendirmesi yap ılırken olay ın bütün a şamalar ının dikkate al ınması gerekmektedir. Ba şka bir ifadeyle bu konuda yap ılacak değerlendirmede bir bütün olarak somut olay ın hangi ko şullarda gerçekle ştiğinin ve nas ıl bir seyir izledi ğinin de gözönünde bulundurulmas ı gerekmektedir ( Cemil Danışman , 57; Nesrin Demir ve diğerleri, 108). 71. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, yaşam hakk ının Anayasa'n ın 17. maddesindeki güvencelere ayk ırı olarak ihlal edildi ği durumlarda derece mahkemelerinin ihlale kar şılık gelecek uygun ve yeterli bir giderimin sa ğlanmas ı görevinin oldu ğunu kabul etmektedir ( Seyfullah Turan ve di ğerleri, B. No: 2014/1982, 9/11/2017, 149). b. İlkelerin Olaya Uygulanmas ı 72. Başvurucunun ihlal iddialar ınının esas itibar ıyla İdare Mahkemesinde aç ılan tazminat davas ının reddolunmas ı hususu ile ilgili olmas ı nedeniyle incelenecek meselenin kamu görevlisi olan jandarma erinin eylemi sonucunda meydana gelen ölüm nedeniyle devletin ya şam hakk ı kapsamında bir sorumlulu ğunun bulunup bulunmad ığıyla sınırlı olarak (bkz. 58, 62) gerçekle ştirilen operasyonun planlama ve icras ı aşaması da dâhil tüm süreci kapsadığına değinilmi ştir (bkz. 69). 73. Bu noktada öncelikle hangi durumlarda sadece fiilen gücü kullanan görevlilerin eylemlerinin de ğil söz konusu eylemlerin planlanmas ı ve kontrolü dâhil olay ın bütün aşamalar ının dikkate al ınması gerektiğine ilişkin birkaç hususun aç ıklığa kavu şturulmas ı gerekir. Çünkü ilgili bölümde aç ıklanacağı üzere ba şvuruya konu olaydaki meselenin özü, İdare Mahkemesinin karar ında da aç ıkça görüldü ğü üzere olaya ili şkin değerlendirmeni n görevlinin eylemiyle s ınırlandırılıp s ınırlandırılamayaca ğıdır. 74. Gerçekle şmesi muhakkak bir saldırıya karşı güvenlik güçleri taraf ından bir operasyon planlanm ış, icra edilmi ş ve bu saldırıya ili şkin güç kullan ılmış ise operasyonun planlanmas ı ile icras ı aşamasının da incelenip devletin söz konusu yükümlülü ğünü ihlal edip etmediği konusunda bir sonuca var ılması gerektiğinde tereddüt bulunmamaktad ır. Çünkü öldürücü güç kullan ılan bir operasyonda güce başvurulmasının ya şama yönelik riskin mümkün oldu ğu kadar asgariye indirilecek şekilde planlan ıp planlanmad ığı Anayasa Mahkemesince incelenmekte, ayn ı zamanda yetkililerin bu yönde ald ıkları tedbirlerin seçiminde ihmal bulunup bulunmad ığı da değerlendirilmektedir. Yetkililerin bireyleri n yaşamına yönelen bir sald ırı gerçekle şeceğinin muhakkak oldu ğunu değerlendirmelerinden sonra bu saldırıyı önlemek için planlad ıkları operasyon; olay ın koşullar ı çerçevesinde, dolayısıyla operasyona konu ki şilerin ya şamını da mümkün olabildi ğince korumay ı amaçlayan bir operasyon olmal ıdır. Anayasa'n ın 17. maddesi ile Sözle şme'nin 2. maddesinin esas itibar ıyla kişilerin kasten öldürülmesine izin verilen hâlleri de ğil istenmeyen bir sonuç olarak ya şam hakk ından yoksun kalma sonucunun do ğabileceği güç kullan ılmasına izin verilen durumlar ı düzenledi ği her durumda hat ırdan çıkarılmamal ıdır. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2075. Gerçekle şmekte olan ya da gerçekle şmesi muhakkak olarak de ğerlendirilen bir saldırıya karşı görevlilerin son çare olarak ve kar şı karşıya kal ınan güce nispeten orant ılı biçimde güç kullanarak savunmada bulunabilecekleri konusunda da bir tereddüt yoktur. Burada söz konusu olan Anayasa'n ın 17. maddesinde belirtilen ve ba şkalar ının hayat ına ilişkin meşru savunma dır. Gerçekle şmesi muhakkak oldu ğu değerlendirilen sald ırılardan önceden haberdar olunabildi ği durumlarda yetkililerin bu sald ırıları önlemek için ne şekilde hareket edebileceklerini planlayabildikleri operasyonlar, dolay ısıyla savunman ın ne şekilde yapılacağı konusunu da içeren operasyonun planlamalar ı ve icras ı aşamalar ı söz konusu olabilmektedir. Dolay ısıyla bu tür bir operasyon, kolluk görevlilerinin Anayasa da belirtilen meşru savunma kapsam ında başka bir çarenin kalmad ığı zorunlu durumlarda ve saldırıyl a orantılı bir biçimde güç kullanmay ı planlayan, bu yönde bir icra içeren operasyon olmal ıdır. Bununla birlikte olayda aniden gerçekle şen bir sald ırı vuku bulmuş ise bu saldırıya karşı kullan ılacak güce ili şkin bir hazırlıktan söz edilemeyecek olup olaya ili şkin incelemenin sadece güç kullanan kamu görevlisinin eylemiyle s ınırlı yapılacağı aşikârdır. 76. Somut olaya bu yönüyle bak ıldığında bireylerin ya şamına yönelen bir sald ırı yapılacağına ilişkin bilgi edinilmesi sonucu gerçekle şmesi muhakkak oldu ğu değerlendirilen bu saldırının önlenmesine ili şkin hazırlanmış ve bu kapsamda icra edilmiş bir operasyon söz konusu değildir. Bununla birlikte olayda firari hükümlü hakk ında verilen yakalama emrinin yerine getirilmesi amac ıyla bir arama-yakalama operasyonu haz ırlanarak icras ına başlanılmış fakat icras ı sırasında üçüncü ki şi konumunda olan ba şvurucunun oğlu kolluk görevlisinin eylemi sonucunda ya şamını yitirmiştir. 77. Bu noktada yakalama kararının yerine getirilmesi kapsam ında bir operasyon planlan ıp icrasına başlanm ış ise de silahl ı gücün yakalama karar ının yerine getirilmesi kapsamında yakalanmak istenen ki şiye karşı kullan ılmad ığı da belirtilmelidir. İddia edildi ği ve yetkili adli makamlarca kabul edildi ği üzere olaydaki silahl ı güç, yakalamaya konu karar ve işlemle ilgisi bulunmayan ba şvurucunun oğlundan kaynaklanan ve kolluk görevlisinin kendi ya şamına yönelen bir sald ırıya karşılık olarak meşru savunma kapsamında kullan ılmıştır. Bu nedenle somut olay bir bütün olarak de ğerlendirildi ğinde olaydaki silahl ı güç kullan ımının önceden değerlendirilen gerçekle şmesi muhakkak bir sald ırıya karşı kişilerin ya şamlar ını korumaya ili şkin meşru savunma ya da bir yakalama emrinin yerine getirilmesi amac ıyla kullan ılmad ığı sonucuna varılmıştır. Olaydaki operasyon yakalama emrinin yerine getirilmesi için haz ırlanm ış olsa da silahl ı güç kullan ımı yakalama i şleminin gerçekleştirilmesi amac ıyla silah kullan ılmasına kanunun cevaz verdi ği zorunlu bir durumda n kaynaklanmam ıştır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen meşru savunma nın silahl ı güç kullanan kolluk görevlisinin kendi hayat ı bakımından da söz konusu olduğu hususu ise izahtan varestedir. 78. O hâlde somut olaydaki me şru savunmayı ortaya ç ıkaran durum operasyonun başlamas ından sonraki süreçte ortaya ç ıktığına göre olaya ili şkin incelemenin ne şekilde yapılması gerektiği, başka deyişle sadece kolluk görevlisinin bu duruma kar şı gerçekleştirdiği meşru savunma niteli ğindeki eylemiyle s ınırlı olarak m ı yoksa gerçekle ştirilen operasyonun planlama ve icras ı aşaması da dâhil tüm süreci kapsar nitelikte mi yap ılması gerektiği meselesi gündeme gelmektedir. Bu meseleye ili şkin değerlendirme yap ılırken öncelikle olayın gerçekle şme koşullar ının bir bütün olarak ele al ınması yoluna gidilmelidir. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2179. Ağır Ceza Mahkemesinin karar ı ile olgular ın tespiti aç ısından büyük ölçüde bu karara dayanan İdare Mahkemesinin karar ı incelendi ğinde kolluk görevlisinin eylemine ilişkin sübuta erdi ği kabul edilen hususlar ın aşağıdaki gibi oldu ğu anlaşılmıştır: i. Sanık er bu yönde bir emir almadan, dur ihtar ı, havaya ikaz at ışı veya ayak bölgesine at ış gibi mevzuat ın silahın ate şlenmesinden önce yap ılması gerekenlere dair öngördüğü silsileyi takip etmeden, olay ı kendisince takdir ederek ölene ate ş etmiştir. ii. Olay henüz güne ş doğmadan alaca karanl ıkta gerçekle şmiştir. Ölenin elinde tüfekle kendisine doğru gelirken havan ın aydınlık olmamas ı nedeniyle kendisine mi havaya m ı olduğunu anlayamayaca ğı şekilde iki el ateş etmesi, olay ın faili olan eri n olayı takdir edebilme yetene ğini etkilemi ştir. iii. Olay ın failinin eylemini ölenden kendisine yönelen, henüz ba şlamamakla birlikte ba şlayacağını öngördüğü ve ba şladığı takdirde savunmas ını olanaksız veya çok güç kılacak bir sald ırıya maruz kalaca ğı kanaatiyle gerçekle ştirdiğinin kabul edildiği anlaşılmaktad ır. Öte yandan olayın faili muhtemelen ba şka bir şekilde defedebilece ği saldırıya karşı savunma sınırlarını aşarak eylemini gerçekle ştirmiş ancak bu eyleminin kap ıldığı heyecan, korku ve tela ştan ileri geldi ği, bunun da mazur görülebilecek bir sebep oldu ğu kanaatine varılmıştır. 80. Bununla birlikte A ğır Ceza Mahkemesince yürütülen yarg ılama sonucunda operasyonun planlanmas ı ve icras ı bağlam ında da birtak ım değerlendirmelerin yap ıldığı, şahsi ceza sorumlulu ğunun belirlenmesinde bu de ğerlendirmelerde var ılan sonuçlar ın dikkate alındığı görülmektedir. Söz konusu de ğerlendirmeler ve bu de ğerlendirmelere göre var ılan sonuçlar a şağıdaki gibidir: i. Firari olarak olay yerinde bulundu ğu tahmin edilen ki şinin ağır yaptırım içeren bir suçtan hükümlü olmas ı hususu olay öncesinde kurgulanan operasyonun planlamas ında önemli rol oynam ıştır. ii. Olay ın faili erin içinde bulundu ğu ekibin ba şvurucunun evinin aranmas ı ve firari hükümlünün yakalanmas ı ile ilgili herhangi bir rolü bulunmamaktad ır. Gece zaman olay ın olduğu yere gelerek mevzilenen ekip sadece ortam ın güvenliğini sağlayacak, günün a ğarmasından sonra gelecek diğer bir ekip ise evin aranmas ı ve evde gizlendi ği umulan firari hükümlünün yakalamas ını gerçekle ştirecektir. Ayn ı zaman diliminde gelecek üçüncü bir ekip ise hükümlünün muhtemel kaç ış yollar ında kaçmay ı önleme amac ıyla tedbir alacakt ır. iii. Olayda firari hükümlünün bulundu ğu umulan ev ve mü ştemilat ına en yakı n bölgede mevzilendirilen askerler uzman asker de ğildir. Olay ın faili de bu bölgede mevzilendirilen ve uzman asker olmayan erlerden biridir. iv. Olayın faili olan erin eve göre mevzilendi ği alan, operasyonu yöneten tim komutan ından çok uzak bir noktadad ır. v. Olayın failinin bulundu ğu yer, başka deyişle mevzilendi ği alan olay ın şartlar ına göre doğru belirlenmemi ştir. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2281. Süreç bir bütün olarak ele alındığında Ağır Ceza Mahkemesinin saptamalar ında da aç ıkça belirtildi ği üzere olayda her ne kadar ba şkalar ının hayat ına yönelik bir sald ırı gerçekleşeceğinin muhakkak oldu ğu, dolayısıyla bu sald ırının me şru savunma amac ıyla önlenmesi kapsam ında bir operasyonun yürütülmesi söz konusu de ğilse de a ğır bir suçta n hükümlü bir ki şinin yakalanmas ı amac ıyla gece vakti, aç ık arazide mevzi al ınacak, kaç ış yollar ı kapat ılacak şekilde tertip edilen ve askerlerin üzerilerinde mermi dolu şarjörleri tak ılı olacak şekilde silahlar ıyla teçhizatland ırıldığı bir operasyon aşaması söz konusudur. Bu hususlar ve olayın di ğer gerçekle şme koşullar ı, yetkililerin olayda sald ırı dâhil her ihtimali öngörebildiklerini göstermektedir. Dolay ısıyla somut olay ın kendine özgü ko şullar ına göre incelemenin sadece silahl ı gücü kullanan kolluk görevlisinin eylemiyle s ınırlı yapılamayaca ğı kanaatine var ılmıştır. 82. Bu bağlamda olaya bak ıldığında ise operasyonun planlanması ve idaresi ile ilgili olarak ilk bak ışta çeşitli sorunlar ın varlığı hemen göze çarpmaktad ır. Öncelikle ba şvurucunun oğlunun yaşamını sonlandıran at ışı yapan jandarma erinin içinde oldu ğu timin ortam ın güvenliğini sağlamak için alana yolland ığı, başvurucunun firari durumdaki e şinin yakalanmas ı ile ilgili olarak bu time görev verilmedi ği hususunda bir tereddüt bulunmamaktad ır. Bununla birlikte günün a ğarması ile alana gelecek ve olaya müdahale edecek timler ile öncü tim aras ındaki koordinasyon hakk ında başvuru dosyasına yansıyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktad ır. Öncü timin diğer timlerin olay yerine intikali aşamasına kadar aradan geçecek zaman içinde gerçekle şmesi muhtemel pek çok tehlikeli durumda ate şli silah kullan ımı dışında ilgilileri etkisiz hâle getirecek alternatif yöntemlerin kullan ılması konusunun planlama a şamasında değerlendirilip de ğerlendirilmedi ği anlaşılamamaktad ır. Bununla birlikte olayın geli şimine bak ıldığında yetkililerin firari hükümlünün ba şvurucunun evinde oldu ğu yönünde kesin bir bilgiye sahip olduklar ı da tam olarak belirlenememektedir. Olay yerine gece vakti öncü bir ekip göndererek öncü ekibe evi gözetleme görevi verildi ği akla gelmektedir. 83. Başvuruya konu olayda gece vakti gizlenmi ş şekilde yak ınında konuşlanılan ve yakalanmak istenen ki şinin içinde bulundu ğu umulan özel mülkteki ki şilerin hayatlar ını ve kolluk görevlilerinin can güvenli ğini tehlikeye atacak davran ışlarda bulunmalar ını en başından engelleyecek bir tedbirin dü şünüldüğü de görülmemi ştir. Olay ın gerçekle ştiği yerin nüfus yoğunluğu dü şük köy yerleşim bölgesi oldu ğu, burada ya şayan kişilerin kendilerini ya da hayvanlar ını gerek çevredeki yabani hayvanlardan gerekse ba şka tehlikelerden koruma k için evlerinde ve eklentilerinde silah bulundurabildi ği, bekçi köpe ği besleyebildi ği herkesçe bilinen bir olgudur. Ayr ıca kişilerin özellikle gece vakti mülkleri içindeki veya yak ınındaki sıra dışı bir durumu fark etmeleri hâlinde ya şamlar ının veya mal varl ıklarının aç ık bir tehlike ile karşı karşıya kald ığını düşünerek hareket edebilmeleri de mümkündür. Somut olayda da bir arazi içinde bulunan evdeki bekçi köpe ğinin gece vakti kolluk görevlilerini fark edip evdekileri uyarmas ı sonrasında bir tehlike ile kar şı karşıya kald ığını değerlendiren ve henüz on alt ı yaşında olan ölen ki şi, tehlikeyi savu şturmak için evin bahçesine elinde tüfek ile çıkmış; sonrasında ise bu olay ya şanmıştır. 84. Öngörülebilir bu ve benzeri durumlara ili şkin bir hazırlık yapılmad ığı için istenmeyen olaylar geli şmiştir. Bu öngörememe hâli ve buna göre gerekli tedbirlerin alınmamas ı, olayın a şamalar ını -Ağır Ceza Mahkemesinin karar ında da aç ıkça ifade edildi ği gibi- uzman bir er olmayan ve dolay ısıyla bu tür durumlarda nas ıl hareket edilece ği konusunda yeterli tecrübeye sahip olmayan jandarma eri ile henüz on alt ı yaşındaki ölenin ellerinde silah oldu ğu hâlde karşı karşıya kald ıkları bir anın ya şanmasına kadar götürmü ştür. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2385. Ağır Ceza Mahkemesinin karar ında da vurguland ığı gibi time komutanl ık eden uzman asker, eve en yakın konumdaki astlar ından çok uzak bir noktadad ır ve bu nedenle gerçekleşmesi olas ı durumlara müdahale edebilecek konumda de ğildir. Bu ve buna benzer eksiklikleri bar ından operasyon, jandarma erinin eylemine aç ıkça tesir etmi ştir. Oysa operasyonun olayla ilgisi bulunmayan, gece vakti bilmedi ği bir tehlikeye karşı evini ve arazisini koruma refleksi ile hareket eden on alt ı yaşındaki bir çocuk ile görevi sadece evi gözetlemek ve bu tür olaylara kar şı tecrübesiz olan jandarma erini silahlar ıyla karşı karşıy a getirmeyecek ya da bu ihtimali mümkün olan asgari seviyeye indirecek bir haz ırlık ve buna göre de bir icra içermesi gerekirdi. Bu olaydaki operasyonun kolluk taraf ından planlanm ış bir operasyon olduğu ve olay ın kolluğun beklenilmedik geli şmelere kar şı tepki gösterdiği bir olay olmad ığı, riskin asgariye indirilmesini sa ğlamak için gerekli özeninin gösterilmedi ği anlaşılmıştır. 86. Başvuruya konu olayın bütününe bak ıldığında kolluğun operasyonuna ili şkin bu tespitlerin maddi ve manevi tazminat talebiyle aç ılan idari davadaki de ğerlendirme s ırasınd a dikkate al ınması gerektiği yönünde makul bir beklenti olu şmaktad ır. Ancak idari yarg ı organlar ınca başvurucunun tazminat talebinin reddine dayanak olu şturan gerekçenin failin kabul gören me şru savunmasının kamu hizmeti ile zarar aras ındaki illiyet ba ğını kestiğine ve bu nedenle tazmin borcunun do ğmadığına ili şkin olduğu anla şılmaktad ır. Bu noktada gerekçede sadece failin eylemi üzerinde yo ğunlaşıldığı, sonucu doğuran sürecin bir bütün olarak ele al ınmadığı görülmektedir. 87. Bu itibarla olayda operasyonun planlanmas ı ve idaresi yönünden eksikliklikler gösterilmesi ile olaya ili şkin idari yargılama sürecinde yeterli bir inceleme yap ılmaksızın olayda hizmet kusuru bulunmad ığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi suretiyle ya şam hakk ının ihlaline yol aç ıldığı sonucuna varılmıştır. 88. Açıklanan gerekçelerle ya şam hakk ının ihlal edildi ğine karar verilmesi gerekir. 4. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 89. 30/3/2011 tarihli ve 6216 say ılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 50. maddesinin ilgili k ısmı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kaldırılması için yap ılması gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kaldırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıkladığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 90. Başvurucu 60.000 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2491. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna var ıldığında ihlalin nas ıl ortadan kald ırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmi ştir. Anayasa Mahkemesi di ğer bir karar ında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlar ına da de ğinmiş ve bu durumun ihlalin devam ı anlam ına gelece ği gibi ilgili hakk ın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanaca ğına işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 92. Bireysel ba şvuru kapsamında bir temel hakk ın ihlal edildi ğine karar verildi ği takdirde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün oldu ğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmas ıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kayna ğı belirlenerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya i şlemin ve bunlar ın yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep oldu ğu maddi ve manevi zararlar ın giderilmesi, ayr ıca bu bağlamda uygun görülen di ğer tedbirlerin al ınması gerekmektedir ( Mehmet Doğan , 55, 57). 93.İhlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaral ı f ıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyar ınca ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılması için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere karar ın bir örne ğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. An ılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farkl ı olarak ihlali ortadan kald ırmak amac ıyla yeniden yarg ılama sonucunu doğuran ve bireysel ba şvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi taraf ından ihlal karar ına bağlı olarak yeniden yarg ılama karar ı verildiğinde usul hukukundaki yargılaman ın yenilenmesi kurumundan farkl ı olarak ilgili mahkemenin yeniden yarg ılama sebebinin varl ığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktad ır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ula şan mahkemenin yasal yükümlülü ğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ı nedeniyle yeniden yarg ılama karar ı vererek devam eden ihlalin sonuçlar ını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir ( Mehmet Doğan , 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 94.İncelenen ba şvuruda, operasyonun planlanmas ı ve idaresi yönünden eksikliklikler gösterilmesi ile olaya ili şkin idari yarg ılama sürecinde yeterli bir inceleme yapılmaksızın tazminat talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle Anayasa'n ın 17. maddesinin koruma alt ına ald ığı yaşam hakk ının ihlal edildi ği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı anlaşılmaktad ır. 95. Bu durumda yaşam hakk ının ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılması için yeniden yarg ılama yap ılmasında hukuki yarar bulunmaktad ır. Yapılacak yeniden yarg ılama ise bireysel ba şvuruya özgü düzenleme içeren 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaral ı f ıkrasına göre ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken i ş yeniden yarg ılama karar ı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ula ştıran nedenleri gideren, ihlal karar ında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple karar ın bir örne ğinin yeniden yarg ılama yap ılmak üzere Ordu İdare Mahkemesine (E.2007/301, K.2008/659) gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. 96. İhlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılması için yeniden yarg ılaman ın yeterli bir giderim sa ğlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekti ği sonucuna ulaşılmıştır. Başvuru Numarası : 2014/7804 Karar Tarihi : 10/6/2020 2597. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.206,10 TL yarg ılama giderinin ba şvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Yaşam hakkının ihlal edildi ğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 17. maddesinin birinci f ıkrasında güvence alt ına al ınan yaşam hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Karar ın bir örneğinin ya şam hakk ı ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılması için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere Ordu İdare Mahkemesine (E.2007/301, K.2008/659) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucunun tazminat talebinin REDD İNE, E. 206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.206,10 TL yargılama giderinin ba şvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemenin, karar ın tebliğini takiben ba şvurucunun Hazine ve Maliye Bakanl ığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yap ılmasına, ödemede gecikme olmas ı hâlinde bu sürenin sona erdi ği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FA İZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanl ığına GÖNDER İLMESİNE 10/6/2020 tarihinde OYB İRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Üye Üye Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL