T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1263 - 2025/1586 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1263 KARAR NO : 2025/1586 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2024 NUMARASI : 2019/535 Esas - 2024/380 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07/01/2026 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1263 - 2025/1586 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1263 KARAR NO : 2025/1586 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2024 NUMARASI : 2019/535 Esas - 2024/380 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ... plakalı firari aracın, 10/11/2011 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davacının zararlarının karşılanması için Sigorta Tahkim Komisyonu'na müracaat ettiğini, ancak davalının sürenin uzatılmasını kabul etmemesi üzerine tahkim başvurusunun usulden reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.500,00-TL maluliyet zararının davalıdan temerrüt tarihinden itibaren tahsilini talep etmiş, 19.02.2020 tarihli beyan dilekçesinde talep ettikleri maluliyet zararının kalıcı maluliyete ilişkin olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmiş, 22.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 200.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, davacının 200.000,00 TL'den ibaret sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatının 24/10/2019 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava kısmi dava olarak açıldığından ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, kazanın 10.11.2011 tarihinde gerçekleştiğini, ıslah zamanaşımı süresinin 10.11.2019 tarihinde dolduğunu, uzamış dava zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin ıslah tarihinde dolmuş olduğunu, ıslah zamanaşımı nedeniyle ıslah dilekçesine karşı itiraz sunduklarını, davalıya başvuru sırasında maluliyet raporu sunulmadığından davada başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının kaza anında, emniyet kemeri veya kask takıp takmadığı vb. güvenlik önlemlerini alıp almadığı belirlenerek hesaplanacak maddi tazminattan ayrıca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespitinin ATK vasıtasıyla yapılması gerektiğini, dosyada kazanın gerçekleştiğine dair somut delil bulunmadığını, davacı tarafından davalı kuruma yapılan başvuru üzerine alınan kusur raporunda tespit edilen kusur oranları ile 01.01.2024 tarihli kusur raporunda tespit edilen kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının kaza sonucu maluliyetinin oluştuğuna dair somut bir delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada bulunan maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun olmadığını, hesap raporunda uygulanan hesaplama yöntemi hatalı olduğu gibi hesaplamada 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davalı aleyhine ancak dava tarihinden (davanın daha sonra yönlendirilmiş olması halinde dava dilekçesi tebliğ tarihinden) ve ancak yasal faize hükmedilebileceğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi yapılmış, ayrıca, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunduğu, bu düzenlemelere göre, 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu, arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda dosya muhteviyatının incelenmesinde, davanın 01.01.2019 tarihinden sonra 24.10.2019 tarihinde açıldığı, zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dosya kapsamında ve UYAP ortamında arabuluculuğa başvuru ve son tutanak evrakının yer almadığı anlaşılmakla mahkemece öncelikle davacı vekiline kesin mehil verilerek arabuluculuk son tutanağının ibrazının istenmesi, tutanağın kesin mehil içinde ibrazı halinde yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığının tespiti halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk dava şartını yerine getirdiğinin son tutanağın dosyaya sunulmasıyla anlaşılması halinde ise, mahkemece esasa ilişkin yapılan yargılamada, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davaya konu trafik kazasının 10.11.2011 tarihinde meydana geldiği, davacının eldeki davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile kısmi olarak 24.10.2019 tarihinde açtığı, mahkemece kusura ve maddi tazminat tutarlarına ilişkin bilirkişi raporlarının alınmasından sonra 5.500,TL’lik kısmi dava olarak açtığı davadaki talebini 22.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile artırarak toplam talebini 200.000,00TL’ye yükselttiği, davalı vekilinin ise yasal süre içerisinde verdiği ıslah dilekçesine karşı beyanlarını içeren dilekçe ile ıslah edilen tutar bakımından zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olaydaki uyuşmazlık; davacının ıslah talebine karşı davalı ... vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin mahkemece dikkate alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olay, trafik kazasından kaynaklandığından zamanaşımı yönünden KTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesi gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Belirsiz alacak davalarında, davanın açılmış olması ile tazminat alacağının tamamı yönünden zamanaşımı kesildiğinden, davacının, belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, sonradan dava değerini belirlemesi durumunda zamanaşımı süresi yeniden işlemeyeceğinden belirlenen alacak kısmı için zamanaşımı söz konusu olmayacaktır. Davanın kısmi dava olarak açılmış olması halinde, bir başka deyişle davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını açmış olması halinde ise, davacının fazlaya ilişkin hakları yönünden davasını ıslah edebilmesi mümkün ise de, fazlaya ilişkin haklar yönünden açılan bir dava bulunmadığından zamanaşımı süreci işlemeye devam edeceğinden davalının zamanaşımı def'inde bulunmasına karşılık davanın zamanaşımı süresi içerisinde ıslah edilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK 2017/2796 E. 2021/1038 K. sayılı emsal kararında; "818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (BK) 133/2. maddesi [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 154/2] gereğince; alacaklı dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir. Öğreti ve uygulamada kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir (Kuru, s. 1541 vd.; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. baskı, İstanbul 2017, s. 1008). Başka bir deyişle kısmi dava açılması hâlinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilecek, ancak talep konusu yapılmayan geri kalan kısım bakımından ise zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Kısmi dava ile talep edilmeyen alacağın geri kalan kısmı için zamanaşımı TBK’nın 154. maddesindeki diğer kesilme nedenleri dışında ancak aynı yargılamada karşı tarafın rızası veya ıslah talebinde bulunma tarihinde yahut geri kalan kısım için ikinci dava açılacaksa ikinci davanın açıldığı tarihte kesilmiş olur. Davacının geri kalan kısım için ıslaha başvurması veya ikinci dava açması durumunda da davalının zamanaşımı def'inde bulunabileceğinden tereddüt etmemek gerekir (Pekcanıtez, s. 1008). Aynı hususla alakalı olarak verilen Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarihli ve 2012/4-824 E., 2013/305 K. ile 22.10.2014 tarihli ve 2014/4-840 E., 2014/837 K. sayılı kararlarında da; kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle dava konusu yapılmayan alacak miktarının ek davaya veya kısmi ıslaha konu olması hâlinde, bu usul işlemine karşı davalının zamanaşımı def’ini ileri sürebileceği kabul edilmiştir." denilerek, kısmi dava olarak açılan davada ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği, alacağın bir kısmının dava edilmiş olmasının, dava edilmeyen kısım yönünden zamanaşımının işlemesini durdurmayacağını kabul etmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası mahiyetinde olduğunu belirtmeksizin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle kalıcı işgücü kaybından kaynaklanan maddi zararlarının tazminine ilişkin davayı kısmi dava olarak açtığı, kaza tarihi nazara alındığında ıslah tarihi itibarıyla 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin ıslah edilen kısma yönelik olarak yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu gözetilerek mahkemece davalı vekilinin ıslah edilen kısma ilişkin zamanaşımı itirazının etraflıca (zamanaşımını durduran/kesen nedenler olup olmadığı… vs.) değerlendirilip gerekçelendirilmesiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile bu husus irdelenip hükümde gerekçelendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yine, davanın açılmasından önce davacı tarafça davalıya başvuru yapılmasını takiben davalı kurum tarafından hasar dosyası kapsamında belirlenen kusur durumu olup olmadığının tespiti amacıyla mahkemece hasar dosyasının eksiksiz olarak davalı kurumdan temini ile mahkemece belirlenen kusur durumu ile anılan dosyada belirlenen kusur durumu arasında çelişki bulunması halinde mahkemece dosya kapsamında kusur durumunun belirlemeye yönelik taraf itirazlarını da karşılar ve çelişkileri giderir şekilde kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kusur durumuna ilişkin itirazlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece öncelikle davacı vekiline kesin mehil verilerek arabuluculuk son tutanağının ibrazının istenmesi, tutanağın ibrazı halinde yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığının tespiti halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi, davacı vekilinin davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk dava şartını yerine getirdiğinin son tutanağın dosyaya sunulmasıyla anlaşılması halinde ise, mahkemece esasa ilişkin yapılacak yargılamada, mahkemece öncelikle davalı ...’ndan hasar dosyasının getirtilmesi, hasar dosyasında kusura ilişkin belirlemeler olup olmadığının ve varsa mahkemece alınan kusur raporu ile çelişki teşkil edip etmediğinin irdelenmesi, çelişki varsa dosya kapsamında kusur durumunun belirlemeye yönelik taraf itirazlarını da karşılar ve çelişkileri giderir şekilde kusur raporu alınması, akabinde gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, hükümde davanın kısmi dava olarak açıldığı, kaza tarihi nazara alındığında ıslah tarihi itibarıyla 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu, davalı vekilinin ıslah edilen kısma yönelik olarak yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu gözetilerek mahkemece davalı vekilinin ıslah edilen kısma ilişkin zamanaşımı itirazının etraflıca (zamanaşımını durduran/kesen nedenler olup olmadığı… vs.) değerlendirilip gerekçelendirilmesiyle ve istinaf eden davalı lehine oluşan usuli müktesep hakların da korunmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma gerekçelerine göre istinaf eden davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE, Ankara 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/05/2024 tarih, 2019/535 Esas - 2024/380 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 8. Genel İcra Dairesi'nin 2024/76769 Esas sayılı dosyasına depo edilen 490.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.