3. Hukuk Dairesi 2022/584 E. , 2022/2180 K. "" Davacı ..., ... ile davalı ... arasındaki cezai işlemin iptali davasına dair İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.12.2020 günlü ve 2020/66 Esas – 2020/244 Karar sayılı hükmün onanması hakkında Dairemizce verilen 20.10.2021 günlü ve 2021/5937 Esas – 2021/10405 Karar sayılı ilama karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya…
**3. Hukuk Dairesi 2022/584 E. , 2022/2180 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı ..., ... ile davalı ... arasındaki cezai işlemin iptali davasına dair İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.12.2020 günlü ve 2020/66 Esas – 2020/244 Karar sayılı hükmün onanması hakkında Dairemizce verilen 20.10.2021 günlü ve 2021/5937 Esas – 2021/10405 Karar sayılı ilama karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, ... sahibi olduğunu, davalı Kurum tarafından hastalara teslim edilmeyen ilaçlara ilişkin reçetelerin kuruma fatura edilmesi nedeni ile hakkında 2009 Protokolünün 6.3.10 ve 4.3.6 maddeleri gereğince cezai işlem uygulandığını ve ilaç bedelinin de talep edildiğini ancak reçetelerin ve raporların sahte olup sahteliklerinin kendilerince anlaşılmasının mümkün olmadığını, kastı bulunmadığını bu şekilde aynı semtte 19 eczanenin dolandırıldığını ileri sürerek, uygulanan ceza ve ilaç bedelinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve muarazanın menine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2018 tarihli 2015/30305 Esas ve 2018/4138 Karar sayılı ilamıyla “... Somut olayda reçete ve raporların doktorun elinden çıkmadığı, hastanın ifadelerine göre ilaçların kurum sigortalısı tarafından teslim alınmadığı, reçetenin de raporu düzenleyenlerce eczaneye teslim edildiği mahkemenin de kabulünde olup olayda davacının bir kusuru ve kastı olduğundan bahsedilemez. Bu durumda, 2009 yılı protokolünün 6.3.10 maddesinin ve bu madde gereği ceza-i işlemin olayda uygulanması mümkün değildir. Ancak, karşılığı bulunmayan reçetedeki ilaç bedelinin davalı Kuruma yüklenmesi sonucunu doğurur şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, alınan 20.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda da kurum zararı olan 4.209,66 TL reçete tutarının davalı kuruma iadesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiş olup, mahkemece, bu yön göz ardı edilerek hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir...” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile, davacının 21.048,30 TL cezai şart alacağı nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 4.209,66 TL reçete bedeli (kurum zararı) yönünden açılan menfi tespit davasının reddine, karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen hüküm, Dairemizin 20.10.2021 günlü ve 2021/5937 Esas – 2021/10405 Karar sayılı ilamıyla davalının tüm temyiz itirazları reddedilerek onanmasına karar verilmiş; davalı bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.