Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, Kurumun kapanmasıyla İl Özel İdaresinde çalışmasını sürdürdüğünü, 11.12.2000 tarihli Başbakanlık Genelgesi ve Eki Protokol kapsamında 02.02.2001 tarihinde kadroya geçirildiğini, İl Özel İdaresinin kapanmasıyla davalı bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, Yol-İş Sendikasına üye olduğunu, davacının mevsimlik ve geçici işçilikte geçen çalışmalarının derece ve kademesine ya
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, Kurumun kapanmasıyla İl Özel İdaresinde çalışmasını sürdürdüğünü, 11.12.2000 tarihli Başbakanlık Genelgesi ve Eki Protokol kapsamında 02.02.2001 tarihinde kadroya geçirildiğini, İl Özel İdaresinin kapanmasıyla davalı bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, Yol-İş Sendikasına üye olduğunu, davacının mevsimlik ve geçici işçilikte geçen çalışmalarının derece ve kademesine yansıtılmadığını ileri sürerek derece ve kademesinin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve yıpranma primi alacakları ile ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının daimi kadroya geçirilmeden önce mevsimlik işçi statüsünde geçen çalışmalarının daimi kadroya geçtiği tarih itibarıyla derece ve kademesinin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı ve buna bağlı eksik ödenen aylık ücret farkı, yıpranma primi farkı, ilave tediye farkı ve ikramiye farkı alacaklarının bulunup bulunmadığı ve bu bağlamda davacı tarafça işbu davadan önce açılmış olan Hatay İş Mahkemesinin 2012/478 Esas, 2013/589 Karar sayılı dosyasının somut davaya etkisi hususlarındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.